Ta Ha 135 Ayet 16. Cüz طه
20

Ta Ha

— Ta Ha
135 Ayet 16. Cüz
طه
20
Ta Ha
135 Ayet
طه
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
طٰهٰۜ ١
Tâ, hâ.
Tâ! Hâ!— M.Ustaosmanoğlu
20:1
2
مَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ لِتَشْقٰىۙ ٢
Mâ enzelnâ aleykel kur’âne li teşkâ.
(Habîbim!) Biz bu Kur’ân’ı sana (“Kâfirler niye inanmıyor?” diye üzülerek, teheccüd namazında çok ayakta durarak ve sıralı oruçlarla aç susuz kalarak) yorulasın diye indirmedik.— M.Ustaosmanoğlu
20:2
3
اِلَّا تَذْكِرَةً لِمَنْ يَخْشٰىۙ ٣
İllâ tezkireten li men yahşâ.
Fakat (Allâh-u Te`âlâ’dan) korkmakta olan/ korkacak olan/ kimselere büyük bir öğüt olsun diye (indirdik)!— M.Ustaosmanoğlu
20:3
4
تَنْز۪يلاً مِمَّنْ خَلَقَ الْاَرْضَ وَالسَّمٰوَاتِ الْعُلٰىۜ ٤
Tenzîlen mimmen halakal arda ves semâvâtil ulâ.
Yeri ve yüce gökleri yaratmış olan O Zât tarafından peyderpey bir indirilişle!— M.Ustaosmanoğlu
20:4
5
اَلرَّحْمٰنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوٰى ٥
Er rahmânu alel arşistevâ.
O Rahmân (olan Allâh-u Te`âlâ, bir mekâna yerleşmekten münezzeh olarak, Kendi murad ettiği mana üzere, Zât’ına yakışır şekilde) Arş’a istivâ buyurmuştur/Rahmân(ın emri ve hükmü) Arş’a (yönelip) isti vâ etmiştir/ Rahmân (en büyük cisim olan) Arş (dâhil tüm yaratıklar) ı (hükmü altına almış ve hepsini ilmen kuşatarak) istîlâ etmiştir/. Bu ve benzeri bazı âyet-i kerimeler, “Müteşâbih âyetler”den oldukları için kendilerini yanlış yorumlayan bazı sapık fırkalar, Allâh-u Te’âlâ’nın gökte olduğunu ve Arş’ın üzerinde oturduğunu iddiâ etmektedirler. Hâlbuki Allâh-u Te`âlâ, sonradan yaratılanlara herhangi bir yönden benzemekten, zaman ve mekân bağımlılığı gibi ihtiyaçlardan son derece münezzehtir! Bu hususta geniş mâlûmât için bakınız: Âl-i İmrân Sûresi: 9; A’râf Sûresi: 54— M.Ustaosmanoğlu
20:5
6
لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَمَا تَحْتَ الثَّرٰى ٦
Lehu mâ fis semâvâti ve mâ fîl ardı ve mâ beynehumâ ve mâ tahtes serâ.
Göklerde bulunanlar da, yerde olanlar da, ikisi arasında bulunan (hava, bulut, kuşlar ve bilinme yen nice varlıklar)lar da, o (yedi kat yerin dibindeki) nemli toprak altında olanlar da (mülkiyet ve yönetim bakımından) sadece O (Allâh-u Azîmüşşâ)na âittir.— M.Ustaosmanoğlu
20:6
7
وَاِنْ تَجْهَرْ بِالْقَوْلِ فَاِنَّهُ يَعْلَمُ السِّرَّ وَاَخْفٰى ٧
Ve in techer bil kavli fe innehu ya’lemus sirre ve ahfâ.
(Habîbim! Zikir, dua veya herhangi bir iş için yüksek sesle konuşarak) sözü açığa vuracak olursan, (bil ki, Allâh-u Te`âlâ’nın buna ihtiyacı yoktur. Çünkü) gerçekten de O, (başkasıyla fısıldaştığın, hattâ konuş mayıp kalbinde sakladığın) sırrı da, (bir zaman sonra kalbine neler geleceğiyle alâkalı senin dahi bilmediğin, bu nedenle henüz kalbinde bulunanlardan) daha gizli olanı da bilmektedir.— M.Ustaosmanoğlu
20:7
8
اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ لَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰى ٨
Allâhu lâ ilâhe illâ huve, lehul esmâul husnâ.
Allâh ki; Kendisinden başka hiçbir ilâh yoktur! (Delâlet et tikleri takdîs, tahmîd, ta’zîm ve tenzîh manaları açısından) en güzel isimler sadece O’na âit tir. (Ama isim ve sıfatlarının çokluğu Zât’ının birliğine zıt değildir.)— M.Ustaosmanoğlu
20:8
9
وَهَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ مُوسٰىۢ ٩
Ve hel etâke hadîsu mûsâ.
(Ey peygamberlik görevini yüklenen Habîbim! Senden ön ce de peygamberler bu dava uğrunda çok büyük eziyetlere katlanmıştır. Nitekim) sana Mûsâ’nın o önemli haberi geldi değil mi?— M.Ustaosmanoğlu
20:9
10
اِذْ رَاٰ نَاراً فَقَالَ لِاَهْلِهِ امْكُـثُٓوا اِنّ۪ٓي اٰنَسْتُ نَاراً لَعَلّ۪ٓي اٰت۪يكُمْ مِنْهَا بِقَبَسٍ اَوْ اَجِدُ عَلَى النَّارِ هُدًى ٠١
İz reâ nâren fe kâle li ehlihimkusû innî ânestu nâren leallî âtîkum minhâ bi kabesin ev ecidu alen nâri hudâ(huden).
Hani o, (annesini ziyaret için kayınpederi Şu`ayb (Aleyhisselâm)`dan izin alıp Mısır’a doğru giderken, Tûr dağının bulunduğu Tuvâ vâdisine gelmiş, o sırada karlı ve karanlık bir kış gecesi hanımı çocuk doğururken) bir ateş görmüş de, âilesine: “Yerinizde durun! Gerçekten de ben net olarak bir ateş gördüm, ola ki ben size ondan alınan bir meş’ale getiririm (de ısınırsınız) ya da o ateş yanında (bana yol gösterecek) bir rehber bulurum!” demişti.— M.Ustaosmanoğlu
20:10
11
فَلَمَّٓا اَتٰيهَا نُودِيَ يَا مُوسٰى ١١
Fe lemmâ etâhâ nûdiye yâ mûsâ.
Oraya vardığında (kendisine) nida edildi ki: “Ey Mûsâ!— M.Ustaosmanoğlu
20:11
12
اِنّ۪ٓي اَنَا۬ رَبُّكَ فَاخْلَعْ نَعْلَيْكَۚ اِنَّكَ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًىۜ ٢١
İnnî ene rabbuke fehla’ na’leyk(na’leyke), inneke bil vâdil mukaddesi tuvâ(tuven).
Şüphesiz ki Ben; senin Rabbin ancak Benim! Hemen iki ayakkabını çıkar (ki ayakların da bereket lensin)! Muhakkak ki sen, o mukaddes (ve mübârek) Tuvâ vâdisindesin!— M.Ustaosmanoğlu
20:12
13
وَاَنَا اخْتَرْتُكَ فَاسْتَمِـعْ لِمَا يُوحٰى ٣١
Ve enahtertuke festemi’ li mâ yûhâ.
Bir de; Ben seni (peygamberlik görevi için) seçtim, şimdi vahyolunacak şeyleri iyi dinle/vahye kulak ver/!— M.Ustaosmanoğlu
20:13
14
اِنَّـن۪ٓي اَنَا اللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنَا۬ فَاعْبُدْن۪يۙ وَاَقِمِ الصَّلٰوةَ لِذِكْر۪ي ٤١
İnnenî enallâhu lâ ilâhe illâ ene fa’budnî ve ekımis salâte li zikrî.
Şüphesiz ki Ben; Allâh ancak Benim! Ben den başka hiçbir ilah yok tur. Öyleyse Bana kulluk et, namazı da Beni hatırlamak için/Benim (seni) hatırlamam için/Ben (onu, kitaplarımda) zikretti ğim için/Beni(m namaz vakitlerimi) hatırladığında/ hakkıyla kıl.— M.Ustaosmanoğlu
20:14
15
اِنَّ السَّاعَةَ اٰتِيَةٌ اَكَادُ اُخْف۪يهَا لِتُجْزٰى كُلُّ نَفْسٍ بِمَا تَسْعٰى ٥١
İnnes sâate âtiyetun ekâdu uhfîhâ li tuczâ kullu nefsin bimâ tes’â.
Herkes çalışmakta olduğu şeyle karşılık görsün diye, o (kıyâmet) ân(ı) muhakkak gelicidir. (Kul lar dâima korku üzerinde bulunsunlar da günahlara hiç yaklaşmasınlar diye) Ben onu(n zamanını onlar dan) gizlemek istiyorum./ Ben onu (kullardan) giz lemekteyim/(kulların mazeretlerini ortadan kaldır mak ve onları uyararak hazırlıklı bulundurmak gibi birçok hikmetler söz konusu olmasaydı) az kaldı Ben onu gizleyecektim (de: ‘Kıyâmet gelecektir!’ diye kim seye bildirmeyecektim)/yakında (zamanı geldiğinde) Ben onu açıklayacağım/.— M.Ustaosmanoğlu
20:15
16
فَلَا يَصُدَّنَّكَ عَنْهَا مَنْ لَا يُؤْمِنُ بِهَا وَاتَّـبَعَ هَوٰيهُ فَتَرْدٰى ٦١
Fe lâ yesuddenneke anhâ men lâ yu’minu bihâ vettebea hevâhu fe terdâ.
Artık o (namaza ve kıyâmet ânı)na inanmamakta bulunan ve (nefsinin) kötü arzusunun peşine düş(erek, aklını fikrini, gördüğü birtakım aldatıcı lez zetler bürü)müş olan bir kimse, sakın ha seni on (lara inanıp, gereğince davranmak)dan alıkoymasın, sonra (kâfirlerin aldatmalarına kanacak olursan) helâk olursun!— M.Ustaosmanoğlu
20:16
17
وَمَا تِلْكَ بِيَم۪ينِكَ يَا مُوسٰى ٧١
Ve mâ tilke bi yemînike yâ mûsâ.
Ey Mûsâ! İşte o sağ elinde olan da nedir?”— M.Ustaosmanoğlu
20:17
18
قَالَ هِيَ عَصَايَۚ اَتَوَكَّـؤُ۬ا عَلَيْهَا وَاَهُشُّ بِهَا عَلٰى غَنَم۪ي وَلِيَ ف۪يهَا مَاٰرِبُ اُخْرٰى ٨١
Kâle hiye asây(asâye), etevekkeu aleyhâ ve ehuşşu bihâ alâ ganemî ve liye fîhâ meâribu uhrâ.
Dedi ki: “Bu benim asâmdır! (Yorulduğumda, sürülerin başında dur duğumda ve sıçrama anında) ona yaslanıyorum, onunla koyunlarımın üzerine yap rak düşürüyorum. Onda benim için diğer birtakım ihtiyaçlar da vardır (yürürken onu omzuma atıp bazı eşyaları ona takarım, ona bağladığım iple kuyudan su çekerim, yılanları öldürürüm, vahşi hayvanları kaçırtı rım ve dinleneceğim zaman kendisine bağladığım şey leri gölgelik yaparım)!”— M.Ustaosmanoğlu
20:18
19
قَالَ اَلْقِهَا يَا مُوسٰى ٩١
Kâle elkıhâ yâ mûsâ.
(Allâh-u Te`âlâ) buyurdu ki: “Ey Mûsâ! Onu (yere) at!”— M.Ustaosmanoğlu
20:19
20
فَاَلْقٰيهَا فَاِذَا هِيَ حَيَّةٌ تَسْعٰى ٠٢
Fe elkâhâ fe izâ hiye hayyetun tes’â.
Böylece hemen onu atıverdi, birdenbire o, koşan bir yılan (oluverdi)!— M.Ustaosmanoğlu
20:20
21
قَالَ خُذْهَا وَلَا تَخَفْ۠ سَنُع۪يدُهَا س۪يرَتَهَا الْاُو۫لٰى ١٢
Kâle huzhâ ve lâ tehaf se nuîduhâ sîretehel ûlâ.
(Mûsâ (Aleyhisselâm) onun, ağaçları ve taşları yutan bir ejderhaya dönüştüğünü gördüğünde korkup kaçmaya başlayınca, Allâh-u Te`âlâ) buyurdu ki: “Al onu! Korkma! Muhakkak ki Biz onu evvelki şekli ne döndüreceğiz.— M.Ustaosmanoğlu
20:21
22
وَاضْمُمْ يَدَكَ اِلٰى جَنَاحِكَ تَخْرُجْ بَيْضَٓاءَ مِنْ غَيْرِ سُٓوءٍ اٰيَةً اُخْرٰىۙ ٢٢
Vadmum yedeke ilâ cenâhıke tahruc beydâe min gayri sûin âyeten uhrâ.
Bir de (sağ) elini (sol koltuğunun altındaki) yanına sok ki, (alaca hastalığı gibi) herhangi bir ku sur bulunmaksızın, bir başka mûcize olarak (gözleri kaplayan güneş ışınları gibi) bembeyaz bir halde çıksın!— M.Ustaosmanoğlu
20:22
23
لِنُرِيَكَ مِنْ اٰيَاتِنَا الْكُبْرٰىۚ ٣٢
Li nuriyeke min âyâtinel kubrâ.
Tâ ki Biz sana en büyük âyet-lerimizden bir kısmını gösterelim!— M.Ustaosmanoğlu
20:23
24
اِذْهَبْ اِلٰى فِرْعَوْنَ اِنَّهُ طَغٰى۟ ٤٢
İzheb ilâ fir’avne innehu tagâ.
(İşte bu iki mûcizeyle birlikte) Firavun’a git (de onu Bana kulluğa davet et)! Gerçekten de o (rablik iddiasına kalkışarak) azmıştır.”— M.Ustaosmanoğlu
20:24
25
قَالَ رَبِّ اشْرَحْ ل۪ي صَدْر۪يۙ ٥٢
Kâle rabbişrah lî sadrî.
(Böyle büyük bir vazifeyle görevlendirilen Mûsâ (Aleyhisselâm), bu yükün ağırlığını taşıyabilmek ve tebliğ görevini kolayca yerine getirebilmek için, Allâh-u Te`âlâ’dan birtakım isteklerde bulunmak üzere) dedi ki: “Ey Rabbim! Benim için göğsümü şerh et! (Yüreğime genişlik ver de, Senden başka kimseden korkmayayım!)— M.Ustaosmanoğlu
20:25
26
وَيَسِّرْ ل۪ٓي اَمْر۪يۙ ٦٢
Ve yessir lî emrî.
(Elçilik görevimi Firavun’a tebliğ) işimi bana kolaylaştır!— M.Ustaosmanoğlu
20:26
27
وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَان۪يۙ ٧٢
Vahlul ukdeten min lisânî.
(Çocukluğumdan kalma pelteklik) düğümü (nü) de dilimden çöz!— M.Ustaosmanoğlu
20:27
28
يَفْقَهُوا قَوْل۪يۖ ٨٢
Yefkahû kavlî.
Tâ ki sözümü iyice anlayabilsinler!— M.Ustaosmanoğlu
20:28
29
وَاجْعَلْ ل۪ي وَز۪يراً مِنْ اَهْل۪يۙ ٩٢
Vec’al lî vezîren min ehlî.
(Bu işlerde yardımcı olması için) âilemden de bana bir vezir tayin et!— M.Ustaosmanoğlu
20:29
30
هٰرُونَ اَخ۪يۚ ٠٣
Hârûne ahî.
Kardeşim Hârûn’u ki;— M.Ustaosmanoğlu
20:30
Yükleniyor...
Ta Ha
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle