وَبَشِّرِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ كُلَّمَا رُزِقُوا مِنْهَا مِنْ ثَمَرَةٍ رِزْقاًۙ قَالُوا هٰذَا الَّذ۪ي رُزِقْنَا مِنْ قَبْلُ وَاُتُوا بِه۪ مُتَشَابِهاًۜ وَلَهُمْ ف۪يهَٓا اَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَهُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ ٥٢
Ve beşşirillezîne âmenû ve amilûs sâlihâti enne lehum cennâtin tecrî min tahtihel enhâr(enhâru), kullemâ ruzikû minhâ min semeretin rızkan kâlû hâzellezî ruzıknâ min kabl(kablu) ve utû bihî muteşâbihâ(muteşâbihan), ve lehum fîhâ ezvâcun mutahharatun ve hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
(Ey Muhammed) İman edip salih ameller işleyenlere ise müjde ver ki, (ağaçlarının) altından ırmaklar akan cennetler onlarındır!.. Kendilerine o cennetlerden ne zaman bir meyva sunulsa, her defasında "bu evvelce de dünyada yediğimiz şeydi!" diyecekler. (Evet) Bu rızıklar onlara (bazı yönlerden dünyadakine) benzer olarak verilmiştir! (fakat aynısı değildir, dünyadaki saf olmayan, ahiretteki ise saftır, dünyadakiler posa bırakır, ahirettekiler ise tenden geçer ruha şevk ve haz verir, dünyadakiler bir müddet geçince çürür ve kokar, ahirettekiler ise, saflığını sonsuza dek korur) Orada onlar için tertemiz eşler de vardır! (ki o eşler de dünyadakilerden farklıdır, nurludurlar, saftırlar ki, dünyadaki şehvetlerin ahirette hiç yeri yoktur) Ve onlar cennetlerde sonsuza dek kalıcıdırlar!... (Kafirler verilen örnekleri ve bu teşbihleri hoş karşılamazlar da "temsiller, teşbihler Allah kelamına hiç yakışır mı?" derler)— O. Kuntman