Cin 28 Ayet Mekke · الجن
72

Cin

Cin · Mekke
72
Cin · Mekke
الجن
28
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
قُلْ اُو۫حِيَ اِلَيَّ اَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ فَقَالُٓوا اِنَّا سَمِعْنَا قُرْاٰناً عَجَباًۙ ١
Kul ûhıye ileyye ennehustemea neferun minel cinni fe kâlû innâ semi’nâ kur’ânen acebâ(aceben).
Ey rasulüm! Ümmetine de ki: “Allah tarafından bana şu bildirildi: Ben, Kur’ân okurken cinlerden bir topluluk o Kur’ân’ı dinledi ve kavimlerine döndüklerinde ‘Muhakkak biz (beyan ve fesahat bakımından) çok hayret verici, muazzam bir söz dinledik.’ dediler.”— Z. El-Kudsi
72:1
2
يَهْد۪ٓي اِلَى الرُّشْدِ فَاٰمَنَّا بِه۪ۜ وَلَنْ نُشْرِكَ بِرَبِّنَٓا اَحَداًۙ ٢
Yehdî iler ruşdi fe âmennâ bih(bihî), ve len nuşrike bi rabbinâ ehadâ(ehaden).
“İşittiğimiz bu söz; (inanç, söz ve amelde) doğruyu gösteren bir sözdür. Bu sebeple biz ona iman ettik, artık (bu sözü indiren) Rabbimize (ne zatında ne sıfatlarında ne de fiillerinde) hiçbir şeyi asla şirk koşmayacağız (ve hayatımızın her yönünde O’nun emir ve yasaklarını uygulayacağız).”— Z. El-Kudsi
72:2
3
وَاَنَّهُ تَعَالٰى جَدُّ رَبِّنَا مَا اتَّخَذَ صَاحِبَةً وَلَا وَلَداًۙ ٣
Ve ennehu teâlâ ceddu rabbinâ mettehaze sâhıbeten ve lâ veledâ(veleden).
“Ve biz kesin olarak inandık ki bütün noksanlıklardan münezzeh olan yüce Rabbimiz ne bir eş ne de bir çocuk edinmiştir.”— Z. El-Kudsi
72:3
4
وَاَنَّهُ كَانَ يَقُولُ سَف۪يهُنَا عَلَى اللّٰهِ شَطَطاًۙ ٤
Ve ennehu kâne yekûlu sefîhunâ alâllâhi şetatâ(şetatan).
“Ve muhakkak ki en sefihimiz (İblis), Allah hakkında hak ile alakası olmayan ve ondan tenzih edilmesi gereken yalan sözler söylüyordu.”— Z. El-Kudsi
72:4
5
وَاَنَّا ظَنَنَّٓا اَنْ لَنْ تَقُولَ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلَى اللّٰهِ كَذِباًۙ ٥
Ve ennâ zanennâ en len tekûlel insu vel cinnu alâllâhi kezibâ(keziben).
“Ve biz, bu hak sözü duymadan önce (müşrik) insanlar ve cinler Allah’ın eşi veya çocuğu olduğunu söylediklerinde asla yalan söylemeyeceklerini zannettiğimiz için onlara uyup sözlerini tasdik ediyorduk.”— Z. El-Kudsi
72:5
6
وَاَنَّهُ كَانَ رِجَالٌ مِنَ الْاِنْسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِنَ الْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقاًۙ ٦
Ve ennehu kâne ricâlun minel insi yeûzûne bi ricâlin minel cinni fe zâdûhum rehekâ(rehekan).
“Ve şu bir gerçektir ki insanlardan bazı adamlar korktuklarında ya da sıkıntıya düştüklerinde yardım almak için cinlerden bazı adamlara sığınırlar. Fakat insanların sığındıkları cinler, onların korkularını daha çok artırır (insanlar da cinlere sığınmakla onların cüret ve azgınlıklarını daha çok artırır).”— Z. El-Kudsi
72:6
7
وَاَنَّهُمْ ظَنُّوا كَمَا ظَنَنْتُمْ اَنْ لَنْ يَبْعَثَ اللّٰهُ اَحَداًۙ ٧
Ve ennehum zannû kemâ zanentum en len yeb’asallâhu ehadâ(ehaden).
“Ve ey cin topluluğu! İnsanlar da sizin gibi, bir kimse öldükten sonra Allah’ın onu (hesap, ceza ve mükâfaat için) diriltmeyeceğine ve tevhide çağıran bir rasul göndermeyeceğine inandılar.”— Z. El-Kudsi
72:7
8
وَاَنَّا لَمَسْنَا السَّمَٓاءَ فَوَجَدْنَاهَا مُلِئَتْ حَرَساً شَد۪يداً وَشُهُباًۙ ٨
Ve ennâ le mesnes semâe fe vecednâhâ muliet haresen şedîden ve şuhubâ(şuhuben).
“Ve biz, (daha önce olduğu gibi) göğün haberini öğrenmek istedik fakat göğü, meleklerden bekçilerle çok sıkı korunmuş ve oraya yaklaşanlara atılıp onları vuran şihâblarla (şiddetli yanan ateş kütleleriyle) doldurulmuş olarak bulduk.”— Z. El-Kudsi
72:8
9
وَاَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَاعِدَ لِلسَّمْعِۜ فَمَنْ يَسْتَمِعِ الْاٰنَ يَجِدْ لَهُ شِهَاباً رَصَداًۙ ٩
Ve ennâ kunnâ nak’udu minhâ mekâıde lis sem’i fe men yestemiıl âne yecid lehu şihâben rasadâ(rasaden).
“Hâlbuki biz daha önce (Muhammed rasul olarak gönderilmeden önce) meleklerin aralarında konuştukları haberleri dinlemek için gökte bir yer bulabiliyorduk. Şimdi kim bu haberleri dinlemek için göğe yaklaşırsa orada kendisini vurup yakmak için bekleyen bir şihâb (şiddetli yanan ateş kütlesi) bulmakta.”— Z. El-Kudsi
72:9
10
وَاَنَّا لَا نَدْر۪ٓي اَشَرٌّ اُر۪يدَ بِمَنْ فِي الْاَرْضِ اَمْ اَرَادَ بِهِمْ رَبُّهُمْ رَشَداًۙ ٠١
Ve ennâ lâ nedrî eşerrun urîde bi men fîl ardı em erâde bi him rabbuhum reşedâ(reşeden).
“Ve göğün böyle sımsıkı korunması; yeryüzündekiler hakkında bir kötülük irade edildiği için mi yoksa Rableri onlar hakkında bir hayır irade ettiği için mi, bilmiyoruz.”— Z. El-Kudsi
72:10
11
وَاَنَّا مِنَّا الصَّالِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذٰلِكَۜ كُنَّا طَرَٓائِقَ قِدَداًۙ ١١
Ve ennâ minnes sâlihûne ve minnâ dûne zâlik(zâlike), kunnâ tarâika kıdedâ(kıdeden).
“Ve muhakkak ki (cin topluluğu olarak) bizden salih (Allah’a iman etmiş takvalı) kimseler olduğu gibi böyle olmayanlar (kâfir ve günahkârlar) da vardır. Şu bir gerçektir ki biz, değişik inançlara sahip kimselerdik.”— Z. El-Kudsi
72:11
12
وَاَنَّا ظَنَنَّٓا اَنْ لَنْ نُعْجِزَ اللّٰهَ فِي الْاَرْضِ وَلَنْ نُعْجِزَهُ هَرَباًۙ ٢١
Ve ennâ zanennâ en len nu’cizallâhe fîl ardı ve len nu’cizehu herebâ(hereben).
“Ve biz kesin inanıyoruz ki Allah hakkımızda bir hüküm vermişse O’nu yeryüzünde asla âciz bırakamayız ve O’ndan kurtulmak için herhangi bir yere de kaçamayız.”— Z. El-Kudsi
72:12
13
وَاَنَّا لَمَّا سَمِعْنَا الْهُدٰٓى اٰمَنَّا بِه۪ۜ فَمَنْ يُؤْمِنْ بِرَبِّه۪ فَلَا يَخَافُ بَخْساً وَلَا رَهَقاًۙ ٣١
Ve ennâ lemmâ semi’nel hudâ âmennâ bih(bihî), fe men yu’min bi rabbihî fe lâ yehâfu bahsen ve lâ rehekâ(rehekan).
“Ve muhakkak ki biz, doğru yolu gösteren Kur’ân’ı dinlediğimizde ona iman ettik. Ve öğrendik ki gerçek manada Rabbine iman eden kimse, işlediği iyi amellerinin karşılığının eksiltilmesinden, tevbe ettiği günahlarının affedilmemesinden ve başkasının günahının kendisine yüklenmesinden endişe etmez.”— Z. El-Kudsi
72:13
14
وَاَنَّا مِنَّا الْمُسْلِمُونَ وَمِنَّا الْقَاسِطُونَۜ فَمَنْ اَسْلَمَ فَاُو۬لٰٓئِكَ تَحَرَّوْا رَشَداً ٤١
Ve ennâ minnel muslimûne ve minnel kâsitûn(kâsitûne), fe men esleme fe ulâike teharrev reşedâ(reşeden).
“Ve şu bir gerçektir ki bizden Allah’a tam manasıyla boyun eğip teslim olanlar olduğu gibi hak yoldan sapanlar da vardır. Şüphesiz kim Allah’a tam manasıyla teslim olup emirlerine boyun eğer ve salih amel işlerse işte onlar, hidayeti isteyip arayan kimselerdir.”— Z. El-Kudsi
72:14
15
وَاَمَّا الْقَاسِطُونَ فَكَانُوا لِجَهَنَّمَ حَطَباًۙ ٥١
Ve emmel kâsitûne fe kânû li cehenneme hatabâ(hataban).
“Hak yoldan sapanlara gelince; işte onlar, cehennemin odunu olacaklardır.”— Z. El-Kudsi
72:15
16
وَاَنْ لَوِ اسْتَقَامُوا عَلَى الطَّر۪يقَةِ لَاَسْقَيْنَاهُمْ مَٓاءً غَدَقاًۙ ٦١
Ve en levistekâmû alât tarîkati le eskaynâhum mâen gadekâ(gadekan).
Şayet cinler ve insanlar doğru yolu (İslam’ı) seçip hayatlarını ona göre düzenleseydiler muhakkak onlara ihtiyaçları olduğunda bol su indirir ve çeşit çeşit nimetler verirdik.— Z. El-Kudsi
72:16
17
لِنَفْتِنَهُمْ ف۪يهِۚ وَمَنْ يُعْرِضْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّه۪ يَسْلُكْهُ عَذَاباً صَعَداًۙ ٧١
Li neftinehum fîh(fîhi), ve men yu’rıd an zikri rabbihî yeslukhu azâben saadâ(saaden).
Biz, bu bol su ve çeşit çeşit nimetleri imtihan etmek için onlara vereceğiz. Ve şu bilinmelidir ki kim Rabbinin indirdiği Kur’ân’dan yüz çevirip hayatını ona göre düzenlemezse Rabbi, onu çok şiddetli ve kaldıramayacağı bir azaba uğratır.— Z. El-Kudsi
72:17
18
وَاَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلّٰهِ فَلَا تَدْعُوا مَعَ اللّٰهِ اَحَداًۙ ٨١
Ve ennel mesâcide lillâhi fe lâ ted’û maallâhi ehadâ(ehaden).
Ve biliniz ki mescidler sadece Allah’a aittir (öyleyse oralarda yalnız Allah’ı birlemeye, bütün şirkleri terk etmeye, bütün tağuti sistemleri reddetmeye ve İslam şeriatini hayatın her alanında uygulamaya davet edin; Allah’ın emirlerine itaat edip yasaklarından uzak durmayı emredin). Sakın mescidlerde Allah’tan başkasına çağırmayın (oraları tağutlara ve İslam düşmanlarına itaate, İslam şeriati dışındaki herhangi bir sisteme ve Allah’ın razı olmadığı şeylere davet için kullanmayın; oralarda tağutların ve İslam düşmanlarının zafere ulaşması için dua etmeyin)!— Z. El-Kudsi
72:18
19
وَاَنَّهُ لَمَّا قَامَ عَبْدُ اللّٰهِ يَدْعُوهُ كَادُوا يَكُونُونَ عَلَيْهِ لِبَداًۜ۟ ٩١
Ve ennehu lemmâ kâme abdullâhi yedûhu kâdû yekûnûne aleyhi libedâ(libeden).
Şu da var ki Allah’ın kulu (Muhammed), cinlerin bulunduğu yerde Rabbine ibadet etmeye kalktığında cinler, okuduğu Kur’ân’ı dinlemek için neredeyse onun üzerine yıkılacakmış gibi üst üste yığılıp toplanmışlardı.— Z. El-Kudsi
72:19
20
قُلْ اِنَّمَٓا اَدْعُوا رَبّ۪ي وَلَٓا اُشْرِكُ بِه۪ٓ اَحَداً ٠٢
Kul innemâ ed’û rabbî ve lâ uşriku bihî ehadâ(ehaden).
Ey rasulüm! (Şirkte ısrar eden) O müşriklere de ki: “Ben sadece Rabbime ibadet edip mutlak itaat hakkını* sadece O’na veririm ve bunları sadece O’na vermeye davet ederim. Ve ben, (zatında, sıfatlarında, fiillerinde, ibadette, hak ve yetkilerinde) hiçbir şeyi O’na eş koşmam.” [ Not: Mutlak itaat etmek; bir kimsenin verdiği emir ve hüküm ne olursa olsun ona itaat etmek demektir. Allahu Teâlâ’dan başkasına kim olursa olsun mutlak itaat edilme hakkı verilirse o, ilah edinilmiş demektir. Kim de bu hakkın kendisine verilmesini isterse ilahlık taslamış olur. Çünkü mutlak itaat edilme hakkı sadece Allahu Teâlâ’ya aittir. O’nun dışındaki varlıklara Allahu Teâlâ için ve Allahu Teâlâ’ya karşı gelmemek şartıyla itaat edilir. ]— Z. El-Kudsi
72:20
21
قُلْ اِنّ۪ي لَٓا اَمْلِكُ لَكُمْ ضَراًّ وَلَا رَشَداً ١٢
Kul innî lâ emliku lekum darren ve lâ reşedâ(reşeden).
Ey rasulüm! Yine (şirkte ısrar eden) o müşriklere de ki: “Ben, ne Allah’ın size takdir ettiği bir zararı sizden defedebilirim ne de Allah’ın sizin için dilemediği bir faydayı size verebilirim.”— Z. El-Kudsi
72:21
22
قُلْ اِنّ۪ي لَنْ يُج۪يرَن۪ي مِنَ اللّٰهِ اَحَدٌ وَلَنْ اَجِدَ مِنْ دُونِه۪ مُلْتَحَداًۙ ٢٢
Kul innî len yucîrenî minallâhi ehadun ve len ecide min dûnihî multehadâ(multehaden).
Ey rasulüm! Yine (şirkte ısrar eden) o müşriklere de ki: “Eğer Allah’a karşı gelirsem beni O’nun azabından hiç kimse kurtaramaz ve ben, O’ndan başka sığınılacak bir sığınak da asla bulamam.”— Z. El-Kudsi
72:22
23
اِلَّا بَلَاغاً مِنَ اللّٰهِ وَرِسَالَاتِه۪ۜ وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَاِنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۜ ٣٢
İllâ belâgan minallâhi ve risâlâtih(risâlâtihî), ve men ya’sıllâhe ve resûlehu fe inne lehu nâre cehenneme hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden).
“Sizin için yapabileceğim şey, ancak Allah’ın size tebliğ etmemi emrettiği şeyleri tebliğ etmek ve benimle gönderdiği risaletini size bildirmektir. Artık kim Allah’a ve rasulüne karşı gelirse bilin ki o, içinde sonsuza kadar kalacağı cehennem ateşine girecektir.”— Z. El-Kudsi
72:23
24
حَتّٰٓى اِذَا رَاَوْا مَا يُوعَدُونَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ اَضْعَفُ نَاصِراً وَاَقَلُّ عَدَداً ٤٢
Hattâ izâ reev mâ yûadûne fe se ya’lemûne men ad’afu nâsıren ve ekallu adedâ(adeden).
Kâfirler, kendilerine vâdedilen ahiret azabını görünceye kadar küfür ve şirk işlemeye devam edeceklerdir. Fakat o azabı gördüklerinde kimin yardımcılarının zayıf ve destekleyicilerinin az olduğunu anlayacaklardır.— Z. El-Kudsi
72:24
25
قُلْ اِنْ اَدْر۪ٓي اَقَر۪يبٌ مَا تُوعَدُونَ اَمْ يَجْعَلُ لَهُ رَبّ۪ٓي اَمَداً ٥٢
Kul in edrî e karîbun mâ tûadûne em yec’alu lehu rabbî emedâ(emedan).
Ey rasulüm! Dirilişi inkâr eden o müşriklere de ki: “Size vâdedilen azap yakın mıdır yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi tayin etmiştir, ben bilmem.”— Z. El-Kudsi
72:25
26
عَالِمُ الْغَيْبِ فَلَا يُظْهِرُ عَلٰى غَيْبِه۪ٓ اَحَداًۙ ٦٢
Âlimul gaybi fe lâ yuzhiru alâ gaybihî ehadâ(ehaden).
“Bütün ğaybleri (gizli olanları) bilen Allah’tır (hiçbir şey O’na gizli değildir). O, (kendisinin bildiği) ğaybe hiç kimseyi muttali kılmaz, ancak muttali olmasını dilediği rasul hariç (ona dilediğini bildirir). Ve rasulüne bildirdiği ğaybe hiç kimsenin muttali olmaması için o ğaybın önüne ve arkasına gözetleyiciler (koruyucu melekler) dizer.”— Z. El-Kudsi
72:26
27
اِلَّا مَنِ ارْتَضٰى مِنْ رَسُولٍ فَاِنَّهُ يَسْلُكُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِه۪ رَصَداًۙ ٧٢
İllâ menirtedâ min resûlin fe innehu yesluku min beyni yedeyhi ve min halfihî rasadâ(rasaden).
Bu mealci için veri yok.
72:27
28
لِيَعْلَمَ اَنْ قَدْ اَبْلَغُوا رِسَالَاتِ رَبِّهِمْ وَاَحَاطَ بِمَا لَدَيْهِمْ وَاَحْصٰى كُلَّ شَيْءٍ عَدَداً ٨٢
Li ya’leme en kad eblegû rısâlâti rabbihim ve ehâta bimâ ledeyhim ve ahsâ kulle şey’in adedâ(adeden).
Böylece Rasul (Muhammed); daha önce gönderilen bütün rasullerin, Rablerinin emrettiği şeyleri eksiksiz ve tam manasıyla kavimlerine tebliğ ettiklerini bilsin. Ve Rableri, bütün melekler ile rasullerin sahip olduğu ilmi tüm teferruatıyla bilir ve her şeyi bir bir saymıştır (hiçbir şey O’ndan gizli değildir).— Z. El-Kudsi
72:28
Cin
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle