وَقَيَّضْنَا لَهُمْ قُرَنَٓاءَ فَزَيَّنُوا لَهُمْ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَحَقَّ عَلَيْهِمُ الْقَوْلُ ف۪ٓي اُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِمْ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِۚ اِنَّهُمْ كَانُوا خَاسِر۪ينَ۟ ٥٢
Ve kayyadnâ lehum kurenâe fe zeyyenû lehum mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum ve hakka aleyhimul kavlu fî umemin kad halet min kablihim minel cinni vel ins(insi), innehum kânû hâsirîn(hâsirîne).
İnkâr edenler dünyada yaşarken birtakım arkadaşlar edindiler. Kötü arkadaşları geçmişlerini geleceklerini süslü gösteriyordu. Suç işledikçe övüyorlar, alkışlıyorlar, kahraman ilan ediyorlardı. Biz de kararımızı açıkladık! İnkâr edenlerden bildiğiniz bilmediğiniz her kişiyi her toplumu cezalandırdık!— M. Çoban