اَلَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ فِرَاشاً وَالسَّمَٓاءَ بِنَٓاءًۖ وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَخْرَجَ بِه۪ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقاً لَكُمْۚ فَلَا تَجْعَلُوا لِلّٰهِ اَنْدَاداً وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ ٢٢
Ellezî ceale lekumul arda firâşen ves semâe binââ(binâen), ve enzele mines semâi mâen fe ahrece bihî mines semarâti rızkan lekum, fe lâ tec’alû lillâhi endâden ve entum ta’lemûn(tâ’lemune).
O (Rabbiniz) ki, sizin için yerküreyi bir yerleşme yeri (karar) kıldı, göğü (atmosferi) de (sizi güneşin zararlı ışınlarından, büyük ölçüde meteor taşlarından, dünyanın aşırı ısınması ve aşırı soğumasından koruyan) bir tavan (gibi) yaptı. Gökten de (üstünüzdeki bulutlardan da) su indirerek onunla, size besin olsun diye (yerden) çeşitli ürünler çıkardı. Öyleyse (bütün bunları yalnız O’nun yaptığını) biliyor olduğunuz hâlde Allah’a ortaklar koşmayın. *— İ. Aktaş