لَا يَتَّخِذِ الْمُؤْمِنُونَ الْكَافِر۪ينَ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِن۪ينَۚ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ فَلَيْسَ مِنَ اللّٰهِ ف۪ي شَيْءٍ اِلَّٓا اَنْ تَتَّقُوا مِنْهُمْ تُقٰيةًۜ وَيُحَذِّرُكُمُ اللّٰهُ نَفْسَهُۜ وَاِلَى اللّٰهِ الْمَص۪يرُ ٨٢
Lâ yettehizil mu’minûnel kâfirîne evliyâe min dûnil mu’minîn(mu’minîne), ve men yef’al zâlike fe leyse minallâhi fî şey’in illâ en tettekû minhum tukâta(tukâten), ve yuhazzirukumullâhu nefseh(nefsehu), ve ilallâhil masîr(masîru).
İnananlar, inananları bırakıp da (Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edip reddeden) inkârcıları veliler (kendilerine koruyucu, yönetici, temsilci ve önderler) edinmesinler. O hâlde her kim böyle yaparsa, (bilsin ki onun) Allah ile hiçbir alakası kalmamıştır. (Mevlâ’sı ile gerçek iman irtibatı kesilmiştir.) Ancak (inkârcı, azgın ve zalim kimselerden) gelecek (kendisini ve yakın çevresini; öldürme, ağır işkence etme, sakat hale getirme, emeğini, ekinini ve evini yakıverme gibi) bazı korku ve baskılardan korunmak (ve tehlikeleri atlatmak) için bu yola başvurmanız müstesnadır. (İkrah-ı mülci” denen bu zorlayıcı tehditler karşısında; gönülden mü’min kalmak şartıyla, bu tür tehlikeleri hâl ve hareketleriyle def edebilir.) Oysa Allah, sizi kendine (emirlerine) karşı (gelmekten) uyarır. Ve (unutmayın ki, hesap vermek üzere) dönüş, yalnız Allah’adır.*— İ. Aktaş