اَلَّذ۪ينَ يُظَاهِرُونَ مِنْكُمْ مِنْ نِسَٓائِهِمْ مَا هُنَّ اُمَّهَاتِهِمْۜ اِنْ اُمَّهَاتُهُمْ اِلَّا الّٰٓئ۪ وَلَدْنَهُمْۜ وَاِنَّهُمْ لَيَقُولُونَ مُنْكَراً مِنَ الْقَوْلِ وَزُوراًۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٌ ٢
Ellezîne yuzâhirûne minkum min nisâihim mâ hunne ummehâtihim, in ummehâtuhum illellâî velednehum, ve innehum le yekûlûne munkeren minel kavli ve zûrâ(zûren), ve innellâhe le afuvvun gafûr(gafûrun).
İçinizden zıhar¹ yapanların kadınları onların anaları değildir. Onların anaları ancak kendilerini doğuranlardır. Şüphesiz onlar çirkin ve asılsız söz söylüyorlar. Muhakkak ki Allah, elbette Afuv’dur,² Gafûr’dur.
1 Zıhar için ayrıca bkz. Ahzâb, 33/3. Câhiliye Araplarında zıhar geleneği vardı. İbn Aşur’a göre, Medine dışında görülmediğinden, Yahudilerden geçme ihtimali vardır. Zıhar, “sırt” demektir. Bir adam karısına, “Sen bana anamın sırtı gibisin” dediğinde karısı kendisine haram olur, tam da boşanma olmadığından, evli olduğu hâlde kocasız kalırdı ve bir başkasıyla da evlenemezdi. Kaynakların verdiği bilgiye göre, karısına kızan Evs bin Sâmit, karısı Huveyle/Havle binti Sa’lebe’ye zıhar yapar. O da Hz. Peygamber’e gidip, hâlini arz eder; gençken güzel ve alımlı olduğunu, kocasına çok hizmet ettiğini ve ona birçok çocuk verdiğini, şimdi ihtiyarladığını, o sözü söyleyerek kendisini sokağa attığını ve perişan olduğunu söyler. Hz. Peygamber de henüz bu konuda bir ayet gelmediğinden “Sen kocana haramsın” der. Kadın, “Ey Allah’ın elçisi, kocam vallahi talâk sözünü söylemedi, beni boşamadı!” diyerek ısrarda bulunur. Kadın ayrıca hâlini Allah’a arz ederek, “Allah’ım! Yalnızlığın acısından ve ızdırabımın şiddetinden Sana şikâyet ediyorum. Küçük çocuklarım var. Ona versem perişan olurlar, yanıma alsam aç kalırlar; ne olur Allah’ım peygamberine bir vahiy gönder!” diye dua etti. Kadın henüz oradan ayrılmadan Mücadele Sûresi’nin ilk ayetleri nazil oldu. (Ebu Davud, Talâk, 16, 17; Nesâî, Talâk, 33). Allah, Câhiliye geleneği olan zıhar olayını kaldırdı. Ağızdan çıkan bir sözle kadının, kocasının anası olmayacağını bildirdi. Yeminin saygınlığını korumak için de fakirlerin ve kölelerin lehine olmak üzere kefaret/fidye şartı getirdi. Bu ayetler bize aynı zamanda evliliği çekilmez hâle gelen kadının, eşini şikâyet etme hakkı bulunduğunu ve evlilik akdini bozmak için başvuruda bulunabileceğini ve hakkını arayabileceğini gösterir. Geniş bilgi için bkz. Kur’an’ı Anlamak adlı kitabımız, s. 152 vd. Kur’an pek çok cahiliye âdetini kaldırmıştır. Kölelik, cariyelik, zıhar, aristokratların kölelerle evlenme yasağı, himaye altındakilerin ayrılmış eşleri, nesi olayı, riba, sayısız kadınla evlenme vb. 2 El-Afuv: Af ve bağışta bulunan, affın kendisi.— İ. Yakıt
کسانی از شما که با زنان خود «ظهار» می کنند [یعنی بر پایه فرهنگ جاهلی می گویند: تو نسبت به من به منزله مادرم هستی، پس آمیزش با تو بر من حرام ابدی است] زنانشان مادرانشان نیستند، مادرانشان فقط زنانی هستند که آنان را زاده اند، و آنان بی تردید سخنی ناپسند و دروغ می گویند و مسلماً خدا بسیار باگذشت و بسیار آمرزنده است.— IRI — H.Ansarian