اَوَلَمْ يَرَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَنَّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ كَانَتَا رَتْقاً فَفَتَقْنَاهُمَاۜ وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَٓاءِ كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّۜ اَفَلَا يُؤْمِنُونَ ٠٣
E ve lem yerellezîne keferû ennes semâvâti vel arda kânetâ retkan fe fetaknâhuma, ve cealnâ minel mâi kulle şey’in hayy(hayyin), e fe lâ yu’minûn(yu’minûne).
O kâfir olmuş kimseler görmedi mi ki; gerçekten gökler ve yer, o ikisi de (birbirlerinden ayırt edile me yecek derecede tek bir kütle halindeydiler ve kendi aralarında katmanları fark edilemeyecek şekil de) yapışık bir şeydiler, sonra Biz onları yarıp (, ara larına hava ve fezâ yerleştirerek, yer ve gök diye iki ayrı varlık haline getirdik, ayrıca yedi kat gök ve yedi kat yer halinde tabakalara, feleklere ve iklimlere) ayır dık!/O kâfir olmuş kimseler görmedi mi ki; şüp hesiz gökler ve yer, (hiçbir yağmur) yağdırmayan ve (hiçbir ürün) bitirmeyen birer varlık idiler de, Biz onları yar(ıp kendilerinden yağmurlar ve mahsul ler çıkar)dık!/ (Evet! Göklerin ve yerin yaratılışını gözüyle gören olmadıysada, inceleyenler, bu âlemin ezelî olmayıp, sonradan yaratılmış olduğunun birçok delilini görme imkânına sahiptirler.) Yine Biz (, insanlar, hayvanlar ve bitkiler gibi) birçok canlı şeyi (gök ten indirdiğimiz) sudan yarattık!/Biz her canlıyı sudan yarattık! (Zira ilk yarattığımız cevhere heybet nazarıyla baktığımızda o, eriyip, sallanarak suya dönüştü. Böylece diğer yaratıklar ondan meydana geldi.)/ Hâlâ mı (yaratıcının gücüne ve dinine) inanmayacaklar?— M.Ustaosmanoğlu