اِنْ هِيَ اِلَّٓا اَسْمَٓاءٌ سَمَّيْتُمُوهَٓا اَنْتُمْ وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ بِهَا مِنْ سُلْطَانٍۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَمَا تَهْوَى الْاَنْفُسُۚ وَلَقَدْ جَٓاءَهُمْ مِنْ رَبِّهِمُ الْهُدٰىۜ ٣٢
İn hiye illâ esmâun semmeytumûhâ entum ve âbâukum mâ enzelallâhu bihâ min sultân(sultânin), in yettebiûne illez zanne ve mâ tehvel enfus(enfusu), ve lekad câehum min rabbihimul hudâ.
Allah’ı ilâh edinmekle birlikte, (Allah’a şirk koşup) taptıklarınız, sizin ve atalarınızın (putlara takmak üzere) uydurmuş olduğu (birtakım) isimlerden ibarettir ki, Allah, onlar hakkında, (o putlara tapılacağına ve onlar için ibadet yapılacağına dair) hiçbir delil/hüküm bildirmemiştir. Ve kasem olsun ki, onlara (müşriklere) Rabb’lerinden doğru yolu gösterici (bir peygamber) geldiği halde, onlar (inatla) yalnızca zanna ve nefislerinin arzusuna tâbi oluyorlar.— E. Demiryent