Araf 206 Ayet Mekke · الأعراف
7

Araf

Orta yer · Mekke
7
Orta yer · Mekke
الأعراف
206
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
الٓمٓصٓۜ ١
Elif, lâm, mim, sâd
Elif, lâm, mîm, sâd.* (Muhammed’e inen bu Kur’ân, işte bu gibi harflerden müteşekkildir, buna rağmen onun benzeri bir sure dahi getiremiyorsunuz.) [ Not: Bazı surelerin başında bulunan “Elif, lâm, mîm. Tā, sîn. Yâ, sîn.” gibi harflere huruful mukattaa denir. Âlimler bu harflerin tefsiri hakkında ihtilaf etmişlerdir. Bazı âlimler bu harflerin, Kur’ân’daki surelerin isimleri olduğunu söylemiştir. Bazı âlimler bu konuda hiçbir tevil yapmayıp manasını Allahu Teâlâ’ya havale etmiştir. Bazı âlimler de Allahu Teâlâ’nın bu harflerle kâfirlere meydan okuduğunu söylemiştir ve bu, en kuvvetli görüştür. Çünkü Allahu Teâlâ, bu harflerle başlayan surelerde, bu harflerin hemen akabinde Kur’ân’ı zikrederek “İşte bu Kur’ân, sizin bildiğiniz bu harflerden meydana gelmiştir. Öyleyse bildiğiniz bu harflerden meydana gelmiş olan Kur’ân’ın aynısını veya bir suresinin benzerini haydi, siz de meydana getirin bakalım!” şeklinde meydan okumuştur. Her ne kadar Kur’ân Arapların kullandığı harflerden meydana gelmişse de üslubunda bir hayat ve canlılık vardır. Fakat insanların sözleri asla böyle değildir. ]— Z. El-Kudsi
7:1
2
كِتَابٌ اُنْزِلَ اِلَيْكَ فَلَا يَكُنْ ف۪ي صَدْرِكَ حَرَجٌ مِنْهُ لِتُنْذِرَ بِه۪ وَذِكْرٰى لِلْمُؤْمِن۪ينَ ٢
Kitâbun unzile ileyke fe lâ yekun fî sadrike haracun minhu litunzire bihî ve zikrâ lil mu’minîn(mu’minîne).
Ey rasulüm! Bu kitap (Kur’ân) sana Rabbin tarafından indirilmiştir. O, Allah’ın emirlerine uymayan insanları Allah’ın azabıyla korkutup uyarman ve mu’minlere bir öğüt olması için indirilmiştir. Bundan (Allah’ın emirlerine uymayanları korkutup uyarman sebebiyle başına gelen eziyetlerden) dolayı göğsünde hiçbir sıkıntı olmasın (sabret ve mükâfaatını Allah’tan bekle)!— Z. El-Kudsi
7:2
3
اِتَّبِعُوا مَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ وَلَا تَتَّبِعُوا مِنْ دُونِه۪ٓ اَوْلِيَٓاءَۜ قَل۪يلاً مَا تَذَكَّرُونَ ٣
Ittebiû mâ unzile ileykum min rabbikum ve lâ tettebiû min dûnihî evliyâ(evliyâe), kalîlen mâ tezekkerûn(tezekkerûne).
(Ey insanlar! Rasul vasıtasıyla) Rabbinizden size indirilene (Kur’ân ve sünnete) tâbi olun (hayatınızın her alanını bu iki kaynaktaki hükümlere göre düzenleyin)! Allah’tan başka (insan olsun cin olsun) dostlar edinip de Allah’a rağmen (hüküm yetkisi vererek) onlara tâbi olmayın! (Ey müşrikler!) Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz (eğer öğüt alsaydınız rasulümüze indirilenlere tâbi olur ve ona zıt olan her şeyi terk ederdiniz).— Z. El-Kudsi
7:3
4
وَكَمْ مِنْ قَرْيَةٍ اَهْلَكْنَاهَا فَجَٓاءَهَا بَأْسُنَا بَيَاتاً اَوْ هُمْ قَٓائِلُونَ ٤
Ve kem min karyetin ehleknâhâ fe câehâ be’sunâ beyâten ev hum kâilûn(kâilûne).
Ve bilin ki (haktan bile bile yüz çevirmeleri sebebiyle) nice beldeleri helak ettik. Onlara geceleyin ya da gündüz öğle vakti ğafil iken azabımız ansızın geldiğinde onu (ne ilahları ne de kendileri) hiçbir şekilde defedemediler.— Z. El-Kudsi
7:4
5
فَمَا كَانَ دَعْوٰيهُمْ اِذْ جَٓاءَهُمْ بَأْسُنَٓا اِلَّٓا اَنْ قَالُٓوا اِنَّا كُنَّا ظَالِم۪ينَ ٥
Fe mâ kâne da’vâhum iz câehum be’sunâ illâ en kâlû innâ kunnâ zâlimîn(zâlimîne).
Haktan bile bile yüz çeviren azgın kavimlere azabımız geldiğinde yaptıkları ilk şey (Allah’a karşı haksızlık ettiklerini itiraf edip) “Muhakkak ki biz zalimler idik (Allah’ın emirlerine karşı gelip küfür ve şirk işleyerek zulmeden kimselerdik).” demek oldu.— Z. El-Kudsi
7:5
6
فَلَنَسْـَٔلَنَّ الَّذ۪ينَ اُرْسِلَ اِلَيْهِمْ وَلَنَسْـَٔلَنَّ الْمُرْسَل۪ينَۙ ٦
Fe le nes’elennellezîne ursile ileyhim ve le nes’elennel murselîn(murselîne).
Muhakkak ki kendilerine rasul gönderilen kavimlere (rasulüme ve gönderdiğim emirlerime tâbi oldunuz mu diye) soracağız, kavimlere gönderilen rasullere de (emirlerimi kavminize tebliğ ettiniz mi diye) soracağız.— Z. El-Kudsi
7:6
7
فَلَنَقُصَّنَّ عَلَيْهِمْ بِعِلْمٍ وَمَا كُنَّا غَٓائِب۪ينَ ٧
Fe le nekussanne aleyhim bi ilmin ve mâ kunnâ gâibîn(gâibîne).
Muhakkak ki herkese (dünyada iken) yaptığı şeyleri kesin bilgiye dayanan delillerle bildireceğiz. Bilin ki biz yaptıklarınızdan habersiz değiliz (kimin ne yaptığını, ne söylediğini ve ne düşündüğünü en ince ayrıntısıyla bilmekteyiz).— Z. El-Kudsi
7:7
8
وَالْوَزْنُ يَوْمَئِذٍۨ الْحَقُّۚ فَمَنْ ثَقُلَتْ مَوَاز۪ينُهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ٨
Vel veznu yevme izinil hakk(hakku), fe men sekulet mevâzînuhu fe ulâike humul muflihûn(muflihûne).
Bilin ki ahiret gününde amellerin tartılması haktır ve adaletle olacaktır. Kimin iyilikleri (kötülüklerinden daha) ağır basarsa işte onlar felaha erenlerden (cenneti kazananlardan) olacaktır.— Z. El-Kudsi
7:8
9
وَمَنْ خَفَّتْ مَوَاز۪ينُهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ بِمَا كَانُوا بِاٰيَاتِنَا يَظْلِمُونَ ٩
Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum bimâ kânû biâyâtinâ yazlimûn(yazlimûne).
Kimin de (Allah’ı tevhid etmediği, rasullerine ve emirlerine karşı geldiği için) iyilikleri (kötülüklerinden daha) hafif olursa işte onlar ayetlerimizi bile bile inkâr etmeleri sebebiyle nefislerini ziyana uğratanlardan (ahirette kaybedip cehenneme girenlerden) olacaktır.— Z. El-Kudsi
7:9
10
وَلَقَدْ مَكَّنَّاكُمْ فِي الْاَرْضِ وَجَعَلْنَا لَكُمْ ف۪يهَا مَعَايِشَۜ قَل۪يلاً مَا تَشْكُرُونَ۟ ٠١
Ve lekad mekkennâkum fîl ardı ve cealnâ lekum fîhâ maâyiş’(maâyişe), kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
Ey insanlar! Muhakkak ki sizi dilediğiniz şekilde hareket edebilmeniz için yeryüzüne yerleştirdik ve orada yaşamanız için ihtiyacınız olan her şeyi size verdik. Buna rağmen Allah’a çok az şükrediyorsunuz (şükür olarak sadece Allah’a ibadet etmeniz gerekirken Allah’tan başkalarına ibadet ederek O’na şirk koşuyorsunuz).— Z. El-Kudsi
7:10
11
وَلَقَدْ خَلَقْنَاكُمْ ثُمَّ صَوَّرْنَاكُمْ ثُمَّ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَۗ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ لَمْ يَكُنْ مِنَ السَّاجِد۪ينَ ١١
Ve lekad halaknâkum summe savvernâkum summe kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), lem yekun mines sâcidîn(sâcidîne).
(Ey insanlar!) Muhakkak ki (aslınız olan babanız) Âdem’i yoktan yarattık, sonra ona güzel bir şekil verdik. Sonra da meleklere, “Âdem’e saygı secdesi yapın!” diye emrettik. Bütün melekler (Allah’ın emrine itaat edip) hemen ona secde ettiler, İblis hariç. O (kibir ve inattan dolayı bile bile Allah’ın emrine karşı geldi ve) secde edenlerden olmadı.— Z. El-Kudsi
7:11
12
قَالَ مَا مَنَعَكَ اَلَّا تَسْجُدَ اِذْ اَمَرْتُكَۜ قَالَ اَنَا۬ خَيْرٌ مِنْهُۚ خَلَقْتَن۪ي مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ ط۪ينٍ ٢١
Kâle mâ meneake ellâ tescude iz emertuk(emertuke), kâle ene hayrun minh(minhu), halaktenî min nârin ve halaktehu min tîn(tînin).
Allah İblis’i azarlayarak “Sana emrettiğim hâlde seni Âdem’e saygı secdesi yapmaktan engelleyen nedir?” diye sordu. İblis de şöyle cevap verdi: “Ben, ondan daha üstünüm. Beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın.”— Z. El-Kudsi
7:12
13
قَالَ فَاهْبِطْ مِنْهَا فَمَا يَكُونُ لَكَ اَنْ تَتَكَبَّرَ ف۪يهَا فَاخْرُجْ اِنَّكَ مِنَ الصَّاغِر۪ينَ ٣١
Kâle fehbit minhâ fe mâ yekûnu leke en tetekebbere fîhâ fahruc inneke mines sâgirîn(sâgirîne).
Bunun üzerine Allah İblis’e, “İn oradan! Orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Hemen çık! Muhakkak ki sen alçak ve zelil kılınanlardansın.” buyurdu.— Z. El-Kudsi
7:13
14
قَالَ اَنْظِرْن۪ٓي اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ ٤١
Kâle enzırnî ilâ yevmi yub'asûn(yub'asûne).
Bunun üzerine İblis, “(Ey Rabbim!) Bana, herkesin diriltileceği ahiret gününe kadar mühlet ver (beni o zamana kadar öldürme)!” dedi.— Z. El-Kudsi
7:14
15
قَالَ اِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَر۪ينَ ٥١
Kâle inneke minel munzarîn(munzarîne).
Allah da İblis’e, “Muhakkak ki sen (her şeyin helak olacağı vakte kadar) mühlet verilenlerdensin.” dedi.— Z. El-Kudsi
7:15
16
قَالَ فَبِمَٓا اَغْوَيْتَن۪ي لَاَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَاطَكَ الْمُسْتَق۪يمَۙ ٦١
Kâle fe bimâ agveytenî le ak'udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).
İblis de buna karşılık şöyle dedi: “Beni doğru yoldan saptırman sebebiyle muhakkak ki ben de onları (insanları) saptırmak için senin doğru yolun üzerine oturacağım (İslam’a tâbi olmamaları için her türlü hileye başvurup vesveseler vereceğim).”— Z. El-Kudsi
7:16
17
ثُمَّ لَاٰتِيَنَّهُمْ مِنْ بَيْنِ اَيْد۪يهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ وَعَنْ اَيْمَانِهِمْ وَعَنْ شَمَٓائِلِهِمْۜ وَلَا تَجِدُ اَكْثَرَهُمْ شَاكِر۪ينَ ٧١
Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn(şâkirîne).
“Sonra andolsun ki onlara (her yönden) önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından yaklaşacağım (şüpheye düşürerek, vesveseler vererek ve şehevi arzularını güzel göstererek ahireti düşünmelerini engelleyeceğim, dünyaya meylettireceğim, sapıklığı güzel ve doğru göstereceğim). Böylece onların çoğunu şükreden (iman eden) kimseler olarak bulamayacaksın.”— Z. El-Kudsi
7:17
18
قَالَ اخْرُجْ مِنْهَا مَذْؤُ۫ماً مَدْحُوراًۜ لَمَنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ لَاَمْلَـَٔنَّ جَهَنَّمَ مِنْكُمْ اَجْمَع۪ينَ ٨١
Kâlehruc minhâ mez'ûmen medhûrâ(medhûren), le men tebiake minhum leemleenne cehenneme minkum ecmaîn(ecmaîne).
Bunun üzerine Allah İblis’e şöyle dedi: “Kınanıp kötülenmiş ve (Allah’ın rahmetinden) kovulmuş olarak çık oradan! Yemin olsun ki insanlardan kim (emirlerime karşı gelerek) sana tâbi olup itaat ederse seni de onları da hepinizi cehenneme dolduracağım.”— Z. El-Kudsi
7:18
19
وَيَٓا اٰدَمُ اسْكُنْ اَنْتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ فَكُلَا مِنْ حَيْثُ شِئْتُمَا وَلَا تَقْرَبَا هٰذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِم۪ينَ ٩١
Ve yâ âdemuskun ente ve zevcukel cennete fe kulâ min haysu şi'tumâ ve lâ takrebâ hâzihiş şecerete fe tekûnâ minez zâlimîn(zâlimîne).
Allah, Âdem’e de şöyle dedi: “Ey Âdem! Sen ve eşin (Havva) cennete yerleşin! Orada dilediğiniz her şeyden yiyin, sadece şu ağaca yaklaşmayın! Eğer o ağacın meyvesinden yerseniz (emir ve yasaklarıma itaat etmeyen) zalimlerden olursunuz.”— Z. El-Kudsi
7:19
20
فَوَسْوَسَ لَهُمَا الشَّيْطَانُ لِيُبْدِيَ لَهُمَا مَا وُ۫رِيَ عَنْهُمَا مِنْ سَوْاٰتِهِمَا وَقَالَ مَا نَهٰيكُمَا رَبُّكُمَا عَنْ هٰذِهِ الشَّجَرَةِ اِلَّٓا اَنْ تَكُونَا مَلَكَيْنِ اَوْ تَكُونَا مِنَ الْخَالِد۪ينَ ٠٢
Fe vesvese lehumuş şeytânu li yubdiye lehumâ mâ vuriye anhumâ min sev'âtihimâ ve kâle mâ nehâkumâ rabbukumâ an hâzihiş şecereti illâ en tekûnâ melekeyni ev tekûnâ minel hâlidîn(hâlidîne).
Âdem ile Havva cennete yerleşince örtülü olan avret yerlerini açıp kendilerine göstermek (ve cennetten çıkartmak) için Şeytan onlara vesvese vererek şöyle dedi: “Rabbinizin size bu ağacı yasaklamasının sebebi, sizin birer melek ya da cennette ebedî kalanlardan olmamanız içindir.”— Z. El-Kudsi
7:20
21
وَقَاسَمَـهُمَٓا اِنّ۪ي لَكُمَا لَمِنَ النَّاصِح۪ينَۙ ١٢
Ve kâsemehumâ innî lekumâ le minen nâsıhîn(nâsıhîne).
Ve İblis, (kendisine daha çok inandırmak için) Âdem ile Havva’ya yemin ederek şöyle dedi: “Muhakkak ki ben sizin faydanız için bunları söylüyor ve size nasihatte bulunuyorum.”— Z. El-Kudsi
7:21
22
فَدَلّٰيهُمَا بِغُرُورٍۚ فَلَمَّا ذَاقَا الشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْاٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِنْ وَرَقِ الْجَنَّةِۜ وَنَادٰيهُمَا رَبُّهُمَٓا اَلَمْ اَنْهَكُمَا عَنْ تِلْكُمَا الشَّجَرَةِ وَاَقُلْ لَكُمَٓا اِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمَا عَدُوٌّ مُب۪ينٌ ٢٢
Fedellâhumâ bi gurûr(gurûrin), fe lemmâ zâkâş şecerete bedet lehumâ sev'âtuhumâ ve tafikâ yahsıfâni aleyhimâ min varakıl cenneh(cenneti), ve nâdâhumâ rabbuhumâ e lem enhekumâ an tilkumeş şecereti ve ekul lekumâ inneş şeytâne lekumâ aduvvun mubîn(mubînun).
İblis, Âdem ile Havva’yı süslü sözlerle kandırarak istediği şeyi onlara yaptırdı. O ikisi, yasaklanan ağacın meyvesinden yiyince avret yerleri açılıp kendilerine göründü. Bunun üzerine hemen cennet ağaçlarının yapraklarıyla avret yerlerini kapatmaya çalıştılar. Bu hâldeyken Rableri onlara şöyle dedi: “Ben size bu ağacın meyvesinden yemeyi yasaklamadım mı ve ‘Muhakkak ki Şeytan sizin apaçık düşmanınızdır.’ deyip ikinizi uyarmadım mı?!”— Z. El-Kudsi
7:22
23
قَالَا رَبَّـنَا ظَلَمْنَٓا اَنْفُسَنَا وَاِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ ٣٢
Kâlâ rabbenâ zalemnâ enfusenâ ve in lem tagfirlenâ ve terhamnâ le nekûnenne minel hâsirîn(hâsirîne).
Âdem ile Havva (pişmanlık içinde Rablerine yönelip) şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Biz, (yasak kıldığın şeyi yaparak) kendimize zulmettik (büyük bir hata işledik). Eğer bizim günahlarımızı örtüp bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen muhakkak kaybedenlerden oluruz.”— Z. El-Kudsi
7:23
24
قَالَ اهْبِطُوا بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّۚ وَلَكُمْ فِي الْاَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَاعٌ اِلٰى ح۪ينٍ ٤٢
Kâlehbitû ba'dukum li ba'dın aduvv(aduvvun), ve lekum fîl'ardı mustekarrun ve metâun ilâ hîn(hînin).
Allah onlara (Âdem, Havva ve İblis’e) şöyle dedi: “(Cennetten) Yere inin, orada birbirinize düşman olacaksınız. Sizin için yeryüzünde yerleşebileceğiniz bir yer ve tayin ettiğim belli vakte (kıyamet gününe) kadar faydalanacağınız şeyler olacaktır.”— Z. El-Kudsi
7:24
25
قَالَ ف۪يهَا تَحْيَوْنَ وَف۪يهَا تَمُوتُونَ وَمِنْهَا تُخْرَجُونَ۟ ٥٢
Kâle fîhâ tahyevne ve fîhâ temûtûne ve minhâ tuhrecûn(tuhrecûne).
Allah Âdem’e, eşine ve zürriyetine şöyle dedi: “Bilin ki siz (indiğiniz) yerde yaşayacak, orada ölecek ve oradan diriltileceksiniz.”— Z. El-Kudsi
7:25
26
يَا بَن۪ٓي اٰدَمَ قَدْ اَنْزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاساً يُوَار۪ي سَوْاٰتِكُمْ وَر۪يشاً۠ وَلِبَاسُ التَّقْوٰى ذٰلِكَ خَيْرٌۜ ذٰلِكَ مِنْ اٰيَاتِ اللّٰهِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ ٦٢
Yâ benî âdeme kad enzelnâ aleykum libâsen yuvârî sev’âtikum ve rîşâ(rîşâen) ve libâsut takvâ zâlike hayr(hayrun), zâlike min âyâtillâhi leallehum yezzekkerûn(yezzekkerûne).
“Ey âdemoğulları! Biz, sizin için avret yerlerinizi örtecek ve sizi süsleyecek elbiseler ile takva elbisesi yarattık. Ve biliniz ki takva elbisesi (iman, hayâ ve salih amel), sizin için daha hayırlıdır. İşte bunlar, Allah’ın (her şeye kadir olduğunun) delillerindendir. Olur ki öğüt alırlar (da şirki terk edip iman eder ve salih amel işlerler).”— Z. El-Kudsi
7:26
27
يَا بَن۪ٓي اٰدَمَ لَا يَفْتِنَنَّكُمُ الشَّيْطَانُ كَمَٓا اَخْرَجَ اَبَوَيْكُمْ مِنَ الْجَنَّةِ يَنْزِعُ عَنْهُمَا لِبَاسَهُمَا لِيُرِيَهُمَا سَوْاٰتِهِمَاۜ اِنَّهُ يَرٰيكُمْ هُوَ وَقَب۪يلُهُ مِنْ حَيْثُ لَا تَرَوْنَهُمْۜ اِنَّا جَعَلْنَا الشَّيَاط۪ينَ اَوْلِيَٓاءَ لِلَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ ٧٢
Yâ benî âdeme lâ yeftinennekumuş şeytânu kemâ ahrece ebeveykum minel cenneti yenziu anhumâ libâsehumâ li yuriyehumâ sev’âtihimâ innehu yerâkum huve ve kabîluhu min haysu lâ terevnehum innâ cealneş şeyâtîne evliyâe lillezîne lâ yu’minûn(yu’minûne).
“Ey âdemoğulları! Şeytan, daha önce baba ve annenizi (yasak olan ağaçtan yemeleri konusunda) kandırdığı gibi (günahları süslü göstererek avret yerlerinizi açmanız ve takva elbisenizi çıkarmanız konusunda) sizi de sakın kandırmasın. Onlara (yasak olan ağaçtan yedirterek) elbiselerini açtırıp birbirine avret yerlerini gösterdi ve böylece cennetten kovulmalarına sebep oldu. Biliniz ki o ve zürriyeti sizi görür fakat siz onları göremezsiniz (bu sebeple onlara karşı çok dikkatli ve tedbirli olun). Muhakkak ki biz şeytanları iman etmeyenlere veliler (küfür, şirk ve günah işlemede yardımcı ve destekleyiciler) kıldık (ancak gerçek manada iman edip salih amel işleyenleri saptırma konusunda onların hiçbir etkisi yoktur).”— Z. El-Kudsi
7:27
28
وَاِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً قَالُوا وَجَدْنَا عَلَيْهَٓا اٰبَٓاءَنَا وَاللّٰهُ اَمَرَنَا بِهَاۜ قُلْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَأْمُرُ بِالْفَحْشَٓاءِۜ اَتَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ ٨٢
Ve izâ faalû fâhişeten kâlû vecednâ aleyhâ âbâenâ vallâhu emerenâ bihâ kul innallâhe lâ ye’muru bil fahşâ(fahşâi), e tekûlûne alâllâhi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
(Hakkı bile bile inkâr eden) O müşrikler bir fahşa (şirk, zina ve Kâbe’yi çıplak tavaf etme gibi çirkin bir amel) yaptıkları zaman (mazeret olarak) “Biz babalarımızı bu amelleri yaparken gördük, üstelik böyle yapmayı da bize Allah emretti.” derler. Ey rasulüm! Onlara de ki: “Allah fahşayı (çirkin olan şeyleri) kesinlikle emretmez (bilakis yasaklar). Durum böyleyken (Allah’ın söylemediği ve emretmediği şeyleri O’na isnat ederek) Allah hakkında bilmediğiniz şeyler mi söylüyorsunuz?! (Bilin ki bu, apaçık bir yalan ve iftiradır.)”— Z. El-Kudsi
7:28
29
قُلْ اَمَرَ رَبّ۪ي بِالْقِسْطِ۠ وَاَق۪يمُوا وُجُوهَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ وَادْعُوهُ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۜ كَمَا بَدَاَكُمْ تَعُودُونَۜ ٩٢
Kul emere rabbî bil kıst(kısti) ve ekîmû vucûhekum inde kulli mescidin ved’ûhu muhlisîne lehud dîn(dîne), kemâ bedeekum teûdûn(teûdûne).
Ey rasulüm! (Yalan söyleyerek Allah’ın fahşayı emrettiğini iddia eden) Müşriklere de ki: “Rabbim adaleti emretti (asla fahşayı ve münkeri emretmez). O, size (her zaman ve her yerde bütün şirkleri terk edip ihlasla kendisine ibadet etmenizi emrettiği gibi) her mescidde (böyle yaparak) ihlasla O’na yönelmenizi de emretmiştir. Öyleyse itaati O’na has kılarak ihlaslı bir şekilde sadece O’na ibadet edin! O, sizi ilk defa nasıl yaratmışsa elbette diriltmeye de kadirdir.”— Z. El-Kudsi
7:29
30
فَر۪يقاً هَدٰى وَفَر۪يقاً حَقَّ عَلَيْهِمُ الضَّلَالَةُۜ اِنَّهُمُ اتَّخَذُوا الشَّيَاط۪ينَ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَيَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ مُهْتَدُونَ ٠٣
Ferîkan hadâ ve ferîkan hakka aleyhimud dalâletu, innehumuttehazûş şeyâtîne evliyâe min dûnillâhi ve yahsebûne ennehum muhtedûn(muhtedûne).
Allah insanların bir kısmını hidayete muvaffak kılmıştır, bir kısmı da sapıklığa düşmeyi hak etmiştir. Çünkü Allah’ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdir (onların emirlerine itaat etmişlerdir). Ve onlar, sapıklık içinde olmalarına rağmen kendilerinin doğru yol üzerinde olduklarını zannederler.— Z. El-Kudsi
7:30
Yükleniyor...
Araf
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle