لَقَدْ اَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَاَنْزَلْنَا مَعَهُمُ الْكِتَابَ وَالْم۪يزَانَ لِيَقُومَ النَّاسُ بِالْقِسْطِۚ وَاَنْزَلْنَا الْحَد۪يدَ ف۪يهِ بَأْسٌ شَد۪يدٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ اللّٰهُ مَنْ يَنْصُرُهُ وَرُسُلَهُ بِالْغَيْبِۜ اِنَّ اللّٰهَ قَوِيٌّ عَز۪يزٌ۟ ٥٢
Lekad erselnâ rusulenâ bil beyyinâti ve enzelnâ meahumul kitâbe vel mîzâne li yekûmen nâsu bil kıst(kıstı), ve enzelnel hadîde fîhi be’sun şedîdun ve menâfiu lin nâsi ve li ya’lemallâhu men yensuruhu ve rusulehu bil gayb(gaybi), innellâhe kavîyyun azîz(azîzun).
Andolsun Biz elçilerimizi apaçık delillerle [beyyinât] gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve ölçüyü indirdik¹⁶. İçinde büyük bir kuvvet ve insanlar için pek çok faydaları bulunan demiri de indirdik.¹⁷ Allah, bu sayede görmeden [bi’l-ğayb] kendisine ve elçilerine yardım edenleri belirler [li-ya’leme]. Muhakkak ki Allah, Gavîy’dir, Azîz’dir.
16 Krş. Şûrâ, 42/17; Rahmân, 55/7-9 17 Krş. Enbiyâ, 21/80. Ayette ilkin insanlar için pek çok faydası olduğuna vurgu yapılmaktadır. Gerçekten, bu ayet indiğinde insanlar demirden ancak kılıç, kalkan, mızrak ve zırh gibi savaş aletleri ile bazı mutfak eşyaları vb şeyler yapıyorlardı. İnsanoğlu bugün demirin pek çok faydasını tespit etmiş durumdadır. “Demir atomu olmaksızın evrende karbona bağlı yaşam olması mümkün olmazdı; süpernovalar olmaz, dünyanın ilk dönemlerinde ısınması gerçekleşmez, atmosfer ya da hidrosfer olmazdı. Koruyucu manyetik alan olmaz, Van Allen radyasyon kuşakları oluşmaz, ozon tabakası olmaz, (insan kanında) hemoglobini meydana getirecek hiçbir metal bulunmaz, oksijenin reaktifliğini yatıştıracak metal oluşmaz ve oksidasyona dayanan bir metabolizma meydana gelmezdi.” (Bkz. www.kuranikerim.org.) Ayette ikinci olarak demir madeninin gökten düştüğünü yani indirildiğini anlıyoruz. Ancak bunun nasıl gerçekleştiğini yani “demir” elementinin yeryüzüne nasıl indiğini anlamamız için bu konuda bilimsel bazı açıklamalara ihtiyacımız vardır. Bu konuda kendisine bir ricada bulunduğum Astrofizik uzmanı Prof. Dr. Zeki Eker’in, soruma karşılık şahsıma cevaben gönderdiği mail’i özetliyerek aşağıya alıyorum. Kendisine teşekkür ediyorum. “Demir, atom numarası 26 olan ve 26 elektron ile 30 nötronu bulunan; uzayda hidrojen , helyum, karbon, oksijen, azot ve neon’dan sonra güneş sistemi içinde en çok bulunan bir elementtir. Büyük patlama teorisine göre, hidrojen ve helyum haricindeki diğer elementler yıldızların içinde, füzyon adı verilen nükleer reaksiyonlarla üretilmiş ve evrendeki bu element üretimi günümüzde de devam etmektedir. Büyük patlamadan sonraki ilk yıldızlar hidrojeni yakıp helyum üretmekteydi. Bu yanma olayı bildiğimiz yanma değildir. Bu nükleer reaksiyonu astrofizikçiler yanmaya benzetmişlerdir. Sanki hidrojen yakıt, külü de helyum’dur. Yıldız hidrojeni tüketince helyum yakar. Helyum’un külü bu sefer karbon’dur. Helyum da bitince bu sefer karbon yakıp oksijen üretir. Her biten elementten sonra bir başka element yakıt görevini alır. Ve durum en kararlı element olan demir’e kadar devam eder. Çünkü demir’e kadar elementleri üreten nükleer reaksiyonu ekzotermik, yani enerji üreten reaksiyonlardır. Üretilen enerji yıldız tarafından ışık yaymak için kullanılır. Demirden daha ağır elementlerin üretimi ise endotermiktir. Enerji üretmez, aksine reaksiyonun devam etmesi için enerji gerektirir. Demirden daha ağır elementlerin üretimi için, yıldız tüm enerjisini bitirip, Demir çekirdeğe sahip olduğunda, yıldızın çekirdeği kararsız hale gelir ve büzülür. Bu arada demire kadar elementleri üreten reaksiyonlar katman katman yıldız içinde ama çekirdek dışında devam etmektedir. Çekirdeğin büzülmesi üzerine üst katmanlar da çöker ve sıkışır ve üst katmanların yoğunluğu ve sıcaklığını artırır. Devam eden nükleer reaksiyonlar birden hızlanır ve yıldız bomba gibi patlar. Buna astronomlar “yıldız süpernova oldu” derler. İşte bu yıldız patlaması sonucunda ortaya çıkan enerji hem demire kadar üretilen elementleri yıldız dışına yani uzaya yayar dağıtır, hem de bu kısa zaman içinde demirden daha ağır elementlerin üretimi mümkün hâle gelir. Süpernova patlamasıyla birlikte uzaya yayılan demir ve diğer oluşan ağır elementler yeni yıldızların teşekkülünde kullanılır. Güneş sistemi böyle süpernovalar ile zenginleştirilmiş yıldızlar arası maddeden yapılmıştır ki, bugün gördüğümüz kadar çeşitli elementler dünyamızda da vardır. Şu hâlde süpernova patlamaları ile uzaya yayılan demir ve diğer elementler sıkışıp, yani güneş sistemi gibi bir yerde toplanıp güneşi ve güneş sistemini oluşturmuştur. Yani dünyadaki demir uzayda üretilmiş, sonra dünyaya indirilmiştir. Bir başka ifadeyle söylersek; dünyamızın yaşı 4,7 milyar yıldır. Dünyanın şekillendiği ilk yıllarda güneş sistemi içinde göktaşı ve küçük gezegenler çoktu. Bunların birçoğunun gezegenlere düştüğü kabul ediliyor. Milyarlarca yıl önce hem dünya yüzünde hem de ayda pek çok krater bu bombardıman kalıntılarıdır. Dünyadaki kalıntılar, erozyon ve bitki örtüsüyle kaybolmuş ama ay yüzeyinde hâlâ görebiliyoruz. Dolayısıyla dünyaya düşen her büyük göktaşı demir getirmiştir. Dünyada bulduğumuz her demir madeni, ayrışmaya uğramış, parçalanmış gezegen ve yıldızların çekirdekleridir.”— İ. Yakıt