Hac 78 Ayet 17. Cüz الحج
22

Hac

— Hac
78 Ayet 17. Cüz
الحج
22
Hac
78 Ayet
الحج
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْۚ اِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَيْءٌ عَظ۪يمٌ ١
Yâ eyyuhen nâsuttekû rabbekum, inne zelzeletes sâati şey’un azîm(azîmun).
Ey insanlar, Rabbinizden korkun.. (Günü geldiğinde, dünyada yapmış olduğunuz her şeyin hesabını vereceğinizi unutmayın.. çünkü) Kıyametin sarsıntısı şüphe yok ki pek büyük bir şeydir.— O. Kuntman
22:1
2
يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّٓا اَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وَتَرَى النَّاسَ سُكَارٰى وَمَا هُمْ بِسُكَارٰى وَلٰكِنَّ عَذَابَ اللّٰهِ شَد۪يدٌ ٢
Yevme teravnehâ tezhelu kullu murdıatin ammâ erdaat ve tedau kullu zâti hamlin hamlehâ ve teren nâse sukârâ ve mâ hum bi sukârâ ve lâkinne azâballâhi şedîd(şedîdun).
Onu göreceğiniz gün; her emzikli kadın (başının derdine düşer de) emzirdiği bebeğini unutur. Her gebe kadın (dehşete kapılır da) çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş olmuş gibi görürsün, oysa sarhoş değildirler. Fakat Allah’ın azabı pek çetindir! (Bu yüzden, verecekleri hesabın korkusu onları bu hale getirir)— O. Kuntman
22:2
3
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللّٰهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّبِعُ كُلَّ شَيْطَانٍ مَر۪يدٍۙ ٣
Ve minen nâsi men yucâdilu fîllâhi bi gayri ilmin ve yettebiu kulle şeytânin merîd(merîdin).
(Bu hesap verme korkusunun sebebi) İnsanlardan kimi; Allah hakkında tartışır. (Melekler Allah'ın kızlarıdır, Kur'an geçmişlerin masallarıdır, Allah çürümüş cesetleri diriltmeye kadir değildir, der) ve azgın şeytanın ardına düşer! (Oysa)— O. Kuntman
22:3
4
كُتِبَ عَلَيْهِ اَنَّهُ مَنْ تَوَلَّاهُ فَاَنَّهُ يُضِلُّهُ وَيَهْد۪يهِ اِلٰى عَذَابِ السَّع۪يرِ ٤
Kutibe aleyhi ennehu men tevellâhu fe ennehu yudılluhu ve yehdîhi ilâ azâbis saîr(saîri).
Onun hakkında şu hüküm yazılmıştır. "Şeytan, kendisini dost edinen kimseyi doğru yoldan saptırır ve alevli ateşin -cehennemin- azabına sürükler!.."— O. Kuntman
22:4
5
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ ف۪ي رَيْبٍ مِنَ الْبَعْثِ فَاِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ مُخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ لِنُبَيِّنَ لَكُمْۜ وَنُقِرُّ فِي الْاَرْحَامِ مَا نَشَٓاءُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلاً ثُمَّ لِتَبْلُغُٓوا اَشُدَّكُمْۚ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفّٰى وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ اِلٰٓى اَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْلَا يَعْلَمَ مِنْ بَعْدِ عِلْمٍ شَيْـٔاًۜ وَتَرَى الْاَرْضَ هَامِدَةً فَاِذَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَٓاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَاَنْبَتَتْ مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَه۪يجٍ ٥
Yâ eyyuhen nâsu in kuntum fî raybin minel ba’si fe innâ halaknâkum min turâbin summe min nutfetin summe min alakatin summe min mudgatin muhallekatin ve gayri muhallekatin li nubeyyine lekum, ve nukırru fîl erhâmi mâ neşâu ilâ ecelin musemmen summe nuhricukum tıflen summe li teblugû eşuddekum ve minkum men yuteveffâ ve minkum men yuraddu ilâ erzelil umuri li keylâ ya’leme min ba’di ilmin şey’â(şey’an), ve terel arda hâmideten fe izâ enzelnâ aleyhel mâehtezzet ve rabet ve enbetet min kulli zevcin behîc(behîcin).
Ey İnsanlar, eğer siz öldükten sonra tekrar dirilmekten kuşkuda iseniz, şunu biliniz ki biz sizi ilkin topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan, sonra organları (önce belirsiz sonra belirlenmiş) canlı bir et parçasından yarattık ki size kudretimizi gösterelim. (Dilemediğimizi rahimde bekletmeden düşükle dışarı atarız) dilediğimizi ise, belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz, sonra sizi bir bebek olarak dünyaya getiririz. Sonra güçlü çağınıza ulaşmanız için sizi büyütürüz. İçinizden kimi vefat eder, kimi de ömrün en verimsiz çağma kadar ulaştırılır! (Böylece bilgili bir kimse iken, hiçbir şey bilmez bir hale gelir) (Ey insan) Sen yeryüzünü de kupkuru, ölü bir halde görürsün, fakat üzerine bir su indirdiğimizde o, kıpırdanır (canlanır) ve her çeşitten -ve her çiftten- iç açıcı güzel bitkiler verir! (İşte bunun gibi, ihtiyarlayıp bunamış hale gelen kimseler de, öldükten sonra diriltildiklerinde yepyeni bir bedenle tam şuurlu bir hale geleceklerdir)— O. Kuntman
22:5
6
ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْحَقُّ وَاَنَّهُ يُحْـيِ الْمَوْتٰى وَاَنَّهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌۙ ٦
Zâlike bi ennallâhe huvel hakku ve ennehu yuhyil mevtâ ve ennehu alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Çünkü Allah, hakk'ın ta kendisidir. Ölüleri O diriltir. Herşeye kâdirdir O!.— O. Kuntman
22:6
7
وَاَنَّ السَّاعَةَ اٰتِيَةٌ لَا رَيْبَ ف۪يهَاۙ وَاَنَّ اللّٰهَ يَبْعَثُ مَنْ فِي الْقُبُورِ ٧
Ve ennes sâate âtiyetun lâ raybe fîhâ ve ennallâhe yeb’asu men fîl kubûr(kubûri).
Kıyamet saati mutlaka gelecektir, onda asla kuşku yoktur. Muhakkak ki Allah, kabirlerde olanları diriltip kaldıracaktır.— O. Kuntman
22:7
8
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللّٰهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَابٍ مُن۪يرٍۙ ٨
Ve minen nâsi men yucâdilu fîllâhi bi gayri ilmin ve lâ huden ve lâ kitâbin munîr(munîrin).
8,9. İnsanlardan öyleleri vardır ki, ne bir bilgisi, ne bir delili (olmadığı) ne de aydınlatıcı (makbul) bir kitaba dayanmadığı halde sırf insanları Allah yolundan saptırmak için (boynunu eğip büker) böbürlenerek, Allah hakkında tartışmaya girer. (Rabbine noksan sıfatlar isnad etmeye yeltenir) Böyle bir kimseye; dünyada aşağılanma ve kıyamet gününde ise yangın (cehennem) azabını tattırırız!— O. Kuntman
22:8
9
ثَانِيَ عِطْفِه۪ لِيُضِلَّ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ لَهُ فِي الدُّنْيَا خِزْيٌ وَنُذ۪يقُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ عَذَابَ الْحَر۪يقِ ٩
Sâniye ıtfihî li yudılle an sebîlillâh(sebîlillâhi), lehu fid dunyâ hızyun ve nuzîkuhu yevmel kıyâmeti azâbel harîk(harîkı).
8,9. İnsanlardan öyleleri vardır ki, ne bir bilgisi, ne bir delili (olmadığı) ne de aydınlatıcı (makbul) bir kitaba dayanmadığı halde sırf insanları Allah yolundan saptırmak için (boynunu eğip büker) böbürlenerek, Allah hakkında tartışmaya girer. (Rabbine noksan sıfatlar isnad etmeye yeltenir) Böyle bir kimseye; dünyada aşağılanma ve kıyamet gününde ise yangın (cehennem) azabını tattırırız!— O. Kuntman
22:9
10
ذٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ يَدَاكَ وَاَنَّ اللّٰهَ لَيْسَ بِظَلَّامٍ لِلْعَب۪يدِ۟ ٠١
Zâlike bimâ kaddemet yedâke ve ennallâhe leyse bi zallâmin lil abîd(abîdi).
Ona: "Bunlar (çektiğin bu azaplar) senin (dünyadayken) işlemiş olduğun kötü amellerinin karşılığıdır" diye nida olunur. Şüphe yok ki Allah, kullarına zulmedici değildir.— O. Kuntman
22:10
11
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَعْبُدُ اللّٰهَ عَلٰى حَرْفٍۚ فَاِنْ اَصَابَهُ خَيْرٌۨ اطْمَاَنَّ بِه۪ۚ وَاِنْ اَصَابَتْهُ فِتْنَةٌۨ انْقَلَبَ عَلٰى وَجْهِه۪۠ خَسِرَ الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةَۜ ذٰلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُب۪ينُ ١١
Ve minen nâsi men ya’budullâhe alâ harf(harfın), fe in asâbehu hayrunıtmeenne bih(bihî), ve in asâbethu fitnetuninkalebe alâ vechihî, hasired dunyâ vel âhıreh(âhırete), zâlike huvel husrânul mubîn(mubînu).
İnsanlardan öyleleri de yardır ki; Allah'a bir yar kenarındaymış gibi ibadet eder! (Kuşku ve tereddüt içindedir) Ona bir iyilik dokunursa çok memnun olur. Başına bir bela geldiğinde ise, çehresi değişir. (Din ile imandan) yüz çevirir. Böyle bir kimse; dünyasını da, ahiretini de kaybetmiştir. İşte bu, apaçık zarara uğramanın ta kendisidir!— O. Kuntman
22:11
12
يَدْعُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَضُرُّهُ وَمَا لَا يَنْفَعُهُۜ ذٰلِكَ هُوَ الضَّلَالُ الْبَع۪يدُ ٢١
Yed’û min dûnillâhi mâ lâ yedurruhû ve mâ lâ yenfeuh(yenfeuhu), zâlike huved dalâlul baîd(baîdu).
(Çünkü Rabbine; böyle -yar kenarındaymış gibi, gönülsüz ve menfaat için- ibadet eden bir kişi; elbette Eyyub a.s. gibi sabredemez, imtihan başlamadan evvel imtihanı kaybeder ve) Allah'ı bırakıp da, kendisine ne yarar ne de zarar sağlamayacak şeylere yalvarır! (Onlardan medet umar; taştan heykellere, putlara tapınır!) Bu ise en büyük sapıklığın ta kendisidir!— O. Kuntman
22:12
13
يَدْعُوا لَمَنْ ضَرُّهُٓ اَقْرَبُ مِنْ نَفْعِه۪ۜ لَبِئْسَ الْمَوْلٰى وَلَبِئْسَ الْعَش۪يرُ ٣١
Yed’û le men darruhû akrabu min nef’ıh(nef’ıhî), le bi’sel mevlâ ve le bi’sel aşîr(aşîru).
(Evet) Kendisine zararı faydasından daha yakın olana tapınır. (Firavun, Nemrud gibi elebaşlarına tapınır, -sıkıntılarını gidermek için- onlardan maddi menfaat umar. Oysa elde ettiği bu menfaat dünyada ona az bir yarar sağlasa da, ahirette onun için en büyük zarar kaynağı olacaktır) Onun sığınıp menfaat için yalvardığı kimse, ne kötü bir yardımcı, ne kötü bir yoldaştır! (İnsanlardan öyleleri de vardır ki onlar Rablerine ve kıyamet gününe iman etmişlerdir, bunların ötekilerden ayırd edilmesi gerekmez mi? hiç buğday, samanla karıştırılıp yakılır mı?)— O. Kuntman
22:13
14
اِنَّ اللّٰهَ يُدْخِلُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ اِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يُر۪يدُ ٤١
İnnallâhe yudhılullezîne âmenû ve amilûs sâlihâti cennâtin tecrî min tahtihel enhâr(enhâru), innallâhe yef’alu mâ yurîd(yurîdu).
Şüphe yok ki Allah, iman eden ve sâlih ameller işleyenleri, ağaçlarının altından ırmaklar akan cennetlere koyar, kuşkusuz Allah, dilediğini yapar (hiç kimse haksızlığa uğramaz, çünkü en büyük ve en adil Hakim’dir O.)— O. Kuntman
22:14
15
مَنْ كَانَ يَظُنُّ اَنْ لَنْ يَنْصُرَهُ اللّٰهُ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ فَلْيَمْدُدْ بِسَبَبٍ اِلَى السَّمَٓاءِ ثُمَّ لْيَقْطَعْ فَلْيَنْظُرْ هَلْ يُذْهِبَنَّ كَيْدُهُ مَا يَغ۪يظُ ٥١
Men kâne yezunnu en len yensurehullâhu fîd dunyâ vel âhıreti felyemdud bi sebebin iles semâi summel yakta’ felyenzur hel yuzhibennekeyduhu mâ yagîz(yagîzu).
Kim, (Allah'ın) dünyada ve ahirette ona (Resulüne) yardım etmeyeceğini sanıyorsa, (öfkesinden çılgına dönüyorsa) varsın tavana ip uzatsın, kendisini assın. Bakalım, (onun kendini öldürmesi) kendisini öfkelendiren şeye, (Resulullah’ın gâlib gelmesine) engel olabilecek mi?— O. Kuntman
22:15
16
وَكَذٰلِكَ اَنْزَلْنَاهُ اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍۙ وَاَنَّ اللّٰهَ يَهْد۪ي مَنْ يُر۪يدُ ٦١
Ve kezâlike enzelnâhu âyâtin beyyinâtin ve ennallâhe yehdî men yurîd(yurîdu).
İşte biz Kur'an'ı (bütün insanları uyaran) apaçık ayetler olarak indirdik. Şüphe yok ki Allah, dilediğini hidayete erdirir!— O. Kuntman
22:16
17
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَالَّذ۪ينَ هَادُوا وَالصَّابِـ۪ٔينَ وَالنَّصَارٰى وَالْمَجُوسَ وَالَّذ۪ينَ اَشْرَكُواۗ اِنَّ اللّٰهَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدٌ ٧١
İnnellezîne âmenû vellezîne hâdû ves sâbiîne ven nasârâ vel mecûse vellezîne eşrekû innallâhe yafsılu beynehum yevmel kıyâmeh(kıyâmeti), innallâhe alâ kulli şey’in şehîd(şehîdun).
(Evet, Cenab-ı Hak, dilediğine hidayet eder ve dilediğini de hidayetten yoksun bırakır) Şüphe yok ki Allah, iman edenler, (ile) Yahudiler, Sâbiiler, Hıristiyanlar, Ateşe tapanlar ve Allah'a eş koşanlar arasında kıyamet günü kesin hükmünü verecektir.— O. Kuntman
22:17
18
Secde
اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يَسْجُدُ لَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ وَالنُّجُومُ وَالْجِبَالُ وَالشَّجَرُ وَالدَّوَٓابُّ وَكَث۪يرٌ مِنَ النَّاسِۜ وَكَث۪يرٌ حَقَّ عَلَيْهِ الْعَذَابُۜ وَمَنْ يُهِنِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ مُكْرِمٍۜ اِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يَشَٓاءُ ۩ ٨١
E lem tera ennallâhe yescudu lehu men fis semâvâti ve men fîl ardı veş şemsu vel kameru ven nucûmu vel cibâlu veş şeceru ved devabbu ve kesîrun minen nâs(nâsi), ve kesîrun hakka aleyhil azâb(azâbu), ve men yuhinillâhu fe mâ lehu min mukrim(mukrimin), innallâhe yef’alu mâ yeşâ’(yeşâu).(SECDE ÂYETİ)
(Ey Muhammed, aralarındaki farka) Bak!.. Göklerde olan herkes (her şey) ve yerde olan herkes (her şey) güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar ile hayvanlar (ister istemez zorunlu olarak) ve insanların bir kısmı (hür iradelerini iyiye kullananlar) gönüllü olarak Allah'a secde ediyor! Bir çoğu ise üzerine azap hak olmuştur! (Çünkü onlar hür iradelerini kötüye kullanmışlar, doğru yoldan sapmışlar, tevbe edip bağışlanma dilememişler ve bu yüzden Rableri de onları şeytanın tasallutundan korumamıştır) Allah kimi (böyle) hor kılarsa (rahmetinden yoksun bırakırsa) artık onu saadete kavuşturacak (hiç bir kuvvet) yoktur!. Şüphe yok ki Allah dilediğini yapar!— O. Kuntman
22:18
19
هٰذَانِ خَصْمَانِ اخْتَصَمُوا ف۪ي رَبِّهِمْۘ فَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا قُطِّعَتْ لَهُمْ ثِيَابٌ مِنْ نَارٍۜ يُصَبُّ مِنْ فَوْقِ رُؤُ۫سِهِمُ الْحَم۪يمُۚ ٩١
Hâzâni hasmânihtesamû fî rabbihim fellezîne keferû kuttıat lehum siyâbun min nâr(nârin), yusabbu min fevkı ruûsihumul hamîm(hamîmu).
İşte şu iki gurup (Rablerinin birliğine iman ederek, saygı secdesine kapanan müminlerle Rablerine ortak koşarak, taştan topraktan yaptıkları putlara tapınan müşrikler) Rableri hakkında birbirine dava açan, iki hasım zümre gibidir! (Elbette müminlere mükafat) o kafirlere ise, ateşten gömlekler biçilmiştir. Cehennemde başları üstünden kaynar su dökülecektir.— O. Kuntman
22:19
20
يُصْهَرُ بِه۪ مَا ف۪ي بُطُونِهِمْ وَالْجُلُودُۜ ٠٢
Yusheru bihî mâ fî butûnihim vel culûd(culûdu).
O kaynar suyla karınlarının içinde ne varsa hepsi ve derileri eritilir,— O. Kuntman
22:20
21
وَلَهُمْ مَقَامِعُ مِنْ حَد۪يدٍ ١٢
Ve lehum makâmıu min hadîd(hadîdin).
Demir kamçılar da onlar içindir!— O. Kuntman
22:21
22
كُلَّمَٓا اَرَادُٓوا اَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا مِنْ غَمٍّ اُع۪يدُوا ف۪يهَا وَذُوقُوا عَذَابَ الْحَر۪يقِ۟ ٢٢
Kullemâ erâdû en yahrucû minhâ min gammin uîdû fîhâ ve zûkû azâbel harîk(harîkı).
Çektikleri azaptan kurtulmak için her çaba gösterdiklerinde onlara; (kaçamazsınız) "Tadın bakalım bu yangın azabını" denilir.— O. Kuntman
22:22
23
اِنَّ اللّٰهَ يُدْخِلُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ يُحَلَّوْنَ ف۪يهَا مِنْ اَسَاوِرَ مِنْ ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤً۬اۜ وَلِبَاسُهُمْ ف۪يهَا حَر۪يرٌ ٣٢
İnnallâhe yudhılullezîne âmenû ve amilus sâlihâti cennâtin tecrî min tahtihel enhâru yuhallevne fîhâ min esâvira min zehebin ve lu’luâ(lu’luen), ve libâsuhum fîhâ harîr(harîrun).
Kuşkusuz, Allah iman edip sâlih ameller işleyenleri, ağaçları altından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Onlar orada, altın bilezikler ve inciler takınırlar, giydikleri elbiseler de ipektendir.— O. Kuntman
22:23
24
وَهُدُٓوا اِلَى الطَّيِّبِ مِنَ الْقَوْلِۗ وَهُدُٓوا اِلٰى صِرَاطِ الْحَم۪يدِ ٤٢
Ve hudû ilet tayyibî minel kavli ve hudû ilâ sırâtıl hamîd(hamîdi).
Onlar orada, sözün en güzelini işiteceklerdir.. (Orada sağlık temennileri ve selamla karşılanırlar -Furkan/75. "Onlara, Rahim olan Rabbleri- tarafından selam gelir." -Yasin/58-) Onlar; hamd'e layık olan Allah’ın doğru yoluna iletilmişlerdir.— O. Kuntman
22:24
25
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَيَصُدُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ الَّذ۪ي جَعَلْنَاهُ لِلنَّاسِ سَوَٓاءًۨ الْعَاكِفُ ف۪يهِ وَالْبَادِۜ وَمَنْ يُرِدْ ف۪يهِ بِـاِلْحَادٍ بِظُـلْمٍ نُذِقْهُ مِنْ عَذَابٍ اَل۪يمٍ۟ ٥٢
İnnellezîne keferû ve yasuddûne an sebîlillâhi vel mescidil harâmillezî cealnâhu lin nâsi sevâenil âkıfu fîhi vel bâd(bâdı), ve men yurid fîhi bi ilhâdin bi zulmin nuzıkhu min âzâbin elîm(elîmin).
Allah yolundan (özellikle) yerli yolcu bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram'dan alıkoyanlara ve orada halkı, zulümle yanlış yola saptırmaya yeltenenlere gelince, şüphe yok ki biz onlara, çok çetin bir azabı tattırırız! (Çünkü orası mukaddes bir beldedir, nitekim)— O. Kuntman
22:25
26
وَاِذْ بَوَّأْنَا لِاِبْرٰه۪يمَ مَكَانَ الْبَيْتِ اَنْ لَا تُشْرِكْ ب۪ي شَيْـٔاً وَطَهِّرْ بَيْتِيَ لِلطَّٓائِف۪ينَ وَالْقَٓائِم۪ينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ ٦٢
Ve iz bevve’nâ li ibrâhîme mekânel beyti en lâ tuşrik bî şey’en ve tahhir beytiye lit tâifîne vel kâimîne ver rukkais sucûd(sucûdi).
Bir zamanlar İbrahim'e; Kabe'nin yerini hazırlamış ve "Bana hiçbir şeyi ortak koşma, tavaf edenler, kıyama duranlar, rüku edenler ve secdeye varanlar için evimi temiz tut.— O. Kuntman
22:26
27
وَاَذِّنْ فِي النَّاسِ بِالْحَجِّ يَأْتُوكَ رِجَالاً وَعَلٰى كُلِّ ضَامِرٍ يَأْت۪ينَ مِنْ كُلِّ فَجٍّ عَم۪يقٍۙ ٧٢
Ve ezzin fîn nâsi bil hacci ye’tûke ricâlen ve alâ kulli dâmirin ye’tîne min kulli feccin amîk(amîkın).
İnsanları hacca çağır!.. Onlar gerek yaya, gerek binekler üzerinde, uzak vadilerden ve yollardan (yorgun, argın) aşarak sana (Kabe’yi ziyarete) gelsinler de;— O. Kuntman
22:27
28
لِيَشْهَدُوا مَنَافِـعَ لَهُمْ وَيَذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ ف۪ٓي اَيَّامٍ مَعْلُومَاتٍ عَلٰى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَه۪يمَةِ الْاَنْعَامِۚ فَكُلُوا مِنْهَا وَاَطْعِمُوا الْـبَٓائِسَ الْفَق۪يرَۘ ٨٢
Li yeşhedû menâfia lehum ve yezkurusmallâhi fî eyyâmin ma’lûmâtin alâ mâ rezakahum min behîmetil en’âm(en’âmi), fe kulû minhâ ve at’ımul bâisel fakîr(fakîre).
Kendileri için bir çok faydalara şahit olsunlar. (Çeşitli yörelerden gelen müslümanlar, birlikte ibadet ederek, birbiri ile kaynaşarak İslam birliğini korumaya çalışsınlar, birbirlerine yardım ederek eksikliklerini gidermeye çalışsınlar) Allah'ın onlara rızık olarak verdiği hayvanları, belli günlerde kurban ederek O'nun adını ansınlar!.. (Ev sahibi olarak) sizler de bunlardan yeyin ve yoksul fakirleri doyurun.— O. Kuntman
22:28
29
ثُمَّ لْيَقْضُوا تَفَثَهُمْ وَلْيُوفُوا نُذُورَهُمْ وَلْيَطَّوَّفُوا بِالْبَيْتِ الْعَت۪يقِ ٩٢
Summel yakdû tefesehum vel yûfû nuzûrahum vel yettavvefû bil beytil atîk(atîkı).
(Hac ibadetlerini verine getirdikten) Sonra kirlerini gidersinler ve adaklarını yerine getirsinler ve Kabe'yi tavaf etsinler!" diye emrederek İbrahim'e hac için gereken görevleri öğretmiştik.— O. Kuntman
22:29
30
ذٰلِكَۗ وَمَنْ يُعَظِّمْ حُرُمَاتِ اللّٰهِ فَهُوَ خَيْرٌ لَهُ عِنْدَ رَبِّه۪ۜ وَاُحِلَّتْ لَكُمُ الْاَنْعَامُ اِلَّا مَا يُتْلٰى عَلَيْكُمْ فَاجْتَنِبُوا الرِّجْسَ مِنَ الْاَوْثَانِ وَاجْتَنِبُوا قَوْلَ الزُّورِۙ ٠٣
Zâlike ve men yuazzım hurumâtillâhi fe huve hayrun lehu inde rabbih(rabbihî), ve uhıllet lekumul en’âmu illâ mâ yutlâ aleykum fectenibûr ricse minel evsâni vectenibû kavlez zûr(zûri).
İşte bunlar bir emirdir. Kim Allah’ın yasaklarına saygı gösterirse. (O’nun hükümlerine, emirlerine ve yasaklarına uyarak gereği gibi amel ederse) bu, Rabbinin katında kendisi için hayrın ta kendisidir! (Haram olduğu) Size bildirilenlerin dışında, bütün hayvanlar size helal kılınmıştır. O halde, (leş gibi gözle görülür maddi pisliklerden sakındığınız gibi, manevi pislik olan) pis putlardan sakının. (Hayvanları, Allah'ın adını anarak kesin, başka uydurma ilahların adına kesip de onları pis etmeyin, Kabe’yi putlardan temizleyin) Yalan sözden çekinin! (Yalan dolandan uzak durun)— O. Kuntman
22:30
Yükleniyor...
Hac
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle