Meryem 98 Ayet Mekke · مريم
19

Meryem

Meryem · Mekke
19
Meryem · Mekke
مريم
98
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
كٓـهٰيٰعٓصٓۜ ١
Kâf, hâ, yâ, ayn, sâd.
Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd!— İ. Yakıt
19:1
2
ذِكْرُ رَحْمَتِ رَبِّكَ عَبْدَهُ زَكَرِيَّاۚ ٢
Zikru rahmeti rabbike abdehu zekeriyyâ.
Bu, Rabbinin kulu Zekeriya’ya olan rahmetinin dile getirilişidir [zikr].— İ. Yakıt
19:2
3
اِذْ نَادٰى رَبَّهُ نِدَٓاءً خَفِياًّ ٣
İz nâdâ rabbehu nidâen hafiyyâ(hafiyyen).
Hani o Rabbine gizli bir sesle yalvarmıştı.¹ 1 Krş. Âl-i İmrân, 3/38 vd.— İ. Yakıt
19:3
4
قَالَ رَبِّ اِنّ۪ي وَهَنَ الْعَظْمُ مِنّ۪ي وَاشْتَعَلَ الرَّأْسُ شَيْباً وَلَمْ اَكُنْ بِدُعَٓائِكَ رَبِّ شَقِياًّ ٤
Kâle rabbî innî ve henel azmu minnî veştealer re’su şeyben ve lem ekun bi duâike rabbî şakıyyâ(şakıyyen).
Demişti ki: “Rabbim kemiklerim zayıfladı/eridi, başım ihtiyarlık aleviyle tutuştu/saçlarım ağardı. Rabbim Sana dua etmekle hiçbir şeyden mahrum kalmadım/bedbaht olmadım” [şakiyyen].² 2 Krş. Meryem, 19/48— İ. Yakıt
19:4
5
وَاِنّ۪ي خِفْتُ الْمَوَالِيَ مِنْ وَرَٓاء۪ي وَكَانَتِ امْرَاَت۪ي عَاقِراً فَهَبْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ وَلِياًّۚ ٥
Ve innî hıftul mevâliye min verâî ve kânetimreetî âkıran feheb lî min ledunke veliyyâ(veliyyen).
“Muhakkak ki ben, benden sonra arkamdan gelecek/ yerime geçecek olan yakınlarımdan korkuyorum. Karım da kısırdır. ³ (Ne olur) Katından bana bir dost/yardımcı [veliyyen] lütfet!” 3 Krş. Enbiyâ, 21/90— İ. Yakıt
19:5
6
يَرِثُن۪ي وَيَرِثُ مِنْ اٰلِ يَعْقُوبَۗ وَاجْعَلْهُ رَبِّ رَضِياًّ ٦
Yerisunî ve yerisu min âli ya’kûbe vec’alhu rabbî radıyyâ(radıyyen).
“Hem bana ve hem de Yakupoğullarına mirasçı olsun. Rabbim onu razı olduğun biri kıl!”— İ. Yakıt
19:6
7
يَا زَكَرِيَّٓا اِنَّـا نُـبَشِّرُكَ بِغُـلَامٍۨ اسْـمُهُ يَحْيٰىۙ لَمْ نَجْعَلْ لَهُ مِنْ قَبْلُ سَمِياًّ ٧
Yâ zekeriyyâ innâ nubeşşiruke bi gulâminismuhu yahyâ lem nec’al lehu min kablu semiyyâ(semiyyen).
(Allah buyurdu): “Ey Zekeriya! Biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz. Daha önce bu ismi kimseye vermedik.”⁴ 4 Krş. Âl-i İmrân, 3/39— İ. Yakıt
19:7
8
قَالَ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ ل۪ي غُلَامٌ وَكَانَتِ امْرَاَت۪ي عَاقِراً وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ الْكِبَرِ عِتِياًّ ٨
Kâle rabbî ennâ yekûnu lî gulâmun ve kânetimreetî âkıran ve kad belagtu minel kiberi ıtiyyâ(ıtiyyen).
(Zekeriya), “Rabbim! Karım kısır ve ben de ihtiyarlığın son aşamasına varmışken benim nasıl bir oğlum olur?” dedi.— İ. Yakıt
19:8
9
قَالَ كَذٰلِكَۚ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٌ وَقَدْ خَلَقْتُكَ مِنْ قَبْلُ وَلَمْ تَكُ شَيْـٔاً ٩
Kâle kezâlik(kezâlike), kâle rabbuke huve aleyye heyyinun ve kad halaktuke min kablu ve lem teku şey’â(şey’en).
(Allah), “Orası öyle ama” [kezâlik] dedi. Rabbin de “Bu Bana kolaydır” diyor. “Andolsun sen daha önce hiçbir şey değilken seni de yaratmıştım” buyurdu.— İ. Yakıt
19:9
10
قَالَ رَبِّ اجْعَلْ ل۪ٓي اٰيَةًۜ قَالَ اٰيَتُكَ اَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلٰثَ لَيَالٍ سَوِياًّ ٠١
Kâle rabbic’al lî âyeh(âyeten), kâle âyetuke ellâ tukellimen nâse selâse leyâlin seviyyâ(seviyyen).
(Zekeriya), “Rabbim bana bir işaret [âyet] ver!” dedi. Buyurdu ki: “Senin işaretin [âyet], sapasağlam olduğun hâlde insanlarla tam (üç gün) üç gece boyunca konuşamamandır.”— İ. Yakıt
19:10
11
فَخَرَجَ عَلٰى قَوْمِه۪ مِنَ الْمِحْرَابِ فَاَوْحٰٓى اِلَيْهِمْ اَنْ سَبِّحُوا بُكْرَةً وَعَشِياًّ ١١
Fe harece alâ kavmihî minel mihrâbi fe evhâ ileyhim en sebbihû bukreten ve aşiyyâ(aşiyyen).
(Zekeriya) Mabetten [mihrâb] kavminin karşısına çıktı ve onlara hemen, “Sabah akşam (Rabbinizi) tesbih edin!” diye işaret etti [evhâ].— İ. Yakıt
19:11
12
يَا يَحْيٰى خُذِ الْكِتَابَ بِقُوَّةٍۜ وَاٰتَيْنَاهُ الْحُكْمَ صَبِياًّۙ ٢١
Yâ yahyâ huzil kitâbe bi kuvveh(kuvvetin), ve âteynâhul hukme sabiyyâ(sabiyyen).
(O doğup büyüyünce ona), “Ey Yahya! Kitab’a/Tevrat’a kuvvetle sarıl!” dedik ve ona daha çocukken hikmet [hukm] verdik.— İ. Yakıt
19:12
13
وَحَنَاناً مِنْ لَدُنَّا وَزَكٰوةًۜ وَكَانَ تَقِياًّۙ ٣١
Ve hanânen min ledunnâ ve zekâh(zekâten), ve kâne tekıyyâ(tekıyyen).
Ona katımızdan kalp yumuşaklığı ve ruh temizliği/arınmışlık [zekât] verdik. Bu yüzden o, sorumluluk bilincine sahipti.— İ. Yakıt
19:13
14
وَبَراًّ بِوَالِدَيْهِ وَلَمْ يَكُنْ جَبَّاراً عَصِياًّ ٤١
Ve berren bi vâlideyhi ve lem yekun cebbâren asıyyâ(asıyyen).
O, anne babasına iyi davranan bir kimse idi. İsyancı bir zorba değildi.— İ. Yakıt
19:14
15
وَسَلَامٌ عَلَيْهِ يَوْمَ وُلِدَ وَيَوْمَ يَمُوتُ وَيَوْمَ يُبْعَثُ حَياًّ۟ ٥١
Ve selâmun aleyhi yevme vulide ve yevme yemûtu ve yevme yub’asu hayyâ(hayyen).
Doğduğu gün, öleceği gün ve tekrar dirileceği gün ona selâm olsun!— İ. Yakıt
19:15
16
وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ مَرْيَمَۢ اِذِ انْتَبَذَتْ مِنْ اَهْلِهَا مَكَاناً شَرْقِياًّۙ ٦١
Vezkur fil kitâbı meryem(meryeme), izintebezet min ehlihâ mekânen şarkıyyâ(şarkıyyen).
(Ey Peygamber!) Kitap’ta/Kur’an’da Meryem’i de an! Hani o, ailesinden ayrılarak (mabedin) doğu tarafında bir yere çekilmişti.— İ. Yakıt
19:16
17
فَاتَّخَذَتْ مِنْ دُونِهِمْ حِجَاباً فَاَرْسَلْـنَٓا اِلَيْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَراً سَوِياًّ ٧١
Fettehazet min dûnihim hicâben fe erselnâ ileyhâ rûhanâ fe temessele lehâ beşeren seviyyâ(seviyyen).
Ailesiyle arasına bir perde germişti. Ona Ruhumuzu/ Cebrail’i göndermiştik, o da tam bir beşer suretinde görünmüştü.— İ. Yakıt
19:17
18
قَالَتْ اِنّ۪ٓي اَعُوذُ بِالرَّحْمٰنِ مِنْكَ اِنْ كُنْتَ تَقِياًّ ٨١
Kâlet innî eûzu bir rahmâni minke in kunte tekıyyâ(tekıyyen).
(Meryem), “Ben senden Rahmân’a sığınıyorum. Eğer sorumluluk bilincine sahipsen” (bana kötülük etme) diye haykırdı.— İ. Yakıt
19:18
19
قَالَ اِنَّـمَٓا اَنَا۬ رَسُولُ رَبِّكِۗ لِاَهَبَ لَكِ غُلَاماً زَكِياًّ ٩١
Kâle innemâ ene resûlu rabbiki li ehebe leki gulâmen zekiyyâ(zekiyyen).
(Cebrail ona), “Muhakkak ki ben sadece Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir oğlan çocuk [ğulâm] bağışlamak/ armağan etmek için gönderildim.”— İ. Yakıt
19:19
20
قَالَتْ اَنّٰى يَكُونُ ل۪ي غُلَامٌ وَلَمْ يَمْسَسْن۪ي بَشَرٌ وَلَمْ اَكُ بَغِياًّ ٠٢
Kâlet ennâ yekûnu lî gulâmun ve lem yemsesnî beşerun ve lem eku bagıyyâ(bagıyyen).
(Meryem de) “Bana hiçbir beşer dokunmadığı ve ben de iffetsiz bir kadın olmadığım hâlde benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi.⁵ 5 Krş. Âl-i İmrân, 3/47— İ. Yakıt
19:20
21
قَالَ كَذٰلِكِۚ قَالَ رَبُّكِ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٌۚ وَلِنَجْعَلَـهُٓ اٰيَةً لِلنَّاسِ وَرَحْمَةً مِنَّاۚ وَكَانَ اَمْراً مَقْضِياًّ ١٢
Kâle kezâlik(kezâliki), kâle rabbuki huve aleyye heyyin(heyyinun), ve li nec’alehû âyeten lin nâsi ve rahmeten minnâ, ve kâne emren makdıyyâ(makdıyyen).
(Cebrail), “Evet doğru ama [kezâlik]”, dedi. Rabbin buyurdu ki, “Bu Ben’im için çok kolaydır ve onu inananlara bir mucize [âyet] ve kendimizden de bir rahmet kılmak içindir. Bu önceden hükme bağlanmış bir iştir.”— İ. Yakıt
19:21
22
فَحَمَلَتْهُ فَانْتَبَذَتْ بِه۪ مَكَاناً قَصِياًّ ٢٢
Fe hamelethu fentebezet bihî mekânen kasıyyâ(kasıyyen).
Nihayet (Meryem) ona hamile kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi.— İ. Yakıt
19:22
23
فَاَجَٓاءَهَا الْمَخَاضُ اِلٰى جِذْعِ النَّخْلَةِۚ قَالَتْ يَا لَيْتَن۪ي مِتُّ قَبْلَ هٰذَا وَكُنْتُ نَسْياً مَنْسِياًّ ٣٢
Fe ecâe hel mehâdû ilâ ciz’ın nahleh(nahleti), kâlet yâ leytenî mittu kable hâzâ ve kuntu nesyen mensiyyâ(mensiyyen).
Doğum sancıları onu bir hurma ağacının altına sürükledi ve “Keşke bundan önce ölüp gitmiş ve unutulmuş biri olsaydım” diye sızlandı.— İ. Yakıt
19:23
24
فَنَادٰيهَا مِنْ تَحْتِهَٓا اَلَّا تَحْزَن۪ي قَدْ جَعَلَ رَبُّكِ تَحْتَكِ سَرِياًّ ٤٢
Fe nâdâhâ min tahtihâ ellâ tahzenî kad ceale rabbuki tahteki seriyyâ(seriyyen).
Bunun üzerine, (ağacın) altından ona şöyle seslenilir⁶: “Üzülme; Rabbin senin (hemen) alt tarafında bir su kaynağı var etti.” 6 Bu hitabın Allah tarafından yapıldığı kanaatindeyim. Nitekim Musa’ya da Allah ateşin arkasından seslenmişti.— İ. Yakıt
19:24
25
وَهُزّ۪ٓي اِلَيْكِ بِجِذْعِ النَّخْلَةِ تُسَاقِطْ عَلَيْكِ رُطَباً جَنِياًّۘ ٥٢
Ve huzzî ileyki bi ciz’ın nahleti tusâkıt aleyki rutaben ceniyyâ(ceniyyen).
“Hurma ağacının gövdesini kendine doğru salla/silkele, üzerine (dalından) kopmuş taze hurma dökülsün.”— İ. Yakıt
19:25
26
فَكُل۪ي وَاشْرَب۪ي وَقَرّ۪ي عَيْناًۚ فَاِمَّا تَرَيِنَّ مِنَ الْبَشَرِ اَحَداًۙ فَقُول۪ٓي اِنّ۪ي نَذَرْتُ لِلرَّحْمٰنِ صَوْماً فَلَنْ اُكَلِّمَ الْيَوْمَ اِنْسِياًّۚ ٦٢
Fe kulî veşrabî ve karrî aynâ(aynen), fe immâ terayinne minel beşeri ehaden fe kûlî innî nezertu lir rahmâni savmen fe len ukellimel yevme insiyyâ(insiyyen).
“Ye, iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan de ki: “Ben Rahmân’a (susma) orucu adadım. Bugün kimseyle konuşmayacağım.”— İ. Yakıt
19:26
27
فَاَتَتْ بِه۪ قَوْمَهَا تَحْمِلُهُۜ قَالُوا يَا مَرْيَمُ لَقَدْ جِئْتِ شَيْـٔاً فَرِياًّ ٧٢
Fe etet bihî kavmehâ tahmiluh(tahmiluhu), kâlû yâ meryemu lekad ci’ti şey’en feriyyâ(feriyyen).
Nihayet kucağında çocukla kavmine gelince onlar dediler ki: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!”— İ. Yakıt
19:27
28
يَٓا اُخْتَ هٰرُونَ مَا كَانَ اَبُوكِ امْرَاَ سَوْءٍ وَمَا كَانَتْ اُمُّكِ بَغِياًّۚ ٨٢
Yâ uhte hârûne mâ kâne ebûkimrae sev’in ve mâ kânet ummuki begıyyâ(begıyyen).
“Ey Harun’un⁷ kız kardeşi! Baban kötü bir adam değildi. Annen de iffetsiz bir kadın değildi.” 7 Eski Sami kabilelerinde, kişinin ismi kabilenin meşhur birinin adına bağlanırdı. Hz. Meryem, Hz. Musa’nın kardeşi Hz. Harun neslinden gelir. Onun için “Harun’un kız kardeşi” diye hitap edilmiştir. Hz. Meryem’in teyzesi Hz. Zekeriya’nın hanımı Elişa (Elisabeth) için Luka İncil’inde “Hz. Harun’un bacılarından biri” olarak anılır. (Bkz. Luka, i/5) Bununla beraber Meryem’in Harun adında bir erkek kadeşi vardı diyenler de vardır.— İ. Yakıt
19:28
29
فَاَشَارَتْ اِلَيْهِ۠ قَالُوا كَيْفَ نُكَلِّمُ مَنْ كَانَ فِي الْمَهْدِ صَبِياًّ ٩٢
Fe eşâret ileyh(ileyhi), kâlû keyfe nukellimu men kâne fîl mehdi sabiyyâ(sabiyyen).
Bunun üzerine Meryem de (susma orucunda olduğu için) çocuğa işaret etti⁸. Onlar da: “Biz beşikte olan bir sabiyle nasıl konuşuruz?” dediler. 8 Hz. Meryem, kendisi susma orucunda olduğu için çocuğun şimdi olmasa bile ileride size ne olduğunu kim olduğunu söyler anlamında işaret ettiğini anlıyoruz.— İ. Yakıt
19:29
30
قَالَ اِنّ۪ي عَبْدُ اللّٰهِ۠ اٰتَانِيَ الْكِتَابَ وَجَعَلَن۪ي نَبِياًّۙ ٠٣
Kâle innî abdullâh(abdullâhi), âtâniyel kitâbe ve cealenî nebiyyâ(nebiyyen).
O (peygamberlik çağına gelince onlara) dedi ki: “Muhakkak ki ben Allah’ın kuluyum. O bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı. ⁹ 9 Bir önceki ayette Hz. İsa’nın doğumu ve annesi Hz. Meryem’in kavmine çocuğu göstermesi anlatılıyordu. Hz. Meryem susma orucunda olduğu için sorulara cevap vermiyor, sadece çocuğa işaret ediyor ve “Bu çocuğu bana Allah verdi” demek istiyor. Akabinde çocuğun konuşması ayeti geliyor ama bu ayet bir önceki ayetin devamı gibi gözükse de aslında devamı olmadığı anlaşılıyor. Çünkü Hz. İsa’nın cevabı, annesinin masumiyetini ifade eden bir cevap olmalıdır. Eğer biz, Allah isterse bebeği bile konuşturur, O’nun her şeye gücü yeter, tezinden hareket edersek, yani Hz. İsa o anda konuşmuş olsa bile, annesi susma orucunda olduğu için, sorulan soruya uygun cevap vermiş olabilir diye düşünebiliriz. Hâlbuki buradaki cevap, tamamen peygamberlikle ilgili ve toplumu hak yola davet eden bir hitaptır. Nitekim ayetin başında-her ne kadar zorunlu olmasa da “kâle” (dedi) fiilinin önünde- atıf vavı dediğimiz vav harfi veya takip fâ’sı dediğimiz, “bunun üzerine, hemen, akabinde” diye tercüme edilen “fâu takibiye” de yok. Buradan da bu bölümün bir önceki bölümden ayrı olarak vahyedilmiş olduğunu veya ayrı ele almamız gerektiğini düşünebiliriz. Hz. İsa’nın kavmine olan bu hitabı risalet görevini aldığı zaman yapmış olması Kur’an’ın semantik analizine ve anlam bütünlüğüne daha uygundur. Ayrıca fiiller mazi sigasıyla gelmiş, bu geçmiş zamanda olup bitti anlamında değildir. Bir işin gelecekte mutlaka olacağı anlamındadır. Allah’ın bir çocuğa kitap ve peygamberlik vermesi, namaz ve zekâtla yükümlü tutması Kur’an semantiğine ve sünnetullaha da aykırıdır. Peygamberlik henüz aklı kâmil olmayan birine verilmediği gibi tebliğ göreviyle de yükümlü tutulmaz. Nitekim Hz. Musa’ya risalet görevinin belli bir yaşa geldikten sonra verildiğini Tâhâ, 20/41’deki ifadeden anlıyoruz. Bu sebeple Hz. İsa’nın kavmine bu hitabı kendisine fiilen nübüvvet görevi verildikten sonra olduğu kanaatindeyiz. Bu ayetlerin Hz. Peygamber’e inzalinin atıf vavsız veya takip fâ’sı vb. olmadan yapılması, bunun bir önceki pasajdan ayrı ve bağımsız olduğu ve Hz. İsa’nın da risalet görevini aldıktan sonra kavmini/ Yahudileri hak yola davet için yaptığı anlaşılıyor. Bu sebeple doğumunu anlatan pasajdan ayrı bir pasaj olarak ele aldığımız için olduğu gibi yani mazi sigasıyla/kipiyle çevirdik.— İ. Yakıt
19:30
Yükleniyor...
Meryem
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle