Lokman 34 Ayet 21. Cüz لقمان
31

Lokman

— Lokman
34 Ayet 21. Cüz
لقمان
31
Lokman
34 Ayet
لقمان
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
الٓمٓ۠ ١
Elif lâm mîm.
Elif. Lâm. Mîm.— İ. Aktaş
31:1
2
تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ الْحَك۪يمِۙ ٢
Tilke âyâtul kitâbil hakîm(hakîmi).
Şunlar, (sana gönderilen) o hâkim (akıl ve tabiata uygun muhkem ve doğru hükümler içeren) Kitab’ın (kur’an’ın) ayetleridir,— İ. Aktaş
31:2
3
هُدًى وَرَحْمَةً لِلْمُحْسِن۪ينَۙ ٣
Huden ve rahmeten lil muhsinîn(muhsinîne).
Ki o, (insanları) doğru yola sevkeden, (insanlara) daima iyilik yapanlara da rahmet (kaynağı) olan bir kitaptır.(*)— İ. Aktaş
31:3
4
اَلَّذ۪ينَ يُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَهُمْ بِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَۜ ٤
Ellezîne yukîmûnes salâte ve yu’tûnez zekâte ve hum bil âhıreti hum yûkinûn(yûkinûne).
Onlar, (o iyilik yapanlar) namazı dosdoğru kılan, (işsiz, muhtaç ve yoksullara her türlü mali yardımda bulunan ve) zekâtı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.— İ. Aktaş
31:4
5
اُو۬لٰٓئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ٥
Ulâike alâ huden min rabbihim ve ulâike humul muflihûn(muflihûne).
İşte onlar (insanlara daima iyilik yapanlar, amacına uygun namazı dosdoğru kılanlar ve zekât verenler), Rableri tarafından gösterilmiş doğru yol üzeredirler ve (hesap gününde) kurtuluşa erecek olanlar da onlardır.— İ. Aktaş
31:5
6
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْتَر۪ي لَهْوَ الْحَد۪يثِ لِيُضِلَّ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ بِغَيْرِ عِلْمٍۙ وَيَتَّخِذَهَا هُزُواًۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُه۪ينٌ ٦
Ve minen nâsi men yeşterî lehvel hadîsi li yudılle an sebîlillâhi bi gayri ilmin ve yettehızehâ huzuvâ(huzuven), ulâike lehum azâbun muhîn(muhînun).
İnsanlardan kimi de vardır ki, bilgisizce (halkı) Allah’ın yolundan saptırmak ve onu alay konusu yapmak için gerçeği boş sözlerle değişiyor (mesajlarımız üzerinden kelime oyunu yapıyor). İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.*— İ. Aktaş
31:6
7
وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِ اٰيَاتُنَا وَلّٰى مُسْتَكْبِراً كَاَنْ لَمْ يَسْمَعْهَا كَاَنَّ ف۪ٓي اُذُنَيْهِ وَقْراًۚ فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ اَل۪يمٍ ٧
Ve izâ tutlâ aleyhi âyâtunâ vellâ mustekbiren ke en lem yesma’hâ ke enne fî uzuneyhi vakrâ(vakran), fe beşşirhu bi azâbin elîm(elîmin).
Ve ona (Allah yolundan saptırmaya çalışana) âyetlerimiz okunduğu zaman sanki hiç işitmiyormuş, kulaklarında bir ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak arkasını çevirir. İşte ona (öteki dünyada) acıklı bir azabın olduğunu haber ver!— İ. Aktaş
31:7
8
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتُ النَّع۪يمِۙ ٨
İnnellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti lehum cennâtun na’îm(na’îmi).
Şüphesiz, iman edip (aynı zamanda bu imanın gereği olarak insanlara ve çevreye de güven verip), salih (güzel, iyi ve yararlı) işler yapmış olanlar (erdemli kimseler) için, nimetleri bol cennetler vardır. *— İ. Aktaş
31:8
9
خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ وَعْدَ اللّٰهِ حَقاًّۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ٩
Hâlidîne fîhâ, va’dallâhi hakkâ(hakkan), ve huvel azîzul hakîm(hakîmu).
İçinde (devamlı) kalacaklardır. Bu, Allah’ın verdiği gerçek sözdür. O, Aziz (mutlak güç sahibi), Hâkim (doğru hüküm veren)dir.— İ. Aktaş
31:9
10
خَلَقَ السَّمٰوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا وَاَلْقٰى فِي الْاَرْضِ رَوَاسِيَ اَنْ تَم۪يدَ بِكُمْ وَبَثَّ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ دَٓابَّةٍۜ وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ كَر۪يمٍ ٠١
Halakas semâvâti bi gayri amedin terevnehâ ve elkâ fîl ardı revâsiye en temîde bikum ve besse fîhâ min kulli dâbbeh(dâbbetin), ve enzelnâ mines semâi mâen fe enbetnâ fîhâ min kulli zevcin kerîm(kerîmin).
(Zatım olan) Allah, bütün semaları (gezegenler ve arz dâhil bütün gök cisimlerini gözle) görebileceğiniz bir destek olmaksızın (görülmeyen bir destek olan kütle çekim kuvvetiyle dengede tutulacak şekilde) yaratmıştır. Ve sizinle düzensiz (dengesiz) hareket eder (dengesiz hareket etmesin ve yerkabuğunun genel dengesi sağlansın) diye Arzda da (yerkabuklarını hareket ettirerek, orojenik hareketlenmelere yol açarak kökleri yerin derinliklerine inen) ağır baskılar (dağlar) yerleştirdi ve orada her çeşit canlıyı üretip yaydı. (Ayrıca) Biz, semadan (bulutlardan) da su (yağmur) indirip (onunla) orada her türlü faydalı bitkiler yetiştirmişizdir. (*)— İ. Aktaş
31:10
11
هٰذَا خَلْقُ اللّٰهِ فَاَرُون۪ي مَاذَا خَلَقَ الَّذ۪ينَ مِنْ دُونِه۪ۜ بَلِ الظَّالِمُونَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ۟ ١١
Hâzâ halkullâhi fe erûnî mâzâ halakallezîne min dûnih(dûnihî), beliz zâlimûne fî dalâlin mubîn(mubînin).
İşte bu (semavi cisimler ve bütün evren), Allah’ın yarattığı varlıklardır. Ondan başkasının ne yarattıığını haydi gösterin bana! Doğrusu, o zalimler besbelli bir sapkınlık içindedirler.— İ. Aktaş
31:11
12
وَلَقَدْ اٰتَيْنَا لُقْمٰنَ الْحِكْمَةَ اَنِ اشْكُرْ لِلّٰهِۜ وَمَنْ يَشْكُرْ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ حَم۪يدٌ ٢١
Ve lekad âteynâ lukmânel hikmete enişkur lillâh(lillâhi), ve men yeşkur fe innemâ yeşkuru li nefsih(nefsihî), ve men kefere fe innellâhe ganiyyun hamîd(hamîdun).
Ve muhakkak ki biz Lokmana (zatım olan) "Allah’a şükret" diye hikmet (sağlıklı düşünme, gerçeği kavrama, doğru hüküm verme, problem çözme yetisi ve derin bir ilim) verdik. (Zira) Kim şükrederse kendisi için şükreder. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) hiç şüphesiz Allah müstağnidir (hiçbir şeye muhtaç değildir), her türlü övgüye layıktır.*— İ. Aktaş
31:12
13
وَاِذْ قَالَ لُقْمٰنُ لِابْنِه۪ وَهُوَ يَعِظُهُ يَا بُنَيَّ لَا تُشْرِكْ بِاللّٰهِۜ اِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظ۪يمٌ ٣١
Ve iz kâle lukmânu libnihî ve huve yaızuhu yâ buneyye lâ tuşrik billâh(billâhi), inneş şirke le zulmun azîm(azîmun).
Ve bir vakit Lokmân oğluna öğüt vererek dedi ki: «Oğulcağızım! Sakın Allah’a ortak koşma. Muhakkak ki (bizleri ve bütün evreni yaratan Allah’a) ortak koşmak büyük bir haksızlıktır. (*)— İ. Aktaş
31:13
14
وَوَصَّيْنَا الْاِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِۚ حَمَلَتْهُ اُمُّهُ وَهْناً عَلٰى وَهْنٍ وَفِصَالُهُ ف۪ي عَامَيْنِ اَنِ اشْكُرْ ل۪ي وَلِوَالِدَيْكَۜ اِلَيَّ الْمَص۪يرُ ٤١
Ve vassaynel insâne bi vâlideyh(vâlideyhi), hamelethu ummuhu vehnen alâ vehnin ve fisâluhu fî âmeyni enişkurlî ve li vâlideyk(vâlideyke), ileyyel masîr(masîru).
Ve biz insana, ana babasına iyi davranmasını (haklarını gözetmesini) de tavsiye etmişizdir. Anası onu sıkıntı üstüne sıkıntı çekerek (karnında) taşımıştır. (Hem bebeğin hem annenin sağlığı için) sütten kesilmesi de iki yıl içinde (uygun) olur (yani altı aylıktan sonra ek besinlerle birlikte iki yıla kadar da bebeği emzirme anne ve bebeğin sağlığı için önemlidir, öyleyse, ey insanoğlu,) Bana ve anne babana şükret, (unutma ki) sonunda dönüş ancak banadır. (*)— İ. Aktaş
31:14
15
وَاِنْ جَاهَدَاكَ عَلٰٓى اَنْ تُشْرِكَ ب۪ي مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا وَصَاحِبْهُمَا فِي الدُّنْيَا مَعْرُوفاًۘ وَاتَّبِعْ سَب۪يلَ مَنْ اَنَابَ اِلَيَّۚ ثُمَّ اِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ٥١
Ve in câhedâke alâ en tuşrike bî mâ leyse leke bihî ilmun fe lâ tutı’humâ ve sâhibhumâ fîd dunyâ magrûfen vettebi’ sebîle men enâbe ileyy(ileyye), summe ileyye merciukum fe unebbiukum bi mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
Ve eğer ikisi seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) bana (ilahlığımda, otoritemde, mülkümde ve tasarruflarımda birtakım putları, önderleri, efendileri, azizleri, velileri vs. sahte ilâhları mutlak itaat makamına çıkararak) ortak koşman (veya bunları bana aracı yapman) için uğraşırlarsa, (bu şirk ve inkâr konusunda) onlara uyma. (Ama bu durumda bile) onlarla dünyada (daima) iyi geçin. Ve bana yönelenlerin yoluna uy. Sonunda (ahirette) dönüşünüz ancak banadır. O (vakit) ben de size, yapmış olduklarınızı haber veririm.*— İ. Aktaş
31:15
16
يَا بُنَيَّ اِنَّـهَٓا اِنْ تَكُ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ فَتَكُنْ ف۪ي صَخْرَةٍ اَوْ فِي السَّمٰوَاتِ اَوْ فِي الْاَرْضِ يَأْتِ بِهَا اللّٰهُۜ اِنَّ اللّٰهَ لَط۪يفٌ خَب۪يرٌ ٦١
Yâ buneyye innehâ in teku miskâle habbetin min hardalin fe tekun fî sahretin ev fîs semâvâti ev fîl ardı ye’ti bihâllâh(bihâllâhu), innellâhe latîfun habîr(habîrun).
(Lokmân yine oğluna dedi ki:) Oğulcağızım! (İşlediğin iyilik olsun, kötülük olsun) bir hardal tanesi ağırlığınca bile olsa ve o bir kayanın İçinde veya göklerde (uzayda) ya da yerkürede bulunsa, mutlaka Allah onu (senin karşına) getirir (yaptığın hiçbir şey zayi olmaz). Hiç şüphesiz Allah’ın lütfu boldur, her şeyden haberdardır.— İ. Aktaş
31:16
17
يَا بُنَيَّ اَقِمِ الصَّلٰوةَ وَأْمُرْ بِالْمَعْرُوفِ وَانْهَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَاصْبِرْ عَلٰى مَٓا اَصَابَكَۜ اِنَّ ذٰلِكَ مِنْ عَزْمِ الْاُمُورِۚ ٧١
Yâ buneyye ekımıs salâte ve’mur bil ma’rûfi venhe anil munkeri vasbir alâ mâ esâbek(esâbeke), inne zâlike min azmil umûr(umûri).
Oğulcağızım, (amacına uygun) namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten vazgeçirmeye çalış. Sana (bu iyiliği emretme ve kötülüğü nehyetme sebebiyle) isabet eden şeylere (insanların eziyetlerine) katlan. Şüphesiz bunlar yapılması gereken işlerdir— İ. Aktaş
31:17
18
وَلَا تُصَعِّرْ خَدَّكَ لِلنَّاسِ وَلَا تَمْشِ فِي الْاَرْضِ مَرَحاًۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍۚ ٨١
Ve lâ tusa’ir haddeke lin nâsi ve lâ temşi fîl ardı merahâ(merahan) innellâhe lâ yuhıbbu kulle muhtâlin fehûr(fehûrin).
“Kibirlenip de insanlardan yüzünü çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme (daima saygılı ve alçakgönüllü ol!). Şüphe yok ki Allah, gurura kapılıp başkalarına karşı büyüklük taslayan (kendini beğenmiş övünüp duran) hiç kimseyi sevmez. *— İ. Aktaş
31:18
19
وَاقْصِدْ ف۪ي مَشْيِكَ وَاغْضُضْ مِنْ صَوْتِكَۜ اِنَّ اَنْكَرَ الْاَصْوَاتِ لَصَوْتُ الْحَم۪يرِ۟ ٩١
Vaksid fî meşyike vagdud min savtik(savtike), inne enkerel asvâti le savtul hamîr(hamîri).
Yürüyüşünde de mutedil (dengeli ve mütevazi) ol, (orta yürü, ne çabuk ne de çok yavaş git, sükunet ve vakarını muhafaza et). Sesini de alçalt (sesini kıs, çevreyi rahatsız etme, bağırıp çağırarak konuşma), kuşkusuz seslerin en çirkini, elbette ki merkeplerin sesidir."— İ. Aktaş
31:19
20
اَلَمْ تَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ سَخَّرَ لَكُمْ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَاَسْبَغَ عَلَيْكُمْ نِعَمَهُ ظَاهِرَةً وَبَاطِنَةًۜ وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللّٰهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَابٍ مُن۪يرٍ ٠٢
E lem terev ennellâhe sehhare lekum mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı ve esbega aleykum niamehu zâhireten ve bâtıneh(bâtıneten), ve minen nâsi men yucâdilu fîllâhi bi gayri ilmin ve lâ huden ve lâ kitâbin munîr(munîrin).
Gerçekten de Allah’ın, göklerde (uzayda) ve yerkürede ne varsa (koyduğu yasalarla) hepsini sizin için musahhar kıldığını (sizin yararlanacağınız yapı ve sistemde yarattığını), nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini (hâlâ) bilmediniz mi? (Buna rağmen) İnsanlardan öyleleri vardır ki, hiç bir bilgiye dayanmadan, bir yol gösterici ve aydınlatıcı bir kitap (belge) olmadan Allah hakkında tartışıp dururlar.*— İ. Aktaş
31:20
21
وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ اتَّبِعُوا مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ قَالُوا بَلْ نَتَّبِعُ مَا وَجَدْنَا عَلَيْهِ اٰبَٓاءَنَاۜ اَوَلَوْ كَانَ الشَّيْطَانُ يَدْعُوهُمْ اِلٰى عَذَابِ السَّع۪يرِ ١٢
Ve izâ kîle lehumuttebiû mâ enzelallâhu kâlû bel nettebiu mâ vecednâ aleyhi âbâenâ, e ve lev kâneş şeytânu yed’ûhum ilâ azâbis saîr(saîri).
Ve onlara: ‘’(Bu yanlış düşünce ve davranışları bırakıp) Allah’ın indirdiğine (iman, ibadet, kulluk, barış, güven, adalet, eşitlik ve özgürlük gibi insan haklarıyla ilgili temel ilke ve evrensel mesajlar içeren Kur’an’a) uyun, dendiği zaman: Biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuza (inanç sistemi, yaşam tarzı ve eylem biçimlerine) uyarız!" derler. Ya şeytan (saptırıcı güçler) onları alevli ateşin azabına (azaba vesile olacak kötü işlere) davet eder olsa da mı (onlara uyacaklar)?— İ. Aktaş
31:21
22
وَمَنْ يُسْلِمْ وَجْهَهُٓ اِلَى اللّٰهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقٰىۜ وَاِلَى اللّٰهِ عَاقِبَةُ الْاُمُورِ ٢٢
Ve men yuslim vechehu ilâllâhi ve huve muhsinun fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, ve ilâllâhi âkibetul umûr(umûri).
Oysa her kim (insanlara) iyilik yaparak (iyi davranmayı ilke edinerek) yüzünü (bütün varlığını ve benliğini) Allah’a teslim ederse, hiç şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur (Kur’an’ın ilke ve mesajlarına yapışmıştır). Bütün işlerin sonu ise ancak Allah’a varır.— İ. Aktaş
31:22
23
وَمَنْ كَفَرَ فَلَا يَحْزُنْكَ كُفْرُهُۜ اِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ فَنُنَبِّئُهُمْ بِمَا عَمِلُواۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ٣٢
Ve men kefere fe lâ yahzunke kufruh(kufruhu), ileynâ merciuhum fe nunebbiuhum bi mâ amil(amilû), innallâhe alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).
(Resulüm!) Her kim de (gerçekleri örtbas edip) inkâr etmişse, onun inkârı seni üzmesin. Sonunda (hesap vermek üzere) onların dönüşleri (ancak) bizedir. O zaman (dünyadayken) neler yaptıklarını kendilerine haber veririz. Kuşkusuz Allah gönüllerde saklı olanı (niyet ve düşünceleri) bilir.— İ. Aktaş
31:23
24
نُمَتِّعُهُمْ قَل۪يلاً ثُمَّ نَضْطَرُّهُمْ اِلٰى عَذَابٍ غَل۪يظٍ ٤٢
Numettiuhum kalîlen summe nadtarruhum ilâ azâbin galîz(galîzin).
Biz onları (inkâr, isyan, azgınlık, zulüm ve kötü davranışlarından vazgeçsinler diye) biraz geçindirip yaşatırız, ama sonunda (bunlardan vazgeçmedikleri için ahirette) ağır bir azaba sürükleriz.— İ. Aktaş
31:24
25
وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ لَيَقُولُنَّ اللّٰهُۜ قُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِۜ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ٥٢
Ve le in seeltehum men halakas semâvâti vel arda le yekûlunnellâh(yekûlunnellâhu), kulil hamdulillâh(hamdulillâhi), bel ekseruhum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Ve eğer onlara (o müşriklere),"Gökleri (uzaydaki bütün gök cisimlerini) ve yerküreyi (bütün evreni) yaratmış olan kimdir?" diye sorsan, hiç tereddüt etmeden"Allah’tır!" derler. De ki: "(O hâlde bilin ki) bütün övgüler (dil, beden, zihin ve mal ile yapılan bütün ibadetler) yalnızca Allah’a mahsustur!" Fakat onların çoğu (bu itiraflarının ne manâya geldiğini, neyi gerektirdiğini ve dolayısıyla şirke dayalı iddialarının boş olduğunu) bilmezler.— İ. Aktaş
31:25
26
لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَم۪يدُ ٦٢
Lillâhi mâ fîs semâvâti vel ard(ardı), innallâhe huvel ganiyyul hamîd(hamîdu).
Göklerde (uzayda) ve yerkürede (bütün evrende) ne varsa hepsi Allah’ındır. Şüphesiz Allah, (hiç kimseye ve) hiçbir şeye muhtaç değildir (kendi kendine yeterlidir), övülmeye lâyık olan (yalnız) O’dur.— İ. Aktaş
31:26
27
وَلَوْ اَنَّ مَا فِي الْاَرْضِ مِنْ شَجَرَةٍ اَقْلَامٌ وَالْبَحْرُ يَمُدُّهُ مِنْ بَعْدِه۪ سَبْعَةُ اَبْحُرٍ مَا نَفِدَتْ كَلِمَاتُ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ ٧٢
Ve lev enne mâ fîl ardı min şeceretin aklâmun vel bahru yemudduhu min ba’dihî seb’atu ebhurin mâ nefidet kelimâtullâh(kelimâtullâhi), innellâhe azîzun hakîm(hakîmun).
Ve eğer yeryüzünde bulunan ağaçlar kalem olsa, (dünya üzerinde bulunan) denizler de mürekkep olsa ve (bunlara) yedi deniz daha eklense, yine Allah’ın (ezelden ebede kadar varlık alemiyle ilgili) sözleri (yasaları) yazmakla tükenmez. Şüphesiz Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir.*— İ. Aktaş
31:27
28
مَا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ اِلَّا كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍۜ اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ بَص۪يرٌ ٨٢
Mâ halkukum ve lâ ba’sukum illâ ke nefsin vâhıdeh(vâhıdetin), innallâhe semîun basîr(basîrun).
(Ey insanlar!) Sizin yaratılmanız da öldükten sonra (tekrar) diriltilip kaldırılmanız da ancak bir tek canlıyı (yaratmak ve diriltmek) gibidir. Şüphesiz ki Allah işitendir, görendir.— İ. Aktaş
31:28
29
اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۘ كُلٌّ يَجْر۪ٓي اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى وَاَنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ ٩٢
E lem tere ennallâhe yûlicul leyle fîn nehâri ve yûlicun nehâre fîl leyli, ve sehhareş şemse vel kamere kullun yecrî ilâ ecelin musemmen ve ennallâhe bi mâ ta’melûne habîr(habîrun).
(Ey insan!) Bilmez misin ki, şüphesiz Allah, (dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesini sağlamakla) geceyi gündüze, gündüzü de geceye katmaktadır (dünya gezegeni üzerinde gece ve gündüzü oluşturmaktadır). Ve (koyduğu yasalarla) güneşi ve ayı da buyruğu altına almıştır. Bunların her biri (dünya, güneş ve ay) belli bir vadeye kadar hareketine devam eder. Ve Allah, yaptıklarınızdan tamamen haberdardır.— İ. Aktaş
31:29
30
ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْحَقُّ وَاَنَّ مَا يَدْعُونَ مِنْ دُونِهِ الْبَاطِلُۙ وَاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْعَلِيُّ الْكَب۪يرُ۟ ٠٣
Zâlike bi ennellâhe huvel hakku ve enne mâ yed’ûne min dûnihil bâtılu ve ennallâhe huvel aliyyul kebîr(kebîru).
İşte böyle; şüphesiz Allah, O Hakk olandır. Ve onların, O’nun yanı sıra yakardıkları ise kesinlikle batıldır (gerçek dışıdır). Gerçekten ulu ve büyük olan, yalnız Allah’tır.— İ. Aktaş
31:30
Yükleniyor...
Lokman
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle