خَلَقَ السَّمٰوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا وَاَلْقٰى فِي الْاَرْضِ رَوَاسِيَ اَنْ تَم۪يدَ بِكُمْ وَبَثَّ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ دَٓابَّةٍۜ وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ كَر۪يمٍ ٠١
Halakas semâvâti bi gayri amedin terevnehâ ve elkâ fîl ardı revâsiye en temîde bikum ve besse fîhâ min kulli dâbbeh(dâbbetin), ve enzelnâ mines semâi mâen fe enbetnâ fîhâ min kulli zevcin kerîm(kerîmin).
(Elbette, Rabbiniz) Gökleri, gördüğünüz gibi direksiz (hiçbir direğe muhtaç olmadan eşsiz kudretiyle, eşsiz bir nizam kurarak) yarattı, (hareket ederken) sizi sarsmasın diye, yeryüzüne ağır baskılar (dağlar) yerleştirdi. Orada her çeşit hayvan -yarattı- yaydı. (Ey müşrikler, görmez misiniz) Biz gökten su indirip yeryüzünde size yarar sağlayan her bitkiden, çift çift bitirdik. (Nasıl oluyor da, Rabbinizin bu nimetlerine şükredeceğiniz yerde, O’na ortak koşabiliyorsunuz)— O. Kuntman