Zariyat 60 Ayet 26. Cüz الذاريات
51

Zariyat

— Tozutup Savuran
60 Ayet 26. Cüz
الذاريات
51
Zariyat
60 Ayet
الذاريات
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
وَالذَّارِيَاتِ ذَرْواًۙ ١
Vez zâriyâti zerven.
Yemin olsun o (toprağı yerinden) kaldırıp dağıtan (rüzgâr)lara!— M.Ustaosmanoğlu
51:1
2
فَالْحَامِلَاتِ وِقْراًۙ ٢
Fel hâmilâti vıkren.
Peşi sıra o (yağmur gibi) ağır yükü taşıyan (bulut)lara!— M.Ustaosmanoğlu
51:2
3
فَالْجَارِيَاتِ يُسْراًۙ ٣
Fel câriyâti yusren.
Ardı sıra rahat bir şekilde akıp giden (gemi)lere!— M.Ustaosmanoğlu
51:3
4
فَالْمُقَسِّمَاتِ اَمْراًۙ ٤
Fel mukassimâti, emren.
Derken o (yaratıklar arasında) işleri (emr olundukları şekilde) bölüştüren (melek)lere! (İş te bütün bunlara yemin olsun ki;)— M.Ustaosmanoğlu
51:4
5
اِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌۙ ٥
İnnemâ tûadûne le sâdikûn.
Şüphesiz o vaad olunmakta bulunduğunuz şey elbette doğrudur!— M.Ustaosmanoğlu
51:5
6
وَاِنَّ الدّ۪ينَ لَوَاقِـعٌۜ ٦
Ve inned dîne le vâkıu(vâkıun).
Gerçekten de o (amellerin karşılığı olan) ceza elbette gerçekleşecektir!— M.Ustaosmanoğlu
51:6
7
وَالسَّمَٓاءِ ذَاتِ الْحُبُكِۙ ٧
Ves semâi zâtil hubuki.
O (rüzgâr esmesiyle su üzerinde beliren dalgalı çizgiler misali) güzel yollar (ve yörüngeler)/ sağlam yapı(lı burç)lar/ sahibi olan göğe yemin olsun ki;— M.Ustaosmanoğlu
51:7
8
اِنَّكُمْ لَف۪ي قَوْلٍ مُخْتَلِفٍۙ ٨
İnnekum le fî kavlin muhtelifin.
Gerçekten siz elbette (gökteki yollar gibi birbirinden uzak ve) çelişkili bir söz içindesiniz. (Nitekim kiminiz Kur’ân’a sihir, kiminiz de şiir de mekte; peygamber hakkında da, kiminiz sihirbaz, kimi niz şâir, kiminiz deli demektesiniz, hâlbuki şiir ve sihir sanatları delinin becerebileceği işler değildir!)— M.Ustaosmanoğlu
51:8
9
يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ اُفِكَۜ ٩
Yû’feku anhu men ufik(ufike).
O (peygambere ve Kur’ân’a ima)ndan ancak, (bütün hayırlardan tam anlamıyla) çevrilmiş olan kimse döndürülmektedir.— M.Ustaosmanoğlu
51:9
10
قُتِلَ الْخَرَّاصُونَۙ ٠١
Kutilel harrâsûne.
Helâk olsun o yalan (yanlış) tahminlerde bulun(arak İslâm ve Kur’ân hakkında gerçek dışı beyan larda bulun)anlar;— M.Ustaosmanoğlu
51:10
11
اَلَّذ۪ينَ هُمْ ف۪ي غَمْرَةٍ سَاهُونَۙ ١١
Ellezîne hum fî gamretin sâhûne.
Kendileri, kuşatıldıkları büyük cehâlet içerisinde kalmış o gâfiller!— M.Ustaosmanoğlu
51:11
12
يَسْـَٔلُونَ اَيَّانَ يَوْمُ الدّ۪ينِۜ ٢١
Yes’elûne eyyâne yevmud dîn(dîni).
(İnadına) soruyorlar ki: “O ceza günü de ne zamanmış?”— M.Ustaosmanoğlu
51:12
13
يَوْمَ هُمْ عَلَى النَّارِ يُفْتَنُونَ ٣١
Yevme hum alen nâri yuftenûne.
Onlar o ateşe arz olunarak yakılacakları gün (, gerçeği görecekler)!— M.Ustaosmanoğlu
51:13
14
ذُوقُوا فِتْنَتَكُمْۜ هٰذَا الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تَسْتَعْجِلُونَ ٤١
Zûkû fitnetekum, hâzellezî kuntum bihî testa’cilûn(testa’cilûne).
(Onlara denilecek ki:) “Tadın azâbınızı! Kendisini acele istemekte bulunmuş olduğunuz şey işte buydu!”— M.Ustaosmanoğlu
51:14
15
اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ ٥١
İnnel muttekîne fî cennâtin ve uyûnin.
O takvâ sahipleri gerçekten pek kıymetli cennetler ve çok değerli gözeler içerisinde (ikamet etmekte)dirler.— M.Ustaosmanoğlu
51:15
16
اٰخِذ۪ينَ مَٓا اٰتٰيهُمْ رَبُّهُمْۜ اِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذٰلِكَ مُحْسِن۪ينَۜ ٦١
Âhizîne mâ âtâhum rabbuhum, innehum kânû kable zâlike muhsinîn(muhsinîne).
Rablerinin kendilerine vermiş olduklarını (hoşnutlukla) alanlar olarak! İşte şüphesiz ki onlar bundan önce (dünyada salih ve) güzel amel(leri lâyıkı vechile) işleyen kimseler olmuştular.— M.Ustaosmanoğlu
51:16
17
كَانُوا قَل۪يلاً مِنَ الَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ ٧١
Kânû kalîlen minel leyli mâ yehceûn(yehceûne).
Onlar geceden (pek çok zamanı ibadetle geçir diklerinden) çok az bir zaman uyumaktaydılar.— M.Ustaosmanoğlu
51:17
18
وَبِالْاَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ ٨١
Ve bil eshârihum yestağfirûne.
Seherlerde de bağışlanma isteyenler ancak onlardılar!— M.Ustaosmanoğlu
51:18
19
وَف۪ٓي اَمْوَالِهِمْ حَقٌّ لِلسَّٓائِلِ وَالْمَحْرُومِ ٩١
Ve fî emvâlihim hakkun lis sâili vel mahrûmi.
Onların mallarında da, isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemediği için zengin sanılarak sadakadan) mahrum (bırakılmış) olan için bolca nasip vardı (ki, insanlara merhametlerinden dolayı Allâh rızası için bu nu kendilerine zekât hâricinde gerekli kılmıştılar)!— M.Ustaosmanoğlu
51:19
20
وَفِي الْاَرْضِ اٰيَاتٌ لِلْمُوقِن۪ينَۙ ٠٢
Ve fîl ardı âyâtun lil mûkınîne.
Yakînen inananlar için o yer(yüzün)de nice âyet (ve delil)ler bulunmaktadır (ki, türlü türlü ma denler, bitkiler ve canlılar bunlardan bir kısmıdır).— M.Ustaosmanoğlu
51:20
21
وَف۪ٓي اَنْفُسِكُمْۜ اَفَلَا تُبْصِرُونَ ١٢
Ve fî enfusikum, e fe lâ tubsirûn(tubsirûne).
Nefislerinizde de (nice âyetler vardır ki, bir su hâlinden düzgün bir insan şekli alıncaya kadar geçir diğiniz evrelerden tutun da, güzel görünümünüz, ilginç bileşimleriniz ve eşsiz sanatlar yapma gücünüz bunun sadece birer örneğidir)! Hâlâ görmeyecek misiniz?— M.Ustaosmanoğlu
51:21
22
وَفِي السَّمَٓاءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ ٢٢
Ve fîs semâi rızkukum ve mâ tûadûn(tûadûne).
Rızkınız(ın takdir ve tayini, ayrıca güneş, ay ve yıldızlar gibi maddî esbâbı) da, (hayır ve şer nâmına) vaad olunduklarınız da göktedir.— M.Ustaosmanoğlu
51:22
23
فَوَرَبِّ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ اِنَّهُ لَحَقٌّ مِثْلَ مَٓا اَنَّكُمْ تَنْطِقُونَ۟ ٣٢
Fe ve rabbis semâi vel ardı innehu le hakkun misle mâ ennekum tentıkûn(tentıkûne).
Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki; muhakkak o (vaad olunduğunuz sevap ve azap), şüphesiz sizin konuşmanız(ın hak oluşu) gibi elbette gerçek tir. (Konuştuğunuza dâir şüphe taşımadığınız gibi, bu na da şüphe etmeyin!)— M.Ustaosmanoğlu
51:23
24
هَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ ضَيْفِ اِبْرٰه۪يمَ الْمُكْرَم۪ينَۢ ٤٢
Hel etâke hadîsu dayfi ibrâhîmel mukremîn(mukremîne).
(Habîbim!) İbrâhîm’in o (, Allâh katında) ikrama mazhar olan misafirlerinin önemli haberi geldi sana değil mi?— M.Ustaosmanoğlu
51:24
25
اِذْ دَخَلُوا عَلَيْهِ فَقَالُوا سَلَاماًۜ قَالَ سَلَامٌۚ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ ٥٢
İz dehalû aleyhi fe kâlû selâmâ(selâmen), kâle selâm(selâmun), kavmun munkerûn(munkerûne).
Hani onlar onun yanına girdiler de: “(Sana) selâm (olsun)!” dediler. O da: “(Size de) selâm (olsun)! Tanınmayan bir toplum (sunuz, buralarda sizin gibi birilerini hiç görmedim, bana kendinizi tanıtır mısı nız?)!” dedi.— M.Ustaosmanoğlu
51:25
26
فَرَاغَ اِلٰٓى اَهْلِه۪ فَجَٓاءَ بِعِجْلٍ سَم۪ينٍۙ ٦٢
Fe râga ilâ ehlihî fe câe bi iclin semînin.
Derken gizlice ailesine yöneldi de, hemen besili bir buzağı getirdi.— M.Ustaosmanoğlu
51:26
27
فَقَرَّبَهُٓ اِلَيْهِمْ قَالَ اَلَا تَأْكُلُونَۘ ٧٢
Fe karrebehû ileyhim kâle e lâ te’kulûn(te’kulûne).
Böylece onu kendilerine yaklaştırdı da: “Yemezmisiniz?” dedi.— M.Ustaosmanoğlu
51:27
28
فَاَوْجَسَ مِنْهُمْ خ۪يفَةًۜ قَالُوا لَا تَخَفْۜ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَامٍ عَل۪يمٍ ٨٢
Fe evcese minhum hîfeh(hîfeten), kâlû lâ tehaf, ve beşşerûhu bi gulâmin alîm(alîmin).
Derken onlar yüzünden (gelecek tehlikeden) bir korku hissetti/bir korku(yu içinde) gizledi/. Onlar (onun bu endişesini fark edince): “Korkma!” dediler ve onu (İshâk adında) pek bil gili (olacak) bir oğulla müjdelediler.— M.Ustaosmanoğlu
51:28
29
فَاَقْبَلَتِ امْرَاَتُهُ ف۪ي صَرَّةٍ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَق۪يمٌ ٩٢
Fe akbeletimreetuhu fî sarretin fe sakket vechehâ ve kâlet acûzun akîmun.
Bunun üzerine hanımı (Sâre) bir bağırış içerisinde yöneldi ve (şaşkınlığından eliyle) yüzüne vurdu da: “(Benim gibi) kısır bir kocakarı (nasıl doğuracak acaba?)!” dedi.— M.Ustaosmanoğlu
51:29
30
قَالُوا كَذٰلِكِۙ قَالَ رَبُّكِۜ اِنَّهُ هُوَ الْحَك۪يمُ الْعَل۪يمُ ٠٣
Kâlû kezâliki kâle rabbuk(rabbuki), innehu huvel hakîmul alîmu.
Onlar: “İşte rabbin(in) böylece buyurdu(ğunu biz sana bildirmekteyiz)! Şüphesiz ki (her işi yerinde olan) Hakîm de, (her şeyi hakkıyla bilen) Alîm de ancak O’dur! (O halde buyruğu haktır, işi de sağlamdır, artık bu hususta hiçbir şüpheye mahal yok tur.)” dediler.— M.Ustaosmanoğlu
51:30
Yükleniyor...
Zariyat
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle