وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ فَاِذَٓا اُو۫ذِيَ فِي اللّٰهِ جَعَلَ فِتْنَةَ النَّاسِ كَعَذَابِ اللّٰهِۜ وَلَئِنْ جَٓاءَ نَصْرٌ مِنْ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ اِنَّا كُنَّا مَعَكُمْۜ اَوَلَيْسَ اللّٰهُ بِاَعْلَمَ بِمَا ف۪ي صُدُورِ الْعَالَم۪ينَ ٠١
Ve minen nâsi men yekûlu âmennâ billâhi fe izâ ûziye fîllâhi ceale fitneten nâsi ke azâbillâh(azâbillâhî), ve le in câe nasrun min rabbike le yekûlunne innâ kunnâ meakum, e ve leysallâhu bi a’leme bi mâ fî sudûril âlemîn(âlemîne).
İnsanlardan öyle (münafık) kim se vardır ki: “Biz (de) Allâh’a iman ettik!” der. Ama Allâh uğrunda eziyete uğradığında, insan ların fitne (ve işkence)sini, Allâh’ın (âhirette kâfir lere uygulayacağı ebedî) azâbı gibi tutar (da, O’nun azâbından kor. kan kişi, nasıl iman edip itaat ediyorsa, o da, kâfirlerin dünyada yapacakları geçici sıkıntılar dan korkup, onlara itaat ederek Allâh’ı inkâr eder). Andolsun ki; elbette Rabbinden (müminlere) bü yük bir yardım(, fetih ve ganimet) gelecek olsa, mutlaka şüphesiz onlar: “Muhakkak biz (din bakımın dan) sizinle beraberdik. (Öy leyse ganimete bizi de ortak edin.) ” derler. (Öyle de,) âlemlerin sînelerinde bulunan (niyet ve inançları, ahlâk ve nifak)ları (herkesten, hatta kendilerinden) daha iyi bilen/ hakkıyla bilen/, sadece Allâh değil midir?— M.Ustaosmanoğlu