فَلِذٰلِكَ فَادْعُۚ وَاسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَۚ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَهُمْۚ وَقُلْ اٰمَنْتُ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنْ كِتَابٍۚ وَاُمِرْتُ لِاَعْدِلَ بَيْنَكُمْۜ اَللّٰهُ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْۜ لَـنَٓا اَعْمَالُنَا وَلَكُمْ اَعْمَالُكُمْۜ لَا حُجَّةَ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْۜ اَللّٰهُ يَجْمَعُ بَيْنَنَاۚ وَاِلَيْهِ الْمَص۪يرُۜ ٥١
Fe li zâlike fed’u vestekım kemâ umirt(umirte), ve lâ tettebi’ ehvâehum, ve kul âmentu bi mâ enzelallâhu min kitâb(kitâbin), ve umirtu li a’dile beynekum, allâhu rabbunâ ve rabbukum, lenâ a’mâlunâ ve lekum a’mâlukum, lâ huccete beynenâ ve beynekum, allâhu yecmeubeynenâ, ve ileyhil masîr(masîru).
Şu hâlde, (Habibim!) Sen (ehl-i kitabı, İslâm dinine) davet et! Emrolunduğun gibi dosdoğru ol (maya devam et). Onların hevâ ve heveslerine uyma (yacağını, onlara izhâr etmek üzere) şöyle de: “Ben, Allah’ın, (peygamberleri aracılığı ile kullarına) gönderdiği her Kitâb’ (ın aslın) a inandım ve aranızda (Allah’ın emrettiği şekilde) adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. (Bütün noksan sıfatlardan münezzeh olan) Allah, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. (Sorumluluk ve sonuçları itibariyle) bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size aittir. (Ey ehl-i kitap! Benim peygamberliğim, tebliğ ettiğim hükümler ve bana vahyolunan Kur’ân, haktır. Bunca hakikatten sonra artık) bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. (Siz İslâm dinini inatla inkâr ediyorsunuz. Ancak şunu unutmayın ki, mahşerde) Allah, hepimizi bir araya toplayacaktır. Dönüş, (hesap vermek üzere) ancak O’ (nun manevi huzuru) nadır.— E. Demiryent