لِتُنْذِرَ قَوْماً مَٓا اُنْذِرَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ ٦
Li tunzire kavmen mâ unzire âbâuhum fe hum gâfilûn(gâfilûne).
Babaları/ataları uyarılmamış, bu yüzden gaflet içinde kalmış bir kavmi uyarman için.³
3 Bu konuda gerekli açıklama Secde, 32/3’ün dipnotunda verildi. Ancak burada bazı alternatifleri de ele alalım. Tefsirlerin beyanına göre, Arapçada “mâ” harfinin yerine göre birçok anlamı vardır. Olumsuzluk (nâfiye), mastar görevi (masdariyye), ilgi zamiri (ism-i mevsul) ve daha birçok anlamı vardır. Burada her üçüne de uygundur. Her müfessir ve yorumcu gibi biz de “mâ”nın olumsuzluk eki özelliğini dikkate aldık. Çünkü peygamberler uyarılmamış veya uyarılsa da zamanla bozulmuş toplumlara gelir. Masdariye özelliğini dikkate alırsak anlam “Sen, babaları/ataları uyarıldığı gibi, (yeniden) uyarasın diye” olur. Eğer ilgi zamiri olarak yani (“ellezi” =ki o) anlamında olduğu gibi ele alırsak o zaman anlam, “Daha önce babaları/ataları uyarılmış bir kavmi uyarman için” olur. Dolayısıyla “ataları uyarılmış ama kendileri gaflet içinde kalmış bir kavmi/topluluğu uyarman için” şeklinde de anlaşılabilir (Razî): Krş. En’âm, 6/92; A’râf, 7/2; Kasas, 28/46; Secde, 32/3; Şûrâ, 42/7.— İ. Yakıt