Kamer 55 Ayet 27. Cüz القمر
54

Kamer

— Ay
55 Ayet 27. Cüz
القمر
54
Kamer
55 Ayet
القمر
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
اِقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانْشَقَّ الْقَمَرُ ١
İkterebetis sâatu ven şakkal kamer(kameru).
O (kıyâmet) ân(ı cidden) pek yanaşmıştır ve (Hicretten beş sene kadar önce müşriklerin mûcize tale bi üzerine) ay yarılmıştır (da, böylece uzun bir zaman kalarak herkes tarafından rahatça görülmüştür)!— M.Ustaosmanoğlu
54:1
2
وَاِنْ يَرَوْا اٰيَةً يُعْرِضُوا وَيَقُولُوا سِحْرٌ مُسْتَمِرٌّ ٢
Ve in yerev âyeten yu’ridû ve yekûlû sihrun mustemirr(mustemirrun).
Onlar herhangi bir âyet (ve mûcize) görecek olsalar, yüz çevirirler de: “(Bu,) süregelen/ kuvvetli/geçip gidecek/ bir büyüdür!” derler. İbni Mes’ûd (Radıyallâhu anh)`ın rivayetine göre; Mekke müşrikleri ay`ın yarılma mucizesi karşısında şaşırınca: “Uzaklardan gelenleri bekleyelim! Muhammed bütün insanları da büyüleyecek değil ya!” dediler.Sonra yolculara sorduklarında, onlar da bunu tasdik edince bu âyet-i celîle indi.— M.Ustaosmanoğlu
54:2
3
وَكَذَّبُوا وَاتَّبَعُٓوا اَهْوَٓاءَهُمْ وَكُلُّ اَمْرٍ مُسْتَقِرٌّ ٣
Ve kezzebû vettebeû ehvâehum ve kullu emrin mustekırr(mustekırrun).
Onlar (Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)` i ve mûcizelerini) yalanladılar ve kötü arzularına iyice uydular! (Bu nedenle kimi: “Ay`ı büyüledi!”, kimi de: “Ay ye rinde duruyor, bizim gözlerimizi büyüledi!” dediler.) Oysa her iş (önünde sonunda bir noktaya varıp orada) yerleşecektir! (İşte o zaman hak ve bâtıl be lirecektir.)— M.Ustaosmanoğlu
54:3
4
وَلَقَدْ جَٓاءَهُمْ مِنَ الْاَنْـبَٓاءِ مَا ف۪يهِ مُزْدَجَرٌۙ ٤
Ve lekad câehum minel enbâi mâ fihî muzdecer(muzdecerun).
Andolsun ki; elbette (Kur’ân’da) onlara, o (geç miş milletlerin kıssalarından ve âhiret) haberler(in) den muhakkak öyle (uyarıcı) şeyler gelmiştir ki, onun içerisinde (inkâr ve isyandan) tam bir caydırı cılık vardır!— M.Ustaosmanoğlu
54:4
5
حِكْمَةٌ بَالِغَةٌ فَمَا تُغْنِ النُّذُرُۙ ٥
Hikmetun bâligatun fe mâ tugnin nuzur(nuzuru).
(İşte bu, sağlamlıkta zirveye) ulaşmış bulunan üstün bir hikmettir! Ama (inadına inkâr edenlere karşı) uyarıcılar ne fayda edebilir ki?— M.Ustaosmanoğlu
54:5
6
فَتَوَلَّ عَنْهُمْۢ يَوْمَ يَدْعُ الدَّاعِ اِلٰى شَيْءٍ نُكُرٍۙ ٦
Fe tevelle anhum, yevme yed’ud dâi ilâ şey’in nukur(nukurin).
(Habîbim!) Bu nedenle sen onlardan yüz çevir! O çağıran (İsrâfîl (AleyhisSelâm)`)ın, (benzerine rastlan madık ve) bilinmedik müthiş bir şeye (; o kıyâmet gü nü karşılaşılacak zor luklara) çağıracağı günü (bekle)!— M.Ustaosmanoğlu
54:6
7
خُشَّعاً اَبْصَارُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ الْاَجْدَاثِ كَاَنَّهُمْ جَرَادٌ مُنْتَشِرٌۙ ٧
Huşşe’an ebsâruhum yahrucûne minel ecdâsi keennehum cerâdun munteşir(munteşirun).
(Yaşadıkları dehşet nedeniyle) gözleri zelil duruma düşmüş kimseler hâlinde kabirler(in) den (kala balık ve dağınık bir şekilde) çıkacaklardır. Sanki onlar (delicesine) yayılmış çekirgelerdir.— M.Ustaosmanoğlu
54:7
8
مُهْطِع۪ينَ اِلَى الدَّاعِۜ يَقُولُ الْـكَافِرُونَ هٰذَا يَوْمٌ عَسِرٌ ٨
Muhtıîne iled dâi, yekûlul kâfirûne hâzâ yevmun asir(asirun).
O çağırıcıya (; onları mahşer sahasında toplan maya davet eden İsrâfil (AleyhisSelâm)` a) doğru boyun uzatıp bakanlar ve kovalarcasına süratlice koşan lar halinde! (O gün) kâfirler diyecek ki: “İşte bu, pek çetin bir gündür!”— M.Ustaosmanoğlu
54:8
9
كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ فَـكَذَّبُوا عَبْدَنَا وَقَالُوا مَجْنُونٌ وَازْدُجِرَ ٩
Kezzebet kablehum kavmu nûhın fe kezzebu abdenâ ve kâlû mecnûnun vezducir(vezducire).
Onlardan önce Nûh’un kavmi de yalanlamıştı! İşte onlar kulumuzu yalanlamıştılar da, üstelik: “(O) bir delidir!” demiştiler ve böylece o (, türlü türlü eziyetlerle tebliğ görevini yerine getirmekten) engel lenmişti.— M.Ustaosmanoğlu
54:9
10
فَدَعَا رَبَّهُٓ اَنّ۪ي مَغْلُوبٌ فَانْتَصِرْ ٠١
Fe deâ rabbehû ennî maglûbun fentasır.
Bunun üzerine o, Rabbine dua etti ki: “Ben gerçekten (kavmim tarafından) yenik düşü rülmüş biriyim! O halde Sen (benim adıma onlardan) intikam al!”— M.Ustaosmanoğlu
54:10
11
فَفَتَحْنَٓا اَبْوَابَ السَّمَٓاءِ بِمَٓاءٍ مُنْهَمِرٍۘ ١١
Fe fetahnâ ebvâbes semâi bi mâin munhemir(munhemirin).
Nihâyet Biz göğün kapılarını (bardaktan boşanırcasına) bolca dökülen bir suyla açıverdik!— M.Ustaosmanoğlu
54:11
12
وَفَجَّرْنَا الْاَرْضَ عُيُوناً فَالْتَقَى الْمَٓاءُ عَلٰٓى اَمْرٍ قَدْ قُدِرَۚ ٢١
Ve feccernel arda uyûnen feltekalmâu alâ emrin kad kudir(kudire).
Yeri de gözeler halinde (kırk gün) fışkırttık da, böylece (yerle gök sularının karışımından toplanan) o su, gerçekten (ezelde) takdir edilmiş bulunan bir iş üzere (; o dünyayı suya gark edecek tûfânı gerçek leştirmek için) buluşuverdi.— M.Ustaosmanoğlu
54:12
13
وَحَمَلْنَاهُ عَلٰى ذَاتِ اَلْوَاحٍ وَدُسُرٍۙ ٣١
Ve hamelnâhu alâ zâti elvâhın ve dusur(dusurin).
Derken Biz onu enli tahtalar ve çivilere sahip bir şey (olan gemi) üzerine yükledik ki;— M.Ustaosmanoğlu
54:13
14
تَجْر۪ي بِاَعْيُنِنَاۚ جَزَٓاءً لِمَنْ كَانَ كُفِرَ ٤١
Tecrî bi a’yuninâ, cezâen li men kâne kufir(kufire).
O, Bizim gözetimimizle (suda) akıp gitmekteydi. İnkâr edilmiş olan/kendisine nankörlük edil miş olan/ kişiye yeterli bir mü kâ fat olarak (bunu yaptık)!— M.Ustaosmanoğlu
54:14
15
وَلَقَدْ تَرَكْنَاهَٓا اٰيَةً فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ ٥١
Ve lekad tereknâhâ âyeten fe hel min muddekir(muddekirin).
Andolsun ki; elbette Biz onu (; o geminin kalıntısını uzun bir süre) bir âyet olarak muhakkak bırakmışızdır! Ama var mı hiç iyice öğüt alan?!— M.Ustaosmanoğlu
54:15
16
فَـكَيْفَ كَانَ عَذَاب۪ي وَنُذُرِ ٦١
Fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri).
İşte (bak,) Benim azâbım ve uyarılarım nasıl olmuş? (Elbette ki onların anlatılamayacak derecede müthiş bir keyfiyet üzere gerçekleştiğini göreceksin!)— M.Ustaosmanoğlu
54:16
17
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ ٧١
Ve lekad yessernel kur’âne lîz zikri fe hel min muddekir(muddekirin).
Andolsun ki; elbette Biz Kur’ân’ı (kendisiyle) öğütlenilsin diye gerçekten çok kolay ettik! Ama var mı hiç hakkıyla öğüt alan?!— M.Ustaosmanoğlu
54:17
18
كَذَّبَتْ عَادٌ فَـكَيْفَ كَانَ عَذَاب۪ي وَنُذُرِ ٨١
Kezzebet âdun fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri).
Âd (kavmi Hûd (AleyhisSelâm)`ı) yalanlamıştı; peki (bak), Benim azabım ve uyarılarım nasıl olmuş?— M.Ustaosmanoğlu
54:18
19
اِنَّٓا اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ ر۪يحاً صَرْصَراً ف۪ي يَوْمِ نَحْسٍ مُسْتَمِرٍّۙ ٩١
İnnâ erselnâ aleyhim rîhan sarsaren fî yevmi nahsin mustemirr(mustemirrin).
Şüphesiz ki Biz, uğursuzluğu sürekli olan (ve ayın son çarşambasına denk gelen) bir günde üzerlerine pek soğuk/çok gürültülü/ bir fırtına gönderdik ki;— M.Ustaosmanoğlu
54:19
20
تَنْزِعُ النَّاسَۙ كَاَنَّهُمْ اَعْجَازُ نَخْلٍ مُنْقَعِرٍ ٠٢
Tenziun nâse ke ennehum a’câzu nahlin munkair(munkairin).
O (rüzgâr, yerde kazdıkları oyuklara girip bir birine sıkıca tutunan dünyanın en uzun ve en güçlü) insanları(nı) yerlerinden koparıyor (, sonra onları havaya fırlatırken kafalarını bedenlerinden ayırıp, baş sız cesetler halinde yere çalıyor)du! Sanki onlar kö künden sökül(üp yere düş)müş hurma kütükleriydi!— M.Ustaosmanoğlu
54:20
21
فَـكَيْفَ كَانَ عَذَاب۪ي وَنُذُرِ ١٢
Fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri).
İşte (bak,) Benim azâbım ve uyarılarım nasıl olmuş?— M.Ustaosmanoğlu
54:21
22
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ۟ ٢٢
Ve lekad yessernel kur’âne lîz zikri fe hel min muddekir(muddekirin).
Andolsun ki; elbette Biz Kur’ân’ı (kendisiyle) öğütlenilsin diye gerçekten çok kolay ettik! Ama var mı hiç iyice öğüt alan?!— M.Ustaosmanoğlu
54:22
23
كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِالنُّذُرِ ٣٢
Kezzebet semûdu bin nuzur(nuzuri).
Semûd (kavmi de Sâlih (Aley hisselâm)`ı inkâr etmekle,) tüm uyarıcıları/uyarıldıkları şeyleri/yalanlamış (sayıl)dı.— M.Ustaosmanoğlu
54:23
24
فَقَالُٓوا اَبَشَراً مِنَّا وَاحِداً نَتَّبِعُهُٓۙ اِنَّٓا اِذاً لَف۪ي ضَلَالٍ وَسُعُرٍ ٤٢
Fe kâlû ebeşeren minnâ vâhiden nettebiuhû innâ izen lefî dalâlin ve suur(suurin).
Bu nedenle demişlerdi ki: “İçimizden (hiçbir etrafı olmayan) tek (başına kalmış) bir insana mı; biz ona mı uyacağız? (O bize: “Bana uymazsanız, elbette hakta ayrı dü şersiniz ve ateşe düşersiniz!” diyor, ama aslında) o(na uyduğumuz) takdirde şüphesiz ki biz elbette büyük bir dalâlet ve ateşler/delilik/ içerisinde oluruz!— M.Ustaosmanoğlu
54:24
25
ءَاُلْقِيَ الذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنْ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ اَشِرٌ ٥٢
E ulkıyez zikru aleyhi min beyninâ bel huve kezzâbun eşir(eşirun).
Aramızda (bunca liyâkatli insan dururke)n va hiy onun üzerine mi çarçabuk bırakıldı? Doğrusu o, pek yalancı, çok kibirli ve şımarık biridir!”— M.Ustaosmanoğlu
54:25
26
سَيَعْلَمُونَ غَداً مَنِ الْـكَذَّابُ الْاَشِرُ ٦٢
Se ya’lemûne gaden menil kezzâbul eşir(eşiru).
(Bunun üzerine Allâh-u Te`âlâ Sâlih (AleyhisSelâm)`ı müjdelemek ve kavmini tehdit etmek üzere şöyle bu yurdu:) “Muhakkak yarın (üzerlerine azap indiği zaman) bilecekler ki, o çok yalancı ve pek kibirli şımarık kimmiş!— M.Ustaosmanoğlu
54:26
27
اِنَّا مُرْسِلُوا النَّاقَةِ فِتْنَةً لَهُمْ فَارْتَقِبْهُمْ وَاصْطَبِرْۘ ٧٢
İnnâ mursilûn nâkati fitneten lehum fertekıbhum vestabir.
Şüphesiz ki Biz onlara bir imtihan olsun diye o (kayadan çıkarmanı istedikleri) dişi deveyi gönde ricileriz! Artık sen onları(n başına gelecekleri) gözle (meye başla) ve (eziyetlerine karşı) iyice sabırlı ol!— M.Ustaosmanoğlu
54:27
28
وَنَبِّئْهُمْ اَنَّ الْمَٓاءَ قِسْمَةٌ بَيْنَهُمْۚ كُلُّ شِرْبٍ مُحْتَضَرٌ ٨٢
Ve nebbi’hum ennel mâe kısmetun beynehum, kullu şirbin muhtedar(muhtedarun).
Bir de onlara haber ver ki; gerçekten o (kendi kuyularının) su(yu, bir gün onlara, bir gün deveye ait olmak üzere) aralarında bölüştürülmüştür. Her bir içim (hissesi, kendi nöbetinde sahipleri ta rafından) hazır bulunulmuştur. (Dolayısıy la herkes sırasına riâyet etsin, haddini ve hakkını aşmasın!)”— M.Ustaosmanoğlu
54:28
29
فَنَادَوْا صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطٰى فَعَقَرَ ٩٢
Fe nâdev sâhıbehum fe teâtâ fe akar(akare).
Derken onlar (bu nöbete bir süre riâyet ettiler, sonra bıkarak o deveyi kesmeye karar verdiler ve en cesurları olan Kudâr ibni Sâlif adındaki) arkadaşlarına çağrıda bulundular da, o (bedbaht kişi, kesim işinin büyük vebaline aldırış etmeyip) hemen cüretle (işi) üstlendi/( kılıcı) ele aldı/ ve boğazladı!— M.Ustaosmanoğlu
54:29
30
فَـكَيْفَ كَانَ عَذَاب۪ي وَنُذُرِ ٠٣
Fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri).
İşte (bak,) Benim azâbım ve uyarılarım nasıl olmuş?— M.Ustaosmanoğlu
54:30
Yükleniyor...
Kamer
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle