هُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِۜ يَعْلَمُ مَا يَلِجُ فِي الْاَرْضِ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا يَنْزِلُ مِنَ السَّمَٓاءِ وَمَا يَعْرُجُ ف۪يهَاۜ وَهُوَ مَعَكُمْ اَيْنَ مَا كُنْتُمْۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ ٤
Huvellezî halakas semâvâti vel ardafisitteti eyyâmin summestevâ alel arş(arşi), a’lemu mâ yelicu fîl ardı ve mâ yahrucu minhâ ve mâ yenzilu mines semâi ve mâ ya’rucu fîhâ, ve huve meakum eyne mâ kuntum, vallâhu bi mâ ta’melûne basîr(basîrun).
Ancak O’dur O Zât ki, gökleri ve yeri (dünya günlerinden) altı gün (miktarına denk gelecek vakit) de yaratmıştır, sonra (bir mekâna yerleşmekten mü nezzeh olarak, Kendi murad et tiği mana üzere, Zât’ına yakışır şekilde) Arş’a is tivâ buyurmuştur/sonra (emri ve hükmü) Arş’a (yönelip) istivâ etmiştir/sonra (en büyük cisim olan) Arş (dâhil, tüm yaratıklar) ı (hükmü altına alıp hepsini ilmen kuşatıcı şekilde) istîlâ et miştir/! O (Rabbiniz), yer içerisine girmekte bulunan (ölüler, defineler ve yağmur taneleri gibi) şeyleri de, ondan çıkmakta olan (bitkiler, gözeler, madenler ve diriltilen ölüler gibi) şeyleri de, gökten inmekte olan (yağmurlar, karlar, çi seler, dolular, yıldırımlar, melek ler, kitaplar, ka derler ve rızıklar gibi) şeyleri de, onun içerisinde sürekli yükselmekte olan (buharlar, dumanlar, melekler ve kulların dualarıyla salih amelleri gibi) şeyleri de bilmektedir. Her nerede bulunursanız (bulunun, genel manada ilim ve kudretiyle, özel manada ise fazlu rahmetiyle) O (Rabbiniz) sizinle beraberdir! Allâh yapmakta olduğunuz şeyleri (hakkıyla gören bir) Basîr’dir!— M.Ustaosmanoğlu