وَكَذٰلِكَ اَعْثَرْنَا عَلَيْهِمْ لِيَعْلَمُٓوا اَنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَاَنَّ السَّاعَةَ لَا رَيْبَ ف۪يهَاۚ اِذْ يَتَنَازَعُونَ بَيْنَهُمْ اَمْرَهُمْ فَقَالُوا ابْنُوا عَلَيْهِمْ بُنْيَاناًۜ رَبُّهُمْ اَعْلَمُ بِهِمْۜ قَالَ الَّذ۪ينَ غَلَبُوا عَلٰٓى اَمْرِهِمْ لَنَتَّخِذَنَّ عَلَيْهِمْ مَسْجِداً ١٢
Ve kezâlike a'sernâ aleyhim li ya'lemû enne va'dallâhi hakkun ve ennes sâate lâ reybe fîhâ, iz yetenâzeûne beynehum emrehum fe kâlûbnû aleyhim bunyânâ(bunyânen), rabbuhum a'lemu bihim, kâlellezîne galebû alâ emrihim le nettehızenne aleyhim mescidâ(mesciden).
Mağaradakilerden biri şehre gelince, şehirde yaşayanlar onlar hakkında bilgi almış oldular. Mağaradakiler de şehirdeki değişikliklerden haberdar oldu. Biz onların aklına şehre gitme fikrini soktuk ki; Allah’ın sözünün gerçek olduğunu görsünler. Hiçbir şekilde Allah’ın insanları kandırmadığını, daima gerçekler üzerine ayetler gönderdiğini anlasınlar. Kıyamet sözünün gerçekliğini kavrasınlar. İnsanların çoğu olayların neden böyle olduğunu, neden nasıl geliştiğini, altında yatan sebeplerin neler olduğunu bilmeden konuşur. Bir türlü anlatılmak istenen gerçekleri anlamak istemezler. Şehre giden kişi bir de ne görsün? İnsanlar putperestliği bırakarak hidayet etmiş! Halk Müslimun olmuştu. Halk bir zamanlar şehirden kaçan yiğitlerden söz ediyorlardı. Aralarında konuşurken diyorlardı ki: "Bizden kaçtıktan sonra başlarına bir şey gelmiştir. İnkâr eden toplum peşlerine düşmüştü. Onları yakalamış öldürmüş olabilirler. Onların mezarlarını bulalım! Mezarlarının üstüne bir bina yapalım veya mezarları üzerine bir mescit yapalım! Mezarlarını bulamasak bile onları inandıkları yolda mücadele veren, Allah yolunda ölen kişiler ilan edelim! Onları hatırlatacak bir bina veya bir mescit yapalım! Onların başına ne geldi, nasıllar, neler oldu, haklarındaki bilgiyi doğru olarak ancak Rabbimiz bilir."— M. Çoban