فَاَلْقٰيهَا فَاِذَا هِيَ حَيَّةٌ تَسْعٰى ٠٢
Fe elkâhâ fe izâ hiye hayyetun tes’â.
Musa asasını yere attı. Birde ne görsün? Yerdeki asa sanki sokmak için kendine doğru gelen kocaman bir yılan! Hâlbuki Musa onunla hayatını kazanıyor. Yaprak silkeleyerek hayvanlarını besliyordu. Şimdi niçin hayatının tehlikesi olarak görünüyor? Niçin kendini sokmak isteyen yılan gibi kendine doğru koşuyordu? Muhayyilesinde canlanan şeye bir türlü akıl erdiremedi. Düşünmeye başladı. Rabbi bununla neyi anlatmak istiyordu? Bunun üzerinde düşündü. Musa anladıklarından korktu. Rabbinin: "Sağ elindeki nedir Ey Musa?" Sorusunun gerçeği ile karşı karşıya geldi. Sağ el gücün ve iktidarın sembolüydü. Musa’nın elindeki güç, elindeki iktidar, dayandığı esaslar, yasalar, bilgi, kendisi için kurduğu hayat, hayvanlarını beslemek, onlardan yararlanmaktan ibaretti. Bugüne kadar hayatında Rabbine hiç yer vermemişti. Gördü ki, hayatı kocaman bir yalandan ibaretti. Kocaman bir yalana dayanan hayatı, tıpkı bir yılan gibi kendini zehirliyordu. İdrak ettiği gerçekten korktu. Ne yapacağını şaşırdı.— M. Çoban