اَللّٰهُ نَزَّلَ اَحْسَنَ الْحَد۪يثِ كِتَاباً مُتَشَابِهاً مَثَانِيَۗ تَقْشَعِرُّ مِنْهُ جُلُودُ الَّذ۪ينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْۚ ثُمَّ تَل۪ينُ جُلُودُهُمْ وَقُلُوبُهُمْ اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ هُدَى اللّٰهِ يَهْد۪ي بِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ ٣٢
Allâhu nezzele ahsenel hadîsi kitâben muteşâbihen mesâniye takşaırru minhu culûdullezîne yahşevne rabbehum, summe telînu culûduhum ve kulûbuhum ilâ zikrillâh(zikrillâhi), zâlike hudallâhi yehdî bihî men yeşâu, ve men yudlilillâhu fe mâ lehu min hâd(hâdin).
Allah, kelâmın en güzelini (Kur’ân’ı, icaz, hikmet ve belâğatta, âyetleri) birbirine benzeyen ve (hikmetine binâen), tekrarlanan (kıssa ve öğütlerle dolu) bir kitap olarak vahyetti. Rablerinden korkanların, (Kur’ân’daki, tehdit ve azap âyetlerini okuduklarında ya da duyduklarında,) ondan derileri ürperir. Sonra (rahmet âyetlerini okuduklarında ya da duyduklarında ise) Allah’ın zikriyle (rahmet âyetleriyle) derileri ve kalpleri yumuşayıp huzura kavuşur. İşte bu (Kur’ân, insanlar için) Allah’ın hidâyet rehberidir, hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf eden kimseleri, onunla doğru yola iletir. (Israrla hakkı inkâr ettiğinden dolayı,) Allah kimi (cüz’î irâdesi ile tercih etmiş olduğu) sapkınlık üzere bırakırsa, artık onu doğru yola iletecek, hiçbir kimse yoktur.— E. Demiryent