وَدَخَلَ الْمَد۪ينَةَ عَلٰى ح۪ينِ غَفْلَةٍ مِنْ اَهْلِهَا فَوَجَدَ ف۪يهَا رَجُلَيْنِ يَقْتَتِلَانِۘ هٰذَا مِنْ ش۪يعَتِه۪ وَهٰذَا مِنْ عَدُوِّه۪ۚ فَاسْتَغَاثَهُ الَّذ۪ي مِنْ ش۪يعَتِه۪ عَلَى الَّذ۪ي مِنْ عَدُوِّه۪ۙ فَوَكَزَهُ مُوسٰى فَقَضٰى عَلَيْهِۘ قَالَ هٰذَا مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِۜ اِنَّهُ عَدُوٌّ مُضِلٌّ مُب۪ينٌ ٥١
Ve dehalel medînete alâ hîni gafletin min ehlihâ fe vecede fîhâ raculeyni yaktetilâni hâzâ min şîatihî ve hâzâ min aduvvih(aduvvihî), festegâsehullezî min şîatihî alellezî min aduvvihî, fe vekezehu mûsâ fe kadâ aleyhi kâle hâzâ min ameliş şeytân(şeytâni), innehu aduvvun mudillun mubîn(mubînun).
(Firavun’un saraydan ayrıldığı bir sırada Mûsâ (Aleyhisselâm) oradan çıktı. Öğle uykusuna yatan) hal kının gaflet içinde olduğu bir zamanda o (Mısır) şehr(in)e girdi de, orada birbiriyle öldüresiye dö vüşmekte olan iki adama rastladı ki, işte bu, (din konusunda) kendisine eşlik eden adamlarından; işte şu ise onun düş manları (olan Firavun’un mensup olduğu Kıptî ırkı)ndandı. Kendi taraftarlarından olan kişi düşmanlarından olan kimseye karşı he men ondan yardım istedi. Mûsâ da ona (bir) yumruk vurdu da böylece ha yatını sona erdirdi. (İrâdesi dışında gerçekleşen bu öldürme hâdisesinden çok etkilenerek) dedi ki: “İşte bu (şekilde kasıtsız da olsa, Rabbimden emir almadan bir insana vurup ölümüne sebebiyet vermem), şeyta nın (süslü gösterdiği) işlerindendir! Şüphesiz ki o, (Âdemoğullarına karşı düşmanlığı) pek açık, saptı rıcı büyük bir düşmandır.”— M.Ustaosmanoğlu