1
اِنَّٓا اَعْطَيْنَاكَ الْـكَوْثَرَۜ ١
İnnâ a’taynâkel kevser(kevsere).
Muhakkak Biz; Kevser’i sana Biz verdik! “Kevser” kelimesi; aslında “Bolca hayır” anlamındaysa da, burada; ilim, amel, iki cihan şerefi, Kur’ân-ı Kerîm, peygamberlik, hikmet, ümmetinin çokluğu gibi manalarla tefsir edilmiştir. Rasûlûllâh (Salâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e “Kevser” sorulduğunda: “Allâh’ın cennette bana vermiş olduğu bir nehirdir ki; sütten beyaz, baldan tatlı, kardan soğuk ve köpükten yumuşaktır. Kenarları altından olup, yatağı inci ve yakuttur, toprağı miskten daha hoş kokuludur, kâseleri ise göğün yıldızları kadar çoktur. Ondan bir kere içen artık ebediyyen susamayacaktır!” buyurmuştur. Bazı hadîslerde ise Kevser’in, mahşerde sırattan önce uğranacak olan bir havuz olduğu rivayeti mevcuttur ki, Kadî İyâz’ın beyanı vechile; biri sırattan önce, diğeri ise sırattan sonra olmak üzere Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e ait iki havuz mevcut olup, ikisine de Kevser ismi verilmiştir. (Beyzâvî, Nesefî, Hâzin, Âlûsî)— M.Ustaosmanoğlu
108:1