Al-i İmran 200 Ayet 3. Cüz آل عمران
3

Al-i İmran

— İmran’ın ailesi
200 Ayet 3. Cüz
آل عمران
3
Al-i İmran
200 Ayet
آل عمران
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
الٓمٓۚ ١
Elif lâm mîm.
Elif. Lam. Mim.— O. Kuntman
3:1
2
اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۙ الْحَيُّ الْقَيُّومُۜ ٢
Allâhu lâ ilâhe illâ huvel hayyul kayyûm(kayyûmu).
Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur; Hayy ve Kayyum'dur O!— O. Kuntman
3:2
3
نَزَّلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَاَنْزَلَ التَّوْرٰيةَ وَالْاِنْج۪يلَۙ ٣
Nezzele aleykel kitâbe bil hakkı musaddikan limâ beyne yedeyhi ve enzelet tevrâte vel incîl(incîle).
3-4. (Ey Muhammed) Allah sana Kur'an'ı hak ile ve kendinden öncekileri tasdik edici olarak (tedricen) indirdi, bundan evvel Tevrat ile İncil’i indirmişti ki onlar insanlar için birer hidayetti! Furkan’ı da (Kur’an'da hak ile batılı birbirinden ayıran hükümleri de) indirdi, (ki nitekim Bakara suresinin ²⁵⁶. ayetinde artık hak ile batıl birbirinden ayrılmıştır..." buyurulmuştur) Allah'ın ayetlerini inkar edenler için çok çetin bir azap vardır; çünkü Allah, herşeye gücü yetendir ve (ayetlerini inkar edenlere hiç acımadan) çok şiddetli ceza verendir.— O. Kuntman
3:3
4
مِنْ قَبْلُ هُدًى لِلنَّاسِ وَاَنْزَلَ الْفُرْقَانَۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَد۪يدٌۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ ذُوانْتِقَامٍ ٤
Min kablu huden lin nâsi ve enzelel furkân(furkâne), innellezîne keferû bi âyâtillâhi lehum azâbun şedîd(şedîdun), vallâhu azîzun zuntikâm(zuntikâmin).
3-4. (Ey Muhammed) Allah sana Kur'an'ı hak ile ve kendinden öncekileri tasdik edici olarak (tedricen) indirdi, bundan evvel Tevrat ile İncil’i indirmişti ki onlar insanlar için birer hidayetti! Furkan’ı da (Kur’an'da hak ile batılı birbirinden ayıran hükümleri de) indirdi, (ki nitekim Bakara suresinin ²⁵⁶. ayetinde artık hak ile batıl birbirinden ayrılmıştır..." buyurulmuştur) Allah'ın ayetlerini inkar edenler için çok çetin bir azap vardır; çünkü Allah, herşeye gücü yetendir ve (ayetlerini inkar edenlere hiç acımadan) çok şiddetli ceza verendir.— O. Kuntman
3:4
5
اِنَّ اللّٰهَ لَا يَخْفٰى عَلَيْهِ شَيْءٌ فِي الْاَرْضِ وَلَا فِي السَّمَٓاءِۜ ٥
İnnallâhe lâ yahfâ aleyhi şey’un fîl ardı ve lâ fîs semâ’(semâi).
Şüphe yok ki, ne yerde ne de gökte hiç bir şey Allah'a gizli kalmaz, (kimin ayetlerini açıktan olsun veya kalbinde gizlesin inkar ettiğini bilir)— O. Kuntman
3:5
6
هُوَ الَّذ۪ي يُصَوِّرُكُمْ فِي الْاَرْحَامِ كَيْفَ يَشَٓاءُۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ٦
Huvellezî yusavvirukum fîl erhâmi keyfe yeşâ’(yeşâu), lâ ilâhe illâ huvel azîzul hakîm(hakîmu).
(Nasıl bilmesin ki) Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren O'dur. (ta ananızın karnında iken her halinizden haberdar olan Rabbinizin ayetlerini nasıl inkar edebilir siniz? Küfrünüzü açığa vurmayıp kalbinizde sır olarak sakladığınızdan O’nun haberdar olmadığını mı sanıyorsunuz? Ey kıyamete dek gelecek bütün insanlar sakın Rabbinizin ayetlerini inkar etmeyin. Onun gönderdiği her peygambere ve indirdiği her kitaba iman edin ve bilin ki, ayetlerini inkar edenlere çok şiddetli ceza verendir O!..) O'ndan başka ilah yoktur, herşeye gücü yetendir, hüküm ve hikmet sahibidir O!— O. Kuntman
3:6
7
هُوَ الَّـذ۪ٓي اَنْزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ اٰيَاتٌ مُحْكَمَاتٌ هُنَّ اُمُّ الْكِتَابِ وَاُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌۜ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ ابْتِغَٓاءَ الْفِتْنَةِ وَابْتِغَٓاءَ تَأْو۪يلِه۪ۚ وَمَا يَعْلَمُ تَأْو۪يلَهُٓ اِلَّا اللّٰهُۢ وَالرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ يَقُولُونَ اٰمَنَّا بِه۪ۙ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ رَبِّنَاۚ وَمَا يَذَّكَّرُ اِلَّٓا اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ ٧
Huvellezî enzele aleykel kitâbe minhu âyâtun muhkemâtun hunne ummul kitâbi ve uharu muteşâbihât(muteşâbihâtun), fe emmâllezîne fî kulûbihim zeygun fe yettebiûne mâ teşâbehe minhubtigâel fitneti vebtigâe te’vîlihi, ve mâ ya’lemu te’vîlehû illâllâh(illâllâhu), ver râsihûne fîl ilmi yekûlûne âmennâ bihî, kullun min indi rabbinâ, ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi).
(Ey Muhammed) Sana Kitabı indiren O'dur; onun (Kur'an'ın) ayetlerinin bir kısmı muhkemdir, (hüküm, emir ve yasaklarla ilgilidir, manası kesindir, yoruma gerek yoktur, te'vil edilerek başka bir anlam verilemez, herkes tarafından anlaşılabilir) Ki bu ayetler Kitab'ın anasını (temelini, esasını) teşkil eder. (Hak ile batılı ayıran, ilimde amelde peşine düşülmesi ve uyulması gereken temel ilkeler ve belgeler, hidayet -doğru yolu bulmak- için deliller bunlardır) Ayetlerinin diğer bir kısmı ise, müteşabihlerdir (çeşitli anlamlar verilmesi olasılığı bulunan ayetlerdir. Bu ayetlerin bir çok anlama gelme olasılığı muhkem ayetlerle mukayese edilme sayesinde giderilir, müteşabihâtın muhkemâta dönüşmesi göz önüne alınacak olursa, ayetlerin tümü muhkem demektir. Nitekim Hud suresinin 1. ayetinde: "Bu öyle bir kitaptır ki ayetleri muhkem kılınmıştır" buyurulmuştur) Fakat kalblerinde eğrilik olanlar (sapıklığa meyyal olanlar) fitne çıkarmak (halkı kuşkuya düşürüp doğru yoldan çıkarmak) için, bu ayetleri te'vile yeltenirler; (muhkem ayetler yerine) müteşâbih ayetlere tabi olurlar. Oysa onun te'vilini Allah'tan başkası bilmez ve ilimde ileri gidenler de (ancak Onun dilediği kadarını kavrayabilirler) "Biz ona (Kur’an’a) iman ettik, (muhkemi ve müteşâbihi ile hepsi) Rabbimiz katındadır" derler, (böyle) Selim akıl sahiplerinden başkası (bu gerçeği) düşünüp kavrayamaz (onlar müteşâbih ayetlere ancak muhkem ayetlerin ışığında mana vermeye çalışırlar, buna rağmen yine de çekinirler ve)— O. Kuntman
3:7
8
رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ اِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةًۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ ٨
Rabbenâ lâ tuziğ kulûbenâ ba’de iz hedeytenâ veheb lenâ min ledunke rahmeh(rahmeten), inneke entel vehhâb(vehhâbu).
"Ey Rabbimiz; bizi doğru yola ilettikten sonra, kalblerimizi (haktan) saptırma, bize katından rahmet ihsan eyle, şüphe yok ki, lutfu keremi en bol olan Sensin.— O. Kuntman
3:8
9
رَبَّنَٓا اِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لَا رَيْبَ ف۪يهِۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُخْلِفُ الْم۪يعَادَ۟ ٩
Rabbenâ inneke câmiun nâsi li yevmin lâ raybe fîh(fîhî), innallâhe lâ yuhliful mîâd(mîâde).
Ey Rabbimiz, muhakkak ki, insanları, geleceğinde hiç kuşku olmayan o günde bir araya toplayacak olan Sensin" diye dua ve niyaz ederler. Şüphe yok ki, Allah asla va'dinden dönmez! (iman ehli, Allah'ın va'ad ettiği rahmetine ve yardımına erecek, inkar da ısrar edenler de va'dini, ceza ve azabını bütün şiddetiyle göreceklerdir.)— O. Kuntman
3:9
10
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَنْ تُغْنِيَ عَنْهُمْ اَمْوَالُهُمْ وَلَٓا اَوْلَادُهُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاًۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمْ وَقُودُ النَّارِۙ ٠١
İnnellezîne keferû len tuğniye anhum emvâluhum ve lâ evlâduhum minallâhi şey’â(şey’en), ve ûlâike hum vekûdun nâr(nâri).
Gerçek şu ki, (Rablerinin ayetlerini) inkar edenlerin ne mallan ne de evlatları, kendilerine Allah'tan gelecek bir zararı önleyebilir! Çünkü, onlar cehennem ateşinin yakıtı olacaklardır.— O. Kuntman
3:10
11
كَدَأْبِ اٰلِ فِرْعَوْنَۙ وَالَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَاۚ فَاَخَذَهُمُ اللّٰهُ بِذُنُوبِهِمْۜ وَاللّٰهُ شَد۪يدُ الْعِقَابِ ١١
Ke de’bi âli fir’avne, vellezîne min kablihim kezzebû bi âyâtinâ, fe ehazehumullâhu bi zunûbihim vallâhu şedîdul ıkâb(ıkâbi).
(Onların bu davranışı) Tıpkı; Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin davranışı gibidir ki (o ümmetler) ayetlerimizi yalan saydılar da Allah, işledikleri günahlar yüzünden yakalayıp onları perişan etti. Allah, cezası çok şiddetli olandır.— O. Kuntman
3:11
12
قُلْ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَتُغْلَبُونَ وَتُحْشَرُونَ اِلٰى جَهَنَّمَۜ وَبِئْسَ الْمِهَادُ ٢١
Kul lillezîne keferû se tuglebûne ve tuhşerûne ilâ cehennem(cehenneme), ve bi’sel mihâd(mihâdu).
(Ey Muhammed, ayetlerimizi) İnkar edenlere de ki: "Siz muhakkak (yakında) yenilgiye uğrayacaksınız ve (ahirette) toplanıp cehenneme sürüleceksiniz, orası ne kötü bir yataktır, (sonsuza dek kalınacak ateş her yanlarını saracaktır)— O. Kuntman
3:12
13
قَدْ كَانَ لَكُمْ اٰيَةٌ ف۪ي فِئَتَيْنِ الْتَقَتَاۜ فِئَةٌ تُقَاتِلُ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَاُخْرٰى كَافِرَةٌ يَرَوْنَهُمْ مِثْلَيْهِمْ رَأْيَ الْعَيْنِۜ وَاللّٰهُ يُؤَيِّدُ بِنَصْرِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَعِبْرَةً لِاُو۬لِي الْاَبْصَارِ ٣١
Kad kâne lekum âyetun fî fieteynil tekatâ fietun tukâtilu fî sebîlillâhi ve uhrâ kâfiratun yeravnehum misleyhim ra’yel ayn(ayni), vallâhu yûeyyidu bi nasrihî men yeşâ’(yeşâu) inne fî zâlike le ibreten li ulîl ebsâr(ebsâri).
(Ey iman edenler, kazanmış olduğunuz Bedir savaşında) Karşı karşıya gelen o iki toplulukta, kuşkusuz sizin için büyük bir ibret vardı ki, onlardan biri (sizler) Allah yolunda savaşıyordu, diğeri ise, kafir idi. (Müşrikler, müminlerden üç misli fazla idi. Fakat) Müşriklerin gözüne, müminler kendilerinin iki misli görünüyordu! Allah, -kuşkusuz- kimi dilerse onu yardımıyla destekler, şüphe yok ki basiret sahipleri için büyük bir ibret vardır.— O. Kuntman
3:13
14
زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَٓاءِ وَالْبَن۪ينَ وَالْقَنَاط۪يرِ الْمُقَنْطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالْاَنْعَامِ وَالْحَرْثِۜ ذٰلِكَ مَتَاعُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ وَاللّٰهُ عِنْدَهُ حُسْنُ الْمَاٰبِ ٤١
Zuyyine lin nâsi hubbuş şehevâti minen nisâi vel benîne vel kanâtîril mukantarati minez zehebi vel fıddati vel haylil musevvemeti vel en’âmi vel hars(harsi), zâlike metâul hayâtid dunyâ, vallâhu indehu HUSNUL MEÂB(meâbi).
İnsanlar için; kadınlar, oğullar, altın ile gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler süslenip kendilerine cazip gösterilmiştir! (Bunların hepsi birer imtihandır, aşırı gidip harama kaçmamalıdır, bunlara dalıp ahireti unutmamalıdır. çünkü) Bunlar dünya hayatının (geçici) menfaatleridir, oysa (sonunda) varılacak (ve sonsuza kadar kalınacak) güzel yerin (cennetin) bütün güzellikleri Allah'ın katındadır, (işte kafirler, bu ahiret ni'metlerine inanmadıkları için, savaşta yenilgiye uğradılar)— O. Kuntman
3:14
15
قُلْ اَؤُ۬نَبِّئُكُمْ بِخَيْرٍ مِنْ ذٰلِكُمْۜ لِلَّذ۪ينَ اتَّقَوْا عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَا وَاَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ بَص۪يرٌ بِالْعِبَادِۚ ٥١
Kul e unebbiukum bi hayrın min zâlikum, lillezînettekav inde rabbihim cennâtun tecrî min tahtıhel enhâru hâlidîne fîhâ ve ezvâcun mutahharatun ve rıdvânun minallâh(minallâhi), vallâhu basîrun bil ıbâd(ıbâdi).
(Ey Muhammed) De ki: "Size bunlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Takva sahipleri için, -sonsuza dek kalacakları- (ağaçlarının) altından ırmaklar akan cennetler vardır, tertemiz eşler ve Allah'ın rızası vardır!" Allah, (kuşkusuz) kullarını hakkıyle görendir, (kimin takva sahibi olduğunu bilir ki)— O. Kuntman
3:15
16
اَلَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اِنَّـنَٓا اٰمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِۚ ٦١
Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr(nâri).
Onlar; "Ey Rabbimiz, biz iman ettik, bizim suçlarımızı bağışla ve bizi cehennem azabından koru" diye niyazda bulunan,— O. Kuntman
3:16
17
اَلصَّابِر۪ينَ وَالصَّادِق۪ينَ وَالْقَانِت۪ينَ وَالْمُنْفِق۪ينَ وَالْمُسْتَغْفِر۪ينَ بِالْاَسْحَارِ ٧١
Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr(eshâri).
Sabreden, dürüstlükten şaşmayan, gönülden ibadet eden, mallarını hayra harcayan ve seher vakitlerinde (yalvarıp Rablerinden) bağışlanma dileyenlerdir. (Ey insanlar, hepinizin haberiniz olsun ki)— O. Kuntman
3:17
18
شَهِدَ اللّٰهُ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۙ وَالْمَلٰٓئِكَةُ وَاُو۬لُوا الْعِلْمِ قَٓائِماً بِالْقِسْطِۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُۜ ٨١
Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ huve, vel melâiketu ve ulûl ilmi kâimen bil kıst(kıstı), lâ ilâhe illâ huvel azîzul hakîm(hakîmu).
Allah kendisinden başka bir ilah olmadığına -adaleti ayakta tutarak- şehadet etmiştir. Melekler ve ilim sahipleri de (şahadet ederler ki) O'ndan başka ilah yoktur, herşeye gücü yetendir, hüküm ve hikmet sahibidir O!— O. Kuntman
3:18
19
اِنَّ الدّ۪ينَ عِنْدَ اللّٰهِ الْاِسْلَامُ۠ وَمَا اخْتَلَفَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ اِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَهُمُ الْعِلْمُ بَغْياً بَيْنَهُمْۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ فَاِنَّ اللّٰهَ سَر۪يعُ الْحِسَابِ ٩١
İnned dîne indâllâhil islâm(islâmu), ve mahtelefellezîne ûtûl kitâbe illâ min ba’di mâ câehumulılmu bagyen beynehum, ve men yekfur bi âyâtillâhi fe innallâhe serîul hısâb(hısâbı).
Allah katında din İslam'dır. (Allah katında kendi ilahi rızasına uygun ve mutluluk hedefine iletecek olan hak dinin İslam olduğunda kuşku yoktur. Çünkü; "Allah'tan başka ilah yoktuır" diyerek İslam dininin temel ilkesi olan Allah'ın birliğine inanmak ve Allah katında gönderilen peygamberlerin tümüne iman etmek esastır, İslam'ın diğer kurallarının uygulanması bu inanca bağlıdır) Kitap verilenler ancak kendilerine ilim (Resulullah’ın son peygamber olduğuna ait kesin deliller) geldikten sonradır ki, aralarındaki haset ve kıskançlıktan dolayı ayrılığa düştüler, (kimi hak dini kabul etti, kimi ise mevki hırsı ile inkar etti, herkes bilmeli ki) Kim Allah'ın ayetlerini inkar ederse; şüphe yok ki Allah, hesabı çok çabuk görendir, (hak ettikleri cezayı mutlaka verir)— O. Kuntman
3:19
20
فَاِنْ حَٓاجُّوكَ فَقُلْ اَسْلَمْتُ وَجْهِيَ لِلّٰهِ وَمَنِ اتَّـبَعَنِۜ وَقُلْ لِلَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ وَالْاُمِّيّ۪نَ ءَاَسْلَمْتُمْۜ فَاِنْ اَسْلَمُوا فَقَدِ اهْتَدَوْاۚ وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّمَا عَلَيْكَ الْبَلَاغُۜ وَاللّٰهُ بَص۪يرٌ بِالْعِبَادِ۟ ٠٢
Fe in hâccûke fe kul eslemtu vechiye lillâhi ve menittebean(menittebeani), ve kul lillezîne ûtûl kitâbe vel ummiyyîne e eslemtum, fe in eslemû fe kadihtedev, ve in tevellev fe innemâ aleykel belâg(belâgu), vallâhu basîrun bil ibâd(ibâdi).
(Ey Muhammed, Rablerinin ayetlerini inkar edenler) Eğer seninle tartışmaya girerlerse; "Ben bana tabi olanlarla birlikte kendimi Allah'a teslim ettim!" diyerek onları uyar ve o kendilerine kitap verilenler ile ûmmilere (Kitap verilmeyen Arap müşriklerine): Siz de İslam'ı kabul ettiniz mi? diyerek teklifte bulun. Eğer İslam'a girerlerse, doğru yolu bulmuş olurlar, yok eğer (Hak davetinden) yüz çevirirlerse, sana düşen görev ancak tebliğdir. Allah kullarını elbet hakkıyle görendir. (Hak daveti kabul etmeyenlerin kimler olduğunu bilir ve hak ettikleri cezayı verir)— O. Kuntman
3:20
21
اِنَّ الَّذ۪ينَ يَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَيَقْتُلُونَ النَّبِيّ۪نَ بِغَيْرِ حَقٍّۙ وَيَقْتُلُونَ الَّذ۪ينَ يَأْمُرُونَ بِالْقِسْطِ مِنَ النَّاسِۙ فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ اَل۪يمٍ ١٢
İnnellezîne yekfurûne bi âyâtillâhi ve yaktulûnen nebiyyîne bi gayri hakkın ve yaktulûnellezîne ye’murûne bil kıstı minen nâsi, fe beşşirhum bi azâbin elîm(elîmin).
(Ey Muhammed) Allah'ın ayetlerini inkar edenlere, peygamberlerini ve adaleti emreden kimseleri haksız yere öldürenlere (ahirette) çok çetin bir azap olduğunu haber ver!— O. Kuntman
3:21
22
اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۘ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ ٢٢
Ulâikellezîne habitat a’mâluhum fîd dunyâ vel âhirah(âhirati), ve mâ lehum min nâsırîn(nâsırîne).
İşte bunlar o kimselerdir ki, amelleri hem dünyada hem de ahirette (hesap gününde) boşa gitmiştir ve onların hiçbir yardımcısı da yoktur, (çünkü iman olmadan yapılan hayırların hiçbir değeri yoktur)— O. Kuntman
3:22
23
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا نَص۪يباً مِنَ الْكِتَابِ يُدْعَوْنَ اِلٰى كِتَابِ اللّٰهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ يَتَوَلّٰى فَر۪يقٌ مِنْهُمْ وَهُمْ مُعْرِضُونَ ٣٢
E lem tera ilellezîne ûtû nasîben minel kitâbi yud’avne ilâ kitâbillâhi li yahkume beynehum summe yetevellâ ferîkun minhum ve hum mu’ridûn(mu’ridûne).
(Ey Muhammed) Kendilerine kitaptan bir pay verilenlerin (yahudilerin) halini görüyorsun ki, aralarında hakem olması için, Allah'ın kitabına (Tevrat'a) çağırıyorlar da, içlerinden bir gurup cayarak geri dönüp gidiyor. İşte onlar böyle gerçeklerden yüz çevirmeyi adet edinmiş kimselerdir!— O. Kuntman
3:23
24
ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُوا لَنْ تَمَسَّنَا النَّارُ اِلَّٓا اَيَّاماً مَعْدُودَاتٍۖ وَغَرَّهُمْ ف۪ي د۪ينِهِمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ ٤٢
Zâlike bi ennehum kâlû len temessenen nâru illâ eyyâmen ma’dûdât(ma’dûdâtin), ve garrahum fî dînihim mâ kânû yefterûn(yefterûne).
Bunun, (kendi kitaplarını hakem olarak kabul etmemelerinin) sebebi, (kitaplarındaki hükümleri hiçe sayarak kendilerine ayrıcalık tanımaları ve) "Bize cehennem ateşi sayılı günlerden (buzağıya tapmış olduğumuz günlerden) başka asla dokunmayacak" demeleridir; onları dinlerinde, uydurmuş oldukları böyle yalanlar yanıltmıştır.— O. Kuntman
3:24
25
فَكَيْفَ اِذَا جَمَعْنَاهُمْ لِيَوْمٍ لَا رَيْبَ ف۪يهِ وَوُفِّيَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ ٥٢
Fe keyfe izâ cema’nâhum li yevmin lâ raybe fîhi ve vuffiyet kullu nefsin mâ kesebet ve hum lâ yuzlemûn(yuzlemûne).
(Hiç düşünmezler mi ki) Onları (o yalan uyduranları) gelmesinde hiç kuşku olmayan kıyamet gününde topladığımız ve herkese -hiç haksızlık edilmeyerek-, yapmış olduğu amellerin karşılığı ödediğimiz zaman halleri nice olacak?— O. Kuntman
3:25
26
قُلِ اللّٰهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَٓاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَٓاءُۘ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَٓاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَٓاءُۜ بِيَدِكَ الْخَيْرُۜ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ٦٢
Kulillâhumme mâlikel mulki tû’til mulke men teşâu ve tenziul mulke mimmen teşâ’(teşâu), ve tuizzu men teşâu ve tuzillu men teşâ’(teşâu, bi yedikel hayr(hayru), inneke alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
(Ey Muhammed) De ki: "Ey mülkün (gerçek) sahibi olan Allahım; Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden (İsrailoğullarından aldığın gibi) çekip geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de zelil kılarsın, hayır; ancak senin kudretinin elindedir, şüphe yok ki Sen her şeye kadirsin!— O. Kuntman
3:26
27
تُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِۘ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّۘ وَتَرْزُقُ مَنْ تَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ ٧٢
Tûlicul leyle fîn nehâri ve tûlicun nehâra fîl leyl(leyli), ve tuhricul hayya minel meyyiti ve tuhricul meyyite minel hayy(hayyi), ve terzuku men teşâu bi gayri hısâb(hısâbın).
Geceyi gündüze, gündüzü de geceye katarsın, ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkarırsın! (manevi bakımdan ölü durumda olan müşriklerden, müslüman bir ümmet; puta tapan Azer'in sulbünden İbrahim a.s. çıkarırsın. Nuh a.s.'un sulbünden de, puta tapan bir oğul çıkarırsın) Ve dilediğine de sayısız rızık verirsin.— O. Kuntman
3:27
28
لَا يَتَّخِذِ الْمُؤْمِنُونَ الْكَافِر۪ينَ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِن۪ينَۚ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ فَلَيْسَ مِنَ اللّٰهِ ف۪ي شَيْءٍ اِلَّٓا اَنْ تَتَّقُوا مِنْهُمْ تُقٰيةًۜ وَيُحَذِّرُكُمُ اللّٰهُ نَفْسَهُۜ وَاِلَى اللّٰهِ الْمَص۪يرُ ٨٢
Lâ yettehizil mu’minûnel kâfirîne evliyâe min dûnil mu’minîn(mu’minîne), ve men yef’al zâlike fe leyse minallâhi fî şey’in illâ en tettekû minhum tukâta(tukâten), ve yuhazzirukumullâhu nefseh(nefsehu), ve ilallâhil masîr(masîru).
Müminler, müminleri bırakıp da kafirleri (içli dışlı) dost edinmesin, Kim böyle bir davranışta bulunursa artık o Allah'ın yardımına nail olmaz. Meğerki, onlardan gelebilecek bir tehlikeden sakınmak için ola! (onların hakim olduğu yerde, -şerlerinden korunmak için- onlarla zahiren dostane bir ilişki kurabilirsiniz, elverir ki böyle bir davranış başka müslümanların zararına olmasın) Allah, emirlerine karşı gelmekten sizi sakındırıyor, dönüş ancak Allah'adır!— O. Kuntman
3:28
29
قُلْ اِنْ تُخْفُوا مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ اَوْ تُبْدُوهُ يَعْلَمْهُ اللّٰهُۜ وَيَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ٩٢
Kul in tuhfû mâ fî sudûrikum ev tubdûhu ya’lemhullâh(ya’lemhullâhu), ve ya’lemu mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı), vallâhu alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
(Ey Muhammed) De ki: Kalblerinizde olanları (bu arada kafirlere olan muhabbeti) gizleseniz de, açığa vursanız da Allah bilir. (O) Göklerde ve yerde ne varsa hepsini bilir. Allah herşeye kadirdir!— O. Kuntman
3:29
30
يَوْمَ تَجِدُ كُلُّ نَفْسٍ مَا عَمِلَتْ مِنْ خَيْرٍ مُحْضَراًۚۛ وَمَا عَمِلَتْ مِنْ سُٓوءٍۚۛ تَوَدُّ لَوْ اَنَّ بَيْنَهَا وَبَيْنَهُٓ اَمَداً بَع۪يداًۜ وَيُحَذِّرُكُمُ اللّٰهُ نَفْسَهُۜ وَاللّٰهُ رَؤُ۫فٌ بِالْعِبَادِ۟ ٠٣
Yevme tecidu kullu nefsin mâ amilet min hayrin muhdâran, ve mâ amilet min sû’(sûin), teveddu lev enne beynehâ ve beynehû emeden baîdâ(baîden), ve yuhazzirukumullâhu nefseh(nefsehu), vallâhu raûfun bil ıbâd(ıbâdi).
(Hatırınızdan) O günü (bir an olsun çıkarmayın) ki, herkes (dünyada) ne hayır işlemişse karşısında onu hazır bulacak, ne de kötülük işlemişse, onunla kendi arasında uzun bir mesafe olmasını arzu edecektir. Allah, emirlerine karşı gelmekten sizi sakındırıyor. Allah, kullarına karşı çok şefkatlidir.— O. Kuntman
3:30
Yükleniyor...
Al-i İmran
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle