اَلَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ فِرَاشاً وَالسَّمَٓاءَ بِنَٓاءًۖ وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَخْرَجَ بِه۪ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقاً لَكُمْۚ فَلَا تَجْعَلُوا لِلّٰهِ اَنْدَاداً وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ ٢٢
Ellezî ceale lekumul arda firâşen ves semâe binââ(binâen), ve enzele mines semâi mâen fe ahrece bihî mines semarâti rızkan lekum, fe lâ tec’alû lillâhi endâden ve entum ta’lemûn(tâ’lemune).
Allah yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bilerek isteyerek Allah’ın yasama, yürütme, yargılama, cezalandırma haklarını insanlara vererek Allah’a ortak koşmayın! Allah ilah olarak yasa koymaya, yasalarıyla insanları yönetmeye, suçlarından dolayı yargılamaya, suçlarının karşılığında cezalandırmaya yetkilidir. Allah bu yetkilerinin hiçbirini kimseye vermemiştir. Eğer insanlardan bir kısmı Allah’ın bu yetkilerini alır ve bizim de yasama, yürütme, yargılama, cezalandırma hakkımız yetkimiz var derse, kendilerini ilahlaştırmışlardır. Allah buna asla müsaade etmez. Kendini ilahlaştırarak insanlar üzerine hükümran olanları şiddetle cezalandırır.— M. Çoban