ف۪ي ج۪يدِهَا حَبْلٌ مِنْ مَسَدٍ ٥
Fî cîdihâ hablun min mesed(mesedin).
Boynunda ise sıkıca örülü bir ip vardır! İbni Abbâs (Radıyallâhu anhümâ)`dan rivayete göre; en yakın akrabasını korkutma emri alan Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem), Safâ tepesine çıkıp Kureyş boylarını İslâm’a davet ettiğinde, onları önlerindeki şiddetli azaptan korkutunca, Ebû Leheb: “Helâk olasın! Biz de önemli bir şey var diye işimizi gücümüzü bırakıp toplandık, bizi bunun için mi çağırdın?” dedi. Diğer bir rivayete göreyse; Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e atmak için taş almıştı ki, bu sûre-i celîle ile elleri de, kendisi de lânetlendi. O daima: “Yeğenimin dediği haksa, malımı ve üç oğlumu verir kurtulurum!” derdi. Ama Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in bedduasıyla bir oğlunu aslan yedi, kendisi de Bedir vakasından yedi gece sonra bulaşıcı bir hastalığa yakalanarak helâk oldu, bulaşma korkusuyla yakınları ondan uzak durdukları için, üç gün o halde kalarak kokmaya başladı. Artık utanma belası bir çukur kazıp bir sopayla onu içerisine attılar, üzerini de taşlarla örttüler. Ümm-ü Cemîl adındaki karısı ise; Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in yoluna döşemek üzere dikenler toplar ve bir iple boynuna bağlayıp taşırdı. O çok soylu bir aileden olmasına rağmen, cimriliğinden dolayı, bir de Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e karşı şiddetli nefreti yüzünden bu işi bizzat kendisi yapardı. İşte buna mukabil, boynunda cehennem bukağıları ve sırtında ateş odunları bulunduğu halde cehenneme gireceği beyan edildi. (Beyzâvî, Nesefî)— M.Ustaosmanoğlu