Fecr 30 Ayet 30. Cüz الفجر
89

Fecr

— Tan Vakti
30 Ayet 30. Cüz
الفجر
89
Fecr
30 Ayet
الفجر
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
وَالْفَجْرِۙ ١
Vel fecr(fecri).
1-2-3-4. Tan yerinin ağarmasına, (zilhicce ayından ilk) on geceye, (o on geceden Kurban Bayramı günü olan) çift (gün) e ve (Arefe günü olan) tek (gün) e, geçip giden geceye kasem olsun ki,— E. Demiryent
89:1
2
وَلَيَالٍ عَشْرٍۙ ٢
Ve leyâlin aşr(aşrın).
1-2-3-4. Tan yerinin ağarmasına, (zilhicce ayından ilk) on geceye, (o on geceden Kurban Bayramı günü olan) çift (gün) e ve (Arefe günü olan) tek (gün) e, geçip giden geceye kasem olsun ki,— E. Demiryent
89:2
3
وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِۙ ٣
Veş şef’ı vel vetr(vetri).
1-2-3-4. Tan yerinin ağarmasına, (zilhicce ayından ilk) on geceye, (o on geceden Kurban Bayramı günü olan) çift (gün) e ve (Arefe günü olan) tek (gün) e, geçip giden geceye kasem olsun ki,— E. Demiryent
89:3
4
وَالَّيْلِ اِذَا يَسْرِۚ ٤
Vel leyli izâ yesr(yesri).
1-2-3-4. Tan yerinin ağarmasına, (zilhicce ayından ilk) on geceye, (o on geceden Kurban Bayramı günü olan) çift (gün) e ve (Arefe günü olan) tek (gün) e, geçip giden geceye kasem olsun ki,— E. Demiryent
89:4
5
هَلْ ف۪ي ذٰلِكَ قَسَمٌ لِذ۪ي حِجْرٍۜ ٥
Hel fî zâlike kasemun lizî hicr(hicrin).
Bunlarda, akıl sahibi olan kimse için bir yemin var, değil mi?— E. Demiryent
89:5
6
اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍۙۖ ٦
E lem tere keyfe feale rabbuke bi âd(âdin).
6-7-8-9-10. Rabbinin, Âd kavmine, şehirler içinde benzeri inşa edilmemiş yüksek sütunlarla dolu olan İrem’e (o şehrin halkına), vadilerde kayaları oyan (sağlam şehirler kuran) Semûd (halkın) a ve kazıklar (çadırlar ve ordular) sahibi Firavun’a ne yaptığını görmedin mi?— E. Demiryent
89:6
7
اِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِۙۖ ٧
İreme zâtil ımâd(ımâdi).
6-7-8-9-10. Rabbinin, Âd kavmine, şehirler içinde benzeri inşa edilmemiş yüksek sütunlarla dolu olan İrem’e (o şehrin halkına), vadilerde kayaları oyan (sağlam şehirler kuran) Semûd (halkın) a ve kazıklar (çadırlar ve ordular) sahibi Firavun’a ne yaptığını görmedin mi?— E. Demiryent
89:7
8
اَلَّت۪ي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِۙۖ ٨
Elletî lem yuhlak misluhâ fîl bilâd(bilâdi).
6-7-8-9-10. Rabbinin, Âd kavmine, şehirler içinde benzeri inşa edilmemiş yüksek sütunlarla dolu olan İrem’e (o şehrin halkına), vadilerde kayaları oyan (sağlam şehirler kuran) Semûd (halkın) a ve kazıklar (çadırlar ve ordular) sahibi Firavun’a ne yaptığını görmedin mi?— E. Demiryent
89:8
9
وَثَمُودَ الَّذ۪ينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِۙۖ ٩
Ve semûdelleziyne câbûssahre bil vâd(vâdi).
6-7-8-9-10. Rabbinin, Âd kavmine, şehirler içinde benzeri inşa edilmemiş yüksek sütunlarla dolu olan İrem’e (o şehrin halkına), vadilerde kayaları oyan (sağlam şehirler kuran) Semûd (halkın) a ve kazıklar (çadırlar ve ordular) sahibi Firavun’a ne yaptığını görmedin mi?— E. Demiryent
89:9
10
وَفِرْعَوْنَ ذِي الْاَوْتَادِۙۖ ٠١
Ve fir avne zîl evtâd(evtâdi).
6-7-8-9-10. Rabbinin, Âd kavmine, şehirler içinde benzeri inşa edilmemiş yüksek sütunlarla dolu olan İrem’e (o şehrin halkına), vadilerde kayaları oyan (sağlam şehirler kuran) Semûd (halkın) a ve kazıklar (çadırlar ve ordular) sahibi Firavun’a ne yaptığını görmedin mi?— E. Demiryent
89:10
11
اَلَّذ۪ينَ طَغَوْا فِي الْبِلَادِۙۖ ١١
Ellezîne tagav fîl bilâd(bilâdi).
Onlar (nimetler içerisinde bulundukları) memleketlerinde, (peygamberleri ile alay edip, kendilerine tebliğ edilen hükümleri yalanlayan ve her türlü zorbalığı yaparak) azgınlık eden kimselerdi.— E. Demiryent
89:11
12
فَاَكْثَرُوا ف۪يهَا الْفَسَادَۙۖ ٢١
Fe ekserû fîhel fesâd(fesâde).
(Hadlerini aşarak yaptıkları bu kötü fiiller yüzünden) oralarda fesadı çoğalttılar.— E. Demiryent
89:12
13
فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍۙۖ ٣١
Fe sabbe aleyhim rabbuke sevta azâb(azâbin).
Rabbin (de müstahak oldukları üzere, kimini şiddetli bir kasırgayla, kimini korkunç bir sayhâyla ve kimini de denizde helâk etmek sûretiyle) üzerlerine peş peşe azap kamçısı yağdırdı.— E. Demiryent
89:13
14
اِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِۜ ٤١
İnne rabbeke le bil mirsâd(mirsâdi).
Şüphesiz ki Rabbin, (kullarının bütün yaptıklarını görüp) gözetendir.— E. Demiryent
89:14
15
فَاَمَّا الْاِنْسَانُ اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ رَبُّهُ فَاَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَكْرَمَنِۜ ٥١
Fe emmel insânu izâ mebtelâhu rabbuhu fe ekremehu ve na’amehu fe yekûlu rabbî ekremen(ekremeni).
Rabbi, (zenginlik ile) imtihân etmek üzere (nankör) insana ikramda bulunup, bolca nimetler verdiği zaman, “(layık olduğum ve hak ettiğim için) Rabbim bana değer verdi” der (de, şükreden bir kul olmaz).— E. Demiryent
89:15
16
وَاَمَّٓا اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَهَانَنِۚ ٦١
Ve emmâ izâ mebtelâhu fe kadere aleyhi rızkahu fe yekûlu rabbî ehânen(ehâneni).
Ama ne zaman ki, (Allah, o insanın) rızkını daraltarak onu (fakirlik ile) imtihân etse, (bu sefer de, “ben buna layık değildim.) Rabbim bana değer vermedi” der.— E. Demiryent
89:16
17
كَلَّا بَلْ لَا تُكْرِمُونَ الْيَت۪يمَۙ ٧١
Kellâ bel lâ tukrimûnel yetîm(yetîme).
Hayır! (Şeref ve üstünlük, sizin zannettiğiniz gibi mal, mülk ile değildir.) Gerçek şu ki, siz yetimlere ikram etmiyorsunuz.— E. Demiryent
89:17
18
وَلَا تَحَٓاضُّونَ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۙ ٨١
Ve lâ tehâddûne alâ taâmil miskîn(miskîni).
Yoksulu yedirmek (onların ihtiyaçlarını gidermek) hususunda (gayret göstermiyor ve) birbirinizi teşvik (de) etmiyorsunuz.— E. Demiryent
89:18
19
وَتَأْكُلُونَ التُّرَاثَ اَكْلاً لَماًّۙ ٩١
Ve te’kulûnet turâse eklen lemmâ(lemmen).
Miras (ta payları bulunan, kadınların ve yetimlerin hakların) ı (vermeyerek, kendi hakkınızla beraber, onların hakkını da) hak (hukuk) gözetmeden yiyorsunuz.— E. Demiryent
89:19
20
وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُباًّ جَماًّۜ ٠٢
Ve tuhıbbûnel mâle hubben cemmâ(cemmen).
Malı pek çok seviyorsunuz.— E. Demiryent
89:20
21
كَلَّٓا اِذَا دُكَّتِ الْاَرْضُ دَكاًّ دَكاًّۙ ١٢
Kellâ izâ dukketil ardu dekken dekkâ(dekken).
21-22-23. Hayır! (Bu yaptıklarınız doğru değil!) Yeryüzü ardı ardına sarsılıp dümdüz edildiğinde, Rabbinin (kullardan hesap sorulması ve hak edene hak ettiği karşılığın verilmesi üzerine olan) emri vukû bulup da melekler saf saf dizildiğinde, (vazifeli melekler tarafından) cehennem getirildiğinde, işte o gün (kâfir) insan (dünyada iken, yaptıklarını pişmanlıkla birer birer) hatırlar. *Fakat bu hatırlamanın (pişmanlığın) ona ne faydası olacak?— E. Demiryent
89:21
22
وَجَٓاءَ رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفاًّ صَفاًّۚ ٢٢
Ve câe rabbuke vel meleku saffen saffâ(saffen).
21-22-23. Hayır! (Bu yaptıklarınız doğru değil!) Yeryüzü ardı ardına sarsılıp dümdüz edildiğinde, Rabbinin (kullardan hesap sorulması ve hak edene hak ettiği karşılığın verilmesi üzerine olan) emri vukû bulup da melekler saf saf dizildiğinde, (vazifeli melekler tarafından) cehennem getirildiğinde, işte o gün (kâfir) insan (dünyada iken, yaptıklarını pişmanlıkla birer birer) hatırlar. *Fakat bu hatırlamanın (pişmanlığın) ona ne faydası olacak?— E. Demiryent
89:22
23
وَج۪ٓيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ وَاَنّٰى لَهُ الذِّكْرٰىۜ ٣٢
Ve cîe yevmeizin bi cehenneme yevmeizin yetezekkerul insânu ve ennâ lehuz zikrâ.
21-22-23. Hayır! (Bu yaptıklarınız doğru değil!) Yeryüzü ardı ardına sarsılıp dümdüz edildiğinde, Rabbinin (kullardan hesap sorulması ve hak edene hak ettiği karşılığın verilmesi üzerine olan) emri vukû bulup da melekler saf saf dizildiğinde, (vazifeli melekler tarafından) cehennem getirildiğinde, işte o gün (kâfir) insan (dünyada iken, yaptıklarını pişmanlıkla birer birer) hatırlar. *Fakat bu hatırlamanın (pişmanlığın) ona ne faydası olacak?— E. Demiryent
89:23
24
يَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي قَدَّمْتُ لِحَيَات۪يۚ ٤٢
Yekûlu yâ leytenî kaddemtu li hayâtî.
(Kâfir insan,) “Keşke bu (âhiret) hayatım için, önceden bir şey yapsaydım” der.— E. Demiryent
89:24
25
فَيَوْمَئِذٍ لَا يُعَذِّبُ عَذَابَهُٓ اَحَدٌۙ ٥٢
Fe yevmeizin lâ yuazzibu azâbehû ehad(ehadun).
25-26. Artık o gün, onun (o kâfirin) azabı gibi hiç kimse azap görmez ve (melekler tarafından) onun bağlandığı gibi hiç kimse bağlanmaz.— E. Demiryent
89:25
26
وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُٓ اَحَدٌۜ ٦٢
Ve lâ yûsiku ve sâkahû ehad(ehadun).
25-26. Artık o gün, onun (o kâfirin) azabı gibi hiç kimse azap görmez ve (melekler tarafından) onun bağlandığı gibi hiç kimse bağlanmaz.— E. Demiryent
89:26
27
يَٓا اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُۗ ٧٢
Yâ eyyetuhen nefsul mutmainneh(mutmainnetu).
27-30. (Ve o gün, Allah, cennetlik olan mü’min kimseye hitaben şöyle buyurur:) “Ey mutmain olan nefis! Sen O’ndan (Allah’ın verdiği bütün mükâfatlardan) razı, O da senden razı olarak Rabbine (O’nun manevi huzuruna) dön. (Razı olduğum sâlih) kullarımın arasına katıl ve gir cennetime.— E. Demiryent
89:27
28
اِرْجِع۪ٓي اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةًۚ ٨٢
İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten).
27-30. (Ve o gün, Allah, cennetlik olan mü’min kimseye hitaben şöyle buyurur:) “Ey mutmain olan nefis! Sen O’ndan (Allah’ın verdiği bütün mükâfatlardan) razı, O da senden razı olarak Rabbine (O’nun manevi huzuruna) dön. (Razı olduğum sâlih) kullarımın arasına katıl ve gir cennetime.— E. Demiryent
89:28
29
فَادْخُل۪ي ف۪ي عِبَاد۪يۙ ٩٢
Fedhulî fî ibâdî.
27-30. (Ve o gün, Allah, cennetlik olan mü’min kimseye hitaben şöyle buyurur:) “Ey mutmain olan nefis! Sen O’ndan (Allah’ın verdiği bütün mükâfatlardan) razı, O da senden razı olarak Rabbine (O’nun manevi huzuruna) dön. (Razı olduğum sâlih) kullarımın arasına katıl ve gir cennetime.— E. Demiryent
89:29
30
وَادْخُل۪ي جَنَّت۪ي ٠٣
Vedhulî cennetî.
27-30. (Ve o gün, Allah, cennetlik olan mü’min kimseye hitaben şöyle buyurur:) “Ey mutmain olan nefis! Sen O’ndan (Allah’ın verdiği bütün mükâfatlardan) razı, O da senden razı olarak Rabbine (O’nun manevi huzuruna) dön. (Razı olduğum sâlih) kullarımın arasına katıl ve gir cennetime.— E. Demiryent
89:30
Fecr
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle