هُوَ الَّـذ۪ٓي اَنْزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ اٰيَاتٌ مُحْكَمَاتٌ هُنَّ اُمُّ الْكِتَابِ وَاُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌۜ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ ابْتِغَٓاءَ الْفِتْنَةِ وَابْتِغَٓاءَ تَأْو۪يلِه۪ۚ وَمَا يَعْلَمُ تَأْو۪يلَهُٓ اِلَّا اللّٰهُۢ وَالرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ يَقُولُونَ اٰمَنَّا بِه۪ۙ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ رَبِّنَاۚ وَمَا يَذَّكَّرُ اِلَّٓا اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ ٧
Huvellezî enzele aleykel kitâbe minhu âyâtun muhkemâtun hunne ummul kitâbi ve uharu muteşâbihât(muteşâbihâtun), fe emmâllezîne fî kulûbihim zeygun fe yettebiûne mâ teşâbehe minhubtigâel fitneti vebtigâe te’vîlihi, ve mâ ya’lemu te’vîlehû illâllâh(illâllâhu), ver râsihûne fîl ilmi yekûlûne âmennâ bihî, kullun min indi rabbinâ, ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi).
(Ey Muhammed) Sana Kitabı indiren O'dur; onun (Kur'an'ın) ayetlerinin bir kısmı muhkemdir, (hüküm, emir ve yasaklarla ilgilidir, manası kesindir, yoruma gerek yoktur, te'vil edilerek başka bir anlam verilemez, herkes tarafından anlaşılabilir) Ki bu ayetler Kitab'ın anasını (temelini, esasını) teşkil eder. (Hak ile batılı ayıran, ilimde amelde peşine düşülmesi ve uyulması gereken temel ilkeler ve belgeler, hidayet -doğru yolu bulmak- için deliller bunlardır) Ayetlerinin diğer bir kısmı ise, müteşabihlerdir (çeşitli anlamlar verilmesi olasılığı bulunan ayetlerdir. Bu ayetlerin bir çok anlama gelme olasılığı muhkem ayetlerle mukayese edilme sayesinde giderilir, müteşabihâtın muhkemâta dönüşmesi göz önüne alınacak olursa, ayetlerin tümü muhkem demektir. Nitekim Hud suresinin 1. ayetinde: "Bu öyle bir kitaptır ki ayetleri muhkem kılınmıştır" buyurulmuştur) Fakat kalblerinde eğrilik olanlar (sapıklığa meyyal olanlar) fitne çıkarmak (halkı kuşkuya düşürüp doğru yoldan çıkarmak) için, bu ayetleri te'vile yeltenirler; (muhkem ayetler yerine) müteşâbih ayetlere tabi olurlar. Oysa onun te'vilini Allah'tan başkası bilmez ve ilimde ileri gidenler de (ancak Onun dilediği kadarını kavrayabilirler) "Biz ona (Kur’an’a) iman ettik, (muhkemi ve müteşâbihi ile hepsi) Rabbimiz katındadır" derler, (böyle) Selim akıl sahiplerinden başkası (bu gerçeği) düşünüp kavrayamaz (onlar müteşâbih ayetlere ancak muhkem ayetlerin ışığında mana vermeye çalışırlar, buna rağmen yine de çekinirler ve)— O. Kuntman