Meryem 98 Ayet 16. Cüz مريم
19

Meryem

— Meryem
98 Ayet 16. Cüz
مريم
19
Meryem
98 Ayet
مريم
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
كٓـهٰيٰعٓصٓۜ ١
Kâf, hâ, yâ, ayn, sâd.
Kaf! Ha! Ya! Ayn! Sad!— M. Çoban
19:1
2
ذِكْرُ رَحْمَتِ رَبِّكَ عَبْدَهُ زَكَرِيَّاۚ ٢
Zikru rahmeti rabbike abdehu zekeriyyâ.
Ey işleriyle meşgul olan insanlar! Dikkat edin! Bütün dikkatlerinizi Rabbinizden gelen sözlere verin! Size okunan ayetler Zekeriya’dan söz ediyor.— M. Çoban
19:2
3
اِذْ نَادٰى رَبَّهُ نِدَٓاءً خَفِياًّ ٣
İz nâdâ rabbehu nidâen hafiyyâ(hafiyyen).
Zekeriya Rabbine bir dilekte bulunmuştu. O Rabbinden dileyeceğini hiç kimseye açıklamamıştı. Dileğinden hiç kimsenin haberi yoktu.— M. Çoban
19:3
4
قَالَ رَبِّ اِنّ۪ي وَهَنَ الْعَظْمُ مِنّ۪ي وَاشْتَعَلَ الرَّأْسُ شَيْباً وَلَمْ اَكُنْ بِدُعَٓائِكَ رَبِّ شَقِياًّ ٤
Kâle rabbî innî ve henel azmu minnî veştealer re’su şeyben ve lem ekun bi duâike rabbî şakıyyâ(şakıyyen).
Demişti ki: "Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi! Başım ihtiyarlık aleviyle tutuştu! Rabbim, sana dua ile hiç bahtsız olmadım!"— M. Çoban
19:4
5
وَاِنّ۪ي خِفْتُ الْمَوَالِيَ مِنْ وَرَٓاء۪ي وَكَانَتِ امْرَاَت۪ي عَاقِراً فَهَبْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ وَلِياًّۚ ٥
Ve innî hıftul mevâliye min verâî ve kânetimreetî âkıran feheb lî min ledunke veliyyâ(veliyyen).
"Doğrusu benden sonra yerime geçecek olanlardan endişeliyim. Karım da kısır. Katından bana bir koruyucu dost ver!"— M. Çoban
19:5
6
يَرِثُن۪ي وَيَرِثُ مِنْ اٰلِ يَعْقُوبَۗ وَاجْعَلْهُ رَبِّ رَضِياًّ ٦
Yerisunî ve yerisu min âli ya’kûbe vec’alhu rabbî radıyyâ(radıyyen).
"Bana mirasçı olsun! Yakuboğullarına varis olsun! Rabbim, onu razı olduğun kimselerden yap!"— M. Çoban
19:6
7
يَا زَكَرِيَّٓا اِنَّـا نُـبَشِّرُكَ بِغُـلَامٍۨ اسْـمُهُ يَحْيٰىۙ لَمْ نَجْعَلْ لَهُ مِنْ قَبْلُ سَمِياًّ ٧
Yâ zekeriyyâ innâ nubeşşiruke bi gulâminismuhu yahyâ lem nec’al lehu min kablu semiyyâ(semiyyen).
Bunun üzerine ona: "Ey Zekeriya! Biz sana bir oğul müjdeleriz. Adı Yahya’dır. Daha önce ona hiç kimseyi adaş yapmadık!" dedik.— M. Çoban
19:7
8
قَالَ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ ل۪ي غُلَامٌ وَكَانَتِ امْرَاَت۪ي عَاقِراً وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ الْكِبَرِ عِتِياًّ ٨
Kâle rabbî ennâ yekûnu lî gulâmun ve kânetimreetî âkıran ve kad belagtu minel kiberi ıtiyyâ(ıtiyyen).
Zekeriya: "Rabbim, benim nasıl oğlum olur? Yaşlı bir insanım! İhtiyarlığın son sınırına vardım! Karımsa kısırlaştı!"— M. Çoban
19:8
9
قَالَ كَذٰلِكَۚ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٌ وَقَدْ خَلَقْتُكَ مِنْ قَبْلُ وَلَمْ تَكُ شَيْـٔاً ٩
Kâle kezâlik(kezâlike), kâle rabbuke huve aleyye heyyinun ve kad halaktuke min kablu ve lem teku şey’â(şey’en).
Ona: "Evet öyledir. Fakat sana bir oğul vermek bana kolaydır. Senin yaşlanmış olman, karının da kısır olması bir şey değiştirmez. Rabbinin istediği her şey olur. Unutma ki sen hiçbir şey değilken seni var etmiştik. Var edilişini hatırla! Hiç düşünmez misin? Yoktan var etmeye gücü yeten Rabbinin yaşlı birine oğul vermeye gücü yetmez mi?" dedik!— M. Çoban
19:9
10
قَالَ رَبِّ اجْعَلْ ل۪ٓي اٰيَةًۜ قَالَ اٰيَتُكَ اَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلٰثَ لَيَالٍ سَوِياًّ ٠١
Kâle rabbic’al lî âyeh(âyeten), kâle âyetuke ellâ tukellimen nâse selâse leyâlin seviyyâ(seviyyen).
Zekeriya: "Rabbim benim yaşlı, karımın da kısır olduğunu toplumum biliyor. Şimdi benim bir oğlum olursa onlar ne der? Ben onlara bu durumu nasıl izah ederim? Bana bir yol göster. Çocuğum olacağına dair bir işaret ver. Toplumum karşısında mahcup olmayayım!" <>dedi.<>Dedik ki: "Ey Zekeriya! Sen dilsiz değilsin! Üstelik sapa sağlamsın! Toplumunun huzuruna çık! Onlarla üç gün boyunca hiçbir şey konuşma! Üç gün boyunca sana verilen oğul müjdesini önce kendin kabul et! Kendi içinde yaşlılık, kısırlık bahanelerini bırak! Rabbinin gücünü içselleştir. Sonra topluma ne söyleyeceğin hakkında iyice düşün! Rabbinin nimetlerini hatırla! Rabbin anne baba yokken sizi var ediyor da kısır bir kadına ve yaşlı bir adama oğul veremez mi? Önce bu gerçeği aklını kullanarak iyice hazmet! Kalbinle tasdik et! Üç gün boyunca kendini akılla, mantıkla, bilgiyle kuvvetlendir! Sonra toplumunun karşısına çık! Onlara gücümüzü hatırlat. Gerçeği açıkça anlat!"— M. Çoban
19:10
11
فَخَرَجَ عَلٰى قَوْمِه۪ مِنَ الْمِحْرَابِ فَاَوْحٰٓى اِلَيْهِمْ اَنْ سَبِّحُوا بُكْرَةً وَعَشِياًّ ١١
Fe harece alâ kavmihî minel mihrâbi fe evhâ ileyhim en sebbihû bukreten ve aşiyyâ(aşiyyen).
Zekeriya yaşadığı mabetten halkının karşısına çıktı. Onlara işaretlerle diliyle: "Sabahtan akşama kadar Rabbinizi unutmayın! Emirlerini dinleyin! Yasalarına uyarak yaşayın! Değilse kaybedenlerden olursunuz." diye öğüt verdi.— M. Çoban
19:11
12
يَا يَحْيٰى خُذِ الْكِتَابَ بِقُوَّةٍۜ وَاٰتَيْنَاهُ الْحُكْمَ صَبِياًّۙ ٢١
Yâ yahyâ huzil kitâbe bi kuvveh(kuvvetin), ve âteynâhul hukme sabiyyâ(sabiyyen).
Yahya’ya henüz çocuk denilecek yaştayken: "Ey Yahya! Kitabı kuvvetle tut! Kitapta yazılı emirlere göre hayatını yaşa!" dedik! Biz ona ayetlerimizin hikmetlerini öğrettik! Böylece Yahya ne yapacağını bilen, olayların gerçeğini gören bir ilim sahibi oldu!— M. Çoban
19:12
13
وَحَنَاناً مِنْ لَدُنَّا وَزَكٰوةًۜ وَكَانَ تَقِياًّۙ ٣١
Ve hanânen min ledunnâ ve zekâh(zekâten), ve kâne tekıyyâ(tekıyyen).
Emrimize uyarak kalbini kinden, nefretten, insanları kötülüğe sürükleyen duygulardan arındırdı. Helali haramı tanıdı. İnsanları kötülüklere karşı uyardı. İnsanlara karşı alçak gönüllü, anlayışlı, güzel davranan merhametli bir insan oldu.— M. Çoban
19:13
14
وَبَراًّ بِوَالِدَيْهِ وَلَمْ يَكُنْ جَبَّاراً عَصِياًّ ٤١
Ve berren bi vâlideyhi ve lem yekun cebbâren asıyyâ(asıyyen).
O anasına babasına iyilik edenlerden oldu. Rabbine hiçbir zaman başkaldıran olmadı. Zorbalardan da değildi. İnsanlara adil davranmayı onların haklarına saygı göstermeyi hayatının temeli yaptı.— M. Çoban
19:14
15
وَسَلَامٌ عَلَيْهِ يَوْمَ وُلِدَ وَيَوْمَ يَمُوتُ وَيَوْمَ يُبْعَثُ حَياًّ۟ ٥١
Ve selâmun aleyhi yevme vulide ve yevme yemûtu ve yevme yub’asu hayyâ(hayyen).
Doğduğu gün, öleceği gün, diri olarak kaldırılıp huzura çağrılacağı gün, ona barış, huzur, esenlik verdik. Rabbinin katında değerli bir yerdedir. Yahya Rabbinin verdiklerinden razı olmuş, Rabbi de ondan razı olmuştur.— M. Çoban
19:15
16
وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ مَرْيَمَۢ اِذِ انْتَبَذَتْ مِنْ اَهْلِهَا مَكَاناً شَرْقِياًّۙ ٦١
Vezkur fil kitâbı meryem(meryeme), izintebezet min ehlihâ mekânen şarkıyyâ(şarkıyyen).
Kitapta Meryem’i de an! Meryem ailesinden ayrılıp doğu yönünde bir yere çekilmişti. Orada Rabbine ibadet ediyordu.— M. Çoban
19:16
17
فَاتَّخَذَتْ مِنْ دُونِهِمْ حِجَاباً فَاَرْسَلْـنَٓا اِلَيْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَراً سَوِياًّ ٧١
Fettehazet min dûnihim hicâben fe erselnâ ileyhâ rûhanâ fe temessele lehâ beşeren seviyyâ(seviyyen).
İnsanlarla arasına mesafe koymuş, kendi başına yaşıyordu. İnsanlardan kendisine gelebilecek her türlü kötülüğe karşı araya bir perde koymuştu. Toplumun ön yargılarından, dedikodularından, dünyadaki meşgalelerden uzakta, bütün düşünceleriyle, bütün davranışlarıyla tamamen Rabbine yönelmişti. Ona emrimizi gönderdik! Elçimiz ona bir insan şeklinde göründü. Böyle yaptık ki yalnız başına iken korkmasın! Emrimizi doğru bir şekilde idrak edip anlasın!— M. Çoban
19:17
18
قَالَتْ اِنّ۪ٓي اَعُوذُ بِالرَّحْمٰنِ مِنْكَ اِنْ كُنْتَ تَقِياًّ ٨١
Kâlet innî eûzu bir rahmâni minke in kunte tekıyyâ(tekıyyen).
Yalnız başına yaşayan Meryem, insan şeklindeki elçimizi görünce bir zarar vermesinden korktu. Telaşla dedi ki: "Senden esirgeyen ve bağışlayan Allah’a sığınırım. Eğer Allah’tan korkuyorsan bana dokunma!"— M. Çoban
19:18
19
قَالَ اِنَّـمَٓا اَنَا۬ رَسُولُ رَبِّكِۗ لِاَهَبَ لَكِ غُلَاماً زَكِياًّ ٩١
Kâle innemâ ene resûlu rabbiki li ehebe leki gulâmen zekiyyâ(zekiyyen).
Elçimiz dedi ki: "Ben, sadece Rabbinin elçisiyim! Sana Rabbinin emriyle tertemiz bir erkek çocuğu hediye etmek için gönderildim!"— M. Çoban
19:19
20
قَالَتْ اَنّٰى يَكُونُ ل۪ي غُلَامٌ وَلَمْ يَمْسَسْن۪ي بَشَرٌ وَلَمْ اَكُ بَغِياًّ ٠٢
Kâlet ennâ yekûnu lî gulâmun ve lem yemsesnî beşerun ve lem eku bagıyyâ(bagıyyen).
Meryem dedi ki: "Benim nasıl oğlum olur? Bana hiçbir erkek dokunmayan tertemiz biriyim! Üstelik iffetsiz biri değilim."— M. Çoban
19:20
21
قَالَ كَذٰلِكِۚ قَالَ رَبُّكِ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٌۚ وَلِنَجْعَلَـهُٓ اٰيَةً لِلنَّاسِ وَرَحْمَةً مِنَّاۚ وَكَانَ اَمْراً مَقْضِياًّ ١٢
Kâle kezâlik(kezâliki), kâle rabbuki huve aleyye heyyin(heyyinun), ve li nec’alehû âyeten lin nâsi ve rahmeten minnâ, ve kâne emren makdıyyâ(makdıyyen).
Elçimiz dedi ki: "Dediklerin doğrudur. Gerçekten sana hiçbir erkek dokunmadı. Sen iffetsiz değil tertemiz birisin! Rabbin sana kendi katından bir rahmet olarak, anlayıp bilecek insanlar için bir delil, bir ayet ve bir imtihan vesilesi olarak oğul verecek! Oğlunun babası olmayacak ama annesi olacak! Bunu yapmak Rabbin için zor değildir. Unutma ki Rabbin insanların ilkini anasız ve babasız yarattı. Bu nedenle sana anası olup da babası olmayan çocuk vermesine şaşma! Rabbinin gücü her şeye yeter. Rabbinin hükmü kesindir. Artık bunu kimse değiştiremez."— M. Çoban
19:21
22
فَحَمَلَتْهُ فَانْتَبَذَتْ بِه۪ مَكَاناً قَصِياًّ ٢٢
Fe hamelethu fentebezet bihî mekânen kasıyyâ(kasıyyen).
Oğluna hamile kalan Meryem toplumdan uzak bir yere çekildi.— M. Çoban
19:22
23
فَاَجَٓاءَهَا الْمَخَاضُ اِلٰى جِذْعِ النَّخْلَةِۚ قَالَتْ يَا لَيْتَن۪ي مِتُّ قَبْلَ هٰذَا وَكُنْتُ نَسْياً مَنْسِياًّ ٣٢
Fe ecâe hel mehâdû ilâ ciz’ın nahleh(nahleti), kâlet yâ leytenî mittu kable hâzâ ve kuntu nesyen mensiyyâ(mensiyyen).
Doğum sancısı Meryem’i bir hurma dalının altına getirdi. Meryem dinlenmek için oturduğu hurma ağacına yaslanarak, ağacın dallarını kendine gölgelik yaptı. İçinden: "Keşke, bundan önce ölseydim, insanlar nezdinde unutulup gitseydim." dedi. Doğumdan sonra kucağında çocukla insanlar arasına nasıl çıkacaktı? İnsanlar ne diyecekti? Bin türlü düşünce kafasında dolaşıyor, endişeler kalbini sıkıştırıyordu. Üstelik ilk defa doğumla karşı karşıyaydı ve tek başınaydı.— M. Çoban
19:23
24
فَنَادٰيهَا مِنْ تَحْتِهَٓا اَلَّا تَحْزَن۪ي قَدْ جَعَلَ رَبُّكِ تَحْتَكِ سَرِياًّ ٤٢
Fe nâdâhâ min tahtihâ ellâ tahzenî kad ceale rabbuki tahteki seriyyâ(seriyyen).
Ona seslenildi: "Üzülme! Rabbin alt tarafında bir su arkı var etti. Su arkından dolayı doğumun çok iyi ve güzel geçecek!"— M. Çoban
19:24
25
وَهُزّ۪ٓي اِلَيْكِ بِجِذْعِ النَّخْلَةِ تُسَاقِطْ عَلَيْكِ رُطَباً جَنِياًّۘ ٥٢
Ve huzzî ileyki bi ciz’ın nahleti tusâkıt aleyki rutaben ceniyyâ(ceniyyen).
"Hurma dalını kendine doğru silkele! Taze hurmalar dökülsün!"— M. Çoban
19:25
26
فَكُل۪ي وَاشْرَب۪ي وَقَرّ۪ي عَيْناًۚ فَاِمَّا تَرَيِنَّ مِنَ الْبَشَرِ اَحَداًۙ فَقُول۪ٓي اِنّ۪ي نَذَرْتُ لِلرَّحْمٰنِ صَوْماً فَلَنْ اُكَلِّمَ الْيَوْمَ اِنْسِياًّۚ ٦٢
Fe kulî veşrabî ve karrî aynâ(aynen), fe immâ terayinne minel beşeri ehaden fe kûlî innî nezertu lir rahmâni savmen fe len ukellimel yevme insiyyâ(insiyyen).
"Ye, iç, gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini görürsen, ben Rahman için susma orucu adadım! Bugün işaretleşme hariç hiçbir insanla konuşmayacağım de!" böylece içinde bulunduğun sıkıntılı durumu insanlara açıklamak zorunda kalmazsın! Susma orucuna durumunu insanlara açıklayacak bilgiye bilince ulaşıncaya kadar devam et ki, insanlar konuşmalarıyla seni üzmesin!— M. Çoban
19:26
27
فَاَتَتْ بِه۪ قَوْمَهَا تَحْمِلُهُۜ قَالُوا يَا مَرْيَمُ لَقَدْ جِئْتِ شَيْـٔاً فَرِياًّ ٧٢
Fe etet bihî kavmehâ tahmiluh(tahmiluhu), kâlû yâ meryemu lekad ci’ti şey’en feriyyâ(feriyyen).
Meryem doğumdan sonra oğluyla insanlar arasına geldi. Etrafına toplanan insanlar dediler ki: "Ey Meryem! Sen çok tuhaf bir iş yaptın!"— M. Çoban
19:27
28
يَٓا اُخْتَ هٰرُونَ مَا كَانَ اَبُوكِ امْرَاَ سَوْءٍ وَمَا كَانَتْ اُمُّكِ بَغِياًّۚ ٨٢
Yâ uhte hârûne mâ kâne ebûkimrae sev’in ve mâ kânet ummuki begıyyâ(begıyyen).
"Ey Harun’un kız kardeşi! Baban kötü bir insan değildi. Annen de iffetsiz değildi. Sen ne yaptın?"— M. Çoban
19:28
29
فَاَشَارَتْ اِلَيْهِ۠ قَالُوا كَيْفَ نُكَلِّمُ مَنْ كَانَ فِي الْمَهْدِ صَبِياًّ ٩٢
Fe eşâret ileyh(ileyhi), kâlû keyfe nukellimu men kâne fîl mehdi sabiyyâ(sabiyyen).
Meryem insanlara konuşmaları için oğlunu gösterdi. Onlar: " Ya Meryem! Şaşırdın mı? Biz beşikteki çocukla nasıl konuşalım?" deyip esefle ayrılıp gittiler. Meryem’le aralarına mesafe koydular.— M. Çoban
19:29
30
قَالَ اِنّ۪ي عَبْدُ اللّٰهِ۠ اٰتَانِيَ الْكِتَابَ وَجَعَلَن۪ي نَبِياًّۙ ٠٣
Kâle innî abdullâh(abdullâhi), âtâniyel kitâbe ve cealenî nebiyyâ(nebiyyen).
Meryem’in kucağındaki çocuk büyüdü. Genç bir delikanlı oldu. Toplum çocuğa karşı mesafeli duruyordu. Bir gün büyüyen çocuk karşılarına çıkarak dedi ki: "Ben de sizler gibi Allah’ın kuluyum! Rabbim bana doğru yolunu gösterdi. O beni Nebi seçip kitap vererek şereflendirdi."— M. Çoban
19:30
Yükleniyor...
Meryem
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle