اَللّٰهُ نَزَّلَ اَحْسَنَ الْحَد۪يثِ كِتَاباً مُتَشَابِهاً مَثَانِيَۗ تَقْشَعِرُّ مِنْهُ جُلُودُ الَّذ۪ينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْۚ ثُمَّ تَل۪ينُ جُلُودُهُمْ وَقُلُوبُهُمْ اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ هُدَى اللّٰهِ يَهْد۪ي بِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ ٣٢
Allâhu nezzele ahsenel hadîsi kitâben muteşâbihen mesâniye takşaırru minhu culûdullezîne yahşevne rabbehum, summe telînu culûduhum ve kulûbuhum ilâ zikrillâh(zikrillâhi), zâlike hudallâhi yehdî bihî men yeşâu, ve men yudlilillâhu fe mâ lehu min hâd(hâdin).
Allah sözlerin en güzelini, ayetleri birbiriyle uyumlu/ benzer [müteşâbihen] ve ikişerli [mesâniye]¹² anlam ifade eden bir kitap olarak indirmiştir. Rablerinin haşmetinden ürperenlerin tüyleri diken diken olur [takşe’irrû]. Sonra da onların tenleri ve kalpleri Allah’ı anmaktan dolayı rahatlar/yumuşar.¹³ İşte bu, Allah’ın dilediği/dileyen kimseyi doğru yola ilettiği hidâyet rehberidir. Allah kimi saptırırsa artık onun için doğru yolu gösteren hiç kimse olmaz.
12 “Mesna”nın çoğulu olan “mesânî” kelimesi, aslında ikişerli veya çift kutuplu/anlamlı demektir. Kur’an ayetleri biri lafzî, diğeri nassî olmak üzere iki anlam içerir. İlki, lâfzın belirttiği anlamdır. Kelimelerin karşılıklarıdır. Herkesin anlayabileceği, iniş sebebine binaen olayla ayet arasında irtibat kurabileceği anlamdır. Diğeri ise, ayetin amacını veren anlamdır. Yani ayetin ne demek istediğidir, neyi kaldırıp neyi koyduğudur. İşte semantik tahliller orada daha gerekli olur. Lafzî anlam daha ziyade tarihsel bir karakter taşır. Nass mana ise, evrensel karakterdedir. Zaman ve mekân üstü olup bütün zamanlar için geçerli bir anlam ihtiva eder. Hangi asırda ve hangi kültürde yaşarsa yaşasın iyi bir Kur’an yorumcusu bu manaya ulaşabilir. Nass manayı çıkarmak her Kur’an yorumcusunun başarabileceği bir iş değildir. Benim görüşüm bu doğrultudadır. Bu kelimeyi müfessirler ve meâlcilerin ekserisi; tekrarlanan, tekrar tekrar anlatan şeklinde de tercüme etmişlerdir. Bu da yanlış değildir ama kastedilen anlam da sadece bu değildir. 13 Krş. Enfâl, 8/2; Ra’d, 13/28; Hac, 22/35— İ. Yakıt