وَهُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ وَكَانَ عَرْشُهُ عَلَى الْمَٓاءِ لِيَبْلُوَكُمْ اَيُّكُمْ اَحْسَنُ عَمَلاًۜ وَلَئِنْ قُلْتَ اِنَّكُمْ مَبْعُوثُونَ مِنْ بَعْدِ الْمَوْتِ لَيَقُولَنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ مُب۪ينٌ ٧
Ve huvellezî halakas semâvâti vel arda fî sitteti eyyâmin ve kâne arşuhu alel mâi li yebluvekum eyyukum ahsenu amelâ(amelen), ve le in kulte innekum meb’ûsûne min ba’dil mevti le yekûlennellezîne keferû in hâzâ illâ sihrun mubîn(mubînun).
Arş’ı su üzerindeyken³, hanginizin daha iyi/güzel iş yaptığını sınamak için⁴, gökleri ve yeri altı günde/evrede yaratan O’dur. Şimdi sen onlara, “Ölümden sonra mutlaka dirileceksiniz” desen, inkâr edenler de elbette, “Bu, apaçık bir sihirden/sihirbaz sözünden başka bir şey değildir!” derler.
3 Arş, ilahî hükümranlığın ve kudretin sembolüdür. Arş’ın su üzerinde olması demek Allah’ın hayat verme gücünün, daha önce var ettiği suda tecellisi demektir. Nitekim Allah diğer ayetlerde her canlıyı sudan yarattığını söylüyor. Buna göre, hayat suda başlayıp evrimleşmiş gözüküyor. Daha hiçbir canlı yokken, bu aşamada bile ilahî irade, ileride akıl sahibi insanların yaratılacağını ve onların bir sınavdan geçirileceğini tasarlayıp irade etmiştir. Krş. A’râf, 7/54; Enbiyâ, 21/30 4 Krş. Mülk, 67/2— İ. Yakıt