اَللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِۜ مَا لَكُمْ مِنْ دُونِه۪ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا شَف۪يعٍۜ اَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ ٤
Allâhullezî halakas semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ fî sitteti eyyâmin summestevâ alel arş(arşi), mâ lekum min dûnihî min veliyyin ve lâ şefîi(şefîin), e fe lâ tetezekkerûn(tetezekkerûne).
Allâh’tır ancak O Zât ki; göklerle yeri ve ikisi arasındakileri (dünya günlerinden) altı gün (mikta rına denk gelecek vakit)de yaratmıştır, sonra (bir mekâna yerleşmekten mü nezzeh olarak, Kendi murad ettiği mana üzere, Zât’ına yakışır şekilde) Arş’a istivâ buyurmuştur/ sonra (emri ve hükmü) Arş’a (yönelip) istivâ etmiştir/sonra (en büyük cisim olan) Arş (dâhil, tüm yaratıklar)ı (hükmü altına alıp, hepsini ilmen kuşatıcı şekilde) istîlâ etmiştir/. O’nun (izni ve rızası) dışında sizin için ne yakın bir dost, ne de herhan gi bir (konuda) şefaatçi ola maz! Hâlâ (bu anlatılanları doğru anlayıp da, bozuk yolda olduğunuzu) iyice düşün(erek, şirki bırakıp bir olan Allâh’a ibadet et)meyecek misiniz?— M.Ustaosmanoğlu