اَوَلَمْ يَرَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَنَّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ كَانَتَا رَتْقاً فَفَتَقْنَاهُمَاۜ وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَٓاءِ كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّۜ اَفَلَا يُؤْمِنُونَ ٠٣
E ve lem yerellezîne keferû ennes semâvâti vel arda kânetâ retkan fe fetaknâhuma, ve cealnâ minel mâi kulle şey’in hayy(hayyin), e fe lâ yu’minûn(yu’minûne).
İnkâr edenler, göklerle yer bitişik iken Biz’im onları ikiye ayırdığımızı⁷ ve canlı olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi⁸ görmediler mi?⁹ Hâlâ inanmıyorlar mı?
7 Kur’an’ın görevi bilim öğretmek değildir. Bilimsel gerçekleri Kur’an’da aramak ve onları göstermek ve böylece Kur’an’ı sanki bir bilim kitabıymış gibi takdim edici bir fiilin içinde olmadık, olamayız. Bu ve benzeri ayetler, Allah’ın gücünün ilim ve hikmetinin evrende araştırılması ve O’na olan inancın pekiştirilmesidir. Evrenin yasaları, sünnetullahtır. Allah’ın yarattığı ve tabiata/doğaya bahşettiği ayetlerdir. Kur’an ise, Allah’ın indirdiği ayetlerdir. Her ikisinin faili Cenab-ı Hak’tır. Birbirleriyle çelişkili olması mümkün değildir. Onun için bize, düşünmeyi, araştırmayı, Onun yasalarında bir çelişkinin olmadığını bizzat görmemizi emretmesi bundandır. Bu ayette ise, büyük patlama sonrası evrenin oluşumuna dikkat çekmektedir. 8 Bu ve bunun gibi ayetlerde geçen “mine’l-mâ’i”, “min mâ’in” ifadeleri bize gösteriyor ki, gökten inen su, denizlerin suyu veya herhangi bir dölleyici sıvı anlamına gelmektedir. Birinci anlamda, her nebati hayatın zorunlu unsurudur. İkinci anlamda, hayvani hayatın teşekkülüne sebep olan herhangi bir su kastedilmektedir. Üçüncü anlamda ise, dölleyici özelliği bulunan ve canlının üreme bezlerinden çıkan bir sıvı (spermatazoid) kastedilmektedir. (Bkz. Kur’an’ı Anlamak, s.50-51 vd. isimli kitabımız.) 9 Görmekten maksat, anlamak, idrak etmektir. Çünkü Arapçada “görmek” ve “şahit olmak” gibi fiiller birçok defa söylediğimiz gibi, cümlede iki mef’ûl/nesne alırsa, anlamak, idrak etmek anlamına gelir.— İ. Yakıt