1
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا عَدُوّ۪ي وَعَدُوَّكُمْ اَوْلِيَٓاءَ تُلْقُونَ اِلَيْهِمْ بِالْمَوَدَّةِ وَقَدْ كَفَرُوا بِمَا جَٓاءَكُمْ مِنَ الْحَقِّۚ يُخْرِجُونَ الرَّسُولَ وَاِيَّاكُمْ اَنْ تُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ رَبِّكُمْۜ اِنْ كُنْتُمْ خَرَجْتُمْ جِهَاداً ف۪ي سَب۪يل۪ي وَابْتِغَٓاءَ مَرْضَات۪ي تُسِرُّونَ اِلَيْهِمْ بِالْمَوَدَّةِۗ وَاَنَا۬ اَعْلَمُ بِمَٓا اَخْفَيْتُمْ وَمَٓا اَعْلَنْتُمْۜ وَمَنْ يَفْعَلْهُ مِنْكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَٓاءَ السَّب۪يلِ ١
Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettehızû aduvvî ve aduvvekum evliyâe, tulkûne ileyhim bil meveddeti ve kad keferû bi mâ câekum minel hakk(hakkı), yuhricûner resûle ve iyyâkum en tû’minû billâhi rabbikum, in kuntum harectum cihâden fî sebîlî vebtigâe merdâtî tusirrûne ileyhim bil meveddeti ve ene a’lemu bi mâ ahfeytum ve mâ a’lentum, ve men yef’alhu minkum fe kad dalle sevâes sebîl(sebîli).
Ey îmân edenler! (Resûlümüz Muhammed’i ve tebliğ ettiklerini inkâr etmek sûretiyle) Bana ve size düşman olan kimseleri (asla) dost edinmeyin. Siz (safça, Mekke’deki müşrik akrabalarınıza duyduğunuz akrabalık sevgisi sebebi ile onları korumak adına) onlara (Kureyş’in ileri gelen müşriklerine, Mekke’nin fethi için yapılan cihat hazırlıklarına dair gizlice) haber ulaştırıyorsunuz. Hâlbuki onlar, size (bütün insanlara ve cinlere) gelen hakkı inkâr ettiler ve Rabbiniz olan Allah’a (tevhid üzere) îmân ettiniz diye Resûlü’nü ve sizi yurdunuzdan (Mekke’den) çıkardılar. Mademki siz, benim yolumda cihat etmek ve benim rızamı kazanmak için (Mekke’den Medine’ye) hicret ettiniz, o hâlde nasıl olurda (sırf) akrabalık bağı nedeniyle onlara (müşriklere, savaş) sırlarınızı iletirsiniz? Ben sizin gizli ve açık her şeyinizi bilirim. Artık sizden kim (bu uyarıdan sonra) böyle bir şey yaparsa, iyi bilsin ki, o dosdoğru yoldan sapmış olur.— E. Demiryent
60:1