Yasin 83 Ayet 22. Cüz يس
36

Yasin

— Ya Sin
83 Ayet 22. Cüz
يس
36
Yasin
83 Ayet
يس
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
يٰسٓۜ ١
Yâ sîn.
Ey insan!— M. Çoban
36:1
2
وَالْقُرْاٰنِ الْحَك۪يمِۙ ٢
Vel kur’ânil hakîm(hakîmi).
Gerçekleri açıklayan, içeriğinde çeşitli hikmetler olan ayetlerim hakkı için!— M. Çoban
36:2
3
اِنَّكَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۙ ٣
İnneke leminel murselîn(murselîne).
Şüphesiz sen gönderilmiş elçilerimizdensin! Toplumun dediklerine aldırma, onlar senin için her şeyi söyleyebilirler. Senin hangi görevle gönderildiğini Rabbin çok iyi bilir.— M. Çoban
36:3
4
عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍۜ ٤
Alâ sırâtın mustekîm(mustekîmin).
Sen Putperestliğin temeli olan şirkten arınmış doğru bir yol üzerindesin! Onlar gibi uydurulan yalan dolan bilgilere inanmaz, onların yasalarıyla yolunu çizmezsin! Sen insanlara karşı özgürlüğünü ilan ederek, sadece Rabbine itaat eden, Rabbinin yasalarına göre hayatını yaşayansın!— M. Çoban
36:4
5
تَنْز۪يلَ الْعَز۪يزِ الرَّح۪يمِۙ ٥
Tenzîlel azîzir rahîm(rahîmi).
Onlara okuduğun ayetler, yaratılan bütün varlıkların sahibi, yöneticisi, çok merhametli Allah tarafından gönderilmiştir. Emrimiz gereği onlara açıklamaktasın!— M. Çoban
36:5
6
لِتُنْذِرَ قَوْماً مَٓا اُنْذِرَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ ٦
Li tunzire kavmen mâ unzire âbâuhum fe hum gâfilûn(gâfilûne).
Babaları uyarılmamış, bu yüzden gaflette bulunan bir kavmi uyarman için!— M. Çoban
36:6
7
لَقَدْ حَقَّ الْقَوْلُ عَلٰٓى اَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ٧
Lekad hakkal kavlu alâ ekserihim fe hum lâ yu’minûn(yu’minûne).
Şüphesiz ki onların çoğu ayetlerimize karşı geldikleri için cezayı hak ettiler. Çünkü onlar iman etmiyorlar.— M. Çoban
36:7
8
اِنَّا جَعَلْنَا ف۪ٓي اَعْنَاقِهِمْ اَغْلَالاً فَهِيَ اِلَى الْاَذْقَانِ فَهُمْ مُقْمَحُونَ ٨
İnnâ cealnâ fî a’nâkıhim aglâlen fe hiye ilel ezkâni fe hum mukmehûn(mukmehûne).
Yaratırken onlara bazı özellikler verdik! Kibirlenmeye karşı alçak gönüllülük, nefrete karşı sevgi, bencilliğe karşı paylaşım, intikama karşı af yollarını gösterdik! Akıl etmeyenlere karşı akıl etmeyi öğrettik! Kötülüklere karşı iyi olmayı öğütledik! Buna rağmen onlar içlerindeki olumsuz özellikleriyle yollarını çiziyor. Böylece tercih ettikleri kibir, bencillik, nefret, intikam duygularını boyunlarına halka yaptık. Tercih ettikleri özellikler dolayısıyla kafaları hep yukarıya kalkıktır. İnsanlara karşı büyüklük kibirlilik taslarlar. Kendilerini hep üstün görürler. Kendilerinden zayıflara acımazlar.— M. Çoban
36:8
9
وَجَعَلْنَا مِنْ بَيْنِ اَيْد۪يهِمْ سَداًّ وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَداًّ فَاَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ ٩
Ve cealnâ min beyni eydîhim sedden ve min halfihim sedden fe agşeynâhum fe hum lâ yubsırûn(yubsırûne).
Önlerine arkalarına tercih ettikleri özellikleri set olarak yerleştirdik. Bu nedenle onlar geçmişiyle yüzleşmezler. Gerçeklere göre hareket etmezler. Uydurdukları yalanlarda kaybolurlar. Hâlbuki alçak gönüllü olmayı, sevgiyi, affı, paylaşım duygularını öne çıkarsalardı daha iyi olurdu. İnkâr edenler inatçı bencil oldular. Böylece tercih ettikleri özelliklerin ön yargısıyla gerçeklere karşı kör, sağır, dilsiz oldular. Onlar şımarıkça hareketleriyle kendilerini üstün gören, kendilerinden başkasını dinlemeyenlerdir.— M. Çoban
36:9
10
وَسَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ٠١
Ve sevâun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum lâ yu’minûn(yu’minûne).
Onların halleri budur. Onları uyarsan da uyarmasan da birdir. Çünkü inanmazlar. Sana karşı ön yargılara sahipler. Aslında senin onlara okuduğun ayetlerde gerçeklerini görüyorlar ama vazgeçmiyorlar. Ayetlerimize inanırlarsa alçak gönüllü olmayı, af kapısını açmayı, insanlar arasında sevgiyi, paylaşmayı öne çıkaracaklar. Böyle olmaktan korkuyorlar. Bunu gördüklerinde dünya malına karşı sevgileri artıyor. Büyük bir hırsla dünyaya sarılıyorlar. Kalpleri dünya için katılaşıyor. Artık inkâr edenler çıkarlarının peşinden giden, kendilerinden başkasını düşünmeyen, katı, kaba cahiller oldular.— M. Çoban
36:10
11
اِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِۚ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَر۪يمٍ ١١
İnnemâ tunziru menittebeaz zikre ve haşiyer rahmâne bil gayb(gaybi), fe beşşirhu bi magfiretin ve ecrin kerîm(kerîmin).
Onun için inkâr edenlere ayetlerimi okuduktan sonra fazla üsteleme! Onları kendi hallerine bırak! Belki düşünüp öğüt alırlar. Sen ancak ayetlerime inanan, emirlerimi yerine getiren, görmeden Rabbinden sakınan kimseyi uyarabilirsin! İşte böylelerini müjdele! Rabbin onlara en güzel şekilde cevap vererek merhametiyle kuşatacaktır.— M. Çoban
36:11
12
اِنَّا نَحْنُ نُحْـيِ الْمَوْتٰى وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا وَاٰثَارَهُمْۜ وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ ف۪ٓي اِمَامٍ مُب۪ينٍ۟ ٢١
İnnâ nahnu nuhyil mevtâ ve nektubu mâ kaddemû ve âsârehum ve kulle şey’in ahsaynâhu fî imâmin mubîn(mubînin).
Şüphesiz ölüleri diriltiriz. Onların yaptıkları her işi, bıraktıkları her izi, ne olup bitiyorsa apaçık hayat kitaplarına yazarız. Onun için kendilerine çok güvenmesinler. Biz yaptık oldubitti demesinler. Onların yaptığı hiçbir şey unutulmayacak! Yaptıklarının hesabını vermek üzere huzurumuza gelecekler!— M. Çoban
36:12
13
وَاضْرِبْ لَهُمْ مَثَلاً اَصْحَابَ الْقَرْيَةِۢ اِذْ جَٓاءَهَا الْمُرْسَلُونَۚ ٣١
Vadrıb lehum meselen ashâbel karyeh(karyeti), iz câe hel murselûn(murselûne).
Onlara çevresinden geçip gittikleri şehir halkından örnek ver! Hani onlara elçiler gelmişti!— M. Çoban
36:13
14
اِذْ اَرْسَلْـنَٓا اِلَيْهِمُ اثْنَيْنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزْنَا بِثَالِثٍ فَقَالُٓوا اِنَّٓا اِلَيْكُمْ مُرْسَلُونَ ٤١
İz erselnâ ileyhimusneyni fe kezzebûhumâ fe azzeznâ bi sâlisin fe kâlû innâ ileykum murselûn(murselûne).
İki elçimizi de yalanladılar. Bunun üzerine üçüncü elçiyi gönderdik! Onlar: "Biz size gönderilmiş Allah’ın elçileriyiz!" dediler.— M. Çoban
36:14
15
قَالُوا مَٓا اَنْتُمْ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَاۙ وَمَٓا اَنْزَلَ الرَّحْمٰنُ مِنْ شَيْءٍۙ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا تَكْذِبُونَ ٥١
Kâlû mâ entum illâ beşerun mislunâ ve mâ enzeler rahmânu min şey’in in entum illâ tekzibûn(tekzibûne).
Elçilere dediler ki: "Siz de ancak bizim gibi insansınız! Rahman herhangi bir şey göndermedi! Sizler yalan söylüyorsunuz!"— M. Çoban
36:15
16
قَالُوا رَبُّنَا يَعْلَمُ اِنَّٓا اِلَيْكُمْ لَمُرْسَلُونَ ٦١
Kalû rabbunâ ya’lemu innâ ileykum le murselûn(murselûne).
Elçiler dedi ki: "Gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor!"— M. Çoban
36:16
17
وَمَا عَلَيْنَٓا اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ ٧١
Ve mâ aleynâ illel belâgul mubîn(mubînu).
" Görevimiz Allah’ın yasalarını size açıkça tebliğ etmekten başka bir şey değildir!"— M. Çoban
36:17
18
قَالُٓوا اِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْۚ لَئِنْ لَمْ تَنْتَهُوا لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُمْ مِنَّا عَذَابٌ اَل۪يمٌ ٨١
Kâlû innâ tetayyernâ bi kum, le in lem tentehû le nercumennekum ve le yemessennekum minnâ azâbun elîm(elîmun).
Bunun üzerine onlar dediler ki: "Doğrusu siz bize uğursuzluk getirdiniz. Eğer bu işten vazgeçmezseniz sizi taşlarız. Bizden size mutlaka kötülük dokunur."— M. Çoban
36:18
19
قَالُوا طَٓائِرُكُمْ مَعَكُمْۜ اَئِنْ ذُكِّرْتُمْۜ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ ٩١
Kâlû tâirikum meakum, e in zukkirtum, bel entum kavmun musrifûn(musrifûne).
Elçilerimiz onlara dediler ki: "Sizin uğursuzluğunuz sizinle beraberdir. Size açıklanan gerçekler mi uğursuzluk? Doğru yola çağrılmanız mı uğursuzluk? Bilakis; sizler aşırı giden, Allah’ın yasalarını çiğneyen, insanların haklarını çalan, helal haram tanımayan bir topluluksunuz. Güçsüzleri ezip geçiyor, güçlüleri alkışlıyorsunuz."— M. Çoban
36:19
20
وَجَٓاءَ مِنْ اَقْصَا الْمَد۪ينَةِ رَجُلٌ يَسْعٰى قَالَ يَا قَوْمِ اتَّبِعُوا الْمُرْسَل۪ينَۙ ٠٢
Ve câe min aksal medîneti raculun yes’â kâle yâ kavmittebiûl murselîn(murselîne).
Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki: "Ey kavmim! Elçilere uyun!"— M. Çoban
36:20
21
اِتَّبِعُوا مَنْ لَا يَسْـَٔلُكُمْ اَجْراً وَهُمْ مُهْتَدُونَ ١٢
İttebiû men lâ yes’elukum ecren ve hum muhtedûn(muhtedûne).
" Elçiler sizden ücret istemiyor. Sizi kötü bir yola çağırmıyor. Söyledikleri şeyler insanlar arasında, sevgiyi, saygıyı, paylaşımı artırmak! Doğadaki hayvanlarla, bitkilerle, ağaçlarla birlikte uyumlu yaşamak! Uymanızı istedikleri yasalar sizin aleyhinize değil, lehinizedir. Çünkü onlar gerçeğe inanmış kişilerdir. Yalanla, dolanla, riyakârlıkla, çıkarcılıkla işleri yoktur."— M. Çoban
36:21
22
وَمَا لِيَ لَٓا اَعْبُدُ الَّذ۪ي فَطَرَن۪ي وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ٢٢
Ve mâ liye lâ a’budullezî fataranî ve ileyhi turceûn(turceûne).
" Elçiler yaratana uymaya davet ediyor. Bana ne oluyor ki, yaratanın yasasına uymayayım? Niçin Allah’ın emirlerini dinlemeyeyim? Elçilerin menfaatlerine istediği hiçbir şey yok! Onlar sadece yaratıcının yasalarına uymamızı istiyorlar. Bir gün yaşamımızdan hesaba çekileceğiz. Hesap günü başımıza kötülük gelmesini istemiyorlar. Hepimiz yaratana dönmeyecek miyiz? Şüphesiz ki, öldükten sonra Rabbimizin huzuruna çağırılacak, dünya yaşamımızdan hesaba çekileceğiz. Bugünden hazırlıklı olmamız gerekmez mi?"— M. Çoban
36:22
23
ءَاَتَّخِذُ مِنْ دُونِه۪ٓ اٰلِهَةً اِنْ يُرِدْنِ الرَّحْمٰنُ بِضُرٍّ لَا تُغْنِ عَنّ۪ي شَفَاعَتُهُمْ شَيْـٔاً وَلَا يُنْقِذُونِۚ ٣٢
E ettehızu min dûnihî âliheten in yuridnir rahmânu bi durrin lâ tugni annî şefâatuhum şey’en ve lâ yunkızûn(yunkızûni).
" Sizler gibi Allah’tan başka ilahlar mı edineyim? Uydurduğum ilahların yasalarına mı uyayım? Sizler, insanlardan bazılarına ilahlık payesi vererek yasalarına uyuyorsunuz. Allah’ın yasalarına uymuyorsunuz. Hâlbuki Allah çok esirgeyici çok bağışlayıcıdır. Unutmayın ki, Allah bana ceza verecek olsa, Allah’tan başka beni kurtaracak yoktur. Hesap günü şefaatiyle bana yardım edeceğine, cezadan beni kurtaracağına inandığım kimseler yoktur. Onlar beni asla kurtaramaz. Zaten onların da başı kendi hesaplarıyla derttedir. Yeryüzünde kendi ilkelerini, kendi yasalarını uygulayarak, Allah’a karşı gelenler, insanların ilkelerine, insanların yasalarına uyanlar elbette cezalandırılacaklar!"— M. Çoban
36:23
24
اِنّ۪ٓي اِذاً لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ ٤٢
İnnî izen le fî dalâlin mubîn(mubînin).
" Onun için yeryüzünde kendi ilkelerini, kendi yasalarını uygulayarak ilahlık iddia edenlere uyarsam apaçık sapıklardan olurum!"— M. Çoban
36:24
25
اِنّ۪ٓي اٰمَنْتُ بِرَبِّكُمْ فَاسْمَعُونِۜ ٥٢
İnnî âmentu bi rabbikum fesmeûn(fesmeûni).
" Şüphesiz ben Allah’a inandım! Allah’ın ilkelerine, Allah’ın yasalarına uymaktayım! Beni iyice dinleyin! Çünkü doğruyu söyleyenlerdenim! Allah’ı bırakıp insanların yasalarına uyarak ilahlar edinmeyin! Allah’ın ilkelerini ve bırakıp, insanların ilkelerine ve yasalarına uymayın! Rabbimizin elçileri bize doğru yolu gösteriyor."— M. Çoban
36:25
26
ق۪يلَ ادْخُلِ الْجَنَّةَۜ قَالَ يَا لَيْتَ قَوْم۪ي يَعْلَمُونَۙ ٦٢
Kîled hulil cenneh(cennete), kâle yâ leyte kavmî ya’lemûn(ya’lemûne).
Rabbine inanan, Rabbinin emrettiği yasalara uyan, bunun için mücadele veren insana hesap günü gir cennete denilir.— M. Çoban
36:26
27
بِمَا غَفَرَ ل۪ي رَبّ۪ي وَجَعَلَن۪ي مِنَ الْمُكْرَم۪ينَ ٧٢
Bimâ gafere lî rabbî ve cealenî minel mukremîn(mukremîne).
Cennetle mükâfatlanan kişi dedi ki: "Keşke, Rabbimin beni bağışladığını, cennetiyle mükâfatlandırdığını inkâr edenler bilseydi. Onlar beni dünyada yalanladılar. Bana inanmamışlardı. Rabbim beni haklı çıkardı." dedi.— M. Çoban
36:27
28
وَمَٓا اَنْزَلْنَا عَلٰى قَوْمِه۪ مِنْ بَعْدِه۪ مِنْ جُنْدٍ مِنَ السَّمَٓاءِ وَمَا كُنَّا مُنْزِل۪ينَ ٨٢
Ve mâ enzelnâ alâ kavmihî min ba’dihî min cundin mines semâi ve mâ kunnâ munzilîn(munzilîne).
Biz onlardan sonra inkârcıların bekledikleri gibi, onları yok etmek için üzerlerine gökten bir ordu göndermedik, gönderecek de değildik!— M. Çoban
36:28
29
اِنْ كَانَتْ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَاِذَا هُمْ خَامِدُونَ ٩٢
İn kânet illâ sayhaten vâhıdetenfe izâ hum hâmidûn(hâmidûne).
Onlar kendi yaptıkları işler yüzünden korkunç bir sesle yok olup gittiler. Şeytana uyarak akılları hırsları yüzünden birbirine girdiler. Çıkar peşinde koşarken birçok düşman edindiler. Aralarında çıkan kavgalar, açlıklar, yokluklar, ölümler, dökülen kanlar sonlarını hazırladı. Felaketleri yaşadıkça çığlıkları dünyayı kapladı.— M. Çoban
36:29
30
يَا حَسْرَةً عَلَى الْعِبَادِۚ مَا يَأْت۪يهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ ٠٣
Yâ hasreten alel ıbâd(ıbâdi), mâ ye’tîhim min resûlin illâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne).
Kendilerine yazık edenler gönderilen Resullerle hep alay ettiler. Hâlbuki gönderilen her elçi gerçeklerden haber veriyordu. İnkâr edenler gerçeklere karşı gözlerini kapattılar, kulaklarını tıkadılar. Akıllarını boş şeylere harcadılar. Keşke dünyada insana verilen ömrün, ahiretteki ömrün yanında bir hiç olduğunu bilselerdi.— M. Çoban
36:30
Yükleniyor...
Yasin
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle