Nur 64 Ayet Medine · النور
24

Nur

Işık · Medine
24
Işık · Medine
النور
64
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
سُورَةٌ اَنْزَلْنَاهَا وَفَرَضْنَاهَا وَاَنْزَلْنَا ف۪يهَٓا اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ ١
Sûratun enzelnâhâ ve faradnâhâ ve enzelnâ fîhâ âyâtin beyyinâtin leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).
Bu sureyi biz indirdik, onun hükümleriyle amel etmeyi farz kıldık ve içinde apaçık ayetler de indirdik. Olur ki içinde geçen hükümleri hatırlayıp onlarla amel edersiniz.— Z. El-Kudsi
24:1
2
اَلزَّانِيَةُ وَالزَّان۪ي فَاجْلِدُوا كُلَّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا مِائَةَ جَلْدَةٍۖ وَلَا تَأْخُذْكُمْ بِهِمَا رَأْفَةٌ ف۪ي د۪ينِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۚ وَلْيَشْهَدْ عَذَابَهُمَا طَٓائِفَةٌ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ ٢
Ez zâniyetu vez zânî feclidû kulle vâhıdin min humâ miete celdetin ve lâ te’huzkum bi himâ ra’fetun fî dînillâhi in kuntum tu’minûne billâhi vel yevmil âhır(âhırı), vel yeşhed azâbehumâ tâifetun minel mu’minîn(mu’minîne).
Zina eden (bekâr) kadın ve zina eden (bekâr) erkekten her birine yüzer celde vurun! Eğer Allah’a ve ahiret gününe iman etmişseniz Allah’ın dinini uygulama konusunda o ikisine acımayın! (Had caydırıcı olsun diye) Mu’minlerden bir topluluk da onların cezasına şahid olsun.— Z. El-Kudsi
24:2
3
اَلزَّان۪ي لَا يَنْكِحُ اِلَّا زَانِيَةً اَوْ مُشْرِكَةًۘ وَالزَّانِيَةُ لَا يَنْكِحُهَٓا اِلَّا زَانٍ اَوْ مُشْرِكٌۚ وَحُرِّمَ ذٰلِكَ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ ٣
Ez zânî lâ yenkihu illâ zâniyeten ev muşriketen vez zâniyetu lâ yenkihuhâ illâ zânin ev muşrik(muşrikun), ve hurrime zâlike alel mu’minîn(mu’minîne).
Zinakâr erkek, ancak zinakâr (Müslüman) bir kadınla veya müşrik bir kadınla zina yapar. Zinakâr kadınla da ancak zinakâr (Müslüman) bir erkek veya müşrik bir erkek zina yapar. Bu (ameli yapmak), mu’minlere haram kılınmıştır.— Z. El-Kudsi
24:3
4
وَالَّذ۪ينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَأْتُوا بِاَرْبَعَةِ شُهَدَٓاءَ فَاجْلِدُوهُمْ ثَمَان۪ينَ جَلْدَةً وَلَا تَقْبَلُوا لَهُمْ شَهَادَةً اَبَداًۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَۙ ٤
Vellezîne yermûnel muhsanâti summe lem ye’tû bi erbeati şuhedâe feclidûhum semânîne celdeten ve lâ takbelû lehum şehâdeten ebedâ(ebeden), ve ulâike humul fâsikûn(fâsikûne).
Muhsan (iffetli her kadın ile hür Müslüman) kadınlara zina ithamında bulunup da sonra (buna adaletli) dört şahid getirmeyenlere seksener celde vurun ve artık onların şahidliğini ebediyen kabul etmeyin! İşte onlar, günahta ileri gitmiş olanlardır.— Z. El-Kudsi
24:4
5
اِلَّا الَّذ۪ينَ تَابُوا مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ وَاَصْلَحُواۚ فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ٥
İllellezîne tâbû min ba’di zâlike ve aslehû, fe innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Ancak kötü amellerinin ardından tevbe edenler ve bozduklarını düzeltenler hariç; muhakkak ki Allah böyle kulları için (غَـفُور) Ğafûr’dur (günahından pişman olup halisane bir şekilde tevbe ederek Allah’a itaate dönen ve tekrar aynı günaha dönmekten kaçınan kullarını affedendir), (رَحِيـم) Raḥîm’dir (ihlasla tevbe eden kullarına merhamet ederek onlara işlediği günahlardan dolayı azap etmeyendir).— Z. El-Kudsi
24:5
6
وَالَّذ۪ينَ يَرْمُونَ اَزْوَاجَهُمْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ شُهَدَٓاءُ اِلَّٓا اَنْفُسُهُمْ فَشَهَادَةُ اَحَدِهِمْ اَرْبَعُ شَهَادَاتٍ بِاللّٰهِۙ اِنَّهُ لَمِنَ الصَّادِق۪ينَ ٦
Vellezîne yermûne ezvâcehum ve lem yekun lehum şuhedâu illâ enfusuhum fe şehâdetu ehadihim erbeû şehâdâtin billâhi innehû le mines sâdıkîn(sâdıkîne).
Ve hanımlarına zina ithamında bulunup da kendilerinden başka şahidleri olmayan erkeklere gelince; bu durumda her biri zina isnadında doğru söylediğine dair Allah’a dört defa yemin ederek şahidlik yapar. Sonra eğer zina ithamında yalan söyleyenlerden ise Allah’ın lanetinin kendi üzerine olmasını dileyip Allah’a yemin ederek beşinci şehadetini yapar.— Z. El-Kudsi
24:6
7
وَالْخَامِسَةُ اَنَّ لَعْنَتَ اللّٰهِ عَلَيْهِ اِنْ كَانَ مِنَ الْكَاذِب۪ينَ ٧
Vel hâmisetu enne la’netallâhi aleyhi in kâne minel kâzibîn(kâzibîne).
Bu mealci için veri yok.
24:7
8
وَيَدْرَؤُ۬ا عَنْهَا الْعَذَابَ اَنْ تَشْهَدَ اَرْبَعَ شَهَادَاتٍ بِاللّٰهِۙ اِنَّهُ لَمِنَ الْكَاذِب۪ينَۙ ٨
Ve yedraû anhel azâbe en teşhede erbea şehâdâtin billâhi innehu le minel kâzibîn(kâzibîne).
(Kocanın bu şekilde şehadetinden sonra kadın, zina cezasını hak etmiş olur.) Fakat bunun akabinde zina ile itham edilen kadın, kocasının (kendisine yaptığı zina ithamında) yalancılardan olduğuna dair dört defa Allah’a yemin ederek şehadette bulunur ve beşinci şehadetinde Allah’a yemin edip eğer kocası zina isnadında doğru söyleyenlerden ise Allah’ın ğadabının kendi üzerine olmasını dileyerek cezayı kendisinden kaldırır.— Z. El-Kudsi
24:8
9
وَالْخَامِسَةَ اَنَّ غَضَبَ اللّٰهِ عَلَيْهَٓا اِنْ كَانَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ ٩
Vel hâmisete enne gadaballâhi aleyhâ in kâne mines sâdikîn(sâdikîne).
Bu mealci için veri yok.
24:9
10
وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ وَاَنَّ اللّٰهَ تَـوَّابٌ حَك۪يمٌ۟ ٠١
Ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu ve ennellâhe tevvâbun hakîm(hakîmun).
Ey insanlar! Eğer Allah’ın size ikramı ve rahmeti olmasaydı işlediğiniz günahlardan dolayı azabı hemen başınıza indirir ve sizi rezil ederdi. Fakat Allah (تَـوَّاب) Tevvâb’dır (gerçek manada tevbe edenlerin tevbesini kabul edendir), (حَـكِيـم) Ḥakîm’dir (hikmetiyle her şeyi yerli yerine koyan, sadece hakkı söyleyen, her fiili doğru ve mükemmel olan, emirlerine bile bile karşı gelenleri hikmeti gereği cezalandırandır).— Z. El-Kudsi
24:10
11
اِنَّ الَّذ۪ينَ جَٓاؤُ۫ بِالْاِفْكِ عُصْبَةٌ مِنْكُمْۜ لَا تَحْسَبُوهُ شَراًّ لَكُمْۜ بَلْ هُوَ خَيْرٌ لَكُمْۜ لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ مَا اكْتَسَبَ مِنَ الْاِثْمِۚ وَالَّذ۪ي تَوَلّٰى كِبْرَهُ مِنْهُمْ لَهُ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ ١١
İnnellezîne câû bil ifki usbetun minkum, lâ tahsebûhu şerren lekum, bel huve hayrun lekum, li kullimriin minhum mektesebe minel ism(ismi), vellezî tevellâ kibrehu minhum lehu azâbun azîm(azîmun).
Ey iman edenler! Muhakkak ki (mu’minlerin annesi Aişe hakkında) zina iftirasında bulunanlar, içinizden bir gruptur. Bu hadisenin, sizin için şer olduğunu zannetmeyin; bilakis o, sizin için hayırdır (mu’minler ile münafıklar ayırt edilmiş, Allah’ın razı olduğu şekilde hareket edenler ile şeriate göre hareket etmeyenler belli olmuş ve suçlananların masum olduğu ortaya çıkmıştır). Biliniz ki zina iftirasında bulunanlardan her biri, işlediği suç kadar günah kazanmıştır. Onlardan bu zina iftirasını ilk başlatan kimse için ise çok büyük bir azap vardır.— Z. El-Kudsi
24:11
12
لَوْلَٓا اِذْ سَمِعْتُمُوهُ ظَنَّ الْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بِاَنْفُسِهِمْ خَيْراًۙ وَقَالُوا هٰذَٓا اِفْكٌ مُب۪ينٌ ٢١
Lev lâ iz semi’tumûhu zannel mu’minûne vel mu’minâtu bi enfusihim hayran ve kâlû hâzâ ifkun mubîn(mubînun).
Bu iftirayı işittiğinizde erkek ve kadın mu’minlerin, kardeşleri hakkında, kendi nefislerinde hüsnüzan yaparak “Bu apaçık bir iftiradır.” demeleri gerekmez miydi?!— Z. El-Kudsi
24:12
13
لَوْلَا جَٓاؤُ۫ عَلَيْهِ بِاَرْبَعَةِ شُهَدَٓاءَۚ فَاِذْ لَمْ يَأْتُوا بِالشُّهَدَٓاءِ فَاُو۬لٰٓئِكَ عِنْدَ اللّٰهِ هُمُ الْكَاذِبُونَ ٣١
Lev lâ câû aleyhi bi erbeati şuhedâ(şuhedâe), fe iz lem ye’tû biş şuhedâi fe ulâike indellâhi humul kâzibûn(kâzibûne).
İçinizden (mu’minlerin annesi Aişe’ye) zina isnadında bulunanların, iddialarını ispat etmek için dört şahid getirmeleri gerekmez miydi?! Eğer dört şahid getiremiyorlarsa (ki asla getiremezler) o zaman onlar, Allah’ın hükmünde yalancı kimselerdir.— Z. El-Kudsi
24:13
14
وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ لَمَسَّكُمْ ف۪ي مَٓا اَفَضْتُمْ ف۪يهِ عَذَابٌ عَظ۪يمٌۚ ٤١
Ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu fîd dunyâ vel âhırati le messekum fî mâ efadtum fîhi azâbun azîm(azîmun).
Ve ey (mu’minlerin annesi Aişe’ye) zina iftirası atanlar! Bilin ki (hemen azap etmemek ve tevbelerinizi kabul etmekle) Allah’ın dünyada ve ahirette size lütfu ve merhameti olmasaydı işlediğiniz bu suçtan dolayı üzerinize büyük azap inerdi.— Z. El-Kudsi
24:14
15
اِذْ تَلَقَّوْنَهُ بِاَلْسِنَتِكُمْ وَتَقُولُونَ بِاَفْوَاهِكُمْ مَا لَيْسَ لَكُمْ بِه۪ عِلْمٌ وَتَحْسَبُونَهُ هَيِّناًۗ وَهُوَ عِنْدَ اللّٰهِ عَظ۪يمٌ ٥١
İz telâkkavnehu bi elsinetikum ve tekûlûne bi efvâhikum mâ leyse lekum bihî ilmun ve tahsebûnehu heyyinen ve huve indallâhi azîm(azîmun).
Ey zina iftirasını yayanlar! Siz bu iftirayı dilden dile birbirinize aktarıyor, hakkında kesin bilgi sahibi olmadığınız bir şeyi ağzınızda geveleyip duruyor ve bu yaptığınızın basit (vebali olmayan) bir şey olduğunu zannediyorsunuz. Hâlbuki Allah katında bunun çok büyük vebali vardır (çünkü hem yalan hem de suçsuz kimselere delilsiz ithamdır).— Z. El-Kudsi
24:15
16
وَلَوْلَٓا اِذْ سَمِعْتُمُوهُ قُلْتُمْ مَا يَكُونُ لَـنَٓا اَنْ نَتَكَلَّمَ بِهٰذَاۗ سُبْحَانَكَ هٰذَا بُهْتَانٌ عَظ۪يمٌ ٦١
Ve lev lâ iz semi’tumûhu kultum mâ yekûnu lenâ en netekelleme bi hâzâ subhâneke hâzâ buhtânun azîm(azîmun).
Oysa sizin (mu’minlerin annesi Aişe hakkındaki) bu zina ithamını duyduğunuzda, “Bunu konuşup yaymamız bize asla helal olmaz. Ey Rabbimiz! Seni her türlü noksan sıfattan tenzih ederiz (ve öğrettiğin şeriate göre amel ederiz). Bu, çok çirkin ve büyük bir yalandır.” demeniz gerekmez miydi?— Z. El-Kudsi
24:16
17
يَعِظُكُمُ اللّٰهُ اَنْ تَعُودُوا لِمِثْلِه۪ٓ اَبَداً اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَۚ ٧١
Yeızukumullâhu en teûdû li mislihî ebeden in kuntum mu’minîn(mu’minîne).
Ey (mu’minlerin annesi Aişe hakkındaki) zina ithamı olayına karışanlar! Allah sizi (gerçeği bilmeden ve delilsiz olarak) böyle bir amele tekrar dönmemeniz için uyarıp sakındırmaktadır. Eğer gerçek mu’min iseniz (ve gerçekten tevbe etmişseniz) bu uyarıya dikkat eder ve bir daha böyle bir amele hiçbir zaman dönmezsiniz.— Z. El-Kudsi
24:17
18
وَيُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ ٨١
Ve yubeyyinullâhu lekumul âyât(âyâti), vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).
Ve Allah, (bilmeden hata yapmamanız için hükümlerini ve öğütlerini ihtiva eden) ayetlerini apaçık bir şekilde size beyan etmektedir. Ve biliniz ki Allah, bütün yaptığınız amelleri bilendir (ve ona göre size hesap soracaktır). Çünkü O; (عَـلِيـم) ʿAlîm’dir (her şeyi en ince teferruatıyla bilen ve kendisine hiçbir şey gizli olmayandır), (حَـكِيـم) Ḥakîm’dir (hikmetiyle her şeyi yerli yerine koyan, sadece hakkı söyleyen ve emirlerine karşı gelenleri hikmeti gereği cezalandırandır).— Z. El-Kudsi
24:18
19
اِنَّ الَّذ۪ينَ يُحِبُّونَ اَنْ تَش۪يعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌۙ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ ٩١
İnnellezîne yuhıbbûne en teşîal fâhışetu fîllezîne âmenû lehum azâbun elîmun fîd dunyâ vel âhırah(âhırati), vallâhu ya’lemu ve entum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Muhakkak ki mu’minler arasında (delilsiz olarak zina ithamı gibi) çirkin şeylerin yayılmasını arzulayanlara hem dünyada hem de ahirette çok acıklı azap olacaktır. Ve biliniz ki Allah, (kimin yalan söylediğini ve böyle çirkin şeyleri mu’minler arasında ne gaye ile yaydığını çok iyi bilir; çünkü O) gizlisiyle açığıyla her şeyi en ince teferruatına kadar bilendir, siz ise böyle değilsiniz (bu sebeple şeriatin bildirdiği şekilde amel etmeniz gerekir).— Z. El-Kudsi
24:19
20
وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ وَاَنَّ اللّٰهَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ۟ ٠٢
Ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu ve ennallâhe raûfun rahîm(rahîmun).
Ve ey insanlar! Eğer Allah’ın size ikramı ve rahmeti olmasaydı işlediğiniz günahlardan dolayı azabı hemen başınıza indirir ve sizi rezil ederdi. Fakat Allah (رَءُوف) Raûf’tur (kullarının iyiliğini gözeten, faydalanacakları nimetler veren ve iyi işlerinde onlara yardım edip kolaylaştırandır), (رَحِيـم) Raḥîm’dir (kullarına kaldıramayacakları şeyleri yüklemeyen, tevbe edenleri önceki kötü amellerinden dolayı sorumlu tutmayan ve ahirette sadece mu’minlere rahmet edendir).— Z. El-Kudsi
24:20
21
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِۜ وَمَنْ يَتَّبِـعْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ فَاِنَّهُ يَأْمُرُ بِالْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِۜ وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ مَا زَكٰى مِنْكُمْ مِنْ اَحَدٍ اَبَداًۙ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يُزَكّ۪ي مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ ١٢
Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), ve men yettebi’ hutuvâtiş şeytâni fe innehu ye’muru bil fahşâi vel munker(munkeri) ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu mâ zekâ minkum min ehadin ebeden ve lâkinnallâhe yuzekkî men yeşâu, vallâhu semî’un alîm(alîmun).
Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Sakın şeytanın adımlarına tâbi olmayın! Ve şeytanın adımlarına tâbi olanlar bilsinler ki şeytan ancak fahşayı (zina gibi kötü ameller yapmayı ve kötü sözler söylemeyi) ve münkeri (şeriatin yasakladığı şeyleri süslü göstererek işlemeyi) emreder. Ey iman edenler! Biliniz ki Allah’ın size fazlı (tevbenizi kabulü) olmasaydı ve rahmet etmeseydi (size rasul ve kitap göndermeseydi) hiçbiriniz günahından temizlenmezdi. Fakat Allah dilediği kimseyi (ihlasla tevbe edenleri) temize çıkarır. Muhakkak ki Allah (سَـمِيـع) Semîʿ’dir (gizli olsun aşikâr olsun her şeyi işitendir), (عَـلِيـم) ʿAlîm’dir (gizli olsun aşikâr olsun yapılan bütün amelleri, söylenen bütün sözleri ve her şeyi bilen; buna göre herkese hesap soracak olandır).— Z. El-Kudsi
24:21
22
وَلَا يَأْتَلِ اُو۬لُوا الْفَضْلِ مِنْكُمْ وَالسَّعَةِ اَنْ يُؤْتُٓوا اُو۬لِي الْقُرْبٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَالْمُهَاجِر۪ينَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۖ وَلْيَعْفُوا وَلْيَصْفَحُواۜ اَلَا تُحِبُّونَ اَنْ يَغْفِرَ اللّٰهُ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ٢٢
Ve lâ ye’teli ulul fadlı minkum ves seati en yu’tû ulil kurbâ vel mesâkîne vel muhâcirîne fî sebîlillâh(sebîlillâhi), vel ya’fû vel yasfehû, e lâ tuhıbbûne en yagfirallâhu lekum, vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve içinizden faziletli ve servet sahibi olanlar, Allah yolunda hicret etmiş ihtiyaç sahibi yakın akrabalarına (günah işlediler diye), yardımlarını keseceklerine dair yemin etmesinler. Onları (tevbe ettikleri için) affetsinler ve (yaptıkları günahlara karşı) müsamahalı davranıp önceki yardımlarına devam etsinler. Ey (faziletli ve cömert) kullarım! (Böyle günah işleyip de tevbe etmiş kardeşlerinizi affetmeniz ve müsamahalı davranmanız sebebiyle) Allah’ın da sizi affedip bağışlamasını arzulamaz mısınız? Ve bilin ki Allah (غَـفُور) Ğafûr’dur (günahından pişman olup tevbe eden kullarını affedendir), (رَحِيـم) Raḥîm’dir (kullarına kaldıramayacakları şeyleri yüklemeyen, tevbe edenleri önceki kötü amellerinden dolayı sorumlu tutmayan ve ahirette sadece mu’minlere rahmet edendir).— Z. El-Kudsi
24:22
23
اِنَّ الَّذ۪ينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ لُعِنُوا فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌۙ ٣٢
İnnellezîne yermûnel muhsanâtil gâfilâtil mu’minâti luınû fid dunyâ vel âhırati ve lehum azâbun azîm(azîmun).
Muhakkak ki muhsan (iffetli) ve ğafil (fahişeliği aklından bile geçirmeyen) mu’min kadınlara zina ithamında bulunanlar, dünyada da ahirette de lanetlenmişlerdir ve onlar için ahirette büyük azap olacaktır.— Z. El-Kudsi
24:23
24
يَوْمَ تَشْهَدُ عَلَيْهِمْ اَلْسِنَتُهُمْ وَاَيْد۪يهِمْ وَاَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ٤٢
Yevme teşhedu aleyhim elsinetuhum ve eydîhim ve erculuhum bimâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
İşte bu büyük azabı, dünyada yaptıklarına dilleri, elleri ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahidlik yapacağı gün tadacaklardır.— Z. El-Kudsi
24:24
25
يَوْمَئِذٍ يُوَفّ۪يهِمُ اللّٰهُ د۪ينَهُمُ الْحَقَّ وَيَعْلَمُونَ اَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْحَقُّ الْمُب۪ينُ ٥٢
Yevme izin yuveffîhimullâhu dînehumul hakka ve ya’lemûne ennallâhe huvel hakkul mubîn(mubînu).
İşte o gün Allah, dünyada yaptıklarının cezasını onlara tam bir şekilde (zulmetmeden) adaletle verecektir. Ve o gün Allah’ın (varlığının, sözünün, vâdinin) açık ve şüphe edilmeyen bir hak olduğunu bileceklerdir.— Z. El-Kudsi
24:25
26
اَلْخَب۪يثَاتُ لِلْخَب۪يث۪ينَ وَالْخَب۪يثُونَ لِلْخَب۪يثَاتِۚ وَالطَّيِّبَاتُ لِلطَّيِّب۪ينَ وَالطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَاتِۚ اُو۬لٰٓئِكَ مُبَرَّؤُ۫نَ مِمَّا يَقُولُونَۜ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَر۪يمٌ۟ ٦٢
El habîsâtu lil habîsîne vel habîsûne lil habîsât(habîsâti), vet tayyibâtu lit tayyibîne vet tayyibûne lit tayyibât(tayyibâti), ulâike muberraûne mimmâ yekûlûn(yekûlûne), lehum magfiretun ve rızkun kerîm(kerîmun).
Habis (zinakâr) kadınlar, habis erkeklere; habis (zinakâr) erkekler de habis kadınlara layıktır. Tayyib (iffetli) kadınlar, tayyib erkeklere; tayyib (iffetli) erkekler de tayyib kadınlara layıktır. İşte bu tayyib (her türlü fuhuştan ve ahlaksızlıktan temiz) olanlar, habis (günahkâr ve iftiracı) olanların, haklarında konuştukları (delilsiz ve) kötü sözlerden beridirler. Bilin ki tayyib olan kimseler için bağışlanma ve bolca temiz rızık vardır.— Z. El-Kudsi
24:26
27
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتاً غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتّٰى تَسْتَأْنِسُوا وَتُسَلِّمُوا عَلٰٓى اَهْلِهَاۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ ٧٢
Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tedhulû buyûten gayra buyûtikum hattâ teste’nisû ve tusellimû alâ ehlihâ, zâlikum hayrun lekum leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).
Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Kendi evleriniz dışındaki evlere, içinde oturanlardan izin almadan ve onlara selam vermeden girmeyin! Böyle yapmak, sizin için daha hayırlıdır. İstenir ki emirlerimi hatırlayıp her zaman onlara uyasınız.— Z. El-Kudsi
24:27
28
فَاِنْ لَمْ تَجِدُوا ف۪يهَٓا اَحَداً فَلَا تَدْخُلُوهَا حَتّٰى يُؤْذَنَ لَكُمْۚ وَاِنْ ق۪يلَ لَكُمُ ارْجِعُوا فَارْجِعُوا هُوَ اَزْكٰى لَكُمْۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَل۪يمٌ ٨٢
Fe in lem tecidû fîhâ ehaden fe lâ tedhulûhâ hattâ yu’zene lekum ve in kîle lekumurciû ferciû huve ezkâ lekum, vallâhu bimâ ta’melûne alîm(alîmun).
Eğer girmek istediğiniz evlerin içinde oturan kimse yoksa sahibi izin vermedikçe yine oraya girmeyin ve size, “İçeri girmeyin, dönün!” denirse geri dönün (içinde kimse yok diye girmeye çalışmayın)! Bu, sizin için (Allah katında) daha hayırlı ve daha uygundur. Biliniz ki Allah, gizlisiyle açığıyla yaptığınız her şeyi en ince teferruatına kadar bilendir (ona göre size hesap soracaktır).— Z. El-Kudsi
24:28
29
لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَدْخُلُوا بُيُوتاً غَيْرَ مَسْكُونَةٍ ف۪يهَا مَتَاعٌ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا تَكْتُمُونَ ٩٢
Leyse aleykum cunâhun en tedhulû buyûten gayre meskûnetin fîhâ metâun lekum, vallâhu ya’lemu mâ tubdûne ve mâ tektumûn(tektumûne).
Belli bir kimseye ait olmayan, genel olarak herkesin menfaati için hazırlanmış evlere, menfaatinizi temin etmek için izin almadan girmenizde bir günah yoktur. Ve bilin ki Allah, açığa vurduklarınız olsun gizledikleriniz olsun, her şeyi bilendir (ve buna göre size hesap soracaktır).— Z. El-Kudsi
24:29
30
قُلْ لِلْمُؤْمِن۪ينَ يَغُضُّوا مِنْ اَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْۜ ذٰلِكَ اَزْكٰى لَهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ ٠٣
Kul lil mu’minîne yaguddû min ebsârihim ve yahfezû furûcehum, zâlike ezkâ lehum, innellâhe habîrun bimâ yasneûn(yasneûne).
Ey rasulüm! Mu’min erkeklere; gözlerini harama (kendilerine haram olan kadınların avret yerlerine ve erkeklerin avret yerlerine) bakmaktan sakınmalarını ve kendi avret yerlerini haramdan (başkalarına göstermekten ve zinadan) korumalarını söyle! Böyle yapmaları, (Allah katında) onlar için daha hayırlıdır. Muhakkak ki Allah onların yaptıkları her şeyden gizlisiyle açığıyla, en ince teferruatına kadar haberdardır (ve ona göre hesap soracaktır).— Z. El-Kudsi
24:30
Yükleniyor...
Nur
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle