Hadıd 29 Ayet 27. Cüz الحديد
57

Hadıd

— Demir
29 Ayet 27. Cüz
الحديد
57
Hadıd
29 Ayet
الحديد
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ١
Sebbeha lillâhi mâ fîs semâvâti vel ard(ardı), ve huvel azîzul hakîm(hakîmu).
Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ın yasalarına göre varlığını sürdürür. Hiçbir varlık Allah’ın yasasının dışına çıkamaz. O, azizdir, hakîmdir.— M. Çoban
57:1
2
لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ يُحْـي۪ وَيُم۪يتُۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ٢
Lehu mulkus semâvâti vel ard(ardı), yuhyî ve yumît(yumîtu), ve huve alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnızca Allah’ındır. Yasama, yürütme, yargılama, cezalandırma yetkisi Allah’a aittir. Sadece Allah diriltir, Allah öldürür. İnsan Allah’ın yaratılış yasasına göre doğar, yaşar ve ölür. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.— M. Çoban
57:2
3
هُوَ الْاَوَّلُ وَالْاٰخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُۚ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ ٣
Huvel evvelu vel âhiru vez zâhiru vel bâtın(bâtınu), ve huve bi kulli şey’in alîm(alîmun).
Allah ilk ve sondur. Allah açıkladıklarıyla zahir, gizledikleriyle batındır. İnsanlar sadece Allah’ın bildirdiklerini bilir, bildirmediklerini bilemez. Allah yarattığı bütün varlıklar hakkında gerçekleri bilir. İnsanlar sadece beş duyusuyla algıladıklarını, Allah’ın verdiği akılla ürettikleri fikirleri, araştırma ve inceleme sonucunda elde ettiklerini bilir. Allah ise bütün gerçekleri bilir.— M. Çoban
57:3
4
هُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِۜ يَعْلَمُ مَا يَلِجُ فِي الْاَرْضِ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا يَنْزِلُ مِنَ السَّمَٓاءِ وَمَا يَعْرُجُ ف۪يهَاۜ وَهُوَ مَعَكُمْ اَيْنَ مَا كُنْتُمْۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ ٤
Huvellezî halakas semâvâti vel ardafisitteti eyyâmin summestevâ alel arş(arşi), a’lemu mâ yelicu fîl ardı ve mâ yahrucu minhâ ve mâ yenzilu mines semâi ve mâ ya’rucu fîhâ, ve huve meakum eyne mâ kuntum, vallâhu bi mâ ta’melûne basîr(basîrun).
Allah gökleri ve yeri altı günde katmanlar halinde yaratan, sonra yarattıklarını yönetmek için yaratılan varlıkların yönetim merkezi olan Arş’a hükümran olandır. Yeryüzünün içine girenleri, yeryüzünden dışarıya çıkanları, gökyüzünden yeryüzüne inenleri, yeryüzünden gökyüzüne çıkanları bilir. Nerede olursanız Allah sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir, bilendir. Allah’tan hiçbir şeyi kaçıramaz, hiçbir şeyi gizleyemezsiniz.— M. Çoban
57:4
5
لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَاِلَى اللّٰهِ تُرْجَعُ الْاُمُورُ ٥
Lehu mulkus semâvâti vel ard(ardı), ve ilâllâhi turceul umûr(umûru).
Göklerin ve yerin hükümranlığı onundur. Yeryüzünde yaşarken yapılan bütün işler, hesap günü Allah’ın huzuruna getirilir. Allah’ın hesabından kaçış yoktur.— M. Çoban
57:5
6
يُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِۜ وَهُوَ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ٦
Yûlicul leyle fîn nehâri ve yûlicun nehâre fîl leyl(leyli) ve huve alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).
Allah geceyi gündüze sokar, gündüzü geceye sokar. Siz söyleseniz de söylemeseniz de Allah kalbinizden geçenleri bilir.— M. Çoban
57:6
7
اٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَاَنْفِقُوا مِمَّا جَعَلَكُمْ مُسْتَخْلَف۪ينَ ف۪يهِۜ فَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْ وَاَنْفَقُوا لَهُمْ اَجْرٌ كَب۪يرٌ ٧
Âminû billâhi ve resûlihî ve enfikû mimmâ cealekum mustahlefîne fîh(fîhi), fellezîne âmenû minkum ve enfekû lehum ecrun kebîr(kebîrun).
Allah’a ve Resulüne iman edin! Allah’ın size verdiği mallardan ihtiyaç sahiplerine verin! İhtiyaç sahiplerinin varlıklarınız üzerinde hakları vardır. İçinizden iman edip Allah yolunda harcayanlar var ya; onlar için büyük bir mükâfat vardır.— M. Çoban
57:7
8
وَمَا لَكُمْ لَا تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِۚ وَالرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ لِتُؤْمِنُوا بِرَبِّكُمْ وَقَدْ اَخَذَ م۪يثَاقَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ ٨
Ve mâ lekum lâ tu’minûne billâh(billâhi), ver resûlu yed’ûkum li tû’minû bi rabbikum ve kad e haze mîsâkakum in kuntum mu’minîn(mu’minîne).
Allah’ın Resulü, Rabbinize iman etmeniz için davet edip dururken, size ne oluyor da Allah’a iman etmiyor, Resulüne güvenmiyorsunuz? Hâlbuki Allah dünyaya gelmeden önce sizden sağlam bir söz almıştı. Eğer inanacak kimselerseniz bu çağrıya uyun!— M. Çoban
57:8
9
هُوَ الَّذ۪ي يُنَزِّلُ عَلٰى عَبْدِه۪ٓ اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍ لِيُخْرِجَكُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِۜ وَاِنَّ اللّٰهَ بِكُمْ لَرَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ ٩
Huvellezî yunezzilu alâ abdihî âyâtin beyyinâtin li yuhricekum minez zulumâti ilen nûr(nûri), ve innellâhe bikum le raûfun rahîm(rahîmun).
Allah sizi cehaletin yalanların karanlığından aydınlığa çıkarmak için Resulüne ayetler gönderendir. Şüphesiz Allah size karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir. Bu nedenle size yol göstermekte, hatalarınızdan dönüp af dilemeniz için merhametini göstermektedir.— M. Çoban
57:9
10
وَمَا لَكُمْ اَلَّا تُنْفِقُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَلِلّٰهِ م۪يرَاثُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ لَا يَسْتَو۪ي مِنْكُمْ مَنْ اَنْفَقَ مِنْ قَبْلِ الْفَتْحِ وَقَاتَلَۜ اُو۬لٰٓئِكَ اَعْظَمُ دَرَجَةً مِنَ الَّذ۪ينَ اَنْفَقُوا مِنْ بَعْدُ وَقَاتَلُواۜ وَكُلاًّ وَعَدَ اللّٰهُ الْحُسْنٰىۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ۟ ٠١
Ve mâ lekum ellâ tunfikû fî sebîlillâhi, ve lillâhi mîrâsus semâvâti vel ard(ardı), lâ yestevî minkum men enfeka min kablil fethi ve kâtel(kâtele), ulâike a’zamu dereceten minellezîne enfekû min ba’du ve kâtelû ve kullen ve adallâhul husnâ, vallâhu bi mâ ta’melûne habîr(habîrun).
Size ne oluyor ki, Allah’ın verdiği varlıklarınızdan Allah yolunda harcamıyorsunuz? Hâlbuki göklerin yerin mirası Allah’ındır. Siz öldükten sonra hepsi Allah’a kalacaktır. Hiçbir şeyi ölüm sonrası ahiret hayatına götüremezsiniz. Varlıklarınızı cesetlerinizle birlikte mezarlara gömdürseniz bile onlara sahip çıkamazsınız. Birileri gelip define bulduk diye alıp götürürler. İçinizde fetihten önce harcayanlar ve Allah yolunda savaşanlar vardır. Onlar diğerleriyle bir değildir. Onların derecesi, sonradan harcayan ve Allah yolunda savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah hepsine en güzel cennetini vadetmiştir. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.— M. Çoban
57:10
11
مَنْ ذَا الَّذ۪ي يُقْرِضُ اللّٰهَ قَرْضاً حَسَناً فَيُضَاعِفَهُ لَهُ وَلَهُٓ اَجْرٌ كَر۪يمٌۚ ١١
Men zellezî yukridullâhe kardan hasenen fe yudâifehu lehu ve lehû ecrun kerîm(kerîmun).
Allah kendi yolunda harcananları, kendisine borç verilmiş kabul eder. Onun için her kim Allah yolunda harcama yaparak ihtiyaç sahiplerine verirse, Allah kendini borçlanmış kabul eder, borcunun karşılığını kat kat öder. Allah yolunda harcama yapanlara çok değerli mükâfatlar vardır.— M. Çoban
57:11
12
يَوْمَ تَرَى الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ يَسْعٰى نُورُهُمْ بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَبِاَيْمَانِهِمْ بُشْرٰيكُمُ الْيَوْمَ جَنَّاتٌ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُۚ ٢١
Yevme terel mû’minîne vel mû’minâti yes’â nûruhum beyne eydîhim ve bi eymânihim buşrâkumul yevme cennâtun tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîh(fîhâ), zâlike huvel fevzul azîm(azîmu).
Mümin erkeklerle Mümin kadınların dünyada yaptıkları iyilikler ve güzellikler, Allah yolundaki harcamalar diriliş günü Müminlerin etrafına saçılan ışıklar olur. Yeryüzünde de onların örneklikleri insanlara yol aydınlığı olmuştur. Diriliş günü Müminler yapmış oldukları iyiliklerin, Allah yolunda yaptıkları sınırsız harcamaların ışığında onurla hesaba doğru yürürler. Onları gören Melekler şöyle der: "Bugün size müjdelenen şey, içlerinden ırmaklar akan, ebedi olarak kalacağınız cennetlerdir." İşte bu büyük başarıdır.— M. Çoban
57:12
13
يَوْمَ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالْمُنَافِقَاتُ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا انْظُرُونَا نَقْتَبِسْ مِنْ نُورِكُمْ ق۪يلَ ارْجِعُوا وَرَٓاءَكُمْ فَالْتَمِسُوا نُوراًۜ فَضُرِبَ بَيْنَهُمْ بِسُورٍ لَهُ بَابٌۜ بَاطِنُهُ ف۪يهِ الرَّحْمَةُ وَظَاهِرُهُ مِنْ قِبَلِهِ الْعَذَابُۜ ٣١
Yevme yekûlul munâfikûne vel munâfikâtu lillezîne âmenûnzurûnâ naktebis min nûrikum, kîlerci’û verâekum fel temisû nûrâ(nûren), fe duribe beynehum bi sûrin lehu bâb(bâbun), bâtınuhu fîhir rahmetu ve zâhiruhu min kıbelihil azâb(azâbu).
Münafık erkeklerle münafık kadınların Müminlere: "Bize doğru bakın! Sizin ışığınızdan aydınlanalım!" diyecekleri gün hesap günüdür. O gün Münafıklara: "Arkanıza dönün dünya yaşamında kendinizi aydınlatacak bir ışık arayın!" denilecektir. Derken Müminlerle Münafıklar arasına kapısı olan bir sur çekilir. Bunun iç tarafında rahmet, dış tarafında azap vardır. Artık Müminler rahmet kısmında Münafıklar azap kısmında kalmışlardır. Münafıkların dedikleri gibi, Müminlerin ışıkları onları aydınlatmaz. Herkesin kendi ışığı kendisini aydınlatır. Kendi karanlığı kendini karartır.— M. Çoban
57:13
14
يُنَادُونَهُمْ اَلَمْ نَكُنْ مَعَكُمْۜ قَالُوا بَلٰى وَلٰكِنَّكُمْ فَـتَنْتُمْ اَنْفُسَكُمْ وَتَرَبَّصْتُمْ وَارْتَبْتُمْ وَغَرَّتْكُمُ الْاَمَانِيُّ حَتّٰى جَٓاءَ اَمْرُ اللّٰهِ وَغَرَّكُمْ بِاللّٰهِ الْغَرُورُ ٤١
Yunâdûnehum e lem nekun meakum, kâlû belâ ve lâkinnekum fe tentum enfusekum ve terebbastum vertebtum ve garret kumul emâniyyu hattâ câe emrullâhi ve garrekum billâhil garûr(garûmu).
Münafıklar Müminlere surun arkasından şöyle seslenir: "Biz dünyada sizinle beraber değil miydik?" Müminler derler ki: "Evet, fakat siz kendinizi yaktınız. Başımıza musibetler gelmesini gözlediniz. Şüphe ettiniz. Allah’ın ölüm emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. Aldatıcı dünya hayatına uydunuz. Dünya hayatı Allah hakkında sizi aldattı. Dünyada bedenen bizimle birlikteydiniz ama inanç olarak, yaşam düzeni olarak beraber değildik. Siz insanların uydurduğu yasalarla kendinize yol çizdiniz. Biz Allah’ın yasalarına göre kendimize yaşam kurduk! İddia ettiğiniz gibi yeryüzünde asla beraber değildik!"— M. Çoban
57:14
15
فَالْيَوْمَ لَا يُؤْخَذُ مِنْكُمْ فِدْيَةٌ وَلَا مِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ مَأْوٰيكُمُ النَّارُۜ هِيَ مَوْلٰيكُمْۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ ٥١
Fel yevme lâ yû’hazu minkum fîd yetun ve lâ minellezîne keferû, me’vâkumun nâr(nâru), hiye mevlâkum, ve bi’sel masîr(masîru).
Hesap günü ne iman edenlerden ne de inkâr edenlerden bağışlanmak için fidye alınmaz. İnkâr edenlerin barınağı ateştir. Artık sizin karanlığınızı cehennem ateşi aydınlatır. Size yaraşan da budur. Cehennem ne kötü yerdir.— M. Çoban
57:15
16
اَلَمْ يَأْنِ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنْ تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ اللّٰهِ وَمَا نَزَلَ مِنَ الْحَقِّۙ وَلَا يَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلُ فَطَالَ عَلَيْهِمُ الْاَمَدُ فَقَسَتْ قُلُوبُهُمْۜ وَكَث۪يرٌ مِنْهُمْ فَاسِقُونَ ٦١
E lem ye’ni lillezîne âmenû en tahşea kulûbuhum li zikrillâhi ve mâ nezele minel hakkı ve lâ yekûnû kellezîne ûtûl kitâbe min kablu fe tâle aleyhimul emedu fe kaset kulûbuhum, ve kesîrun minhum fâsikûn(fâsikûne).
Allah’ı anarken ve ayetlerin anlattığı gerçekleri dinlerken iman edenlerin kalpleri ürperir. Ey İman edenler! Daha önce kendilerine kitap verilen bazılarının kalplerinin katılaştığı gibi sizin de kalbiniz katılaşmasın! Onlardan birçoğu bozgunculardır. Allah’ın yasalarıyla kurduğu düzeni bozarlar. Keyif ve arzularına göre hayat yaşarlar. Hak hukuk tanımazlar. Helal haram bilmezler. Sınırsızca hayat yaşayacaklarına inanırlar.— M. Çoban
57:16
17
اِعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يُحْـيِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ ٧١
İ’lemû ennellâhe yuhyil arda ba’de mevtihâ, kad beyyennâ lekumul âyâti leallekum ta’kılûn(ta’kılûne).
Bilin ki Allah yeryüzünü ölümünden sonra diriltmektedir. Düşünesiniz diye ayetlerle bütün gerçekleri açıklar.— M. Çoban
57:17
18
اِنَّ الْمُصَّدِّق۪ينَ وَالْمُصَّدِّقَاتِ وَاَقْرَضُوا اللّٰهَ قَرْضاً حَسَناً يُضَاعَفُ لَهُمْ وَلَهُمْ اَجْرٌ كَر۪يمٌ ٨١
İnnel mussaddikîne vel mussaddikâti ve akradûllâhe kardan hasenen yudâafu lehum ve lehum ecrun kerîm(kerîmun).
Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle, sadaka veren kadınlar, Allah’a güzel bir borç vermiştir. Allah borcuna karşılık hesap günü kat kat ödeme yapar. Ayrıca onlara çok değerli bir mükâfat vardır.— M. Çoban
57:18
19
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِـه۪ٓ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الصِّدّ۪يقُونَۗ وَالشُّهَدَٓاءُ عِنْدَ رَبِّهِمْۜ لَهُمْ اَجْرُهُمْ وَنُورُهُمْۜ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَٓا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَح۪يمِ۟ ٩١
Vellezîne âmenû billâhi ve rusulihî ulâike humus sıddîkûne veş şuhedâu inde rabbihim, lehum ecruhum ve nûruhum, vellezîne keferû ve kezzebû bi âyâtinâ ulâike ashâbul cahîm(cahîmi).
Allah’a ve Resulüne iman edenler var ya; işte onlar sözüne sadık olan ve Allah katında gerçeklere şahitlik edenlerdir. Onlara hesap günü mükâfat vardır. Üstelik onların yaptıkları güzel şeyler, etraflarını aydınlatan ışık olur. İnkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennemliklerdir.— M. Çoban
57:19
20
اِعْلَمُٓوا اَنَّمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَز۪ينَةٌ وَتَفَاخُرٌ بَيْنَكُمْ وَتَكَاثُرٌ فِي الْاَمْوَالِ وَالْاَوْلَادِۜ كَمَثَلِ غَيْثٍ اَعْجَبَ الْكُفَّارَ نَبَاتُهُ ثُمَّ يَه۪يجُ فَتَرٰيهُ مُصْفَراًّ ثُمَّ يَكُونُ حُطَاماًۜ وَفِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ شَد۪يدٌۙ وَمَغْفِرَةٌ مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانٌۜ وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَٓا اِلَّا مَتَاعُ الْغُرُورِ ٠٢
İ’lemû ennemel hayâtud dunyâ leibun ve lehvun ve zînetun ve tefâhurun beynekum ve tekâsurun fîl emvâli vel evlâd(evlâdi), ke meseli gaysin a’cebel kuffâre nebâtuhu summe yehîcu fe terâhu musferren summe yekûnu hutâmâ(hutâmen), ve fîl âhıreti azâbun şedîdun ve magfiretun minallâhi ve rıdvân(rıdvânun), ve mel hayâtud dunyâ illâ metâul gurûr(gurûri).
Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. Bütün bunların durumu tıpkı şöyledir: Bir yağmur yağar. Bağlar bahçeler şenlenir. Yeryüzünün bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar. Sen onları sararmış görürsün! Sonra bütün yeşerenler çerçöp olur. İşte hayatınız da tıpkı böyledir. Doğar yaşar ölürsünüz. Yeşerir güzelleşir hasat olursunuz. Hesap günü dünyada yaptığınız şeyler değerlenecektir. Dünyada kalan şeylerin hiçbir değeri olmayacaktır. Eğer dünyada Allah için iyilikler, güzellikler, Allah yolunda harcamalar yaptıysanız karşılığında Allah’ın rızası, Allah’ın mükâfatı vardır. Eğer sadece dünyaya hizmet edip, dünya hayatınızı süslediyseniz, ahirete bir şey getiremediyseniz karşılığında Allah’ın çetin bir azabı vardır. Onun için dikkat edin! Dünya hayatını ayetlere göre yaşamazsanız aldanırsınız. Dünyada varlıklar edinerek çok şey yaptığınıza inanırken kendinizi aldatırsınız. Allah yaptığınız ticaretin, sarayların, villaların, apartmanların, fabrikaların, evlerin, aldığınız her şeyin hesabını sorar. Bütün bunları sırf zenginleşmek, dünyada varlık sahibi olmak için yaptıysanız, hepsi size cehennem ateşi olur. Ancak bunlardan Allah’ın emrettiği hakları yoksullara, yetimlere, fakirlere, ihtiyaç sahiplerine verirseniz, bütün bunları gözünüzü kırpmadan, Allah yolunda harcarsanız, hepsi sizin için ahiret hayatında yolunuzu aydınlatan ışık olur.— M. Çoban
57:20
21
سَابِقُٓوا اِلٰى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا كَعَرْضِ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِۙ اُعِدَّتْ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ۜ ذٰلِكَ فَضْلُ اللّٰهِ يُؤْت۪يهِ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ ذُوالْفَضْلِ الْعَظ۪يمِ ١٢
Sâbikû ilâ magfiretin min rabbikum ve cennetin arduhâ keardıs semâi vel ardı uıddet lillezîne âmenû billâhi ve rusulih(rusulihî), zâlike fadlullâhi yû’tîhi men yeşâu, vallâhu zûl fadlil azîm(azîmi).
Akıl ediyorsanız koşun: Rabbinizin bağışlanmasına, Allah’a ve Resullerine inananlar için hazırlanan, genişliği gökle yerin genişliği kadar olan cennete! İşte bu Allah’ın iyiliğidir ki; onu dilediğine verir. Allah büyük iyilik sahibidir.— M. Çoban
57:21
22
مَٓا اَصَابَ مِنْ مُص۪يبَةٍ فِي الْاَرْضِ وَلَا ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مِنْ قَبْلِ اَنْ نَبْرَاَهَاۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌۚ ٢٢
Mâ esâbe min musîbetin fîl ardı ve lâ fî enfusikum illâ fî kitâbin min kabli en nebreehâ, inne zâlike alâllâhi yesîr(yesîrun).
Yeryüzünde yaşarken başınıza gelen bütün belalar, sıkıntılar, uğradığınız musibetlerin hepsi siz yaratılmadan önce, ezeli ve ebedi ilmi bilen Allah tarafından bir kitapta yazılmıştır. Siz geçmişinizi geleceğinizi bütün gerçeğiyle bilemezsiniz ama Allah bilir. Onun için geleceğinizi aydınlatmaya bakın! Hatalarınızdan dönerek tövbe edin! Çünkü geleceğinizin ne olduğunu, nasıl olacağını siz bilemezsiniz sadece Allah bilir. Dünya hayatında geleceğinizin bilgisi size verilmemiştir. Sadece ileride nasıl bir hesapla, nasıl bir cezayla, nasıl bir mükâfatla karşılaşacağınız anlatılmıştır. Bunun nedeni aklınızı başınıza alıp ona göre yaşamanızdır. Şurası muhakkak ki dünyada cennetlik olduğunu bilen kendine dikkat etmez. Dünyada cehennemlik olduğunu bilen de tövbe etmez. Onun için geleceğiniz sizden gizlenmiş, verilen akılla, irade ile doğruyla yanlış arasında özgürce seçim yapma hakkı verilmiştir. Size verilen bu hakkı, bu yetkiyi iyi kullanın!— M. Çoban
57:22
23
لِكَيْلَا تَأْسَوْا عَلٰى مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا بِمَٓا اٰتٰيكُمْۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍۙ ٣٢
Li keylâ te’sev alâ mâ fâtekum ve lâ tefrehû bi mâ âtâkum, vallâhu lâ yuhıbbu kulle muhtâlin fehûr(fehûrin).
Elinizden çıkanlara üzülmeyesiniz, Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye geleceğinizi gizledik! Değilse Rabbiniz hakkınızdaki her şeyi bilmektedir. Rabbiniz Allah kendini beğenip övünen kimseleri sevmez.— M. Çoban
57:23
24
اَلَّذ۪ينَ يَبْخَلُونَ وَيَأْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبُخْلِۜ وَمَنْ يَتَوَلَّ فَاِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَم۪يدُ ٤٢
Ellezîne yebhalûne ve ye’murûnen nâse bil buhl(buhli), ve men yetevelle feinnellâhe huvel ganiyyul hamîd(hamîdu).
Kendini beğenip övünenler cimrilik ederler. Cimrilik ettikleriyle yetinmeyip insanlara cimriliği emrederler. Kim Allah yolunda harcamaktan yüz çevirip cimrilik ederse; bilsin ki Allah varlık sahibi olarak herkesten, her şeyden güçlüdür. Hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Çok zengindir. Eğer varlıklarıyla, zenginliğiyle övülecek varsa o da Allah’tır. Çünkü hiç kimse Allah’ın zenginliğine ulaşamaz.— M. Çoban
57:24
25
لَقَدْ اَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَاَنْزَلْنَا مَعَهُمُ الْكِتَابَ وَالْم۪يزَانَ لِيَقُومَ النَّاسُ بِالْقِسْطِۚ وَاَنْزَلْنَا الْحَد۪يدَ ف۪يهِ بَأْسٌ شَد۪يدٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ اللّٰهُ مَنْ يَنْصُرُهُ وَرُسُلَهُ بِالْغَيْبِۜ اِنَّ اللّٰهَ قَوِيٌّ عَز۪يزٌ۟ ٥٢
Lekad erselnâ rusulenâ bil beyyinâti ve enzelnâ meahumul kitâbe vel mîzâne li yekûmen nâsu bil kıst(kıstı), ve enzelnel hadîde fîhi be’sun şedîdun ve menâfiu lin nâsi ve li ya’lemallâhu men yensuruhu ve rusulehu bil gayb(gaybi), innellâhe kavîyyun azîz(azîzun).
Muhakkak ki elçilerimizi açık delillerle, belgelerle, kanıtlarla gönderdik! Onlara kitap verdik! Kitapla birlikte doğruyla yanlışı, yalanla gerçeği, hakla haksızlığı, adaletle zulmü ayıran ölçüleri gönderdik ki; insanlar adaleti yerine getirsin! İktidarın gücünü belirleyen yasalar gönderdik ki, yasalarımızda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. İktidar sahipleri iktidar gücüyle Allah’ın yasalarına uyarak toplumsal adaleti sağlasın! Bu Allah’ın, dinine, Resullerine, gayba inanarak yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür.— M. Çoban
57:25
26
وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا نُوحاً وَاِبْرٰه۪يمَ وَجَعَلْنَا ف۪ي ذُرِّيَّتِهِمَا النُّبُوَّةَ وَالْكِتَابَ فَمِنْهُمْ مُهْتَدٍۚ وَكَث۪يرٌ مِنْهُمْ فَاسِقُونَ ٦٢
Ve lekad erselnâ nûhan ve ibrâhîme ve cealnâ fî zurriyyetihimen nubuvvete vel kitâbe fe minhum muhted(muhtedin), ve kesîrun minhum fâsikûn(fâsikûne).
Muhakkak ki biz Nuh’u, İbrahim’i Nebiler olarak gönderdik! Nebi’liği onların soylarına verdik. Onlardan birazı doğru yola girmiş, birçoğu da Allah’ın düzenine karşı çıkan, Allah’ın düzenini bozan kimseler olmuştur.— M. Çoban
57:26
27
ثُمَّ قَفَّيْنَا عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ بِرُسُلِنَا وَقَفَّيْنَا بِع۪يسَى ابْنِ مَرْيَمَ وَاٰتَيْنَاهُ الْاِنْج۪يلَ وَجَعَلْنَا ف۪ي قُلُوبِ الَّذ۪ينَ اتَّبَعُوهُ رَأْفَةً وَرَحْمَةًۜ وَرَهْبَانِيَّةًۨ ابْتَدَعُوهَا مَا كَتَبْنَاهَا عَلَيْهِمْ اِلَّا ابْتِغَٓاءَ رِضْوَانِ اللّٰهِ فَمَا رَعَوْهَا حَقَّ رِعَايَـتِهَاۚ فَاٰتَيْنَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنْهُمْ اَجْرَهُمْۚ وَكَث۪يرٌ مِنْهُمْ فَاسِقُونَ ٧٢
Summe kaffeynâ alâ âsârihim bi rusulinâ ve kaffeynâ bi’îsebni meryeme ve âteynâhul incîle ve cealnâ fî kulûbillezînet tebeûhu re’feten ve rahmeh(rahmeten), ve rahbâniyyetenibtedeûhâ mâ ketebnâhâ aleyhim illebtigâe rıdvânillâhi fe mâ reavhâ hakka riâyetihâ, fe âteynellezîne âmenû minhum ecrehum, ve kesîrun minhum fâsikûn(fâsikûne).
Sonra bunların peşinden art arda Resullerimizi gönderdik! Onların arkasından Meryem oğlu İsa’yı gönderdik! İsa’ya İncil’i verdik! İsa’ya uyanların kalplerine şefkat merhamet duygusu koyduk! Uydurdukları ruhbanlığa gelince onu biz yazmadık. Ruhbanlığı Allah’ın rızasını kazanmak için kendileri uydurdular. Uydurdukları ruhbanlığa da gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik! İçlerinden çoğu yoldan çıkmışlardır.— M. Çoban
57:27
28
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَاٰمِنُوا بِرَسُولِه۪ يُؤْتِكُمْ كِفْلَيْنِ مِنْ رَحْمَتِه۪ وَيَجْعَلْ لَكُمْ نُوراً تَمْشُونَ بِه۪ وَيَغْفِرْ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌۙ ٨٢
Yâ eyyuhâllezîne âmenût tekûllâhe ve âminû bi resûlihî yû’tikum kifleyni min rahmetihî ve yec’al lekum nûren temşûne bihî ve yagfir lekum, vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).
Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının! Resullerine iman edin ki size rahmetinden iki kat pay verilsin! Size kendisiyle yürüyeceğiniz, yolunuzu aydınlatan bilgiler verilsin! Yaptığınız hatalardan dolayı yapacağınız pişmanlıklar ve bir daha yapmamak üzere verdiğiniz sözleriniz üzerine sizi bağışlasın! Allah çok bağışlayan ve merhamet edendir.— M. Çoban
57:28
29
لِئَلَّا يَعْلَمَ اَهْلُ الْكِتَابِ اَلَّا يَقْدِرُونَ عَلٰى شَيْءٍ مِنْ فَضْلِ اللّٰهِ وَاَنَّ الْفَضْلَ بِيَدِ اللّٰهِ يُؤْت۪يهِ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ ذُوالْفَضْلِ الْعَظ۪يمِ ٩٢
Li ellâ ya’leme ehlul kitâbi ellâ yakdirûne alâ şey’in min fadlillâhi ve ennel fadle bi yedillâhi yû’tîhi men yeşâu, vallâhu zûl fadlil azîm(azîmi).
Bunları açıkladık ki, Allah’ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini kitap ehli bilsin! Lütfun Allah’ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsin! Yalan yanlış yorumlarıyla kendilerine pay çıkarıp durmasınlar. Allah büyük lütuf sahibidir.— M. Çoban
57:29
Hadıd
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle