Yasin 83 Ayet Mekke · يس
36

Yasin

Ya Sin · Mekke
36
Ya Sin · Mekke
يس
83
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
يٰسٓۜ ١
Yâ sîn.
Yâ, sîn.* (Muhammed’e inen bu Kur’ân, işte bu gibi harflerden müteşekkildir, buna rağmen onun benzeri bir sure dahi getiremiyorsunuz.) [ Not: Bazı surelerin başında bulunan “Elif, lâm, mîm. Tā, sîn. Yâ, sîn.” gibi harflere huruful mukattaa denir. Âlimler bu harflerin tefsiri hakkında ihtilaf etmişlerdir. Bazı âlimler bu harflerin, Kur’ân’daki surelerin isimleri olduğunu söylemiştir. Bazı âlimler bu konuda hiçbir tevil yapmayıp manasını Allahu Teâlâ’ya havale etmiştir. Bazı âlimler de Allahu Teâlâ’nın bu harflerle kâfirlere meydan okuduğunu söylemiştir ve bu, en kuvvetli görüştür. Çünkü Allahu Teâlâ, bu harflerle başlayan surelerde, bu harflerin hemen akabinde Kur’ân’ı zikrederek “İşte bu Kur’ân, sizin bildiğiniz bu harflerden meydana gelmiştir. Öyleyse bildiğiniz bu harflerden meydana gelmiş olan Kur’ân’ın aynısını veya bir suresinin benzerini haydi, siz de meydana getirin bakalım!” şeklinde meydan okumuştur. Her ne kadar Kur’ân Arapların kullandığı harflerden meydana gelmişse de üslubunda bir hayat ve canlılık vardır. Fakat insanların sözleri asla böyle değildir. ]— Z. El-Kudsi
36:1
2
وَالْقُرْاٰنِ الْحَك۪يمِۙ ٢
Vel kur’ânil hakîm(hakîmi).
Ve (Muhammed’e indirdiğimiz) bu hakîm (tevhidi ve Allah’ın şeriatini en mükemmel şekilde beyan eden, içinde hiçbir bâtıl bulunmayan ve hikmet dolu) olan Kur’ân’a yemin olsun!— Z. El-Kudsi
36:2
3
اِنَّكَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۙ ٣
İnneke leminel murselîn(murselîne).
Ey rasulüm! Muhakkak ki sen (insanları tevhide ve sadece Allah’a ibadet edip O’na hiçbir şeyi şirk koşmamaya davet etmek için) Allah’ın gönderdiği rasullerdensin.— Z. El-Kudsi
36:3
4
عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍۜ ٤
Alâ sırâtın mustekîm(mustekîmin).
Muhakkak ki sen, doğru yol ve mükemmel şeriat üzerindesin.— Z. El-Kudsi
36:4
5
تَنْز۪يلَ الْعَز۪يزِ الرَّح۪يمِۙ ٥
Tenzîlel azîzir rahîm(rahîmi).
Bu doğru yol ve mükemmel şeriat, (ٱلۡـعَـزِيـز) el-ʿAzîz (her meselede dilediği gibi izzetle hüküm veren, kendisinden hesap sorulmayan ve emrine muhalefet edenleri hak ettikleri şekilde cezalandırıcı) ve (ٱلـرَّحِيـم) er-Raḥîm (kullarına kaldıramayacakları şeyleri yüklemeyen, tevbe edenleri önceki kötü amellerinden dolayı sorumlu tutmayan ve ahirette sadece mu’minlere rahmet edici) olan Allah tarafından indirilmiştir.— Z. El-Kudsi
36:5
6
لِتُنْذِرَ قَوْماً مَٓا اُنْذِرَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ ٦
Li tunzire kavmen mâ unzire âbâuhum fe hum gâfilûn(gâfilûne).
Ey rasulüm! Bu doğru yol ve mükemmel şeriat, daha önce ataları uyarılmamış ve bu sebeple ğaflet içinde kalmış (gerçek iman ve tevhidden uzaklaşmış) bir kavmi uyarman için sana indirilmiştir.— Z. El-Kudsi
36:6
7
لَقَدْ حَقَّ الْقَوْلُ عَلٰٓى اَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ٧
Lekad hakkal kavlu alâ ekserihim fe hum lâ yu’minûn(yu’minûne).
Onların çoğu (ğafletlerinin cezası olarak) Allah’ın azabını hak etmiştir (çünkü kendilerine hak apaçık geldiği hâlde küfür ve şirklerinde ısrar ettiler). Artık (ölünceye kadar) hakka gerçek manada iman etmeyeceklerdir.— Z. El-Kudsi
36:7
8
اِنَّا جَعَلْنَا ف۪ٓي اَعْنَاقِهِمْ اَغْلَالاً فَهِيَ اِلَى الْاَذْقَانِ فَهُمْ مُقْمَحُونَ ٨
İnnâ cealnâ fî a’nâkıhim aglâlen fe hiye ilel ezkâni fe hum mukmehûn(mukmehûne).
(Allah’ın emirlerine boyun eğmeme bakımından) Onların misali; boyunlarına, çenelerine kadar dayanan demirden halkalar geçirdiğimiz kimseler gibidir, bu sebeple kafaları hep yukarı kalkıktır.— Z. El-Kudsi
36:8
9
وَجَعَلْنَا مِنْ بَيْنِ اَيْد۪يهِمْ سَداًّ وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَداًّ فَاَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ ٩
Ve cealnâ min beyni eydîhim sedden ve min halfihim sedden fe agşeynâhum fe hum lâ yubsırûn(yubsırûne).
Ve onların (hakka ulaşmamaları için) önlerine bir set, arkalarına da bir set koyduk ve (istifade edecek şekilde hakkı görmelerini engellemek için) gözlerine perde çektik, artık (hakkı) göremezler (işte bu, hakkı gördükleri hâlde inat edip küfür ve şirk üzerinde ısrar etmelerindendir).— Z. El-Kudsi
36:9
10
وَسَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ٠١
Ve sevâun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum lâ yu’minûn(yu’minûne).
Ve ey rasulüm! Bil ki hak kendilerine apaçık ulaştığı hâlde (inat edip küfür ve şirklerinde ısrar ederek) hakkı reddeden kâfirlere ister azapla korkutarak tebliğ et ister hiç tebliğ etme, fark etmez. Onlar, senin getirdiklerine iman etmezler.— Z. El-Kudsi
36:10
11
اِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِۚ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَر۪يمٍ ١١
İnnemâ tunziru menittebeaz zikre ve haşiyer rahmâne bil gayb(gaybi), fe beşşirhu bi magfiretin ve ecrin kerîm(kerîmin).
Ey rasulüm! Senin uyarman, ancak zikre (Kur’ân’a) iman edip gerektiği gibi tâbi olana ve ğaybde (kendisini hiç kimse görmediği hâlde) er-Raḥmân’a itaat ederek O’ndan korkana fayda verir. İşte ona, (tevbe ettiği günahlardan) Allah’ın kendisini affedeceğini ve (ahiret gününde) büyük mükâfaat (cennet) vereceğini müjdele!— Z. El-Kudsi
36:11
12
اِنَّا نَحْنُ نُحْـيِ الْمَوْتٰى وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا وَاٰثَارَهُمْۜ وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ ف۪ٓي اِمَامٍ مُب۪ينٍ۟ ٢١
İnnâ nahnu nuhyil mevtâ ve nektubu mâ kaddemû ve âsârehum ve kulle şey’in ahsaynâhu fî imâmin mubîn(mubînin).
Muhakkak ki (kıyamet gününde hesap için) ölüleri diriltecek olan biziz. Ve onların hem dünyada işledikleri amelleri hem de öldükten sonra amellerinin dünyadaki iyi ve kötü etkisini yazarız. Ve biz her şeyi, en ince teferruatıyla apaçık bir kitapta (Levhi’l Mahfuz’da) sayıp yazdık.— Z. El-Kudsi
36:12
13
وَاضْرِبْ لَهُمْ مَثَلاً اَصْحَابَ الْقَرْيَةِۢ اِذْ جَٓاءَهَا الْمُرْسَلُونَۚ ٣١
Vadrıb lehum meselen ashâbel karyeh(karyeti), iz câe hel murselûn(murselûne).
Ve ey rasulüm! Seni yalanlayan kavminin müşriklerine ibret alacakları bir misal olarak şu belde halkının kıssasını anlat: Bu beldenin halkına (Allah’ın tevhidini ve yalnız O’na ibadet edilmesi gerektiğini tebliğ etmek için) rasullerimiz gelmişti.— Z. El-Kudsi
36:13
14
اِذْ اَرْسَلْـنَٓا اِلَيْهِمُ اثْنَيْنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزْنَا بِثَالِثٍ فَقَالُٓوا اِنَّٓا اِلَيْكُمْ مُرْسَلُونَ ٤١
İz erselnâ ileyhimusneyni fe kezzebûhumâ fe azzeznâ bi sâlisin fe kâlû innâ ileykum murselûn(murselûne).
İşte o zaman onlara önce iki rasul gönderdik fakat bu iki rasulümüzü yalanladılar. Bunun üzerine o iki rasulü desteklemek için üçüncü bir rasul gönderdik. Bu üç rasul şöyle dedi: “Muhakkak ki biz, (Allah’ın tevhidine, her türlü şirki terk edip yalnız O’na ibadet etmeye ve O’nun şeriatini hayatın her alanında uygulamaya davet etmek için) size Allah tarafından gönderilmiş rasulleriz (bize iman edip tâbi olun).”— Z. El-Kudsi
36:14
15
قَالُوا مَٓا اَنْتُمْ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَاۙ وَمَٓا اَنْزَلَ الرَّحْمٰنُ مِنْ شَيْءٍۙ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا تَكْذِبُونَ ٥١
Kâlû mâ entum illâ beşerun mislunâ ve mâ enzeler rahmânu min şey’in in entum illâ tekzibûn(tekzibûne).
O beldenin müşrikleri rasullerimize şöyle karşılık verdi: “Siz ancak bizim gibi bir beşersiniz (bizden hiçbir ayrıcalığınız yoktur) ve er-Raḥmân, (sizin vasıtanızla bize) hiçbir vahiy indirmemiştir. Siz ancak (“Bizi Allah gönderdi.” diyerek) Allah hakkında yalan söyleyen kimselersiniz.”— Z. El-Kudsi
36:15
16
قَالُوا رَبُّنَا يَعْلَمُ اِنَّٓا اِلَيْكُمْ لَمُرْسَلُونَ ٦١
Kalû rabbunâ ya’lemu innâ ileykum le murselûn(murselûne).
Rasullerimiz (kendilerini yalanlayan) o beldenin halkına şöyle cevap verdiler: “Rabbimiz, muhakkak ki bizim size rasul olarak gönderildiğimizi bilmektedir (bize delil olarak bu yeter).”— Z. El-Kudsi
36:16
17
وَمَا عَلَيْنَٓا اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ ٧١
Ve mâ aleynâ illel belâgul mubîn(mubînu).
“Ve bize düşen görev, sadece Allah’ın bize emrettiği şeyleri size apaçık bir şekilde tebliğ etmektir (sizin hidayetiniz bizim elimizde değildir, Allah’a aittir).”— Z. El-Kudsi
36:17
18
قَالُٓوا اِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْۚ لَئِنْ لَمْ تَنْتَهُوا لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُمْ مِنَّا عَذَابٌ اَل۪يمٌ ٨١
Kâlû innâ tetayyernâ bi kum, le in lem tentehû le nercumennekum ve le yemessennekum minnâ azâbun elîm(elîmun).
(Kendilerine gelen rasulleri yalanlayan) O belde halkının müşrikleri şöyle dediler: “Doğrusu, sizden dolayı bize uğursuzluk geldi (başımıza kötü şeyler gelmesinden endişe ediyoruz). Eğer bizi, şirki terk edip tevhide davet etmekten vazgeçmezseniz sizi taşlarız ve bizden size çok acıklı bir azap dokunur.”— Z. El-Kudsi
36:18
19
قَالُوا طَٓائِرُكُمْ مَعَكُمْۜ اَئِنْ ذُكِّرْتُمْۜ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ ٩١
Kâlû tâirikum meakum, e in zukkirtum, bel entum kavmun musrifûn(musrifûne).
Rasulleri onlara şöyle cevap verdi: “Sizin uğursuzluğunuz sizdendir (rasulleri yalanlayıp küfrü ve şirki tercih etmenizdendir. Allah’ın tevhidini inkâr ettiğiniz ve rasullerine tâbi olmadığınız müddetçe sizi terk etmeyecektir). Sonra size (her türlü şirki terk edip Allah’ın tevhidine sarılın diye) yaptığımız nasihatten dolayı mı uğursuzluğa uğramışsınız?! Bilakis siz, (küfür, şirk ve günahta) haddi aşan bir kavimsiniz.”— Z. El-Kudsi
36:19
20
وَجَٓاءَ مِنْ اَقْصَا الْمَد۪ينَةِ رَجُلٌ يَسْعٰى قَالَ يَا قَوْمِ اتَّبِعُوا الْمُرْسَل۪ينَۙ ٠٢
Ve câe min aksal medîneti raculun yes’â kâle yâ kavmittebiûl murselîn(murselîne).
Derken şehrin diğer ucundan bir adam (kavminin, rasulleri yalanlayıp da eziyet etmemesi için) koşarak gelip şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah tarafından size gönderilen bu rasullere tâbi olun!”— Z. El-Kudsi
36:20
21
اِتَّبِعُوا مَنْ لَا يَسْـَٔلُكُمْ اَجْراً وَهُمْ مُهْتَدُونَ ١٢
İttebiû men lâ yes’elukum ecren ve hum muhtedûn(muhtedûne).
“Ey kavmim! Yaptıkları tebliğden dolayı sizden hiçbir ücret talep etmeyen bu rasullere tâbi olun! Muhakkak ki onlar, size tebliğ ettikleri vahiyde doğru yoldadırlar (durumu böyle olan kimselere elbette tâbi olmak gerekir).”— Z. El-Kudsi
36:21
22
وَمَا لِيَ لَٓا اَعْبُدُ الَّذ۪ي فَطَرَن۪ي وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ٢٢
Ve mâ liye lâ a’budullezî fataranî ve ileyhi turceûn(turceûne).
Ve (şehrin diğer ucundan gelen) adam, devamla şöyle dedi: “Beni (ve sizi) yaratan Allah’a hiçbir şeyi şirk koşmadan ibadet etmekten beni (ve sizi) ne engelleyebilir ki?! Ve şu bir gerçektir ki (öldükten sonra diriltilip hesap için) sadece O’na döneceksiniz.”— Z. El-Kudsi
36:22
23
ءَاَتَّخِذُ مِنْ دُونِه۪ٓ اٰلِهَةً اِنْ يُرِدْنِ الرَّحْمٰنُ بِضُرٍّ لَا تُغْنِ عَنّ۪ي شَفَاعَتُهُمْ شَيْـٔاً وَلَا يُنْقِذُونِۚ ٣٢
E ettehızu min dûnihî âliheten in yuridnir rahmânu bi durrin lâ tugni annî şefâatuhum şey’en ve lâ yunkızûn(yunkızûni).
“(Beni yaratan ve öldükten sonra hesap için kendisine döneceğim) Allah’tan başka ilahlar mı edineceğim?! Şu bir gerçektir ki er-Raḥmân bana bir kötülük isabet etmesini istese Allah’tan başka tapılan varlıkların şefaati bana fayda vermez ve (eğer küfür ve şirk üzere ölürsem) beni asla Allah’ın azabından kurtaramazlar.”— Z. El-Kudsi
36:23
24
اِنّ۪ٓي اِذاً لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ ٤٢
İnnî izen le fî dalâlin mubîn(mubînin).
“Eğer Allah’tan başka bir varlığa ibadet edersem muhakkak ki bu durumda apaçık bir sapıklık içinde olurum.”— Z. El-Kudsi
36:24
25
اِنّ۪ٓي اٰمَنْتُ بِرَبِّكُمْ فَاسْمَعُونِۜ ٥٢
İnnî âmentu bi rabbikum fesmeûn(fesmeûni).
“Ey kavmim! Şahid olun ki ben, (rabbim ve) hepinizin rabbi olan Allah’a iman ettim (ve her türlü şirkten beriyim). Bu şehadetimi duyun (ve bilin ki hakka bağlanmamak için bana yaptığınız ölüm tehdidi hiç umurumda değil)!” (Kavmi de bu tavrından dolayı onu şehid etti.)— Z. El-Kudsi
36:25
26
ق۪يلَ ادْخُلِ الْجَنَّةَۜ قَالَ يَا لَيْتَ قَوْم۪ي يَعْلَمُونَۙ ٦٢
Kîled hulil cenneh(cennete), kâle yâ leyte kavmî ya’lemûn(ya’lemûne).
(O adam şehid edildikten sonra) Melekler ona şöyle dediler: “Cennete gir!” O, (cennete girip de içindeki nimetleri görünce) şöyle dedi: “Beni yalanlayıp öldüren kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve ikram edilen kullarından kıldığını keşke bilseydi (onlar da benim gibi iman edip kazandığım mükâfaatı kazansaydı)!”— Z. El-Kudsi
36:26
27
بِمَا غَفَرَ ل۪ي رَبّ۪ي وَجَعَلَن۪ي مِنَ الْمُكْرَم۪ينَ ٧٢
Bimâ gafere lî rabbî ve cealenî minel mukremîn(mukremîne).
Bu mealci için veri yok.
36:27
28
وَمَٓا اَنْزَلْنَا عَلٰى قَوْمِه۪ مِنْ بَعْدِه۪ مِنْ جُنْدٍ مِنَ السَّمَٓاءِ وَمَا كُنَّا مُنْزِل۪ينَ ٨٢
Ve mâ enzelnâ alâ kavmihî min ba’dihî min cundin mines semâi ve mâ kunnâ munzilîn(munzilîne).
Ve müşrik kavminin, hakkı söylediği için o adamı şehid etmesinin ardından onları helak etmek için gökten bir ordu indirmedik ve azap meleklerini indirmeyi de dilemedik (sadece bir çığlıkla helak ettik).— Z. El-Kudsi
36:28
29
اِنْ كَانَتْ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَاِذَا هُمْ خَامِدُونَ ٩٢
İn kânet illâ sayhaten vâhıdetenfe izâ hum hâmidûn(hâmidûne).
O müşrikleri helak etmek için bir çığlık yetti. O çığlık geldiğinde hepsi birden sönüp ölüverdi.— Z. El-Kudsi
36:29
30
يَا حَسْرَةً عَلَى الْعِبَادِۚ مَا يَأْت۪يهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ ٠٣
Yâ hasreten alel ıbâd(ıbâdi), mâ ye’tîhim min resûlin illâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne).
Hak kendilerine geldiği hâlde şirk üzerinde ölen kullara yazıklar olsun! (Kıyamet gününde başlarına gelecek azabı gördüklerinde çok pişman olacaklardır.) Onlar öyle kimselerdi ki kendilerine ne zaman hak ile bir rasul gelse mutlaka onu yalanlayıp alay ederlerdi (bundan dolayı ahiretteki akıbetleri, fayda vermeyen pişmanlık olacaktır).— Z. El-Kudsi
36:30
Yükleniyor...
Yasin
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle