Hac 78 Ayet Medine · الحج
22

Hac

Hac · Medine
22
Hac · Medine
الحج
78
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْۚ اِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَيْءٌ عَظ۪يمٌ ١
Yâ eyyuhen nâsuttekû rabbekum, inne zelzeletes sâati şey’un azîm(azîmun).
Ey insanlar! Rabbinizden korkun (O’nun emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durun)! Muhakkak ki kıyamet gününün sarsıntısı çok muazzam (dehşet verici) bir şeydir (bu sebeple halis bir iman ve salih amellerle o güne hazırlık yapın).— Z. El-Kudsi
22:1
2
يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّٓا اَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وَتَرَى النَّاسَ سُكَارٰى وَمَا هُمْ بِسُكَارٰى وَلٰكِنَّ عَذَابَ اللّٰهِ شَد۪يدٌ ٢
Yevme teravnehâ tezhelu kullu murdıatin ammâ erdaat ve tedau kullu zâti hamlin hamlehâ ve teren nâse sukârâ ve mâ hum bi sukârâ ve lâkinne azâballâhi şedîd(şedîdun).
Kıyametin sarsıntısını ve muazzam hadiselerini gördüğünüz o günde, yaşanan dehşetten dolayı her emzikli kadın emzirdiği çocuğunu unutur ve her gebe kadın çocuğunu düşürür. İnsanları da sarhoş bir hâlde görürsün, oysa onlar sarhoş değillerdir. Fakat Allah’ın azabı çok şiddetlidir (bundan dolayı akılları başlarından gitmiş olarak sarhoş gibi hareket ederler).— Z. El-Kudsi
22:2
3
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللّٰهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّبِعُ كُلَّ شَيْطَانٍ مَر۪يدٍۙ ٣
Ve minen nâsi men yucâdilu fîllâhi bi gayri ilmin ve yettebiu kulle şeytânin merîd(merîdin).
İnsanlardan öyleleri de vardır ki Allah (ve O’nun ölüleri diriltme kudreti) hakkında bilgisizce cedelleşip durur ve (bu inancında, Rabbine başkaldırmış olan) her azgın şeytana (ve sapıklıkta önder olanlara) tâbi olur.— Z. El-Kudsi
22:3
4
كُتِبَ عَلَيْهِ اَنَّهُ مَنْ تَوَلَّاهُ فَاَنَّهُ يُضِلُّهُ وَيَهْد۪يهِ اِلٰى عَذَابِ السَّع۪يرِ ٤
Kutibe aleyhi ennehu men tevellâhu fe ennehu yudılluhu ve yehdîhi ilâ azâbis saîr(saîri).
Bu azgın (cinni ve insi) şeytana kim inanıp tâbi olursa muhakkak onu hak yoldan saptıracağı ve ateş azabına sürükleyeceği yazılmıştır.— Z. El-Kudsi
22:4
5
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ ف۪ي رَيْبٍ مِنَ الْبَعْثِ فَاِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ مُخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ لِنُبَيِّنَ لَكُمْۜ وَنُقِرُّ فِي الْاَرْحَامِ مَا نَشَٓاءُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلاً ثُمَّ لِتَبْلُغُٓوا اَشُدَّكُمْۚ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفّٰى وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ اِلٰٓى اَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْلَا يَعْلَمَ مِنْ بَعْدِ عِلْمٍ شَيْـٔاًۜ وَتَرَى الْاَرْضَ هَامِدَةً فَاِذَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَٓاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَاَنْبَتَتْ مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَه۪يجٍ ٥
Yâ eyyuhen nâsu in kuntum fî raybin minel ba’si fe innâ halaknâkum min turâbin summe min nutfetin summe min alakatin summe min mudgatin muhallekatin ve gayri muhallekatin li nubeyyine lekum, ve nukırru fîl erhâmi mâ neşâu ilâ ecelin musemmen summe nuhricukum tıflen summe li teblugû eşuddekum ve minkum men yuteveffâ ve minkum men yuraddu ilâ erzelil umuri li keylâ ya’leme min ba’di ilmin şey’â(şey’an), ve terel arda hâmideten fe izâ enzelnâ aleyhel mâehtezzet ve rabet ve enbetet min kulli zevcin behîc(behîcin).
Ey insanlar! Eğer öldükten sonra sizi diriltmeye kadir olduğumuz konusunda şüpheniz varsa (yaratılışınızı ibretle düşünün), biliniz ki biz sizi (babanız Âdem’i) topraktan yarattık. Sonra da (onun zürriyetini erkeğin, kadının rahmine akıttığı) bir nutfeden (meni içindeki spermden), sonra (kadının rahmine dökülen bu nutfenin kadının yumurtasıyla birleşmesi sonucu oluşan) alakadan (kan pıhtısı şeklindeki zigottan), sonra (bu alakanın rahme yapışıp gelişmesiyle meydana gelen) mudğadan (çiğnenmiş et parçasından) yaratıyoruz. İşte bu mudğa ya rahimde yerleşip gelişir ve ondan canlı meydana gelir ya da gelişemez ve ana rahminden dışarı atılır. Size kudretimizi beyan etmek için insanları böyle merhaleli olarak yaratıyoruz. Sonra bu cenini (embriyoyu), tayin ettiğimiz vakitte canlı bir bebek olarak doğuncaya kadar rahimlerde sağlam bir şekilde yerleştiririz. Sonra sizi, ana rahminden bebek olarak çıkarırız. Sonra çocukluktan, mükemmel bir kuvvet ve akıl sahibi oluncaya kadar gelişirsiniz. Kiminiz bu çağa ulaşmadan önce ölür, kiminiz de daha önce bilgili iken hiçbir şey bilmez hâle gelsin diye ömrünün en kötü çağına kadar yaşar. (Ey insan!) Yeri de kurumuş (bitkisiz) olarak görürsün; ona su indirdiğimizde (bitki çıkarırken) toprağı yarılır ve kabarır, böylece her bitkiden hoşa giden, güzel görünüşlü (erkek ve dişi) çiftler çıkarır.— Z. El-Kudsi
22:5
6
ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْحَقُّ وَاَنَّهُ يُحْـيِ الْمَوْتٰى وَاَنَّهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌۙ ٦
Zâlike bi ennallâhe huvel hakku ve ennehu yuhyil mevtâ ve ennehu alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Bunları zikretmemiz; sizi yaratan Allah’ın hak ilah olduğuna iman etmeniz (ve O’ndan başka tapılan ilahların sahte ve bâtıl olduğunu bilmeniz) içindir. Ayrıca o hak olan ilah, (dünyada yaptıklarından dolayı hesap sormak için) bütün ölüleri diriltecektir. Ve muhakkak ki O, her şeye kadirdir (hiçbir şey O’nu âciz bırakamaz).— Z. El-Kudsi
22:6
7
وَاَنَّ السَّاعَةَ اٰتِيَةٌ لَا رَيْبَ ف۪يهَاۙ وَاَنَّ اللّٰهَ يَبْعَثُ مَنْ فِي الْقُبُورِ ٧
Ve ennes sâate âtiyetun lâ raybe fîhâ ve ennallâhe yeb’asu men fîl kubûr(kubûri).
Ve kıyamet gününün muhakkak geleceğine, onun gelmesinde hiçbir şüphe olmadığına ve o gün, Allah’ın (hesap sormak için) kabirde olanları (bütün ölüleri) kesinlikle dirilteceğine iman etmeniz içindir.— Z. El-Kudsi
22:7
8
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللّٰهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَابٍ مُن۪يرٍۙ ٨
Ve minen nâsi men yucâdilu fîllâhi bi gayri ilmin ve lâ huden ve lâ kitâbin munîr(munîrin).
İnsanlardan öyleleri de vardır ki Allah hakkında ilimsizce, hiçbir doğru delile dayanmadan ve Allah’ın kitabından, söylediklerini aydınlatacak bir bilgi olmadan (cahilce ve zanlarla) husumete girip tartışır.— Z. El-Kudsi
22:8
9
ثَانِيَ عِطْفِه۪ لِيُضِلَّ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ لَهُ فِي الدُّنْيَا خِزْيٌ وَنُذ۪يقُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ عَذَابَ الْحَر۪يقِ ٩
Sâniye ıtfihî li yudılle an sebîlillâh(sebîlillâhi), lehu fid dunyâ hızyun ve nuzîkuhu yevmel kıyâmeti azâbel harîk(harîkı).
Allah hakkında ilimsizce ve vahye dayanmadan konuşan o kimse, insanları Allah’ın yolundan saptırmak için kibirden dolayı (hakkı dinlemeksizin) boynunu çevirip kasılarak cedelleşir. İşte böyle kimseler için dünyada zillet ve rezillik vardır, kıyamet gününde ise onlara yakıcı ateş azabını tattıracağız.— Z. El-Kudsi
22:9
10
ذٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ يَدَاكَ وَاَنَّ اللّٰهَ لَيْسَ بِظَلَّامٍ لِلْعَب۪يدِ۟ ٠١
Zâlike bimâ kaddemet yedâke ve ennallâhe leyse bi zallâmin lil abîd(abîdi).
Kıyamet gününde ateş azabına atıldığında ona şöyle denir: “İşte tattığın bu azap, dünyada işlediğin (küfür, şirk ve günah) amellerinden dolayıdır. Ve elbette Allah kullarına zulmetmez (suç işleyene hak ettiği cezayı verir, başkasının suçundan dolayı hiç kimseyi cezalandırmaz).”— Z. El-Kudsi
22:10
11
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَعْبُدُ اللّٰهَ عَلٰى حَرْفٍۚ فَاِنْ اَصَابَهُ خَيْرٌۨ اطْمَاَنَّ بِه۪ۚ وَاِنْ اَصَابَتْهُ فِتْنَةٌۨ انْقَلَبَ عَلٰى وَجْهِه۪۠ خَسِرَ الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةَۜ ذٰلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُب۪ينُ ١١
Ve minen nâsi men ya’budullâhe alâ harf(harfın), fe in asâbehu hayrunıtmeenne bih(bihî), ve in asâbethu fitnetuninkalebe alâ vechihî, hasired dunyâ vel âhıreh(âhırete), zâlike huvel husrânul mubîn(mubînu).
Yine insanlardan öyleleri de vardır ki Allah’a bir uçurum kenarındaymış gibi ibadet eder (sağlam bir imanla ibadet etmez). Eğer ona (dünyada) bir iyilik (zenginlik, refah, sağlık) isabet ederse hoşnut olup imana ve itaate devam eder. Fakat ona imtihan olarak bir musibet (fakirlik, hastalık veya bir bela) isabet ederse yüzüstü yere çakılır (musibet kendisinden gitsin diye imanı terk eder). Böylece hem dünyasını kaybeder (elde etmek istediğini elde edemez) hem de ahiretini kaybeder (imanı terk ettiği için ebedî azaba maruz kalır). İşte bu, apaçık olan kayıptır.— Z. El-Kudsi
22:11
12
يَدْعُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَضُرُّهُ وَمَا لَا يَنْفَعُهُۜ ذٰلِكَ هُوَ الضَّلَالُ الْبَع۪يدُ ٢١
Yed’û min dûnillâhi mâ lâ yedurruhû ve mâ lâ yenfeuh(yenfeuhu), zâlike huved dalâlul baîd(baîdu).
O, Allah’tan başka kendisine (ibadet ettiğinde) fayda ve (ibadet etmediğinde) zarar veremeyecek şeylere ibadet eder. İşte bu, derin sapıklığın ta kendisidir!— Z. El-Kudsi
22:12
13
يَدْعُوا لَمَنْ ضَرُّهُٓ اَقْرَبُ مِنْ نَفْعِه۪ۜ لَبِئْسَ الْمَوْلٰى وَلَبِئْسَ الْعَش۪يرُ ٣١
Yed’û le men darruhû akrabu min nef’ıh(nef’ıhî), le bi’sel mevlâ ve le bi’sel aşîr(aşîru).
Puta tapan o müşrik, zararı gerçekleşmiş olan fakat ileride kendisinden fayda umduğu putuna (ki asla fayda veremez) ibadet ederek yardımına çağırır. Durumu böyle olan bir put ne kötü bir yardımcı ve ne kötü bir dosttur!— Z. El-Kudsi
22:13
14
اِنَّ اللّٰهَ يُدْخِلُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ اِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يُر۪يدُ ٤١
İnnallâhe yudhılullezîne âmenû ve amilûs sâlihâti cennâtin tecrî min tahtihel enhâr(enhâru), innallâhe yef’alu mâ yurîd(yurîdu).
Muhakkak ki Allah; (kendisine, rasulüne ve ona indirilenlere gerçek manada) iman edip salih ameller (Allah için ve istediği şekilde ameller) işleyenleri, sarayları ve ağaçları altından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. Bilin ki Allah dilediğini yapar (dilediğini ikramıyla ve keremiyle gerçek imana ulaştırır, dilediğini de adaleti ve hikmeti gereği saptırır).— Z. El-Kudsi
22:14
15
مَنْ كَانَ يَظُنُّ اَنْ لَنْ يَنْصُرَهُ اللّٰهُ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ فَلْيَمْدُدْ بِسَبَبٍ اِلَى السَّمَٓاءِ ثُمَّ لْيَقْطَعْ فَلْيَنْظُرْ هَلْ يُذْهِبَنَّ كَيْدُهُ مَا يَغ۪يظُ ٥١
Men kâne yezunnu en len yensurehullâhu fîd dunyâ vel âhıreti felyemdud bi sebebin iles semâi summel yakta’ felyenzur hel yuzhibennekeyduhu mâ yagîz(yagîzu).
Kim Allah’ın, nebisine dünyada ve ahirette yardım etmeyeceğini sanıyorsa ve yardım ettiğinden dolayı rahatsız oluyorsa (kinleniyorsa) bu rahatsızlığını gidermek için evinin tavanına bir ip bağlasın, sonra o ipi boynuna geçirip boğulmak için ayağını yerden kessin. Sonra da bu yaptığı şeyin kinini giderip gidermediğine (Allah’ın, nebisine yardımını engelleyip engellemediğine) baksın.— Z. El-Kudsi
22:15
16
وَكَذٰلِكَ اَنْزَلْنَاهُ اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍۙ وَاَنَّ اللّٰهَ يَهْد۪ي مَنْ يُر۪يدُ ٦١
Ve kezâlike enzelnâhu âyâtin beyyinâtin ve ennallâhe yehdî men yurîd(yurîdu).
(Ey insanlar!) Size dirilişi apaçık delillerle beyan ettiğimiz gibi rasulümüze açık ayetler olarak Kur’ân’ı indirdik. Ve bilin ki Allah dilediği kimseyi (fazlı ve ikramıyla) hidayete muvaffak kılar.— Z. El-Kudsi
22:16
17
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَالَّذ۪ينَ هَادُوا وَالصَّابِـ۪ٔينَ وَالنَّصَارٰى وَالْمَجُوسَ وَالَّذ۪ينَ اَشْرَكُواۗ اِنَّ اللّٰهَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدٌ ٧١
İnnellezîne âmenû vellezîne hâdû ves sâbiîne ven nasârâ vel mecûse vellezîne eşrekû innallâhe yafsılu beynehum yevmel kıyâmeh(kıyâmeti), innallâhe alâ kulli şey’in şehîd(şehîdun).
Bilin ki Allah, (bu ümmetten) gerçek manada iman edenler ile Yahudiler, sabiiler, Nasraniler, Mecusiler ve müşrikler arasında (hangi fırkanın hak üzerinde olduğuna dair) kıyamet gününde hüküm verecektir (sadece gerçek mu’minleri cennete, diğerlerini ise cehenneme koyacaktır). Muhakkak ki Allah, her şeye (kullarının ne yaptıklarına) en ince teferruatına kadar şahiddir (hiçbir şey O’na gizli değildir ve buna göre hesap soracaktır).— Z. El-Kudsi
22:17
18
Secde
اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يَسْجُدُ لَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ وَالنُّجُومُ وَالْجِبَالُ وَالشَّجَرُ وَالدَّوَٓابُّ وَكَث۪يرٌ مِنَ النَّاسِۜ وَكَث۪يرٌ حَقَّ عَلَيْهِ الْعَذَابُۜ وَمَنْ يُهِنِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ مُكْرِمٍۜ اِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يَشَٓاءُ ۩ ٨١
E lem tera ennallâhe yescudu lehu men fis semâvâti ve men fîl ardı veş şemsu vel kameru ven nucûmu vel cibâlu veş şeceru ved devabbu ve kesîrun minen nâs(nâsi), ve kesîrun hakka aleyhil azâb(azâbu), ve men yuhinillâhu fe mâ lehu min mukrim(mukrimin), innallâhe yef’alu mâ yeşâ’(yeşâu).(SECDE ÂYETİ)
Ey rasulüm! Bilmez misin ki göklerde olanlar (melekler), yerde olanlar (mu’min ins ve cinler), Güneş, Ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah’a itaat secdesi yapıp boyun eğmektedir ve insanlardan birçoğu da itaat secdesi yapmadığı için (küfür ve şirkleri sebebiyle) azabı hak etmiştir! Bilin ki Allah kime (küfür ve şirkleri sebebiyle) zillet ve rezillik vermişse hiç kimse onu şerefli ve değerli kılamaz. Muhakkak ki Allah, dilediğini yapar (hiç kimse O’nu hiçbir şeye mecbur kılamaz).— Z. El-Kudsi
22:18
19
هٰذَانِ خَصْمَانِ اخْتَصَمُوا ف۪ي رَبِّهِمْۘ فَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا قُطِّعَتْ لَهُمْ ثِيَابٌ مِنْ نَارٍۜ يُصَبُّ مِنْ فَوْقِ رُؤُ۫سِهِمُ الْحَم۪يمُۚ ٩١
Hâzâni hasmânihtesamû fî rabbihim fellezîne keferû kuttıat lehum siyâbun min nâr(nârin), yusabbu min fevkı ruûsihumul hamîm(hamîmu).
Birbirine hasım olan şu iki grup (iman ehli ile küfür ehli), Rableri hakkında (hangileri hak üzere diye) çekişip durmaktadır. (Rablerinin birliğini, yalnız O’na ibadet edilmesi gerektiğini ve indirdiği hükümleri) İnkâr edenlere gelince; onlar için ateşten elbise biçilir ve başlarından aşağı kaynar su dökülür.— Z. El-Kudsi
22:19
20
يُصْهَرُ بِه۪ مَا ف۪ي بُطُونِهِمْ وَالْجُلُودُۜ ٠٢
Yusheru bihî mâ fî butûnihim vel culûd(culûdu).
O öyle bir kaynar sudur ki onunla kâfirlerin karınlarında bulunan her şey ve derileri eritilir.— Z. El-Kudsi
22:20
21
وَلَهُمْ مَقَامِعُ مِنْ حَد۪يدٍ ١٢
Ve lehum makâmıu min hadîd(hadîdin).
Ve (cehennemde) o kâfirlerin başlarına vurmak için demirden çekiçler vardır.— Z. El-Kudsi
22:21
22
كُلَّمَٓا اَرَادُٓوا اَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا مِنْ غَمٍّ اُع۪يدُوا ف۪يهَا وَذُوقُوا عَذَابَ الْحَر۪يقِ۟ ٢٢
Kullemâ erâdû en yahrucû minhâ min gammin uîdû fîhâ ve zûkû azâbel harîk(harîkı).
O kâfirler, cehennemde çektikleri şiddetli ızdıraptan dolayı oradan her çıkmak istediklerinde (başlarına demir çekiçlerle vurulup) tekrar cehenneme döndürülürler ve onlara şöyle denir: “Haydi, yakıcı ateş azabını tadın bakalım!”— Z. El-Kudsi
22:22
23
اِنَّ اللّٰهَ يُدْخِلُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ يُحَلَّوْنَ ف۪يهَا مِنْ اَسَاوِرَ مِنْ ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤً۬اۜ وَلِبَاسُهُمْ ف۪يهَا حَر۪يرٌ ٣٢
İnnallâhe yudhılullezîne âmenû ve amilus sâlihâti cennâtin tecrî min tahtihel enhâru yuhallevne fîhâ min esâvira min zehebin ve lu’luâ(lu’luen), ve libâsuhum fîhâ harîr(harîrun).
İman edenlere gelince; muhakkak ki Allah, (kendisine, rasulüne ve ona indirilenlere gerçek manada) iman edip salih ameller (Allah için ve istediği şekilde ameller) işleyenleri, sarayları ve ağaçları altından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. Onlar, orada altın bilezikler ve incilerle bezenirler, oradaki giyecekleri ise ipektendir.— Z. El-Kudsi
22:23
24
وَهُدُٓوا اِلَى الطَّيِّبِ مِنَ الْقَوْلِۗ وَهُدُٓوا اِلٰى صِرَاطِ الْحَم۪يدِ ٤٢
Ve hudû ilet tayyibî minel kavli ve hudû ilâ sırâtıl hamîd(hamîdi).
Ve Allah (dünyada) onları güzel sözler söylemeye (La ilahe illallah, Elḥamdulillah, Allahu ekber, Subḥanallah demeye) muvaffak kılmış ve onları övülmüş olan doğru yola (İslam’a) hidayet etmiştir.— Z. El-Kudsi
22:24
25
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَيَصُدُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ الَّذ۪ي جَعَلْنَاهُ لِلنَّاسِ سَوَٓاءًۨ الْعَاكِفُ ف۪يهِ وَالْبَادِۜ وَمَنْ يُرِدْ ف۪يهِ بِـاِلْحَادٍ بِظُـلْمٍ نُذِقْهُ مِنْ عَذَابٍ اَل۪يمٍ۟ ٥٢
İnnellezîne keferû ve yasuddûne an sebîlillâhi vel mescidil harâmillezî cealnâhu lin nâsi sevâenil âkıfu fîhi vel bâd(bâdı), ve men yurid fîhi bi ilhâdin bi zulmin nuzıkhu min âzâbin elîm(elîmin).
Muhakkak ki kâfirlere (Allah’ın birliğini ve Muhammed’e verilen şeriati inkâr edenlere), insanları Allah’ın yolundan (İslam dinine girmekten) alıkoyanlara ve mu’minlerin Mescid-i Haram’a girmesini engelleyenlere çok acı verici bir azap tattıracağız. İşte o Mescid-i Haram’ı; ister Mekke halkı ister Mekke dışından gelenler olsun, hepsini eşit tutup namaz kıldıklarında bir kıble, hac ve umre yaptıklarında ise ziyaret edilecek bir yer kıldık. Bilin ki kim Mescid-i Haram’da haktan kayarak zulüm işlerse (şirk koşar veya insanların haklarına tecavüz ederse) ona acıklı azaptan tattıracağız.— Z. El-Kudsi
22:25
26
وَاِذْ بَوَّأْنَا لِاِبْرٰه۪يمَ مَكَانَ الْبَيْتِ اَنْ لَا تُشْرِكْ ب۪ي شَيْـٔاً وَطَهِّرْ بَيْتِيَ لِلطَّٓائِف۪ينَ وَالْقَٓائِم۪ينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ ٦٢
Ve iz bevve’nâ li ibrâhîme mekânel beyti en lâ tuşrik bî şey’en ve tahhir beytiye lit tâifîne vel kâimîne ver rukkais sucûd(sucûdi).
Ey rasulüm, hatırla! Biz, (daha önce izi kaybolmuş olan) evin (Kâbe’nin) yerini ve sınırlarını İbrahim’e beyan etmiş ve ona şöyle vahyetmiştik: “Bana hiçbir şeyi şirk koşma (sadece bana ibadet et); evimi (Kâbe’yi) tavaf edenler, ayakta ibadet edenler, rükû ve secdeye varanlar için maddi ve manevi bütün necasetlerden temizle!”— Z. El-Kudsi
22:26
27
وَاَذِّنْ فِي النَّاسِ بِالْحَجِّ يَأْتُوكَ رِجَالاً وَعَلٰى كُلِّ ضَامِرٍ يَأْت۪ينَ مِنْ كُلِّ فَجٍّ عَم۪يقٍۙ ٧٢
Ve ezzin fîn nâsi bil hacci ye’tûke ricâlen ve alâ kulli dâmirin ye’tîne min kulli feccin amîk(amîkın).
“Ve insanlar arasında haccı ilan et ki gerek yaya gerekse yorgun develer üzerinde nice uzak yollardan sana gelsinler.”— Z. El-Kudsi
22:27
28
لِيَشْهَدُوا مَنَافِـعَ لَهُمْ وَيَذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ ف۪ٓي اَيَّامٍ مَعْلُومَاتٍ عَلٰى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَه۪يمَةِ الْاَنْعَامِۚ فَكُلُوا مِنْهَا وَاَطْعِمُوا الْـبَٓائِسَ الْفَق۪يرَۘ ٨٢
Li yeşhedû menâfia lehum ve yezkurusmallâhi fî eyyâmin ma’lûmâtin alâ mâ rezakahum min behîmetil en’âm(en’âmi), fe kulû minhâ ve at’ımul bâisel fakîr(fakîre).
“Böylece hacca gelen insanlar, kendileri için faydalı olan (günahlarının affedilmesi, sevap kazanma ve ticaret gibi hem dünya hem de dinle ilgili) şeyleri elde etsinler. Ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık (erkeği ve dişisiyle deve, sığır, koyun ve keçi cinsi) hayvanları belli günlerde (bayram günü ve teşrik günlerinde) şükrederek üzerlerine Allah’ın adını zikredip kessinler. Ey iman edenler! Kâbe’ye hediye olarak getirip Allah için kurban ettiğiniz bu hayvanların etlerinden hem siz yiyin hem de muhtaç durumda olan kişilere ve fakirlere yedirin.”— Z. El-Kudsi
22:28
29
ثُمَّ لْيَقْضُوا تَفَثَهُمْ وَلْيُوفُوا نُذُورَهُمْ وَلْيَطَّوَّفُوا بِالْبَيْتِ الْعَت۪يقِ ٩٢
Summel yakdû tefesehum vel yûfû nuzûrahum vel yettavvefû bil beytil atîk(atîkı).
“Kurbanlarını kestikten sonra kalan hac menasiklerini (hac ibadetlerini) tamamlasınlar, saçlarını keserek ihramdan çıksınlar, adadıkları şeyleri yerine getirsinler ve Beyt-i Atîk’i (Kâbe’yi) tavaf etsinler (ifâda tavafı yapsınlar).”— Z. El-Kudsi
22:29
30
ذٰلِكَۗ وَمَنْ يُعَظِّمْ حُرُمَاتِ اللّٰهِ فَهُوَ خَيْرٌ لَهُ عِنْدَ رَبِّه۪ۜ وَاُحِلَّتْ لَكُمُ الْاَنْعَامُ اِلَّا مَا يُتْلٰى عَلَيْكُمْ فَاجْتَنِبُوا الرِّجْسَ مِنَ الْاَوْثَانِ وَاجْتَنِبُوا قَوْلَ الزُّورِۙ ٠٣
Zâlike ve men yuazzım hurumâtillâhi fe huve hayrun lehu inde rabbih(rabbihî), ve uhıllet lekumul en’âmu illâ mâ yutlâ aleykum fectenibûr ricse minel evsâni vectenibû kavlez zûr(zûri).
İşte bunlar, Allah’ın hacda yapmanızı emrettiği şeylerdir. Ve kim Allah’ın emir ve yasaklarına saygı gösterirse bu, Rabbi katında (ahirette) kendisi için daha hayırlıdır. Size haram olduğu bildirilenler dışındaki hayvanlar (Allah’ın emrettiği şekilde kestiğiniz takdirde) sizin için helal kılınmıştır. Hepsi birer pislik olan putlara tapmaktan uzak durun ve (Allah ile kulları hakkında) yalan söylemekten sakının!— Z. El-Kudsi
22:30
Yükleniyor...
Hac
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle