Mümtehine 13 Ayet Medine · الممتحنة
60

Mümtehine

Sorgulanan · Medine
60
Sorgulanan · Medine
الممتحنة
13
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا عَدُوّ۪ي وَعَدُوَّكُمْ اَوْلِيَٓاءَ تُلْقُونَ اِلَيْهِمْ بِالْمَوَدَّةِ وَقَدْ كَفَرُوا بِمَا جَٓاءَكُمْ مِنَ الْحَقِّۚ يُخْرِجُونَ الرَّسُولَ وَاِيَّاكُمْ اَنْ تُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ رَبِّكُمْۜ اِنْ كُنْتُمْ خَرَجْتُمْ جِهَاداً ف۪ي سَب۪يل۪ي وَابْتِغَٓاءَ مَرْضَات۪ي تُسِرُّونَ اِلَيْهِمْ بِالْمَوَدَّةِۗ وَاَنَا۬ اَعْلَمُ بِمَٓا اَخْفَيْتُمْ وَمَٓا اَعْلَنْتُمْۜ وَمَنْ يَفْعَلْهُ مِنْكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَٓاءَ السَّب۪يلِ ١
Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettehızû aduvvî ve aduvvekum evliyâe, tulkûne ileyhim bil meveddeti ve kad keferû bi mâ câekum minel hakk(hakkı), yuhricûner resûle ve iyyâkum en tû’minû billâhi rabbikum, in kuntum harectum cihâden fî sebîlî vebtigâe merdâtî tusirrûne ileyhim bil meveddeti ve ene a’lemu bi mâ ahfeytum ve mâ a’lentum, ve men yef’alhu minkum fe kad dalle sevâes sebîl(sebîli).
Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Benim düşmanım, sizin de düşmanınız olanları veliler (dost, yakın arkadaş ve sırdaşlar) edinmeyin! Siz onlara sevgi anlaşılan amel yapıyorsunuz. Hâlbuki onlar, size gelen hakkı inkâr edip Rasul’ü ve sizi yurdunuzdan çıkardılar. Bunu, sırf rabbiniz olan Allah’a iman ettiğiniz için yaptılar. Eğer benim yolumda cihad etmek ve rızamı kazanmak için yola çıkmışsanız onları asla veli edinmeyin! Siz onlara gizlice (Müslümanların sırlarını vererek) sevgi anlaşılan amel yapıyorsunuz (bunu asla yapmayın). Ve ben, sizin gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da en ince teferruatıyla iyi bilirim. Ve sizden kim Allah’ın düşmanlarına vela ve sevgi gösterişi yaparsa muhakkak ki o, doğru yoldan sapmış olur.— Z. El-Kudsi
60:1
2
اِنْ يَثْقَفُوكُمْ يَكُونُوا لَكُمْ اَعْدَٓاءً وَيَبْسُطُٓوا اِلَيْكُمْ اَيْدِيَهُمْ وَاَلْسِنَتَهُمْ بِالسُّٓوءِ وَوَدُّوا لَوْ تَكْفُرُونَۜ ٢
İn yeskafûkum yekûnû lekum a’dâen ve yebsutû ileykum eydiyehum ve elsinetehum bis sûi ve veddû lev tekfurûn(tekfurûne).
Ey iman edenler! Eğer kâfirler kuvvet bakımından sizden daha üstün olup sizi ele geçirirlerse kalplerinde size karşı gizledikleri düşmanlığı açığa çıkarırlar, ellerini size eziyet etmek için uzatırlar ve dilleriyle size sövgü ve hakaret yağdırırlar. Ve onlar öyle kimselerdir ki sizin de (Allah’ı, rasulünü ve onun getirdiklerini yalanlayıp kendileri gibi) kâfir olmanızı arzularlar.— Z. El-Kudsi
60:2
3
لَنْ تَنْفَعَكُمْ اَرْحَامُكُمْ وَلَٓا اَوْلَادُكُمْۚۛ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۚۛ يَفْصِلُ بَيْنَكُمْۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ ٣
Len tenfeakum erhâmukum ve lâ evlâdukum, yevmel kıyâmeh(kıyâmeti) yefsılu beynekum, vallâhu bi mâ ta’melûne basîr(basîrun).
Ey iman edenler! Kıyamet gününde ne akrabalarınız ne de çocuklarınız size fayda verir (eğer onlar için kâfirlere vela gösterirseniz). Allah o gün aranızı ayırır (kâfirleri cehenneme, iman edenleri ise cennete sokar). Ve biliniz ki Allah, yaptığınız her şeyi görendir (hiçbir şey O’na gizli değildir, buna göre hesap soracaktır).— Z. El-Kudsi
60:3
4
قَدْ كَانَتْ لَكُمْ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ ف۪ٓي اِبْرٰه۪يمَ وَالَّذ۪ينَ مَعَهُۚ اِذْ قَالُوا لِقَوْمِهِمْ اِنَّا بُرَءٰٓؤُ۬ا مِنْكُمْ وَمِمَّا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِۘ كَفَرْنَا بِكُمْ وَبَدَا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةُ وَالْبَغْضَٓاءُ اَبَداً حَتّٰى تُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ وَحْدَهُٓ اِلَّا قَوْلَ اِبْرٰه۪يمَ لِاَب۪يهِ لَاَسْتَغْفِرَنَّ لَكَ وَمَٓا اَمْلِكُ لَكَ مِنَ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍۜ رَبَّـنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا وَاِلَيْكَ اَنَبْنَا وَاِلَيْكَ الْمَص۪يرُ ٤
Kad kânet lekum usvetun hasenetun fî ibrâhîme vellezîne meah(meahu), iz kâlû li kavmihim innâ bureâu minkum ve mimmâ ta’budûne min dûnillâhi kefernâ bikum, ve bedee beynenâ ve beynekumul adâvetu vel bagdâu ebeden hattâ tû’minû billâhi vahdehû, illâ kavle ibrâhîme li ebîhi le estagfirenne leke ve mâ emliku leke minallâhi min şey’İn, rabbenâ aleyke tevekkelnâ ve ileyke enebnâ ve ileykel masîr(masîru).
Ey iman edenler! Muhakkak ki İbrahim ve beraberinde olanlarda sizler için güzel bir örnek vardır. Onlar şirk üzerinde ısrar eden kavimlerine şöyle demişlerdi: “Biz, sizden ve sizin Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeylerden beriyiz. (Üzerinde bulunduğunuz şirk dinini bâtıl görüp) Sizi tekfir ederek reddettik. Sizler, tek olan Allah’a iman edinceye (ve bütün şirkleri terk edinceye) kadar bizimle sizin aranızda ebedî bir düşmanlık ve kin başlamıştır.” Ancak İbrahim’in babasına söylediği “Senin için Allah’tan mağfiret dileyeceğim. Fakat Allah’tan sana gelecek herhangi bir şeyi engellemeye gücüm yetmez.” sözü hariç (onu örnek almayın çünkü İbrahim bu sözü, babasının iman etmeyeceği kesinleşmeden önce söylemişti)… Siz şöyle deyin: “Ey Rabbimiz! Sadece sana tevekkül ettik (her durumda sana güvenip yalnız senden yardım isteriz) ve (tevhid ve salih amellerle) sana yöneldik. Hiç şüphemiz yoktur ki dönüş yalnız sanadır.”— Z. El-Kudsi
60:4
5
رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَاغْفِرْ لَنَا رَبَّنَاۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ٥
Rabbenâ lâ tec’alnâ fitneten lillezîne keferû, vagfir lenâ rabbenâ, inneke entel azîzul hakîm(hakîmu).
“Ey Rabbimiz! (Kâfirleri bize üstün kılıp kendilerinin hak üzere olduklarını zannetmelerine fırsat vererek) Bizi kâfirler için bir imtihan (şeytanın onları kandıracağı bir yol) kılma ve (nefsimize uyup işlediğimiz günahlardan dolayı) bizi bağışla! Ey Rabbimiz! Muhakkak ki sen (ٱلۡـعَـزِيـز) el-ʿAzîz’sin (her meselede dilediği gibi hüküm veren, dilediğini yapmaktan engellenemeyen ve kendisinden hesap sorulmayansın), (ٱلۡـحَـكِيـم) el-Ḥakîm’sin (yaratmanda, verdiğin emirlerde, kaza ve kaderinde hikmet sahibi olansın).”— Z. El-Kudsi
60:5
6
لَقَدْ كَانَ لَـكُمْ ف۪يهِمْ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَۜ وَمَنْ يَتَوَلَّ فَاِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَم۪يدُ۟ ٦
Lekad kâne lekum fîhim usvetun hasenetun li men kâne yercûllâhe vel yevmel âhire ve men yetevelle fe innallâhe huvel ganiyyul hamîd(hamîdu).
Ey gerçek manada iman edenler! Andolsun ki İbrahim ve beraberinde olanlar; sizden, Allah’ın dünya ve ahiretteki hayrını isteyenler için güzel bir örnektir (siz de onlar gibi amel edin). Kim onlar gibi amel etmekten yüz çevirirse bilsin ki Allah (kullarının ibadet ve itaatlerine muhtaç değildir, çünkü O), (ٱلۡـغَـنِـيّ) el-Ğaniyy’dir (her şeyden müstağnidir), (ٱلۡـحَـمِيـد) el-Ḥamîd’dir (hamdedilip övülmeye layık olandır).— Z. El-Kudsi
60:6
7
عَسَى اللّٰهُ اَنْ يَجْعَلَ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَ الَّذ۪ينَ عَادَيْتُمْ مِنْهُمْ مَوَدَّةًۜ وَاللّٰهُ قَد۪يرٌۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ٧
Asâllâhu en yec’ale beynekum ve beynellezîne âdeytum minhum meveddeh(meveddeten), vallâhu kadîr(kadîrun), vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).
Ey iman edenler! Olur ki Allah, düşmanlık yaptığınız bu kâfirlerden bazılarıyla (İslam’a hidayet ederek) aranızda sevgi bağı meydana getirir (böylece dinde kardeşleriniz olurlar). Muhakkak ki Allah, her şeye kadirdir. Ve Allah (غَـفُور) Ğafûr’dur (günahından pişman olup tevbe eden kullarını affedendir), (رَحِيـم) Raḥîm’dir (kullarına kaldıramayacakları şeyleri yüklemeyen, tevbe edenleri önceki kötü amellerinden dolayı sorumlu tutmayan ve ahirette sadece mu’minlere rahmet edendir).— Z. El-Kudsi
60:7
8
لَا يَنْهٰيكُمُ اللّٰهُ عَنِ الَّذ۪ينَ لَمْ يُقَاتِلُوكُمْ فِي الدّ۪ينِ وَلَمْ يُخْرِجُوكُمْ مِنْ دِيَارِكُمْ اَنْ تَـبَرُّوهُمْ وَتُقْسِطُٓوا اِلَيْهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُقْسِط۪ينَ ٨
Lâ yenhâkumullâhu anillezîne lem yukâtilûkum fîd dîni ve lem yuhricûkum min diyârikum en teberrûhum ve tuksitû ileyhim, innallâhe yuhıbbul muksitîn(muksitîne).
Ey iman edenler! Allah, dininizden dolayı sizinle savaşmayan ve sizi yurdunuzdan çıkarmayan kâfirlere iyilik yapmanızı ve onlara adil davranmanızı (haklarını vermenizi) yasaklamamıştır. Muhakkak ki Allah, adil olanları sever.— Z. El-Kudsi
60:8
9
اِنَّمَا يَنْهٰيكُمُ اللّٰهُ عَنِ الَّذ۪ينَ قَاتَلُوكُمْ فِي الدّ۪ينِ وَاَخْرَجُوكُمْ مِنْ دِيَارِكُمْ وَظَاهَرُوا عَلٰٓى اِخْرَاجِكُمْ اَنْ تَوَلَّوْهُمْۚ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ ٩
İnnemâ yenhâkumullâhu anillezîne kâtelûkum fîd dîni ve ahrecûkum min diyârikum ve zâherû alâ ıhrâcikum en tevellevhum, ve men yetevellehum fe ulâike humuz zâlimûn(zâlimûne).
Allah sadece dininizden dolayı sizinle savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve yurtlarınızdan çıkaran kâfirlere yardım edenleri veli edinmenizi (yakın arkadaş, yardımcı ve destekçi edinip onlara iyilik yapmanızı) yasaklıyor. Sizden kim onları veli edinirse işte onlar nefislerine zulmederek kendilerini helake sürükleyen kimselerdir.— Z. El-Kudsi
60:9
10
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا جَٓاءَكُمُ الْمُؤْمِنَاتُ مُهَاجِرَاتٍ فَامْتَحِنُوهُنَّۜ اَللّٰهُ اَعْلَمُ بِا۪يمَانِهِنَّۚ فَاِنْ عَلِمْتُمُوهُنَّ مُؤْمِنَاتٍ فَلَا تَرْجِعُوهُنَّ اِلَى الْكُفَّارِۜ لَا هُنَّ حِلٌّ لَهُمْ وَلَا هُمْ يَحِلُّونَ لَهُنَّۜ وَاٰتُوهُمْ مَٓا اَنْفَقُواۜ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اَنْ تَنْكِحُوهُنَّ اِذَٓا اٰتَيْتُمُوهُنَّ اُجُورَهُنَّۜ وَلَا تُمْسِكُوا بِعِصَمِ الْكَوَافِرِ وَسْـَٔلُوا مَٓا اَنْفَقْتُمْ وَلْيَسْـَٔلُوا مَٓا اَنْفَقُواۜ ذٰلِكُمْ حُكْمُ اللّٰهِۜ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ ٠١
Yâ eyyuhâllezîne âmenû izâ câekumul mû’minâtu muhâcirâtin femtehınû hunn(hunne), allâhu a’lemu bi îmânihinn(îmânihinne), fe in alimtimû hunne mû’minâtin fe lâ terciû hunne ilel kuffâr(kuffâri), lâ hunne hıllun lehum ve lâ hum yehıllûne le hunn(hunne), ve âtûhum mâ enfekû, ve lâ cunâha aleykum en tenkıhû hunne izâ âteytumû hunne ucûrehunn(ucûrehunne), ve lâ tumsikû bi isamil kevâfiri ves’elû mâ enfaktum vel yes’elû mâ enfekû, zâlikum hukmullâh(hukmullâhi), yahkumu beynekum, vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).
Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Mu’min kadınlar küfür diyarını terk edip sizin yanınıza hicret ederlerse imanlarının doğruluğu konusunda onları imtihan edin! Onların kalplerindeki imanı en iyi bilen Allah’tır. İmtihandan sonra onların zahiren mu’min olduklarını anlarsanız sakın onları kâfir kocalarına iade etmeyin! Çünkü ne onlar kâfir kocalarına helaldir ne de kâfirlerin onlarla evlenmesi helaldir. Kâfir kocalarına, onlara verdikleri mehirleri iade edin! Ey iman edenler! (Küfür diyarından hicret eden kadınların iddetleri bittiği zaman) Mehirlerini verdiğiniz takdirde onlarla evlenmenizde bir günah yoktur. Kâfir veya mürted olan hanımlarınızı nikâhınızda tutmayın! (Onlar kâfir oldukları için aranızdaki nikâh akdi bitmiştir.) Kâfir ve mürted kadınlara verdiğiniz mehirleri onlardan isteyebilirsiniz. Kâfir erkekler de mu’min kadınlara verdikleri mehirleri isteyebilirler. İşte bu, Allah’ın hükmüdür. Aranızda dilediği gibi hükmeder. Ve Allah (عَـلِيـم) ʿAlîm’dir (kullarının maslahatını ve her şeyi en ince teferruatıyla bilen ve kendisine hiçbir şey gizli olmayandır), (حَـكِيـم) Ḥakîm’dir (kulları için koyduğu şeri hükümlerde hikmet sahibi olan, hikmetiyle her şeyi yerli yerine koyan, sadece hakkı söyleyen ve emirlerine karşı gelenleri hikmeti gereği cezalandırandır).— Z. El-Kudsi
60:10
11
وَاِنْ فَاتَكُمْ شَيْءٌ مِنْ اَزْوَاجِكُمْ اِلَى الْـكُفَّارِ فَعَاقَبْتُمْ فَاٰتُوا الَّذ۪ينَ ذَهَبَتْ اَزْوَاجُهُمْ مِثْلَ مَٓا اَنْفَقُواۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّـذ۪ٓي اَنْتُمْ بِه۪ مُؤْمِنُونَ ١١
Ve in fâtekum şey’un min ezvâcikum ilel kuffâri fe âkabtum fe âtûllezîne zehebet ezvâcuhum misle mâ enfekû, vettekûllâhellezî entum bihî mû’minûn(mû’minûne).
Eğer hanımlarınızdan mürted olup kâfirlere katılanlar olursa ve onlara verdiğiniz mehri geri istediğinizde size vermezlerse bu durumda kâfirlerden elde ettiğiniz ganimetlerden hanımı mürted olan kocalara mehirlerini verin! Ve (zatında, sıfatlarında ve fiillerinde bir olduğuna) iman ettiğiniz Allah’tan korkun (emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durun)!— Z. El-Kudsi
60:11
12
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اِذَا جَٓاءَكَ الْمُؤْمِنَاتُ يُبَايِعْنَكَ عَلٰٓى اَنْ لَا يُشْرِكْنَ بِاللّٰهِ شَيْـٔاً وَلَا يَسْرِقْنَ وَلَا يَزْن۪ينَ وَلَا يَقْتُلْنَ اَوْلَادَهُنَّ وَلَا يَأْت۪ينَ بِبُهْتَانٍ يَفْتَر۪ينَهُ بَيْنَ اَيْد۪يهِنَّ وَاَرْجُلِهِنَّ وَلَا يَعْص۪ينَكَ ف۪ي مَعْرُوفٍ فَبَايِعْهُنَّ وَاسْتَغْفِرْ لَهُنَّ اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ٢١
Yâ eyyuhen nebiyyu izâ câekel mu'minâtu yubâyi'neke alâ en lâ yuşrikne billâhi şey'en ve lâ yesrikne ve lâ yeznîne ve lâ yaktulne evlâdehunne ve lâ ye'tîne bi buhtânin yefterînehu beyne eydîhinne ve erculihinne ve lâ ya'sîneke fî ma'rûfin fe bâyı'hunne vestagfirlehunnallâh(vestagfirlehunnallâhe) innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Ey Nebi! Mu’min kadınlar; Allah’a hiçbir şeyi şirk koşmamak (ve yalnız O’na ibadet etmek), hırsızlık yapmamak, zina etmemek, (hangi sebepten olursa olsun diri diri toprağa gömme veya bilerek düşürme gibi yollarla) çocuklarını öldürmemek, gayrimeşru çocuk doğurup da onu kocasına nispet etmemek ve yasakladığın şeylerde (cahilî âdetler ve caiz olmayan konularda) sana karşı çıkmamak üzere beyat etmek için sana geldiklerinde onların beyatlerini kabul et! Ve (daha önce işledikleri günahlarından dolayı) onlar için Allah’tan bağışlanma dile! Muhakkak ki Allah (غَـفُور) Ğafûr’dur (günahından pişman olup halisane bir şekilde tevbe ederek Allah’a itaate dönen ve tekrar aynı günaha dönmekten kaçınan kullarını affedendir), (رَحِيـم) Raḥîm’dir (ihlasla tevbe eden kullarına merhamet ederek onlara işledikleri günahlardan dolayı azap etmeyendir).— Z. El-Kudsi
60:12
13
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَوَلَّوْا قَوْماً غَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ قَدْ يَـئِسُوا مِنَ الْاٰخِرَةِ كَمَا يَـئِسَ الْكُفَّارُ مِنْ اَصْحَابِ الْقُبُورِ ٣١
Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tetevellev kavmen gadıballâhu aleyhim kad yeisû minel âhireti kemâ yeisel kuffâru min ashâbil kubûr(kubûri).
Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Kabirdeki ölülerin tekrar diriltilmesinden ümit kesen kâfirler gibi ahiretten ümitlerini kesen, Allah’ın kendilerine ğadab ettiği kimseleri sakın veli (yakın arkadaş, yardımcı ve destekçi) edinmeyin!— Z. El-Kudsi
60:13
Mümtehine
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle