Furkan 77 Ayet 18. Cüz الفرقان
25

Furkan

— Ayırıcı
77 Ayet 18. Cüz
الفرقان
25
Furkan
77 Ayet
الفرقان
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
تَبَارَكَ الَّذ۪ي نَزَّلَ الْفُرْقَانَ عَلٰى عَبْدِه۪ لِيَكُونَ لِلْعَالَم۪ينَ نَذ۪يراًۙ ١
Tebârekellezî nezzelel furkâne alâ abdihî li yekûne lil âlemîne nezîrâ(nezîren).
İnsanları uyarmak için Resul’üne hakkı batıldan, gerçeği yalandan, adaleti zulümden ayıran yasayı gönderen Allah’tır. Rabbiniz tarafından size gönderilenler doğru yolun temel yasalarıdır. Ey insanlar! Bilin ki gönderilen ayetlerin her biri sizin için temel ölçülerdir. Size yaratılışı ve hayatı öğretir. Sizi en güzel yola ulaştırır. Size yaşamınızın yasasını bildiren Allah çok yüce ve kutludur.— M. Çoban
25:1
2
اَلَّذ۪ي لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَلَمْ يَتَّخِذْ وَلَداً وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَر۪يكٌ فِي الْمُلْكِ وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ فَقَدَّرَهُ تَقْد۪يراً ٢
Ellezî lehu mulkus semâvâti vel ardı ve lem yettehız veleden ve lem yekûn lehu şerîkun fîl mulki ve halaka kulle şey’in fe kadderahu takdîrâ(takdîren).
Öyle ki; O, göklerin ve yerin sahibidir. O çocuk edinmemiştir. Hiçbir ortağı yoktur. Her şeyi bir yasa üzerine yaratmıştır. Yarattıkları emredilen yasaya göre varlıklarını sürdürür.— M. Çoban
25:2
3
وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِه۪ٓ اٰلِهَةً لَا يَخْلُقُونَ شَيْـٔاً وَهُمْ يُخْلَقُونَ وَلَا يَمْلِكُونَ لِاَنْفُسِهِمْ ضَراًّ وَلَا نَفْعاً وَلَا يَمْلِكُونَ مَوْتاً وَلَا حَيٰوةً وَلَا نُشُوراً ٣
Vettehazû min dûnihî âliheten lâ yahlukûne şey’en ve hum yuhlekûne ve lâ yemlikûne li enfusihim darran ve lâ nef’an ve lâ yemlikûne mevten ve lâ hayâten ve lâ nuşûrâ(nuşûren).
Hal böyleyken inkâr edenler kendilerine Allah’tan başka yasa koyucular edindiler. İnsanların yasalarına uymak suretiyle onları ilah edinerek taptılar. Hâlbuki insanları yönetmek için yasa yapanlar da Allah’ın yasalarına uymak zorundaydı. Onlar kendilerinde yasa yapma, yaptıkları yasalarıyla da insanları yönetme hakkı olduğunu zannediyorlar. Allah’ın verdiği aklı muhakemeyi yanlış kullanıyorlar. Seçilen yöneticilerden Allah’ın istediği şey, yasalarına uygun yönetim sağlamaktır. Onlar bunu anlamadılar. Yaratılmış oldukları halde yaratıcılığa, yaratılanları yönetmeye kalktılar. Hâlbuki onlar ölen insanları tekrar diriltemezler. Hesap günü insanları hesaba çekemezler.— M. Çoban
25:3
4
وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّٓا اِفْكٌۨ افْتَرٰيهُ وَاَعَانَهُ عَلَيْهِ قَوْمٌ اٰخَرُونَۚۛ فَقَدْ جَٓاؤُ۫ ظُلْماً وَزُوراًۚۛ ٤
Ve kâlellezîne keferû in hâzâ illâ ifkunifterâhu ve eânehu aleyhi kavmun âharûn(âharûne), fe kad câû zulmen ve zûrâ(zûran).
İnkâr edenler saçma sapan şeyler söylüyorlar. Resulümüz için diyorlar ki: "Sen ayet dediklerini uydurdun veya başka bir topluluk sana öğretti." Onlar düşünmüyorlar mı? Resulümüz önceden de aralarında yaşıyordu. Neden şimdi uydurmuş olsun? Niçin eskiden uydurmuyordu? Hayır! Onlar bu sözleriyle büyük bir iftira atıyorlar. Hem de hesabı zor bir iftira atıyorlar.— M. Çoban
25:4
5
وَقَالُٓوا اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَ اكْتَتَبَهَا فَهِيَ تُمْلٰى عَلَيْهِ بُكْرَةً وَاَص۪يلاً ٥
Ve kâlû esâtîrul evvelînektetebehâ fe hiye tumlâ aleyhi bukreten ve asîlâ(asîlen).
Onlar yalanlarına ve iftiralarına devam ettiler. Dediler ki: "Yabancı bir grup ona sabah akşam geçmişlerin masallarını yazdırarak okutuyor. Onun bize okudukları ona öğretilen geçmiştekilerin masallarıdır."— M. Çoban
25:5
6
قُلْ اَنْزَلَهُ الَّذ۪ي يَعْلَمُ السِّرَّ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ اِنَّهُ كَانَ غَفُوراً رَح۪يماً ٦
Kul enzelehullezî ya’lemus sırre fîs semâvâti vel ard(ardı), innehu kâne gafûran rahîmâ(rahîmen).
Onlara de ki: "Size okuduğum ayetleri yerlerin göklerin sahibi olan, onların hepsini yöneten Allah gönderdi. Allah her şeyi bilendir. Üstelik merhamet sahibi, bağışlayandır. Yaptığınız iftiralardan, söylediğiniz yalanlardan vazgeçin! Belki o zaman bağışlanma imkânınız olur!"— M. Çoban
25:6
7
وَقَالُوا مَالِ هٰذَا الرَّسُولِ يَأْكُلُ الطَّعَامَ وَيَمْش۪ي فِي الْاَسْوَاقِۜ لَوْلَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مَلَكٌ فَيَكُونَ مَعَهُ نَذ۪يراًۙ ٧
Ve kâlû mâli hâzer resûli ye’kulit taâme ve yemşî fîl esvâk(esvâkı), lev lâ unzile ileyhi melekun fe yekûne meahu nezîrâ(nezîren).
Onlar cevap olarak: "Kendine Allah’ın elçisiyim diyene ne oluyor ki; bizim gibi çarşıda pazarda dolaşıyor, yiyor içiyor. Hâlbuki gerçekten elçi olsaydı bizlerden üstün olurdu. Bizler gibi yemez içmez, çarşıda pazarda dolaşmazdı. Yanında ona şahit olacak, onu destekleyecek bir melek de yok! Yanında kendisiyle birlikte uyarıcı olarak melek olmalı değil miydi?"— M. Çoban
25:7
8
اَوْ يُلْقٰٓى اِلَيْهِ كَنْزٌ اَوْ تَكُونُ لَهُ جَنَّةٌ يَأْكُلُ مِنْهَاۜ وَقَالَ الظَّالِمُونَ اِنْ تَتَّبِعُونَ اِلَّا رَجُلاً مَسْحُوراً ٨
Ev yulkâ ileyhi kenzun ev tekûnu lehu cennetunye’kulu minhâ, ve kâlez zâlimûne in tettebiûne illâ raculen meshûrâ(meshûran).
" Veya Resul olsaydı, bizim gibi mala mülke muhtaç olmaz, ona hazineler verilirdi. Ürünlerinden istifade edeceği kutsal bahçeleri olurdu. Bütün bunlar olmadığına göre onun Risalet göreviyle ilgisi yok! O büyülenmiş bir adamdan başkası değildir. Resulüm diyene uyanlar zalimler topluluğudur." dediler. İnatlarına inat kattılar. Böyle yaparak Resul’e inananların akıllarını çelmeye çalıştılar.— M. Çoban
25:8
9
اُنْظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ الْاَمْثَالَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ سَب۪يلاً۟ ٩
Unzur keyfe darabû lekel emsâle fe dallû fe lâ yestetîûne sebîlâ(sebîlen).
Bak! Senin için nasıl örnekler veriyorlar. İnkârlarını kabul ettirmek için nasıl muhakemeler kuruyorlar. Onlar kurdukları bu muhakemelerle, verdikleri bu örneklerle, gerçeğe giden yolun önünü tıkıyorlar. İnsanları gerçeklerden saptırıyorlar. Onlar böyle davrandıkları müddetçe gerçekleri göremez, hak yolu bulamazlar.— M. Çoban
25:9
10
تَبَارَكَ الَّـذ۪ٓي اِنْ شَٓاءَ جَعَلَ لَكَ خَيْراً مِنْ ذٰلِكَ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ وَيَجْعَلْ لَكَ قُصُوراً ٠١
Tebârekellezî in şâe ceale leke hayren min zâlike cennâtin tecrî min tahtihel enhâru ve yec’al leke kusûrâ(kusûran).
Resulüm inkâr edenlerin söylediklerine aldırış etme! Rabbinin şanı çok yücedir. Dilerse onların dediklerinden daha fazlasını sana verir. Üstelik ahiret hayatında sana altlarından ırmaklar akan cennetleri verir. Sana saraylar bağışlar.— M. Çoban
25:10
11
بَلْ كَذَّبُوا بِالسَّاعَةِ وَاَعْتَدْنَا لِمَنْ كَذَّبَ بِالسَّاعَةِ سَع۪يراًۚ ١١
Bel kezzebû bis sâati ve a’tednâ li men kezzebe bis sâati saîrâ(saîren).
Onlar sorumluluk almamak için, sorumluluklarından kaçmak ümidiyle kıyameti inkâr ettiler. Onların inkârı önemli mi? Onlar inkâr etseler de inkâr etmeseler de kıyamet onlar için kızgın alevli bir ateş olacak.— M. Çoban
25:11
12
اِذَا رَاَتْهُمْ مِنْ مَكَانٍ بَع۪يدٍ سَمِعُوا لَهَا تَغَيُّظاً وَزَف۪يراً ٢١
İzâ raethum min mekânin baîdin semiû lehâ tegayyuzan ve zefîrâ(zefîran).
O gün ateş onlara uzaktan görünür. Onlar ateşin inkârcılara duyduğu öfkeyi, öfkesinin homurtusunu işitirler.— M. Çoban
25:12
13
وَاِذَٓا اُلْقُوا مِنْهَا مَكَاناً ضَيِّقاً مُقَرَّن۪ينَ دَعَوْا هُنَالِكَ ثُبُوراًۜ ٣١
Ve izâ ulkû minhâ mekânen dayyıkan mukarrenîne deav hunâlike subûrâ(subûran).
Onlar bağlanmış olarak ateşin dar yerine atıldıkları zaman, yok olup gitmek için ölümü çağırırlar.— M. Çoban
25:13
14
لَا تَدْعُوا الْيَوْمَ ثُبُوراً وَاحِداً وَادْعُوا ثُبُوراً كَث۪يراً ٤١
Lâ ted’ûl yevme subûran vâhıden ved’û subûran kesîrâ(kesîren).
Onlara: "Ölüp yok olmak için ölümü bir kere çağırmanız yetmez, defalarca çağırın!" denilir.— M. Çoban
25:14
15
قُلْ اَذٰلِكَ خَيْرٌ اَمْ جَنَّةُ الْخُلْدِ الَّت۪ي وُعِدَ الْمُتَّقُونَۜ كَانَتْ لَهُمْ جَزَٓاءً وَمَص۪يراً ٥١
Kul e zâlike hayrun em cennetul huldilletî vuidel muttekûn(muttekûne), kânet lehum cezâen ve masîrâ(masîren).
De ki; "Bu ceza mı sizin için iyidir, yoksa Allah’ın azabından korunan inanarak iyi işler yapanlara verilecek cennet mi? Ebedi cennet Allah’ın yasalarına uyan, inanarak iyi işler yapanların hakkıdır. Allah’ın gönderdiği bilgilere karşılık hainlik yapmayan, gerçeklerin üzerini örterek saptırmayanların hakkıdır."— M. Çoban
25:15
16
لَهُمْ ف۪يهَا مَا يَشَٓاؤُ۫نَ خَالِد۪ينَۜ كَانَ عَلٰى رَبِّكَ وَعْداً مَسْؤُ۫لاً ٦١
Lehum fîhâ mâ yeşâûne hâlidîn(hâlidîne), kâne alâ rabbike va’den mes’ûlâ(mes’ûlen).
Onlar için cennette ebedî kalmak üzere diledikleri her şey vardır. İşte bu Rabbinin verdiği sözdür. Rabbin asla verdiği sözden dönmez.— M. Çoban
25:16
17
وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَيَقُولُ ءَاَنْتُمْ اَضْلَلْتُمْ عِبَاد۪ي هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اَمْ هُمْ ضَلُّوا السَّب۪يلَۜ ٧١
Ve yevme yahşuruhum ve mâ ya’budûne min dûnillâhi fe yekûlu e entum adleltum ibâdî hâulâi em hum dallûs sebîl(sebîle).
Hesap günü insanları kendilerine taptırmak için yasa yapanları, Allah’ın yasalarını bırakıp insanların yasalarına uyarak tapanları toplarız. Onlara deriz ki: "İnsanları siz mi saptırdınız yoksa kendileri mi yoldan çıkarak saptılar? Yasalarımıza uyarak bize tapın diye insanlara siz mi dediniz yoksa onlar kendileri isteyerek mi taptılar?"— M. Çoban
25:17
18
قَالُوا سُبْحَانَكَ مَا كَانَ يَنْبَغ۪ي لَـنَٓا اَنْ نَتَّخِذَ مِنْ دُونِكَ مِنْ اَوْلِيَٓاءَ وَلٰكِنْ مَتَّعْتَهُمْ وَاٰبَٓاءَهُمْ حَتّٰى نَسُوا الذِّكْرَۚ وَكَانُوا قَوْماً بُوراً ٨١
Kâlû subhâneke mâ kâne yenbegî lenâ en nettehıze min dûnike min evliyâe ve lâkin metta’tehum ve âbâehum hattâ nesûz zikre, ve kânû kavmen bûra(bûren).
Bu suçlama karşısında İlah olduğu zannedilen bazıları diyecekler ki: "Rabbimiz senin şanın yücedir. Bize senden başka dostlar edinmek yaraşmaz. Ancak sen onlara ve atalarına nimetler verip yaşattın! Onlar yaşantıları ve elde ettikleri kazançlarla şımardılar. Şımardıkça azdılar. Seni ve ayetlerini unuttular. Senin yasalarına uymadılar. İnsanların çıkardığı yasalara uyarak yasa çıkaranlara taptılar. Yaptıklarının kötü bir şey olduğu hatırlatılsa bile azgınlıklarından dolayı inkâr ettiler. Bizleri de azgınlıklarına alet ettiler. Böylece azabı hak eden insanlardan oldular."— M. Çoban
25:18
19
فَقَدْ كَذَّبُوكُمْ بِمَا تَقُولُونَۙ فَمَا تَسْتَط۪يعُونَ صَرْفاً وَلَا نَصْراًۚ وَمَنْ يَظْلِمْ مِنْكُمْ نُذِقْهُ عَذَاباً كَب۪يراً ٩١
Fe kad kezzebûkum bimâ tekûlûne fe mâ testetîûne sarfan ve lâ nasrâ(nasran), ve men yazlım minkum nuzıkhu azâben kebîrâ(kebîren).
Bunun üzerine onlara dedik ki: " İşte, yasalarına uyarak taptığınız insanlar sizi yalanladı. Artık cezamızı geri çeviremezsiniz. Cezamızdan kurtulmak için yardımcı bulamazsınız. İçinizden zulmedenlere büyük bir azap tattıracağız. Sizler kendi arzu ve heveslerinizin peşinden giderek, Allah’ın yasalarına karşı geldiniz. İçinizden bazılarına yasalar koydurarak onlara taptınız. Onları başınıza siz geçirdiniz. Hatta Allah’ın yolundan giden bazılarını sapkınlığınıza delil gösterdiniz. Hâlbuki onların sizin yaptıklarınızdan haberi yoktu."— M. Çoban
25:19
20
وَمَٓا اَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِنَ الْمُرْسَل۪ينَ اِلَّٓا اِنَّهُمْ لَيَأْكُلُونَ الطَّعَامَ وَيَمْشُونَ فِي الْاَسْوَاقِۜ وَجَعَلْنَا بَعْضَكُمْ لِبَعْضٍ فِتْنَةًۜ اَتَصْبِرُونَۚ وَكَانَ رَبُّكَ بَص۪يراً۟ ٠٢
Ve mâ erselnâ kableke minel murselîne illâ innehum le ye’kulûnet taâme ve yemşûne fîl esvâkı ve cealnâ ba’dakum li ba’dın fitneten(fitneten), e tasbirûn(tasbirûne), ve kâne rabbuke basîrâ(basîren).
Ey Resulüm! İnkârcıların yalan yanlış verdiği örnekler, kurdukları yanlış muhakemeler seni üzmesin! Sadece sen değil senden önce gönderilmiş tüm Resuller yer içer, çarşıda pazarda dolaşırdı. Şunu bil ki, biz bütün insanları birbiri için imtihan sebebi kıldık! Her insan diğeri için şahit olacak! Her insan diğerinin düşüncesine, davranışlarına, dünyada kurdukları olumlu olumsuz ilişkilere şahitlik edecek! Onların inkârlarına ve olumsuz örneklerine aldırma, bütün bunlar senin lehine şahitlik edecek! Onların şahitliği kendi aleyhine olacak! Sen ve bütün insanlar imtihan ediliyorsunuz. Sınavlardan geçerken sabrınız deneniyor. Rabbin olan biten her şeyi görmektedir.— M. Çoban
25:20
21
وَقَالَ الَّذ۪ينَ لَا يَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْنَا الْمَلٰٓئِكَةُ اَوْ نَرٰى رَبَّـنَاۜ لَقَدِ اسْتَكْبَرُوا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ وَعَتَوْ عُتُواًّ كَب۪يراً ١٢
Ve kâlellezîne lâ yercûne likâenâ lev lâ unzile aleynel melâiketu ev nerâ rabbenâ, lekad istekberû fî enfusihim ve atev utuvven kebîrâ(kebîren).
Açıklamalarımıza rağmen Rabbinin hesabıyla karşılaşmayı ummayanlar, dünyadaki mevkilerine, makamlarına, mallarına, mülklerine güvenerek büyük bir ukalalık ve azgınlık içine giriyorlar. İnkârlarını gölgelemek ve kendilerini haklı çıkarmak için dediler ki: "Bize gökten melekler gönderilmeli veya Rabbimizi görmeli değil miydik?" Şüphesiz ki onlar bu sözleriyle büyüklük taslayarak korkunç bir azgınlığa ulaştılar.— M. Çoban
25:21
22
يَوْمَ يَرَوْنَ الْمَلٰٓئِكَةَ لَا بُشْرٰى يَوْمَئِذٍ لِلْمُجْرِم۪ينَ وَيَقُولُونَ حِجْراً مَحْجُوراً ٢٢
Yevme yerevnel melâikete lâ buşrâ yevme izin lil mucrimîne ve yekûlûne hicran mahcûrâ(mahcûren).
Bilsinler ki, melekleri gördükleri gün, işte o gün, suçlulara hiçbir sevinçli haber yoktur. Onlara: "Size sevinmek yasaktır." denilir.— M. Çoban
25:22
23
وَقَدِمْنَٓا اِلٰى مَا عَمِلُوا مِنْ عَمَلٍ فَجَعَلْنَاهُ هَبَٓاءً مَنْثُوراً ٣٢
Ve kadimnâ ilâ mâ amilû min amelin fe cealnâhu hebâen mensûrâ(mensûran).
Onların yaptıkları her işi atarız. Yaptıkları işleri toz zerreleri haline getirerek etrafa dağıtırız. Artık yaptıklarının içinde güzel şeyler varsa da kendilerine bir yarar sağlamaz.— M. Çoban
25:23
24
اَصْحَابُ الْجَنَّةِ يَوْمَئِذٍ خَيْرٌ مُسْتَقَراًّ وَاَحْسَنُ مَق۪يلاً ٤٢
Ashâbul cenneti yevme izin hayrun mustekarran ve ahsenu makîlâ(makîlen).
Hesap günü iman edip yasalarımıza göre yaşayanların mükâfatı cennet olacaktır. Orası cennet halkının huzurla sefa süreceği yerdir.— M. Çoban
25:24
25
وَيَوْمَ تَشَقَّقُ السَّمَٓاءُ بِالْغَمَامِ وَنُزِّلَ الْمَلٰٓئِكَةُ تَنْز۪يلاً ٥٢
Ve yevme teşakkakus semâu bil gamâmi ve nuzzilel melâiketu tenzîlâ(tenzîlen).
Kıyamet vakti gelince gökyüzünü beyaz bir bulut kaplar. Sonra bulutlar parçalar halinde dağılır. Bulutların arasından bölükler halinde melekler yeryüzüne iner.— M. Çoban
25:25
26
اَلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍۨ الْحَقُّ لِلرَّحْمٰنِۜ وَكَانَ يَوْماً عَلَى الْكَافِر۪ينَ عَس۪يراً ٦٢
El mulku yevmeizinil hakku lir rahmân(rahmâni), ve kâne yevmen alel kâfirîne asîrâ(asîran).
İşte o gün hâkimiyet ve otorite sadece Rahman’ındır. O gün dünyaya hâkim olduğunu, dünyayı yönettiğini zannedenlerin dünyası başlarına yıkılır. Dünyanın gerçek sahibinin, gerçek yöneticisinin kim olduğunu öğrenirler.— M. Çoban
25:26
27
وَيَوْمَ يَعَضُّ الظَّالِمُ عَلٰى يَدَيْهِ يَقُولُ يَا لَيْتَنِي اتَّخَذْتُ مَعَ الرَّسُولِ سَب۪يلاً ٧٢
Ve yevme yeadduz zâlimu alâ yedeyhi yekûlu yâ leytenîttehaztu mear resûli sebîlâ(sebîlen).
O gün Allah’a inanmayan, Allah’ın yasalarına göre yaşamayanlar, kendilerine zulmettiklerini anlar ve pişmanlıkla ellerini ısırarak derler ki: "Keşke ben Resul’e inansaydım! Resul ile beraber yola girseydim!"— M. Çoban
25:27
28
يَا وَيْلَتٰى لَيْتَن۪ي لَمْ اَتَّخِذْ فُلَاناً خَل۪يلاً ٨٢
Yâ veyletâ leytenî lem ettehız fulânen halîlâ(halîlen).
"Yazık bana, keşke ben falancayı dost tutmasaydım!"— M. Çoban
25:28
29
لَقَدْ اَضَلَّن۪ي عَنِ الذِّكْرِ بَعْدَ اِذْ جَٓاءَن۪يۜ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِلْاِنْسَانِ خَذُولاً ٩٢
Lekad edallenî aniz zikri ba’de iz câenî, ve kâneş şeytânu lil insâni hazûlâ(hazûlen).
"Benim dost bildiklerim beni yoldan çıkardı. Allah’a inanıp yasalarına uyarak hayat yaşayacağıma, kendi yasalarına uydurdular. Beni Allah’ın yasalarına göre yaşamaktan alıkoydular. Kendi ilkelerini, kendi yasalarını, Allah’ın ilkesinden, Allah’ın yasalarından daha üstün, daha güzel olduğunu söyleyerek kandırdılar. Beni Allah’ın gönderdiği ayetlerden saptırdılar. Allah’ın ayetlerini okumadım, anlamadım! Ayetlere göre yolumu çizmedim! Başkaları ayetleri okuduğunda dinlemedim! Okuyanları engelledim! Beni yoldan çıkaran dostlarımın süslü sözleri hep ayetlerin önüne geçti. Bana şeytanca yaklaşıp yalanlarıyla beni uçuruma sürüklediler. Şimdi de yapayalnız ve yardımcısız bıraktılar."— M. Çoban
25:29
30
وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ اِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هٰذَا الْقُرْاٰنَ مَهْجُوراً ٠٣
Ve kâler resûlu yâ rabbi inne kavmîttehazû hâzel kur’âne mehcûrâ(mehcûran).
Hesap günü elçimiz: "Ya Rabbi! Elçi olarak gönderildiğim şu insanlardan inanmayanlar Kur’an’ı terk ettiler. Bir kez olsun Allah bize ne diyor diye merak etmediler. Okudukları zaman anlayarak okumadılar. Ayetlerine göre yaşamadılar. Yasalarına uymadılar." diye aleyhlerine şahitlik edecek.— M. Çoban
25:30
Yükleniyor...
Furkan
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle