فَاِذَا لَق۪يتُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَضَرْبَ الرِّقَابِۜ حَتّٰٓى اِذَٓا اَثْخَنْتُمُوهُمْ فَشُدُّوا الْوَثَاقَۙ فَاِمَّا مَناًّ بَعْدُ وَاِمَّا فِدَٓاءً حَتّٰى تَضَعَ الْحَرْبُ اَوْزَارَهَاۚۛ ذٰلِكَۜۛ وَلَوْ يَشَٓاءُ اللّٰهُ لَانْتَصَرَ مِنْهُمْۙ وَلٰكِنْ لِيَبْلُوَ۬ا بَعْضَكُمْ بِبَعْضٍۜ وَالَّذ۪ينَ قُتِلُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ فَلَنْ يُضِلَّ اَعْمَالَهُمْ ٤
Fe izâ lekîtumullezîne keferû fe darber rikâb(rikâbi), hattâ izâ eshantumûhum fe şuddûl vesâk(vesâka), fe immâ mennen ba’du ve immâ fidâen hattâ tedaal harbu evzârehâ, zalik(zalike), ve lev yeşâullâhu lentasara minhum ve lâkin li yebluve ba’dakum bi ba’d(ba’din), vellezîne kutilû fî sebîlillâhi fe len yudille a’mâlehum.
Ey savaşan mu’minler! Kâfirlerle savaşmak için karşılaştığınızda onların boyunlarını vurun, onlardan çok kişiyi öldürünceye kadar savaşa devam edin! Kâfirlerden çokça öldürdüğünüzde onlardan esir ettiklerinizi sıkıca bağlayın! Bundan sonra isterseniz esirlerinizi (İslam’ın maslahatına göre karşılıksız) serbest bırakırsınız, isterseniz fidye (ya da başka bir şey) karşılığında serbest bırakırsınız. Kâfirler sizinle barış anlaşması yapıncaya kadar onlarla bu şekilde savaşın! İşte bu (bazı savaşlarda mu’minlerin, bazı savaşlarda ise kâfirlerin muzaffer olması), Allah’ın hükmüdür. Allah dilerse hiç savaş yapmadan sizi kâfirlere muzaffer kılar. Fakat Allah, (kimin İslam şeriatini hâkim kılmak için cihad edeceği, kimin de savaştan kaçacağı insanlara belli olsun diye) sizi birbirinizle imtihan etmek için cihadı meşru kılmıştır. Ve biliniz ki Allah, O’nun yolunda (şeriatini hâkim kılmak için) öldürülenlerin salih amellerinin mükâfaatını asla zayi etmez.— Z. El-Kudsi