اِذْ رَاٰ نَاراً فَقَالَ لِاَهْلِهِ امْكُـثُٓوا اِنّ۪ٓي اٰنَسْتُ نَاراً لَعَلّ۪ٓي اٰت۪يكُمْ مِنْهَا بِقَبَسٍ اَوْ اَجِدُ عَلَى النَّارِ هُدًى ٠١
İz reâ nâren fe kâle li ehlihimkusû innî ânestu nâren leallî âtîkum minhâ bi kabesin ev ecidu alen nâri hudâ(huden).
Hani (Mûsâ, ailesi ile birlikte, Medyen’den, annesini ziyaret için Mısır’a giderken, bir gece vakti yolda fırtınaya tutulmuşlar, gidecekleri yolu da şaşırmışlardı. O esnada) o bir ateş görmüştü de ailesine, “Siz burada durun (ve beni bekleyin), ben bir ateş gördüm (oraya gidiyorum). Umarım ondan size (faydalanabileceğimiz) bir parça kor (ateş) getiririm yahut o ateşin yanında, bize (gideceğimiz) yol (u) gösterecek (tarif edecek) birini bulurum” demişti.— E. Demiryent