فَقَضٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ ف۪ي يَوْمَيْنِ وَاَوْحٰى ف۪ي كُلِّ سَمَٓاءٍ اَمْرَهَاۜ وَزَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِمَصَاب۪يحَۗ وَحِفْظاًۜ ذٰلِكَ تَقْد۪يرُ الْعَز۪يزِ الْعَل۪يمِ ٢١
Fe kadâhunne seb’a semâvâtin fî yevmeyni ve evhâ fî kulli semâin emrehâ ve zeyyennes semâed dunyâ bi mesâbîha ve hıfzâ(hıfzen), zâlike takdîrul azîzil alîm(alîmi).
Böylece onları (bir anda yaratmak yerine, hikmetine binâen, dünya günlerinden) iki gün (miktarına denk gelecek bir sürede, iki evre) de, yedi (kat) semâ olarak yarattı da, her semâya (ve bu semâlarda bulunanlara) yapacağı işi (vazifesini) bildirdi. Biz dünyaya en yakın olan semâyı, (kudretimiz ile) kandillerle (yıldızlarla) süsledik, onları (şeytanların, mele-i a‘lâyı dinlemesinden) muhafaza ettik. İşte (bütün) bu (nlar), her işinde mutlak galip, (her şeyde hükmünü icra eden ve) her şeyi hakkıyla bilenin (Allah’ın) takdiridir.— E. Demiryent