تَجْر۪ي بِاَعْيُنِنَاۚ جَزَٓاءً لِمَنْ كَانَ كُفِرَ ٤١
Tecrî bi a’yuninâ, cezâen li men kâne kufir(kufire).
Nuh’un gemisi, gözetimimiz altında* büyük dalgalar arasında yüzüp gitti. İşte bu, Nuh’u yalanlayan kâfirler için büyük bir ceza idi. [ Not: Kur’ân-ı Kerîm’de bazı ayetlerde “عَـيۡـنِـي” sözü, bazı ayetlerde ise “أَعۡـيُـنِـنَا” sözü zikredilmiştir. Allahu Teâlâ’nın şu ayetlerde buyurduğu gibi: “وَٱصۡـنَـعِ ٱلۡـفُـلۡـكَ بِـأَعۡـيُـنِـنَا وَوَحۡـيِـنَا” (Hûd: 37), “وَأَلۡـقَـيۡـتُ عَلَـيۡـكَ مَـحَـبَّـةٗ مِّـنِّـي وَلِتُصۡنَعَ عَلَـىٰ عَيۡنِـي” (Tâ hâ: 39). Bu gibi ayetler okunduğunda asla akla bilinen göz gelmemelidir; çünkü Allahu Teâlâ organ manasındaki gözden münezzeh ve yücedir. Allahu Teâlâ’ya nispet edilen عَيۡـن ya da أَعۡيُـن lafızlarının geçtiği ayetlerin siyakına bakıldığında apaçık bir şekilde anlaşılıyor ki asla organ manasındaki göz kastedilmemiş; “gözetimimiz, himayemiz, inayetimiz, korumamız altında” manası kastedilmiştir ve bunlar, Arap dilinde kullanılan tabirlerdir.
Allahu Teâlâ’nın elbette Basîr (gören) sıfatı vardır, Allahu Teâlâ görülebilecek her şeyi görür fakat nasıl görür, aklımız bunu idrak edemez. Allahu Teâlâ’nın zatını aklımızla nasıl idrak edemiyorsak sıfatlarının mahiyetini de aklımızla idrak edemeyiz. Allahu Teâlâ hakkında, “Bütün canlılar gözleriyle gördüğüne göre Allah da gözleriyle görür.” diye düşünmek Allah’ı açıkça mahlukata benzetmektir. “Allah gözle görür.” dedikten sonra “Fakat O’nun gözü, bizim gözümüz gibi değildir.” denildiğinde teşbihten uzaklaşıldığını sanmak, kişinin kendisini kandırmasından başka bir şey değildir. Çünkü konuşulan dil Arapçadır ve Arapçada “عَيۡـن (göz)” lafzının gerçek manası organdır. Mahlukatın gözle görüyor olmasına kıyas ederek Allahu Teâlâ’ya göz nispet edilemez. Çünkü “Allah gözle görür.” denildiğinde Allahu Teâlâ’nın görmek için bir şeye muhtaç olduğu, o muhtaç olduğu şeyin ise göz olduğu söylenmiş olur. Bu sebeple Allah’a gerçek manasıyla göz nispet edildikten, gözle gördüğü söylendikten sonra ne kadar o gözün Allah’a layık bir göz olduğu söylense bile bu, kişiyi asla teşbihe düşmekten kurtarmaz. Allahu Teâlâ görmek için ne göze ne de başka bir şeye muhtaçtır; çünkü O, hiçbir şeye muhtaç değildir. O; organlardan, parçalardan, cüzlerden de münezzehtir. ]— Z. El-Kudsi