Enfal 75 Ayet 9. Cüz الأنفال
8

Enfal

— Ganimetler
75 Ayet 9. Cüz
الأنفال
8
Enfal
75 Ayet
الأنفال
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْاَنْفَالِۜ قُلِ الْاَنْفَالُ لِلّٰهِ وَالرَّسُولِۚ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْۖ وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُٓ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ ١
Yes’elûneke anil enfâl(enfâli), kulil enfâlu lillâhi ver resûl(resûli), fettekullâhe ve aslihû zâte beynikum ve etîûllâhe ve resûlehû in kuntum mu’minîn(mu’minîne).
(Ey Muhammed) Sana savaş ganimetlerinden (onların taksiminden) sorarlar. De ki: Ganimetler, Allah'ın ve Resulünündür. (Allah nasıl emrederse, Peygamber de ona göre taksim eder) O halde (gerçekten mümin) iseniz, Allah’tan korkun. (O’nun emirlerine, peygamberinin taksimine karşı gelmeyin) Aranızda çıkan anlaşmazlıkları (ona baş vurarak) halledin ve Allah ve Resulüne itaat edin!— O. Kuntman
8:1
2
اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَاِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ اٰيَاتُهُ زَادَتْهُمْ ا۪يمَاناً وَعَلٰى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَۚ ٢
İnnemâl mu'minûnellezîne izâ zukirallâhu vecilet kulûbuhum ve izâ tuliyet aleyhim âyâtuhu zâdethum îmânen ve alâ rabbihim yetevekkelûn(yetevekkelûne).
(Gerçek) müminler o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri titrer, kendilerine O'nun ayetleri okunduğu zaman imanlarım artırır, (kalben tasdikleri artar, kuvvet bulur ki, bu açıdan her mümin eşit değildir. Elbette bir çok deliller ile mücehhez, dini hükümlerin ulviyetini ve hikmetini idrak eden zatların imanları farklıdır.) ve onlar yalnız Rablerine güvenip dayanırlar. (başarılarını O’ndan beklerler)— O. Kuntman
8:2
3
اَلَّذ۪ينَ يُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۜ ٣
Ellezîne yukîmûnes salâte ve mimmâ razaknâhum yunfikûn(yunfikûne).
Onlar ki, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz azıklardan (Allah yolunda, rızasını kazanmak için) harcarlar.— O. Kuntman
8:3
4
اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَـقاًّۜ لَهُمْ دَرَجَاتٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَمَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَر۪يمٌۚ ٤
Ulâike humul mu’minûne hakkâ(hakkan), lehum deracâtun inde rabbihim ve magfiratun ve rızkun kerîm(kerîmun).
İşte onlar (gerçek) müminlerin ta kendileridir! Onlar için (ahirette) Rableri katında nice yüksek dereceler, bağışlarıma ve tükenmez rızık vardır, (ki iman ile salih amelin asıl mükâfatı bunlardır, bunların yanında, dünya malı ve savaş ganimetleri pek değersiz kalır)— O. Kuntman
8:4
5
كَمَٓا اَخْرَجَكَ رَبُّكَ مِنْ بَيْتِكَ بِالْحَقِّۖ وَاِنَّ فَر۪يقاً مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ لَكَارِهُونَۙ ٥
Kemâ ahraceke rabbuke min beytike bil hakkı ve inne ferîkan minel mu’minîne le kârihûn(kârihûne).
(Hatırlarsın) Rabbin seni hak uğrunda evinden (savaşa) çıkarmıştı, müminlerden bir kısmı ise bunu, (öyle az bir kuvvet ile düşmana karşı çıkmayı hiç de) hoş görmüyorlardı.— O. Kuntman
8:5
6
يُجَادِلُونَكَ فِي الْحَقِّ بَعْدَ مَا تَبَيَّنَ كَاَنَّمَا يُسَاقُونَ اِلَى الْمَوْتِ وَهُمْ يَنْظُرُونَۜ ٦
Yucadilûneke fîl hakkı ba'de mâ tebeyyene ke ennemâ yusâkûne ilâl mevti ve hum yanzurûn(yanzurûne).
Hak (yolunda cihadın gerekli olduğu, senin duyurun ile) apaçık ortaya çıktığı halde, -sanki göz göre göre (boşuna) ölüme sürükleniyorlarmış gibi- (cihad hususunda) seninle tartışıyorlardı.— O. Kuntman
8:6
7
وَاِذْ يَعِدُكُمُ اللّٰهُ اِحْدَى الطَّٓائِفَتَيْنِ اَنَّهَا لَكُمْ وَتَوَدُّونَ اَنَّ غَيْرَ ذَاتِ الشَّوْكَةِ تَكُونُ لَكُمْ وَيُر۪يدُ اللّٰهُ اَنْ يُحِقَّ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِه۪ وَيَقْطَعَ دَابِرَ الْكَافِر۪ينَۙ ٧
Ve iz yaıdukumullâhu ihdât tâifeteyni ennehâ lekum, ve teveddûne enne gayra zâtiş şevketi tekûnu lekum, ve yurîdullâhu en yuhıkkal hakka bi kelimâtihî ve yaktaa dâbiral kâfirîn(kâfirîne).
(Ey iman edenler. Bedir savaşını) Hatırlayın ki, Allah size "İki galebeden biri, şüphe yok ki sizindir" diye vadediyordu. (Birisi Kureyş ordusuydu, diğeriyse -kırk süvari ile korunan- Şamdan gelen kervandı) Siz güçsüz olan kervanın sizin olmasını (şan ve şerefi olmayan küçük şeyler) arzu ediyordunuz. Allah ise, ayetleri ile (size yapacağı ilahi yardım ile) hakkı meydana çıkarmak ve kafirlerin kökünü kurutmayı murad ediyordu.— O. Kuntman
8:7
8
لِيُحِقَّ الْحَقَّ وَيُبْطِلَ الْبَاطِلَ وَلَوْ كَرِهَ الْمُجْرِمُونَۚ ٨
Li yuhıkkal hakka ve yubtılel bâtıle ve lev kerihel mucrimûn(mucrimûne).
(Böylece) O günahkarların (müşriklerin) hoşuna gitmese de hak (İslam) galip gelecek, bâtılı ortadan kaldıracaktı!— O. Kuntman
8:8
9
اِذْ تَسْتَغ۪يثُونَ رَبَّكُمْ فَاسْتَجَابَ لَكُمْ اَنّ۪ي مُمِدُّكُمْ بِاَلْفٍ مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ مُرْدِف۪ينَ ٩
İz testegîsûne rabbekum festecâbe lekum ennî mumiddukum bi elfin minel melâiketi murdifîn(murdifîne).
(Gene) Hatırlayın ki, (savaşın en kızgın bir anında) Rabbinizden imdat diliyordunuz, O da, (duanızı kabul etti) "Ardarda inen bin melek ile size yardım edeceğim" buyurdu.— O. Kuntman
8:9
10
وَمَا جَعَلَهُ اللّٰهُ اِلَّا بُشْرٰى وَلِتَطْمَئِنَّ بِه۪ قُلُوبُكُمْۚ وَمَا النَّصْرُ اِلَّا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ۟ ٠١
Ve mâ cealehullâhu illâ buşrâ ve li tatmainne bihî kulûbukum ve mân nasru illâ min indillâh(indillâhi), innallâhe azîzun hakîm(hakîmun).
Allah ise bu yardımı sırf, sizlere müjde olsun, (Rabbimiz niyazımızı kabul etti, diyerek) kalbiniz huzura kavuşsun, diye yaptı. Oysa şüphe yok ki, yardım (ve zafer) ancak Allah katındandır. (Yoksa bir melek ile bile dünyanın altını üstüne getirirdi) Çünkü Allah, herşeye gücü yetendir, hüküm ve hikmet sahibidir.— O. Kuntman
8:10
11
اِذْ يُغَشّ۪يكُمُ النُّعَاسَ اَمَنَةً مِنْهُ وَيُنَزِّلُ عَلَيْكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً لِيُطَهِّرَكُمْ بِه۪ وَيُذْهِبَ عَنْكُمْ رِجْزَ الشَّيْطَانِ وَلِيَرْبِطَ عَلٰى قُلُوبِكُمْ وَيُثَبِّتَ بِهِ الْاَقْدَامَۜ ١١
İz yugaşşîkumun nuâse emeneten minhu ve yunezzilu aleykum mines semâi mâen li yutahhirakum bihî ve yuzhibe ankum riczeş şeytâni ve li yarbıta alâ kulûbikum ve yusebbite bihil akdâm(akdâme).
O sırada katından bir güven ve esenlik olmak üzere, size uyku sardırıyordu ve sizleri (bedensel kirlerden) temizlemek, şeytanın vesvesesini sizlerden gidermek, kalblerinize şevk ve kuvvet aşılayarak düşmana karşı direnme gücü vermek için de (hiç umulmadık bir anda) gökten üzerinize yağmur (rahmet) indiriyordu.— O. Kuntman
8:11
12
اِذْ يُوح۪ي رَبُّكَ اِلَى الْمَلٰٓئِكَةِ اَنّ۪ي مَعَكُمْ فَثَبِّتُوا الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۜ سَاُلْق۪ي ف۪ي قُلُوبِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا الرُّعْبَ فَاضْرِبُوا فَوْقَ الْاَعْنَاقِ وَاضْرِبُوا مِنْهُمْ كُلَّ بَنَانٍۜ ٢١
İz yûhî rabbuke ilâl melâiketi ennî meakum fe sebbitûllezîne âmenû, se ulkî fî kulûbillezîne keferûr ru'be fadribû fevkal a'nâkı vadribû minhum kulle benân(benânin).
Ve Rabbin meleklere de: "Kuşkusuz ben sizinle beraberim, müminlere sebat verin (onların düşmana karşı direnmelerini sağlayın) diye vahyetti ve (müminlere) "Ben kafirlerin kalplerine elbette korku salacağım, o zaman siz de hemen onların boyunlarının üstüne ve parmaklarına (kılıçlarınızla) vurun (onları saf dışı bırakın)" buyurdu.— O. Kuntman
8:12
13
ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ شَٓاقُّوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُۚ وَمَنْ يُشَاقِقِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَاِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ ٣١
Zâlike bi ennehum şâkkullâhe ve resûlehu, ve men yuşâkıkıllâhe ve resûlehu fe innallâhe şedîdul ıkâb(ıkâbi).
Bunun (kuvvetli oldukları halde, kafirleri böyle yenilgiye uğratmamızın) sebebi, onların Allah'a ve Resulüne karşı gelmeleridir, kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse bilsin ki, Allah cezası çok çetin olandır.— O. Kuntman
8:13
14
ذٰلِكُمْ فَذُوقُوهُ وَاَنَّ لِلْكَافِر۪ينَ عَذَابَ النَّارِ ٤١
Zâlikum fe zûkûhu ve enne lil kâfirîne azâben nâr(nâri).
(Ey kafirler) İşte gördünüz. Şimdi (bu dünyadaki) azabı tadın. Muhakkak ki, kafirlere (ahirette) bir de cehennem azabı vardır.— O. Kuntman
8:14
15
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا لَق۪يتُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا زَحْفاً فَلَا تُوَلُّوهُمُ الْاَدْبَارَۚ ٥١
Yâ eyyuhâllezîne âmenû izâ lekîtumullezîne keferû zahfen fe lâ tuvellûhumul edbâr(edbâra).
Ey iman edenler, -sizden sayıca üstün de olsa- toplu olarak düşmanla karşılaştığınız zaman, onlara arkanızı dönmeyin, (kaçmayın)— O. Kuntman
8:15
16
وَمَنْ يُوَلِّهِمْ يَوْمَئِذٍ دُبُرَهُٓ اِلَّا مُتَحَرِّفاً لِقِتَالٍ اَوْ مُتَحَيِّزاً اِلٰى فِئَةٍ فَقَدْ بَٓاءَ بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِ وَمَأْوٰيهُ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ ٦١
Ve men yuvellihim yevme izin duburahû illâ muteharrifen li kıtâlin ev mutehayyizen ilâ fietin fe kad bâe bi gadabin minallâhi ve me’vâhu cehennem(cehennemu), ve bi’sel masîr(masîru).
Tekrar dönüp çarpışmak için geri çekilme ve diğer bir bölüğe ulaşıp mevzi tutma dışında kim öyle bir günde düşmana arkasını dönüp kaçmaya yeltenirse o muhakkak Allah katından bir gazabı hak eder, onun (ahirette) yurdu ancak cehennemdir, orası ne kadar kötü bir son duraktır!— O. Kuntman
8:16
17
فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ قَتَلَهُمْۖ وَمَا رَمَيْتَ اِذْ رَمَيْتَ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ رَمٰىۚ وَلِيُبْلِيَ الْمُؤْمِن۪ينَ مِنْهُ بَلَٓاءً حَسَناًۜ اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ ٧١
Fe lem taktulûhum ve lâkinnallâhe katelehum, ve mâ rameyte iz rameyte ve lâkinnallâhe ramâ, ve li yubliyel mu’minîne minhu belâen hasenâ(hasenen), innallâhe semîun alîm(alîmun).
(Ey iman edenler biliniz ki gerçekte) Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü. (O, yardım etmeseydi sizler yenilmiştiniz. Ey Muhammed, o bir avuç toprağı düşmanların yüzüne) Atan da sen değildin, fakat onu da Allah attı. (Emri veren, o kum zerrelerini her birinin gözüne isabet ettirerek onları bozguna uğratan O idi.) Bunu (bu yardımları Allah) müminleri güzel bir imtihan ile denemek için yaptı, (ki, Rablerinin yardımı sayesinde üstün geldiklerinin bilincine varsınlar ve Onun bu nimetini hiç unutmayıp daima şükretsinler ve ganimet sevdasından vazgeçsinler) Şüphe yok ki Allah, herşeyi hakkıyle işitendir, her şeyi hakkıyle bilendir.— O. Kuntman
8:17
18
ذٰلِكُمْ وَاَنَّ اللّٰهَ مُوهِنُ كَيْدِ الْكَافِر۪ينَ ٨١
Zâlikum ve ennallâhe mûhinu keydil kâfirîn(kâfirîne).
İşte bu (takdiri, her zaman) böyledir. Allah, kafirlerin hile ve tuzaklarını boşa çıkarır!. (Onlar, müminleri zayıf bulduk, tuzağımıza düşürdük diye sevinirler. Fakat Allah'ın yardımı sayesinde müminler gâlip gelir, onlar ise perişan olup kaçarlar)— O. Kuntman
8:18
19
اِنْ تَسْتَفْتِحُوا فَقَدْ جَٓاءَكُمُ الْفَتْحُۚ وَاِنْ تَنْتَهُوا فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۚ وَاِنْ تَعُودُوا نَعُدْۚ وَلَنْ تُغْنِيَ عَنْكُمْ فِئَتُكُمْ شَيْـٔاً وَلَوْ كَـثُرَتْۙ وَاَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُؤْمِن۪ينَ۟ ٩١
İn testeftihû fe kad câekumul fethu, ve in tentehû fe huve hayrun lekum, ve in teûdû naud, ve len tugniye ankum fietukum şey'en ve lev kesuret ve ennallâhe meal mu'minîn(mu'minîne).
(Ey iman edenler) Eğer siz (gerçekten) fetih (zafer) istiyor idiyseniz, işte size zafer geldi. Şayet (bundan ibret alıp da ganimet sevdasından ve Peygambere karşı gelmekten tümüyle) vaz geçerseniz, (biliniz ki) bu sizin için daha hayırlıdır. Fakat yine dönerseniz. (Peygambere karşı, o kötü davranışları tekrarlarsanız haberiniz olsun ki, savaşta) Topluluğunuz çok da olsa size hiçbir yarar sağlamaz. (Rabbinizden yardım gelmez.) Çünkü Allah (emir ve yasaklarına uyan) müminlerle beraberdir.— O. Kuntman
8:19
20
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَوَلَّوْا عَنْهُ وَاَنْتُمْ تَسْمَعُونَۚ ٠٢
Yâ eyyuhâllezîne âmenû etîullâhe ve resûlehu ve lâ tevellev anhu ve entum tesmeûn(tesmeûne).
Ey iman edenler, Allah'a ve Resulüne itaat edin. (Peygamberin cihad çağrısını) duyduğunuz halde, ondan yüz çevirmeyin, (duymamazlıktan gelmeyin)— O. Kuntman
8:20
21
وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ قَالُوا سَمِعْنَا وَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ ١٢
Ve lâ tekûnû kellezîne kâlû semi’nâ ve hum lâ yesmeûn(yesmeûne).
Siz öyle kimseler (münafıklar) gibi olmayın ki, (Peygamberin cihad çağırısını umursamadıkları halde) İşittik, derler, oysa onlar işitmezler! (işitmiş sayılmazlar, çünkü emre hiç riayet etmezler)— O. Kuntman
8:21
22
اِنَّ شَرَّ الدَّوَٓابِّ عِنْدَ اللّٰهِ الصُّمُّ الْبُكْمُ الَّذ۪ينَ لَا يَعْقِلُونَ ٢٢
İnne şerred devâbbi indallâhis summul bukmullezîne lâ ya’kılûn(ya’kılûne).
Şüphe yok ki Allah katında -yeryüzünde yaşayan canlıların en kötüsü- o sağırlar, o dilsizlerdir (münafıklardır) ki, (hakk'ın İslam'da olduğunu) akıl edemezler, (kulakları olduğu halde duymamazlıktan gelirler, dilleri olduğu halde gerçeği söylemekten kaçınırlar.)— O. Kuntman
8:22
23
وَلَوْ عَلِمَ اللّٰهُ ف۪يهِمْ خَيْراً لَاَسْمَعَهُمْۜ وَلَوْ اَسْمَعَهُمْ لَتَوَلَّوْا وَهُمْ مُعْرِضُونَ ٣٢
Ve lev alimallâhu fî him hayran le esmeahum, ve lev esmeahum le tevellev ve hum mu'ridûn (mu'ridûne).
Allah şayet onlardan bir hayır görseydi elbet işittirirdi! (Onlar da, tasdiki dillerinde bırakmayıp, kalben de tasdik etmeye zerre emare görseydi, elbet onlara tevbe nasip eder, Peygambere itaat etmelerini sağlardı) Fakat işittirmiş olsaydı bile, yine onlar (tevbelerini bozar, imandan) yüz çevirerek (eski hallerine muhakkak) dönerlerdi! (çünkü onların kalplerinde nifak hastalığı vardı, huylarından asla vazgeçmezlerdi)— O. Kuntman
8:23
24
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اسْتَج۪يبُوا لِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ اِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْي۪يكُمْۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِه۪ وَاَنَّـهُٓ اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ ٤٢
Yâ eyyuhâllezîne âmenûstecîbû lillâhi ve lir resûli izâ deâkum limâ yuhyîkûm, va'lemû ennallâhe yehûlu beynel mer'i ve kalbihî ve ennehû ileyhi tuhşerûn (tuhşerûne).
(Ey iman edenler, Allah ve Resulü) Sizi, hayat verecek şeylere, (Rabbinizin her emrine, özellikle Allah yolunda cihada) çağırdığı zaman, Allah ve Resulüne (O’nun Peygamber vasıtasıyle yaptığı bu davete hemen) uyun, (seve seve gönüllü olarak Allah yolunda cihada katılın) Ve biliniz ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer, (size şah damarınızdan daha yakındır -Kaf/16 ve unutmayınız ki, sonunda) O'nun huzurunda toplanacaksınız.— O. Kuntman
8:24
25
وَاتَّقُوا فِتْنَةً لَا تُص۪يبَنَّ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَٓاصَّةًۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ ٥٢
Vettekû fitneten lâ tusîbennellezîne zalemû minkum hâssah (hâssaten), va'lemû ennallâhe şedîdul ıkâb(ıkâbi).
Ve öyle bir fitneden (halkın cihada katılmasını engelleme teşebbüsünden) sakınınız ki, (onun maddi ve manevi zararı) içinizden sadece zulmedenlere (o fitneyi çıkaran münafıklara) dokunmakla kalmaz, (bütün topluma sirayet eder ve o zaman toplumun her ferdi de fitneden sorumlu olur. Çünkü, toplumda beliren kötülükleri men etmeye çalışmak da her ferdin görevidir)— O. Kuntman
8:25
26
وَاذْكُـرُٓوا اِذْ اَنْتُمْ قَل۪يلٌ مُسْتَضْعَفُونَ فِي الْاَرْضِ تَخَافُونَ اَنْ يَتَخَطَّفَكُمُ النَّاسُ فَاٰوٰيكُمْ وَاَيَّدَكُمْ بِنَصْرِه۪ وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ٦٢
Vezkurû iz entum kalîlun mustad'afûne fîl ardı tehâfûne en yetehattafekumun nâsu fe âvâkum ve eyyedekum bi nasrihî ve razakakum minet tayyibâtî leallekum teşkurûn(teşkurûne).
(Ey iman edenler) Hatırlayın ki, siz bir zaman yeryüzünde (Mekke'de) azınlıkta idiniz, kuvvetten yoksundunuz zayıf kimseler idiniz. İnsanların (Mekke müşriklerinin) sizi tutup kapmasından (sizi yok etmesinden) korkuyordunuz. (Sizler böyle perişan durumda iken) sonra (Rabbiniz) sizi (Medine'ye yerleştirdi) size yer yurt verdi, yardımıyla destekledi, (düşmana üstün kıldı) ve şükredesiniz diye size temizinden rızıklar ihsan etti, (ganimet mallarını size helal kıldı, oysa sizden evvelki ümmetlere helal kılınmamıştı)— O. Kuntman
8:26
27
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَخُونُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَ وَتَخُونُٓوا اَمَانَاتِكُمْ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ ٧٢
Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tehûnûllâhe ver resûle ve tehûnû emânâtikum ve entum ta'lemûn(ta'lemûne).
Ey iman edenler, Allah'a ve Peygambere hainlik etmeyin! (topladığınız ganimetler de, size emanet edilen birer devlet malıdır, onları derhal toplandığı mahalle gidip teslim ediniz.) Yoksa bile bile kendi emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz! (Çünkü onlar, zamanı geldiğinde Peygamber vasıtasıyle muhtaç olanlarınıza Allah'ın emrettiği şekilde taksim edilecektir.)— O. Kuntman
8:27
28
وَاعْلَمُٓوا اَنَّـمَٓا اَمْوَالُكُمْ وَاَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌۙ وَاَنَّ اللّٰهَ عِنْدَهُٓ اَجْرٌ عَظ۪يمٌ۟ ٨٢
Va'lemû ennemâ emvâlukum ve evlâdukum fitnetun ve ennallâhe indehû ecrun azîm(azîmun).
Biliniz ki kuşkusuz, mallarınız ve çocuklarınız (sizler için birer) imtihandır. (Onlara karşı muhabbetiniz, sakın sizi Rabbinizin emirlerine karşı gelmeye sevk etmesin, haberiniz olsun ki) Asıl büyük mükafat, şüphe yok ki, (bu fani dünyada değil) ancak Allah katındadır.— O. Kuntman
8:28
29
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ تَتَّقُوا اللّٰهَ يَجْعَلْ لَكُمْ فُرْقَاناً وَيُكَفِّرْ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ ذُوالْفَضْلِ الْعَظ۪يمِ ٩٢
Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).
Ey iman edenler, Eğer Allah’tan korkarsanız, O size, iyi ile kötüyü ayırd edecek bir akıl ihsan eder, suçlarınızı örter ve sizi bağışlar, Allah büyük bir lutuf ve kerem sahibidir.— O. Kuntman
8:29
30
وَاِذْ يَمْكُرُ بِكَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِيُثْبِتُوكَ اَوْ يَقْتُلُوكَ اَوْ يُخْرِجُوكَۜ وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ خَيْرُ الْمَاكِر۪ينَ ٠٣
Ve iz yemkuru bikellezîne keferû li yusbitûke ev yaktulûke ev yuhricûke ve yemkurûne ve yemkurullâh(yemkurullâhu), vallâhu hayrul mâkirîn(mâkirîne).
(Ey Muhammed) Hatırla ki bir vakit o (Mekkeli) kafirler, ya seni tutup bağlamak, ya öldürmek veya (yurdundan) çıkarmak için tuzak kurarlarken, Allah da onların tuzaklarını boşa çıkarıyordu. (Cebrail a.s. vasıtasıyle sana haber veriyordu sen de Mekke'den ayrılıyordun) Çünkü Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır. (Allah Teala elbette, hile ve tuzak kurmaktan münezzehtir. O’nun işi hayırdır, hile ve tuzağı geçersiz kılmaktan ibarettir)— O. Kuntman
8:30
Yükleniyor...
Enfal
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle