ضَرَبَ لَكُمْ مَثَلاً مِنْ اَنْفُسِكُمْۜ هَلْ لَكُمْ مِنْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ مِنْ شُرَكَٓاءَ ف۪ي مَا رَزَقْنَاكُمْ فَاَنْتُمْ ف۪يهِ سَوَٓاءٌ تَخَافُونَهُمْ كَخ۪يفَتِكُمْ اَنْفُسَكُمْۜ كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ ٨٢
: Darabe lekum meselen min enfusikum, hel lekum min mâ meleket eymânukum min şurekâe fî mâ rezaknâkum fe entum fîhi sevâun tehâfûnehum ke hîfetikum enfusekum, kezâlike nufassılul âyâti li kavmin ya’kılûn(ya’kılûne).
(Ey müşrikler!) O (Allâh-u Te`âlâ, ortağı olmadı ğına dâir) size kendi nefislerinizden bir misal açık lamıştır (şöyle ki); sağ ellerinizin sahip bulunduğu (köle ve câriye gibi) şeylerden, size verdiğimiz rı zıklar(ı harcama) hususunda size ait ortaklar var mıdır ki, siz on(ca mal)da (onlarla) eşit (ve ortak) olasınız da, bu sebeple kendileriniz(e ortak olan hür ler)den korkmanız gibi, onlardan da korkasınız? (Peki siz, insanlıkta müşterek olduğunuz köleleri nizin, malınıza ortak olmasına râzı gelmezken, ya Bizim yarattığımız şeyleri nasıl Bize ortak koşabiliyor sunuz?!) İşte (tüm önemli konuları, özellikle de tarafımızdan açıklanan misalleri anlama noktasında) akıl larını kullanan bir toplum için Biz âyetleri (rast gele değil de) ancak böylece (üstün bir açıklama üs-lûbuyla ve) tafsîlatlıca îzâh ediyoruz.— M.Ustaosmanoğlu