وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَاتَّبَعَتْهُمْ ذُرِّيَّتُهُمْ بِا۪يمَانٍ اَلْحَقْنَا بِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَمَٓا اَلَتْنَاهُمْ مِنْ عَمَلِهِمْ مِنْ شَيْءٍۜ كُلُّ امْرِئٍ بِمَا كَسَبَ رَه۪ينٌ ١٢
Vellezîne âmenû vettebeathum zurriyyetuhum bi îmânin elhaknâ bihim zurriyyetehum ve mâ eletnâhum min amelihim min şey’in, kullumriin bi mâ kesebe rehînun.
Gerçek manada (Allah’a, rasulüne ve ona indirilenlere) iman edenlere ve onlar gibi iman eden zürriyetlerine gelince; (babalarının mertebeleriyle aynı olmasa bile babalara bir ikram olarak) cennette zürriyetlerini babalarına kavuşturacağız ve onların (babaların) amellerinin sevabından hiçbir şey eksiltmeyeceğiz. Ey insanlar! Bilin ki herkes kendi yaptıklarına karşılık bir rehindir (hiç kimse başkasının amelini taşıyamaz).— Z. El-Kudsi